Bizi Takip Edin

Lifestyle

Günlük su tüketiminize dikkat ediyor musunuz?

Yayınlandı

tarihinde

Günlük su tüketimi hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Hava ve su olmasaydı hayat olur muydu? Şüphesiz ki hayır. Peki temiz havaya gösterdiğimiz özeni su için de gösteriyor muyuz? İnsan hayatı için oksijenden sonra en önemli öge olan su, eksikliği halinde ciddi sağlık sorunlarını ve hatta ölüm riskini beraberinde getiriyor. Bu yazımızda, iş hayatımız içinde sıkça ihmal ettiğimiz konulardan biri olan günlük su tüketimi konusunu ele alacağız.

İnsan hayatı için suyun önemi nedir?

Efendim, yetişkin bir erkekte vücut ağırlığının yüzde 60’ını, yetişkin bir kadında ise yüzde 50’sini su oluşturuyor. Vücudumuzdaki su miktarı, yaşa göre değişkenlik gösterebilir; çocuklarda bu oran biraz daha yüksektir. Vücudumuzdaki suyun yüzde 60’ı hücrelerimizin içinde yer alırken, yüzde 40’ı hücre dışı sıvılarda kullanılır. Su aynı zamanda da organlarımızın temel bileşenlerinden biridir. Örneğin, beynimizin yüzde 75’i, akciğerlerimizin ise yüzde 80’i sudan oluşur. Vücudumuzdaki tüm sistemler, işlevlerini yerine getirirken sudan yararlanır.

Bu rakamlar, suyun ne kadar önemli olduğunu aslında özetliyor. Öyle ki, yemek yemeden haftalarca yaşayabilen insan, su içmeden yalnızca birkaç gün yaşayabilir. Vücudumuzdaki suyun sadece yüzde 10’unu kaybettiğimizde ciddi birtakım sağlık sorunları ortaya çıkmakta. Hücrelere besin ve oksijen taşınmasında ve atıkları hücrelerden uzaklaştırmada yerine getirdiği görevler, suyu insan hayatı için vazgeçilmez kılmakta.

Vücudumuz, pek çok fonksiyonu yerine getirirken suya ihtiyaç duymakta. Besinlerin sindirim ve emilimi için hücrelere taşınmasını sağlayan su, sindirim sistemi içinde oluşan atıkların vücuttan boşaltılmasında esas rolü üstlenmekte. Bunun yanı sıra, vücudumuzda ısı dengesinin oluşmasından elektrolitlerin taşınmasına, cilt ve deri sağlığının korunmasından solunuma yardımcı olmaya kadar suyun yerine getirdiği çok sayıda işlevden bahsedebiliriz.

Günlük su tüketimi hangi miktarda olmalı?

Yetişkin erkek ve kadınlar, günde ortalama 1.5 ile 2 litre arasında su tüketmeli. Ki bu da yaklaşık 8-12 bardak arasında olmakta. Bu konuda net bir rakam veremeyişimizin nedeni, günlük su tüketim miktarımızın besinlerden aldığımız kalori miktarına ve beslenme şekillerimize göre değişkenlik gösterebilmesidir. Su tüketiminin faydalarından yararlanabilmek için, başka pek çok etkeni göz önünde bulundurmak gerekir.

Örneklemek gerekirse, günde 1500 kalori alıyorsanız, su tüketim miktarınız 1.5 litrenin altında olmamalı. Üstelik, yaz ayları gibi terlemenin yoğun olduğu dönemlerde bu miktarın üzerine yarım litre daha eklemeniz gerekir. Aynı şekilde, yoğun bir fiziksel aktivite içinde olan kişiler de bu miktarın üzerine yarım litre eklemeli.

Günlük su tüketimi konusunda bu ölçüleri koruduğumuzda, sağlıklı bir hayat için en temel koşulları sağlamış oluruz. Su kaybının artması, vücutta depolanan yağ miktarında artış meydana getirir ve bu da kilo artışına yol açar. Diyetisyenlere gerek kalmadan zayıflamak istiyorsanız, günlük su tüketiminize mutlaka dikkat etmelisiniz.

Diğer taraftan, günlük su tüketimi konusunda aşırıya kaçılmaması gerektiğine de dikkat çekelim. Gereğinden fazla içilen suyun vücuttan atılımı zordur ve vücutta biriken sular ödemlere yol açabilmektedir. En çok bacaklarda ve karında oluşan ödemler, beraberinde hayati riskler doğurabilmekte.

Hamilelikte günlük su tüketimi bebek sağlığını doğrudan etkiler.

Günlük su tüketiminin önemi konusunda hamilelerin daha dikkatli olması gerekmekte. Hamilelerin günlük su tüketimi 2 ile 2.5 litre arasında olmalı. Annenin susuz kalması bebeğin de susuz kalması anlamına geleceği için, ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına yol açar. Bebeklerin vücudunun yüzde 70 ile 75’inin su olduğunu düşünürsek, suya anneden çok bebeğin ihtiyacının olduğunu görebiliriz.

Hamilelik döneminde artan su tüketimi, emzirme döneminde de artış göstermeli. Emzirme döneminde günlük su tüketimi 2.5 ile 3 litre arasında olmalı. Emziren kadınlarda süt üretimini arttıran su, vücut direncini yükseltip bağışıklık sistemini güçlendirerek bebeğin de sağlığını korumasına yardımcı olur.

Günlük su tüketimi konusunda nelere dikkat edilmeli?

Günlük su tüketimi konusunda her şeyden önce içilebilir nitelikte su tüketmeye dikkat etmemiz gerekir. Bir suyun içilebilir nitelikte olması, yalnızca temiz olması anlamına gelmez. Temiz suların içilebilir nitelikte olup olmadığını çıplak gözle anlamamız çok zor olduğu için, bu konuda çeşitli denetimler yapan ve raporlar yayınlayan kurumların uyarılarına dikkat etmeliyiz.

Ofisimizde su tüketirken de dikkatli olmalıyız. Su sebili ve damacalar üzerinde gerekli hijyen koşullarının sağlanmış olmasına özen göstermeliyiz. Arıtılmış su tüketeceksek, filtrelerin hijyen şartlarını yerine getirip getirmediğine dikkat etmeliyiz.

Günlük su tüketimi konusunda en yaygın yanlışlardan biri ise su ihtiyacımızı çay ve kahve gibi içeceklerden karşılama yoluna gitmek ve bunların yeterli olduğunu zannetmektir. Oysa bu içecekler, günlük su ihtiyacımızı karşılamadığı gibi, daha fazla su kaybetmemize yol açar. Şunu asla unutmayalım ki, suyun yerine geçebilecek hiçbir içecek yoktur.

Su içmek için susamayı beklemek de günlük su tüketimi konusunda en yaygın yanlışlardan biridir. Susama hissi, vücudun su ihtiyacı için güçlü bir uyarıcıdır. Susamayı beklemeden su içmemiz gerekir. Ayrıca, yüksek proteinli ve lifli gıdalarla beslenenlerin günlük su tüketimi konusunda çok daha dikkatli olması gerekir. Bu besinlerin vücutta yakılması için bol miktarda su gerekir, oluşan atıkların atılması da ancak bol suyla mümkündür.

Erikli ile henüz tanışmadınız mı?

Türkiye’nin lider su markalarından biri olan Erikli, Uludağ’ın benzersiz lezzetteki suyunu tüketicilerle buluşturuyor. Büyük şehirlerimizde 1990’lı yıllarda yaşanan su kesintileri sırasında yaptığı yatırımlar ve hizmete açtığı dolum tesisleri sayesinde su piyasasında güçlü bir konum elde eden Erikli suları, içerdiği doğal minerallerle vücudu beslemekte, hastalıklara karşı direnci yükseltmekte. Ofisinizde günlük su tüketimi için rahatlıkla kullanabileceğiniz Erikli sularının pH değeri 7.5 olup doğal mineraller bakımından kalitesi yüksek ve içimi güzeldir.

Bu yazıda sizlere önereceğimiz Erikli sularından biri olan Erikli 330 ml 12 adet pet şişe suyu, online ofis marketimiz Ofix üzerinden en fazla sipariş verilen ürünler arasında. Erikli su kalitesini yansıtan bu ürünler, tüm Erikli suları gibi amonyum ya da bromat içermemekte, el değmeden şişelenmekte. 

Günlük su tüketimi ve Erikli suları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Bir diğer önerimiz ise Erikli 1500 ml 6 adet pet şişe suyu. Bu ürünler de yine internet üzerinden en sık sipariş verilen ürünlerimizden biri ve fiyatları da oldukça uygun. 

Günlük su tüketimi ve Erikli suları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Tüm okurlarımıza su gibi uzun ömürler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Yaz Sıcaklarında Kurtarıcı: Vantilatör Seçmenin ve Kullanmanın Püf Noktaları

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Vantilatör alacaklar için yaz geldiğinde herkesin aklından aynı şey geçer:
“Biraz serinlesek yeter.”

İşte tam bu noktada devreye en pratik çözümlerden biri girer: vantilatörler.
Klimaya göre daha ulaşılabilir, daha az elektrik tüketen ve neredeyse her ortamda kullanılabilen bu cihazlar, özellikle son yıllarda yeniden popüler hale geldi.

Ama iş sadece “bir vantilatör alayım” demekle bitmiyor.
Doğru ürünü seçmek, doğru şekilde kullanmak ve biraz da bakımını yapmak gerekiyor.

Bu yazıda vantilatörlerle ilgili bilmen gereken her şeyi sade sade anlatıyoruz.

Vantilatör Kullanmanın Avantajları

Vantilatör basit bir cihaz gibi görünür ama sağladığı konfor düşündüğünden daha fazladır.

Sıcak havalarda en büyük etkisi, ortamı gerçekten “soğutmak” değil, havayı hareket ettirmesidir.
Bu hareket, vücudun terleme yoluyla serinlemesini hızlandırır. Yani aslında seni serinleten şey rüzgâr hissidir.

Kapalı bir ortamdaysan, vantilatörün bir diğer avantajı da hava sirkülasyonudur.
Uzun süre kapalı kalan bir odada oluşan o ağır hava hissi, vantilatör çalıştığında kısa sürede dağılır. Özellikle ofis ortamlarında bu fark çok net hissedilir.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Klimalarla kıyaslandığında çok daha az elektrik tüketir. Bu da özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi bir tasarruf anlamına gelir.

Üstelik çoğu model hafif ve taşınabilirdir.
Yani sabit bir yere bağlı kalmazsın. İhtiyaç neredeyse vantilatör de orada olur.

Vantilatör Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Burada en sık yapılan hata şu:
Görüntüsüne bakıp karar vermek.

Oysa asıl önemli olan nerede ve nasıl kullanacağın.

Küçük bir çalışma masası için dev bir sanayi tipi vantilatör almak da, geniş bir salon için mini bir masaüstü model seçmek de aynı şekilde verimsiz olur.

Alan büyüdükçe, cihazın gücü de artmalı.
Aksi halde çalışır ama etkisini hissettirmez.

Hız ayarları da önemli bir detay.
Günün her saatinde aynı rüzgârı istemezsin. Bazen hafif bir esinti yeterli olur, bazen daha güçlü bir hava akışı gerekir. Bu yüzden farklı hız seçenekleri sunan modeller her zaman daha kullanışlıdır.

Bir de ses konusu var.
Özellikle uyurken ya da odaklanman gereken bir iş yaparken, vantilatör sesi can sıkıcı olabilir. Bu yüzden sessiz çalışan modeller bir adım öne çıkar.

Son olarak yön ayarı.
Havanın sabit bir noktaya değil, odanın geneline yayılması genelde daha konforlu bir kullanım sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

Vantilatör Çeşitleri

Piyasada çok fazla seçenek var ama aslında kullanım şekline göre ayrılıyorlar.

Ayaklı vantilatörler en bilinen model.
Yüksekliği ayarlanabilir, geniş alanlarda etkili olur ve ev–ofis dengesini en iyi kuran tiptir.

Duvar tipi vantilatörler daha çok yer kazanmak isteyenler için.
Özellikle dar alanlarda oldukça işe yarar.

Sanayi tipi vantilatörler ise bambaşka bir kategori.
Depolar, atölyeler, büyük iş alanları… Güçlüdür, geniş alanı rahatlıkla çevirir.

Masaüstü modeller ise daha kişisel kullanım içindir.
Çalışma masasında, küçük bir alanda direkt serinlik sağlar.

Tavan vantilatörleri ise biraz daha kalıcı çözümdür.
Hem dekoratif durur hem de geniş alanlarda dengeli bir hava akışı sağlar.

Vantilatörle Tasarruf Gerçekten Mümkün mü?

Kısa cevap: Evet.

Ama biraz doğru kullanım gerekiyor.

Örneğin vantilatörü pencereye yakın konumlandırırsan, dışarıdaki serin havayı içeri taşıyabilirsin.
Ya da içerideki sıcak havayı dışarı atacak şekilde kullanabilirsin.

Gece saatlerinde, hava zaten serinlemişken vantilatörle desteklemek çoğu zaman klimaya ihtiyaç bırakmaz.

Yani mesele sadece cihazı çalıştırmak değil, biraz doğru konumlandırmak.

Vantilatör Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Genelde ihmal edilen ama performansı direkt etkileyen konu bu.

Zamanla pervanelerde toz birikir.
Bu hem hava kalitesini düşürür hem de cihazın verimini azaltır.

Aslında çözümü basit:
Belirli aralıklarla pervaneleri ve ızgarayı temizlemek yeterli.

Temizlik yaparken cihazın fişini çekmek önemli.
Basit bir detay gibi görünür ama çoğu kişi bunu atlıyor.

Bazı modellerde yağlama ihtiyacı da olabilir.
Kullanım kılavuzuna bakarak ilerlemek en sağlıklısı.

Bir de kablo kontrolü.
Ufak bir hasar bile ileride sorun çıkarabilir, o yüzden gözden kaçırmamakta fayda var.

Evde ve Ofiste Kullanım

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde salon, yatak odası, mutfak…
Nerede ihtiyaç varsa orada kullanılır.

Ofiste ise çoğu zaman fark yaratan detaylardan biridir.
Hava dolaşımı arttığında ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da direkt çalışan konforuna yansır.

Açık alanlarda bile işe yarar.
Balkon, bahçe, küçük organizasyonlar… Taşınabilir modeller burada ciddi avantaj sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

İşyerlerinde ve Evlerde Vantilatör Kullanımı

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde, ofiste ya da açık alanda… Nerede ihtiyaç varsa orada devreye girer. Ama kullanım şekli biraz ortama göre değişir.

İşyerlerinde kullanım

Yaz aylarında ofis ortamı çok hızlı bunaltıcı hale gelebilir. Özellikle kalabalık alanlarda hava kısa sürede ağırlaşır. İşte bu noktada vantilatör, ortamın havasını hareketlendirerek ciddi bir rahatlama sağlar.

Sadece serinlik değil, çalışma konforu açısından da fark yaratır. Hava dolaşımı arttıkça ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da çalışanların odağını ve verimini doğrudan etkiler.

Bir de işin maliyet tarafı var.
Klima kullanımını biraz dengelemek ya da tamamen azaltmak isteyen işletmeler için vantilatörler oldukça iyi bir alternatif sunar.


Evlerde kullanım

Evde ise kullanım daha esnek.
Salon, yatak odası, mutfak… Günün hangi saatinde neredeysen vantilatör de oraya taşınır.

Özellikle akşam saatlerinde, hava biraz serinlediğinde vantilatör tek başına bile yeterli olur. Klimaya göre daha hafif bir serinlik verir ama çoğu zaman aranan şey de zaten bu.

Ayrıca kapalı kalan odalarda oluşan o ağır havayı dağıtmak için de oldukça işe yarar. Kısa sürede ortamın daha ferah hissettirmesini sağlar.


Açık alanlarda kullanım

Vantilatör sadece kapalı alan işi değil.
Balkon, veranda, bahçe… Hatta küçük organizasyonlarda bile rahatlıkla kullanılabilir.

Pikniklerde, yaz akşamı buluşmalarında ya da barbekü sırasında taşınabilir bir vantilatör, ortamın havasını tamamen değiştirir. Özellikle rüzgâr olmayan günlerde farkı daha net hissedersin.


Kısaca…

Vantilatör küçük bir dokunuş gibi görünür ama bulunduğu ortamın havasını gerçekten değiştirir.
Serinlik sağlar, havayı dolaştırır, ortamı daha yaşanabilir hale getirir.

Doğru yerde ve doğru şekilde kullanıldığında, hem konforu artırır hem de gereksiz enerji tüketiminin önüne geçer.

Evinde ya da ofisinde daha ferah bir ortam yaratmak istiyorsan, ihtiyacına uygun vantilatör modellerine göz atabilirsin.
Farklı kullanım alanlarına hitap eden pratik ve tasarruflu seçenekler Ofix’te seni bekliyor.

Okumaya Devam Et

Trendler