Bizi Takip Edin

Lifestyle

Çocuk gelişiminde en faydalı kuruyemişler hangileridir?

Yayınlandı

tarihinde

Çocuk gelişiminde en faydalı kuruyemişler Ofix Blog'da...

Kuruyemişler aslında hepimiz için faydalı. Fakat bazı kuruyemişler, çocuk gelişiminde çok önemli rollere sahip. Bu yazımızda, çocuk gelişiminde en faydalı kuruyemişler konusunu ele alacağız.

Kuruyemişlerin önemi nedir?

Ülkemizde en yaygın kuruyemiş tüketim şekli, televizyon karşısında bir şeyler izlerken kuruyemiş yemek olsa gerek. Kuruyemişleri sağlığımıza yardımcı besinler olarak değil de atıştırmalık veya “abur cubur” olarak tüketmek şeklinde yaygın bir anlayışımız var. Oysa, pek çok Avrupa ülkesinde kuruyemişler, “şifa niyetine” tüketilmekte. Kuruyemişler konusunda ülkemizin toprak ve iklim koşulları da son derece müsaitken, kuruyemişleri yeterince tüketmediğimizi ancak çeşitli hastalıklardan muzdarip düştüğümüzde anlıyoruz, öyle değil mi!?…

Kuruyemişler bir de diyet dönemlerimizde aklımıza geliyor. Sanki vücudumuz bu harika besinlere sadece diyet dönemlerimizde ihtiyaç duyuyormuş gibi… Oysa kuruyemişler, mükemmel bir protein, lif, yağ, vitamin, mineral ve antioksidan kaynağıdır ve vücudumuzda pek çok sistem üzerinde önemli etkiler gösterir. Vücut direncimizin azaldığını hissettiğimizde, ilk başvuracağımız besinler de yine kuruyemişlerdir. Bu yolla, hem sağlığımızı daha iyi koruyabilir, hem de enfeksiyonlarla etkin bir şekilde baş edebiliriz.

Çocuk gelişiminde en faydalı kuruyemişler hangileridir?

Kuruyemişlerle ilgili olarak bu yazımızda üzerinde durmak istediğimiz esas nokta, çocuk gelişiminde en faydalı kuruyemişler konusudur. Kuruyemişlerin günlük tüketimi hepimiz için önemli olsa da büyüme ve gelişme dönemlerindeki çocukların kuruyemiş tüketmeleri çok daha önemli. Hızlı gelişme gösteren, vücut sistemlerinde faydalı besinlere bizden daha fazla ihtiyaç duyan çocuklar, bazı kuruyemişlerle bu ihtiyaçlarını kolay ve sağlıklı bir şekilde giderebilirler.

Fındık

İçeriğinde pek çok besin ögesi bulunduran fındık, hazmı kolay bir kuruyemiştir ve güçlü bir enerji kaynağıdır. Gün içinde fazla enerji tüketen çocuklar, ihtiyaç duydukları enerjinin önemli bir bölümünü fındıktan elde edebilirler. Üst solunum yolu enfeksiyonları gibi hastalıklar karşısında vücut direncini yükselten fındık, aynı zamanda da güçlü bir potasyum kaynağıdır. Çocuklar için esas önemi ise kemik ve kas gelişimine sağladığı katkılardan gelmekte. İçeriğindeki potasyum ayrıca, ritim bozukluğu olan çocuklarda kalp ritminin düzene girmesine de önemli bir katkı sağlamakta.

Ceviz

Cevizin içeriğinde bol miktarda protein, omega-3 yağ asidi, manganez, bakır, B vitamini ve lif var. Karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme kültürümüz olduğu için, protein kaynağı bakımından cevizin önemi son derece büyük. Omega-3 yağ asidi ise enfeksiyonlara karşı vücut direncini yükseltir, kalp ve damar sağlığını korur. “Beynin besini” olarak da bilinen omega-3, beyin gelişiminde çok büyük bir role sahip. Beyin sağlığının korunması ve beynin gelişmesi için gerekli omega-3’ün karşılanabilmesi için günlük ceviz tüketimi çok önemli.

Cevizin içindeki manganez ve bakır ise kemik ve kas sistemini güçlendirir. Ayrıca B vitamini, sinir sisteminin gelişmesine yardımcı olur; lifler ise bağırsak ve dolaşım sisteminin gelişimine katkı sağlar. Ceviz aynı zamanda da güçlü bir triptofan aminoasidi kaynağıdır ve melatonin salgılanmasına yardımcı olur. Melatonin ise hücre yenilenmesinde etkinlik gösterir ve uykuyu düzenler. Melatonin ayrıca, eklemlerin gelişmesine de katkı sağlar.

Badem

Bademin içeriğinde bol miktarda oksalat ve kalsiyum bulunmakta. Çocuk gelişimindeki en önemli etkileri, bağırsaklar ve bağışıklık sistemi üzerinde ortaya çıkmakta. Çocuğunuzun kuruyemişlere başlamasında badem, ilk seçenekler arasında yer alabilir. Fakat, bademi ezerek ve yulaf ezmesi gibi gıdalarla birlikte yedirirseniz, hem solunum yollarına kaçma riskini önler, hem de besin değerini arttırabilirsiniz.

Bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olan badem, enfeksiyonlar karşısında vücut direncini de yükseltmekte. Fakat, böbrek taşı oluşumuna eğilimli çocuklara badem verirken dikkatli olunması gerekmekte. Ülkemizde bademin çok çeşitli kullanım alanları olmakla birlikte, kabukları soyularak veya kavrularak tüketilmesi daha yaygın. Bademi tüketmekte zorlanan çocuklarınıza, çeşitli kek veya tatlılar içinde verebilirsiniz. Günlük badem tüketim miktarı içinse 5-6 adet yeterli olacaktır.

Antep Fıstığı

Antep fıstığı da yine, güçlü protein kaynaklarından biridir. Üstelik, çocukların en sevdiği kuruyemişlerden biri olmak gibi ayrıcalıklı bir konuma da sahiptir. Yapılan araştırmalara göre Antep fıstığındaki protein miktarı, sığır etinden 2 kat fazla ve kolesterole sahip değil. Aynı zamanda da güçlü bir fosfor kaynağı olan Antep fıstığı, çocuk gelişiminde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltmak gibi çok önemli bir etkiye de sahip. Üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı vücut direncini arttırdığı için, Antep fıstığının özellikle de kış dönemlerinde tüketimi artmakta. Günde 5-6 adet tüketilecek Antep fıstığı ile çocuklarınızın ihtiyaç duyduğu B vitamini, fosfor ve yağ ihtiyaçlarını da karşılamanız mümkün.

Yer Fıstığı

Yer fıstığı da yine, çocuklar için en faydalı kuruyemişler arasındadır. Ancak, tüketimine dikkat edilmesi gerekmekte. Bileşiminde flavonoid ve antioksidan bulunmakla birlikte, doymuş yağ asidi oranı yüksektir. Fazla tüketilmesi halinde kilo alımına yol açar. Ayrıca, bileşimindeki omega-3 miktarı da ceviz ve bademe oranla düşüktür. Yer fıstığının en önemli özelliği ise trigliseridleri düşürmeye katkı sağlaması. Çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için yer fıstığını da tüketmesini sağlamanız gerekir. Fakat, fazla tüketmemesine de dikkat etmelisiniz.

Besin alerjilerine dikkat!

Efendim, burada paylaştığımız bilgiler, çocuklar için faydalı kuruyemişler hakkında genel bilgilerden ibaret. Bu ürünleri tüketmeden önce, çocuğunuzda besin alerjisi olup olmadığını öğrenmelisiniz. Her ne kadar kuruyemiş alerjisi ülkemizde yüzde 1 düzeyinde olsa da çocuğunuzda kuruyemiş alerjisi olmadığından emin olmanız çok önemli. Bebeklerde kuruyemişe başlama yaşı olaraksa genellikle 12-36 ay arası tavsiye edilmekte. Ayrıca, kuruyemişlere geç başlanılması, besin alerjisini engellemede herhangi bir katkı sağlamıyor. Fakat, anne veya babada herhangi bir besin alerjisi varsa, kuruyemişe biraz geç başlanması ve takibinin sağlanması çok önemli.

Çocuk gelişiminde en faydalı kuruyemişler Ofix’te!

Online alışveriş sitemiz Ofix üzerinden satışını gerçekleştirdiğimiz ürünler arasında kuruyemişlere ilginin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Sitemizde en fazla satışını gerçekleştirdiğimiz kuruyemişlerden biri olan Tadım kavrulmuş fındık içi, 200 gr ağırlığında ve omega-3 ile E vitamini yönünden zengin bir bileşime sahip.

Ceviz için önerimiz, Tadım çiğ ceviz içi. 150 gram ağırlığında olan bu ürünlerin doymamış yağ oranı yüksek, doymuş yağ ve karbonhidrat düzeyi ise oldukça düşüktür. Protein ve lif bakımından yoğun olan bu ürünleri çocuklarınız gibi sizler de gün içinde tüketebilir, vücut direncinizi enfeksiyonlara karşı güçlendirebilirsiniz.

Badem için önerimiz Tadım kavrulmuş badem içi. Bu ürünler de içerdiği yüksek miktarda omega-3 ve E vitaminiyle çocuk gelişiminde en faydalı kuruyemişler arasında. İçerdiği magnezyum sayesinde kalp damar hastalıklarına karşı güçlü bir koruma sağlayan bu ürünler, gün içinde oluşan yorgunluk, stres ve baş ağrısı gibi şikayetlerin azalmasına katkı sağlamakta. 

Ofix’te satışını yaptığımız diğer kuruyemişleri inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler