Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Ramazan'ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayının gelişiyle birlikte bitki çaylarına talep arttı. Bilindiği üzere, Ramazan ayında oruç tutanların vücutlarında bazı değişimler oluşmakta. Gün içinde uzun süre susuz kalmak, sahurda ve iftarda yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklanan hazım sorunları, uykusuzluk, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı gibi şikayetler karşısında bitki çaylarına yönelmek faydalı olabilir. Basit ve orta seviyeli şikayetler için bitki çayları vücutta rahatlama sağlayabilir. Daha ileri şikayetler için mutlaka hekiminize başvurmalısınız. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Ada Çayı

Antik Mısır’da pek çok hastalığın tedavisinde kullanılan ada çayı, zaman içinde Yunan ve Roma coğrafyasına yayılmış ve yüzlerce yıl tedavi amacıyla kullanılmaya devam etmiş. Ada çayının faydaları içinde en önemlilerinden biri, terlemeyi azaltması ve vücudun su kaybını önlemesidir. Ayrıca, bileşimindeki fenolik asitler sayesinde vücutta biriken toksinlerin atılmasını sağlar, serbest radikalleri uzaklaştırır. Karaciğeri temizler, balgam söktürür. İçerdiği A ve K vitaminleri ile potasyum ve magnezyum sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren ada çayı, Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları içinde su kaybını önleme konusunda en doğru tercihlerden biri olabilir. Fakat, tansiyon düşüklüğü sorununuz varsa, ada çayı tüketmeden önce mutlaka hekiminize danışmalısınız. Tansiyon düşürücü etkisi yüksek olan ada çayı, bilinçsiz kullanılması halinde hayati riskleri beraberinde getirebilmekte.

Yeşil Çay

Ramazan ayında uzun süre aç kalan mideye bir anda ve yüksek kalorili yiyeceklerin gelmesi çeşitli hazım sorunlarına yol açabilmekte. Sindirime yardımcı olan kateşin, potasyum, bakır, florin, B kompleks vitaminleri ve organik asitler bakımından zengin bir bitki çayı olan yeşil çay, Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları içinde hazım sorunlarına karşı iyi bir çözüm olabilir. Yeşil çayı özellikle limonla birlikte tüketmenizi tavsiye ederiz. Nitekim, limonla birleştiğinde kateşinin etki düzeyi 10 kattan fazla arttığı için limonlu yeşil çayın faydaları artmakta. Fakat yine de sahur ve iftar sofralarında aşırı karbonhidrat tüketmekten uzak durmanızı ve bitki çaylarını günde 2 bardaktan fazla tüketmemenizi tavsiye ederiz.

Papatya Çayı

Ramazan ayında artan şikayetlerden biri de uykusuzluktur. Sahura kalkmak ve sahurda aşırı çay veya kahve tüketmek oruç tutan birçok kişide uykusuzluk şikayetinin oluşmasına yol açabilmekte. Uykusuzluğa iyi gelen bitki çayları içinde ilk sırada papatya çayı değerlendirilebilir. Tüm bitki çayları içinde etkisini en hızlı gösteren bitki çaylarından biri olan papatya çayı, yüksek antiseptik özelliği sayesinde sakinleştirici ve rahatlatıcı etkiye sahiptir. Gün içinde yaşadığınız strese bağlı olarak artan kortizol seviyenizi düşüren papatya çayındaki etken maddeler, kas ve sinir sisteminizde sakinleşme sağlayarak uykuya dalmanızı kolaylaştırır. Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları içinde papatya çayını yatmadan en az 1 saat önce veya sahurda tüketebilirsiniz.

Zencefil Çayı

Ramazan ayında vücut direnci düşebiliyor ve enfeksiyonlar daha hızlı yayılabiliyor. Enfeksiyonlara karşı vücudumuzun doğal savunma mekanizmalarını güçlendiren zencefil çayı, Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları içinde vücut direncimizi yükseltmek için en doğru tercihlerden biri olabilir. Aynı zamanda da bir antioksidan olan zencefil çayını tarçınla birlikte tüketirseniz etki gücünü arttırabilirsiniz. Zencefil çayı ayrıca, ses kısıklığına iyi gelen bitki çayları içinde yer alır. Ramazan’da uykusuzluk, su kaybı ve benzeri nedenlerle ses kısıklığı sorunu yaşıyorsanız, zencefil çayıyla ses tellerinizde hızlı bir yumuşama sağlayabilirsiniz.

Rezene Çayı

Sahur ve iftarda yanlış beslenme alışkanlıkları midede gaz ve şişkinlik oluşmasına yol açabilmekte. Rezene çayı, içerdiği B kompleks ve C vitaminleri ile magnezyum, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller sayesinde mide gazı ve şişkinliğe iyi gelmekte. Ramazan’ı rahat geçirmek için tüketilebilecek bitki çayları içinde rezene çayı, bu gibi şikayetler için doğu bir seçim olabilir. Ramazan’da midenizi rahatlatacak, varsa gaz ve sancılarınıza iyi gelecek ve safra üretiminizi düzene sokacak rezene çayını iftardan sonra veya sahurda tüketebilirsiniz. Bu sayede uykusuzluk şikayetinizde de bir iyileşme sağlayabilirsiniz. Rezene çayı ayrıca, vücudun tokluk hissini arttırıyor ve acıkmayı geciktiriyor.

Online ofis marketiniz Ofix’te satışı devam eden tüm bitki çaylarını bitki çayları kategorisinde inceleyebilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse Ofix Plus üyeliğimize bir göz atmalısınız. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler