Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste enerji tasarrufu için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste enerji tasarrufu konusunda faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofiste enerji tasarrufu, ofis yönetiminin en önemli konu başlıklarından biri. Enerji kullanmadan işlerimizi halletmemiz mümkün olmasa da enerjiye bağımlılığımızı azaltabiliriz. Bu sayede hem tasarruf yapabilir, hem de doğanın korunmasına katkı sağlayabiliriz. Ofiste enerji tasarrufu için işverenlere ve ofis çalışanlarına bazı görevler düşüyor. Tasarruf için ofisimizde bazı yapısal dönüşümler yapmamız gerektiği gibi, çok basit birtakım alışkanlık değişiklikleriyle de etkin sonuçlar elde edebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste enerji tasarrufu konusunu ele alacağız ve tasarruf önlemleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Aydınlatma Sistemleri İçin Tasarruf Önlemleri

Ofise geldiğimiz anda ilk yaptığımız şey, ışıkları yakmak oluyor. Sonra günlük işlerimizle ilgilenmeye başlıyoruz ve havanın aydınlandığını pek fark edemiyoruz. Oysa, günün en aydınlık anlarında çalışmaya devam eden aydınlatma sistemleri, ofis giderleri arasında önemli bir başlığı oluşturmakta. Üstelik, gün ışığının rahatsız etmemesi için kullandığımız perde ve güneşlikler, aydınlatma sistemimizin daha fazla enerji tüketmesine yol açıyor. Ofisimizde bu gibi önlemler konusunda abartıya kaçmamalı, her zaman için ilk önceliğimiz gün ışığından etkin bir şekilde yararlanmak olmalı. Elektrik düğmelerinin üzerine hatırlatıcı notlar yerleştirmek, bu konuda oldukça etkin bir önlem.

Ofiste enerji tasarrufu konusunda aydınlatma armatürlerinin niteliği de oldukça önemli. Enerji tasarrufu sağlamanızı kolaylaştıracak armatürler kullanırsanız, enerji maliyetinizin ciddi anlamda düşeceğini görebilirsiniz. Üstelik bu armatürler, diğerlerine oranla yaklaşık 10 kat daha uzun ömürlü. Bu bakımdan, ofisinizde eski tip akkor ampuller yerine LED veya CFL armatürler kullanmalısınız. Ayrıca, ofisten çıkarken aydınlatma sisteminizi kapatmayı unutursanız, oluşacak enerji israfının miktarı büyük olacaktır. Bunun önüne geçmek için, ofisten çıkarken ışıkları kapattığınızdan emin olmalısınız. 

Eğer farklı lokasyonlarda ve takip edilmesi güç bir aydınlatma sistemi kullanıyorsanız, belirlenen zaman diliminde sistemin enerjisini otomatik olarak kesen özel mekanizmalar kullanabilirsiniz. Nitekim bu mekanizmalar, tuvaletler gibi ışık kontrolü yapması zor olan ortamlar için hızlı ve kolay çözümler sunar. Ve tabii, bu gibi ortak kullanım alanlarında sensörlü sistemleri tercih etmek, enerji tasarrufu düzeyini arttıracaktır.

Bilgisayarlar ve Yazıcılar İçin Tasarruf Önlemleri

Ofisimizde en sık kullandığımız araçlardan biri olan bilgisayarımız, enerji israfının da en önemli nedenleri arasında. Bilgisayarımızı kullanmadığımız anlarda kapatmak yerine bekleme moduna aldığımızda, enerji israfına yol açıyoruz. Bunun önüne geçmek için, kısa süreli beklemeler dışındaki tüm durumlarda bilgisayarınızı kapatmalısınız. Bu şekilde bilgisayarların kullanım ömürleri artar, hız ve performansları yükselir. Bilgisayarınıza bağlı hoparlör gibi başka birtakım elektronik cihazlar varsa, bunları da kullanmadığınız durumlarda kapalı tutmalısınız. Bilgisayarınızın güç tüketim programını da yine kendi kullanım türünüze göre ayarlamalısınız. Ayrıca, bilgisayarınızda kontrastı düşürmek ve % 50 düzeyine indirmek, aylık ortalama 40 watt’lık bir enerji tasarrufu sağlıyor.

Yazıcılar konusunda en iyi tasarruf önlemi ise ofiste her masada bir yazıcı bulundurmak yerine, tüm çalışanlar için genel kullanıma açık tek bir yazıcı kullanmaktır. Her masada bulunan yazıcıların gereksiz kullanımını önlemek çok zordur. Genel kullanıma açık tek bir yazıcı kullanmak ise enerji ve kağıt masraflarında ciddi bir düşüş sağlar. Ve tabii, çıktı almak ancak son seçenek olarak değerlendirilmeli. Ofiste pek çok işimizi online olarak ve çok daha hızlı bir şekilde gerçekleştirdiğimiz için zorunlu olmadıkça çıktı almamalıyız. Çıktı alırken kağıtları önlü arkalı kullanmalı, bu mümkün olmuyorsa işi biten çıktıların arka yüzeyini not almak için kullanmalıyız.

Isıtma ve Soğutma Sistemleri İçin Tasarruf Önlemleri

Isıtma ve soğutma sistemlerinin gereksiz ve aşırı kullanımı, ofislerde enerji israfının en önemli nedenleri arasında. Üstelik, ofis sıcaklığınızı kış aylarında olması gerekenden daha yüksek, yaz aylarında ise daha düşük düzeyde tuttuğunuzda, iş verimliliğinde ciddi bir düşüş yaşanmakta. Bu sistemlerin gereksiz ve aşırı kullanımı enerji maliyetlerini arttırdığı gibi, ekolojik ayak izi için de ciddi sorunları beraberinde getiriyor. Ayrıca, ısıtma ve soğutma sistemleri ofisinize temiz hava girişini engellememeli. Ortamda biriken karbondioksit miktarına bağlı olarak iş verimliliği ve performansı ciddi oranda düşecektir. Klima açıkken cam veya balkon kapısını açık bırakmak da yine, enerji israfını arttıran esas nedenlerden bir diğeri.

Isıtma ve soğutma sistemlerinde tasarruf için bu araçların bakımlarının düzenli olarak yaptırılması da çok önemli. Tasarruf için ayrıca, cihazlarınızın otomatik zaman ayarlarından yararlanabilirsiniz. Mesai bitimine 1 saat kala otomatik olarak kapanacak cihazlar, ofiste enerji tasarrufu konusunda önemli bir katkı sağlayacaktır. Ilık havalarda bu cihazları çalıştırmamak konusunda ofis ortamında gereken farkındalığı sağlamak da hem işverenlerin, hem de ofis çalışanlarının bir görevi. Mevsim şartlarına uygun bir şekilde giyindiğinizde ofiste enerji tasarrufu konusunda önemli sonuçlar elde edebilirsiniz.

Diğer Tasarruf Önlemleri

Ofis binanız uygunsa, kullandığınız enerjinin niteliğini tümüyle değiştirip yenilenebilir enerji kullanabilir, güneş panelleri veya diğer araçlarla kendi enerjinizi üretebilirsiniz. Ofisinize ulaşmak için asansör kullanıyorsanız, haftada en az 2 gün merdivenleri kullanabilirsiniz. Açık ofiste çalışıyorsanız, çalan telefonlara en kısa sürede cevap vermeli, görüşme sürenizi olabildiğince kısa tutmalısınız. Uzun süre çalan telefonlar ve uzayan görüşmeler, açık ofislerde dikkat kaybı yaratıyor ve bu da enerji israfını arttırıyor.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler