Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Çalışanlarına Ramazan’da Beslenme Önerileri

Yayınlandı

tarihinde

Ofis Çalışanlarına Ramazan’da Beslenme Önerileri

Ramazan’da beslenme ofis çalışanları için ufak tefek sorunlar ortaya çıkartabiliyor. Çünkü oruç tutarken veriminizi ve enerjinizi korumak zorlayıcı olabiliyor. Ramazan ayında hem orucumu tutayım hem de işlerim geri kalmasın diyorsanız, beslenme düzeninizde dikkat etmeniz gereken birkaç konu bulunuyor. Merak edenler için ofis çalışanlarına Ramazan’da beslenme önerileri bu içeriğimizde.

Ramazan’da Beslenme Önerileri

Ramazan’da beslenme alışkanlıklarınıza dikkat ederek iş vermenizi düşünmeden rahat bir şekilde oruç tutabilirsiniz. Bu noktada aşağıda vermiş olduğumuz tavsiyelerden yararlanarak hem orucunuzu tutmuş olursunuz hem de işlerinizin aksamasının önüne geçersiniz.

Ofis Çalışanlarına Ramazan’da Beslenme Önerileri

1.     Sahur Öğünleri Önemli

Uykunun bölünmesi elbette hiçbirimizin ilk tercihi değil. Ancak sahura atlayarak oruç tutmaya çalışırsanız bu, gün içerisinde halsiz ve yorgun hissetmenize neden olur. Bu yüzden sahur öğünü atlanmamalıdır. Sahur öğününü atlarsanız ya da sadece su içerseniz aç kalma sürenizi 4-5 saat daha uzatmış olursunuz. Bu da doğal olarak kan şekerinizin erken saatlerde düşmesine neden olur. Verimli bir gün iş günü için sahur öğününde susatmayan, gün içinde enerjinizi koruyabileceğiniz gıdalar tüketmelisiniz. Ramazan ayında kilo almak istemiyorsanız sahurda ağır yemekler tüketmemelisiniz. Çünkü ağır yemekler metabolizma hızına düşürüyor bu da yemeklerin yağa dönüşme hızını ve kilo alma riskini arttırır.

2.     Sıvı Tüketimine Dikkat

Normal şartlarda yetişkin bir bireyin ortalama günlük 2 litre su içmesi gerekir. Susuz kalmak vücudunuzda çeşitli rahatsızlıklara neden olabilir. Örneğin baş ağrısı susuzluğun belirtileri arasındadır. Gün içinde çalışma veriminizin düşmemesi için Ramazan ayında sıvı ihtiyacınızı doğru bir şekilde karşılamalısınız. Ramazan’da beslenme ve su tüketimi oldukça önemlidir. İftarda, iftar sonrası ara öğünlerde ve sahurda düzenli olarak su tüketmelisiniz. Bununla birlikte taze sıkılmış meyve suyu, sade soda, ayran gibi sıvı ihtiyacınızı karşılayacak içecekler tüketebilirsiniz.

3.     Enerjinizi Arttıran Sağlıklı Yiyecekler Tüketin

Ağır olmayan ama besin değeri yüksek karbonhidrat protein ve vitamin bakımından zengin gıdalar tüketmelisiniz. Peynir, süt, yoğurt, tam tahıllı ekmek, yumurta gibi kahvaltılıklar ile sahurunuzu yapabilirsiniz. Aynı zamanda çorba, zeytinyağlı hafif yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün de tercih edebilirsiniz. Metabolizması hızlı kişiler gün içerisinde acıkma problemi yaşamamak için midenin boşalma süresini uzatan gıdalar tercih edebilir. Nohut, mercimek, kuru fasulye, bulgur pilavı gibi yemekleri tercih ederek gün içerisinde erken saatlerde acıkmanın önüne geçebilirsiniz. Sahurda aşırı tuzlu, yağlı ve ağır yemeklerden ayrıca hamur işlerinden uzak durmanız daha sağlıklıdır.

Ofis Çalışanlarına Ramazan’da Beslenme Önerileri

4.     İftardan Sonra Aralıklı ve Ufak Porsiyonlar Tercih Edin

Ramazan’da beslenme alışkanlıkları kilonuzu, çalışma veriminizi, gün içerisindeki enerjinizi etkileyen başlıca faktördür. Bu yüzden ağır porsiyonlar tercih etmek yerine iftardan sonra aralıklı ve ufak porsiyonlar ile midenizin rahatsız olmasının önüne geçebilirsiniz. Oruç tutarken kan şekeri düşebilir. Bu da doğal olarak insanlarda çok miktarda besin tüketme isteğine doğurur. Ancak çok hızlı yemek yemek ve enerjisi yüksek besinleri aynı anda tüketmek sağlık açısından zararlıdır ve kilo alımını arttırır. Ramazan’da beslenme alışkanlıklarınızın sağlıklı olması ve kilo almaktan kaçınmak için porsiyonlarınızı düşürüp sık aralıklarla tüketmeye özen gösterebilirsiniz.

5.     Bağışıklık Sisteminize Önem Verin

Oruç tutarken bağışıklık sisteminizi güçlü tutmaya dikkat etmelisiniz. Bunun için A ve C vitaminleri aynı zamanda antioksidan bakımından zengin gıdaları tüketebilirsiniz. Brokoli, havuç, kabak, karnabahar, lahana, maydanoz gibi sebzeler yanı sıra elma, mandalina, portakal gibi meyveleri tüketmeniz bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Yine E vitamini bakımından zengin yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz, kuru baklagil ve yağlı tohumlar ile sağlıklı bir beslenme sürdürebilirsiniz. Probiyotik besinler, kuru baklagiller, sebzeler, meyveler, tam tahıllar yağlı tohumlar bağışıklık sistemini olumlu etkiler.

Ramazan’da Beslenme Önerileri

Oruç Tutan Ofis Çalışanlarının Soruları

Hem oruç tutuyor hem de çalışıyorsanız, bu bir aylık süreç için çeşitli sorularınız olabilir. Merak ettiğiniz sorular ve cevapları sizlerle paylaşıyoruz.

Ramazan’da Su Tüketimi Nasıl Olmalıdır?

Ramazan ayında su tüketimi oldukça önemlidir. Çünkü su sağlıklı düşünebilmemiz, iç organlarımızın sağlıklı işleyişi, zinde hissetmemiz gibi birçok açıdan bize fayda sağlar. Özellikle oruç tutarken çalışan insanların iftardan sahura kadar olan süreçte düzenli olarak su tüketmeleri gerekir. Bunun yanı sıra su oranı bakımından zengin salatalık, avokado, portakal gibi sebze ve meyveler tüketebilirsiniz. Yine meyve suyu, ayran, soda gibi içecekler tüketerek vücudunuzun sudan yoksun kalmasının önüne geçmiş olursunuz.

Ramazanda su tüketimi

Oruçta Baş Ağrısı Olmaması için Ne Yapmalı?

Hem oruçluyken hem de iftardan sonra baş ağrısı ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Susuzluk açlık ve yorgunluk oruçluyken başınızın ağrımasına neden olabilir. İftardan sonra ise kan şekeri hızlı yükseldiği için bu durum baş ağrısını tetikler. Bu noktadan oruçluyken ortaya çıkan baş ağrıları için nefes ve gevşeme egzersizleri yapabilirsiniz. Temiz havaya çıkmak, sakin bir ortamda kısa molalar vermek baş ağrınızı gidermek için yardımcı olacaktır. İftarda ise kan şekerinizi hızlı yükselten büyük porsiyonlar yerine ufak ve hafif porsiyonlar tercih ederek baş ağrısı sorununun önüne geçebilirsiniz. Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları ile iftar sonrası kendinizi rahatlatabilirsiniz.

Gün İçinde Enerjimin Düşmemesi için Sahurda Ne Yemeliyim?

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki sahurda ağır yiyecekler, aşırı yağlı, tuzlu veya hamur işleri tüketmemeye özen göstermelisiniz. Bunun yanı sıra protein ve vitamin bakımından zengin aynı zamanda fiziksel ağırlık yaşatmayacak besinler tüketmelisiniz. Brokoli, havuç, karnabahar, kereviz, yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar, maydanoz gibi besinleri rahatlıkla tüketebilirsiniz.

  • Yulaf ezmesi lif oranı yüksek besinler arasındadır. Özellikle sindirilmesi uzun sürdüğü için tokluk hissi de uzun sürer. Yani rahatlıkla tüketebilirsiniz.
  • Bulgur, makarna, mercimek, yumurta, salatalık, yoğurt, avokado, muz, peynir, tavuk gibi besinleri tüketerek gün içerisinde enerjinizin düşmesinin önüne geçersiniz.

Ramazan'da beslenme önerileri

Susatmayan Yiyecekler Hangileridir?

Susatmayacak yiyecekler listemizde sebzeler ve meyveler başta geliyor. Özellikle hafif olan bu besinleri tüketerek gün içerisinde hem enerjiniz korumuş hem de susamınızın önüne geçmiş olursunuz. Muz, avokado, salatalık, yoğurt, yumurta, yulaf ezmesi, sade makarna, elma, haşlanmış tavuk, esmer pirinç, mercimek, hurma ve incir size susatmayacak ve sahurda rahatlıkla tüketebileceğiniz besinler listesinde yer alır.

Sahurda Tokluk Hissi Veren Yiyecekler Hangileridir?

Ramazan’da beslenme alışkanlıkları oldukça önemlidir. Sizi tok tutacak yiyecekler ile gün içinde enerjinizi korumuş olursunuz. Yumurta, tahıllar, yeşillikler, süt ürünleri, kuruyemiş gibi besinler tokluk hissini uzun süreli olarak korur.

Sahurda Yenmemesi Gereken Yiyecekler Nelerdir?

Uzmanlar özellikle oruç tutan çalışanlar için mutlaka sahur öğününü yapmaları ve protein içeriği yüksek sizi tok tutacak, susuzluk hissi yaratmayacak, hafif ve doyurucu beslenmenizi tavsiye ederler.

  • Bu noktada sürülebilen çikolata bal reçel gibi tatlı besinler kan şekerini hızlı yükseltip hızlı düşürür. Erken acıkmaya neden olduğu için ve ayrıca susattığı için sahurda bu yiyecekleri tüketmekten kaçınmalısınız.
  • Ramazan pidesi iftarda severek tükettiğimiz bir ekmek türü olsa da glisemik indeksi yüksektir. Bu da çabuk acıkmaya neden olur. Sahurda tam tahıllı ekmekler tüketmeye dikkat edebilirsiniz.
  • Patates hızlı acıktıran besinlerden birisidir. Bununla birlikte kızartma şeklinde yaptığınız patates hem hızlı acıktırdığı hem de susattığı için tercih etmemelisiniz.
  • Yüksek şeker içeren meyveler çabuk acıktırma özelliğine sahiptir. Bu yüzden kavun, karpuz, üzüm gibi şeker oranı yüksek olan meyveleri sahurda tüketmeyin.

Ramazan’da nasıl beslenmek gerekir diyorsanız tüm bu noktalara tek tek dikkat etmeniz gerekmektedir. Bu sayede veriminiz düşmeden hem orucunuzu tutabilir hem de işlerinize gerektiği kadar odaklanabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. İlk sen değerlendir

    10 Mart 2023 saat 23:52

    Teşekkürler bilgi icin

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler