Bizi Takip Edin

Lifestyle

Göz sağlığımızı korumak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Göz sağlığı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Hayatımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz için en çok dikkat etmemiz gereken konulardan biri şüphesiz ki göz sağlığıdır. Başta teknolojik ürünler olmak üzere pek çok nedenle göz sağlığımız bozuluyor. Bu durum aynı zamanda da yaşam kalitemizi düşürüyor. Günün büyük bir bölümünü masa başı işlerde geçiren beyaz yakalılar bu konuda çok daha dezavantajlı konumda. Ofiste veya evde çalışırken saatlerce bilgisayar monitörüne bakmak durumunda kalan beyaz yakalılar göz sağlığı konusunda riskli grupların başını çekiyor. Bilgisayar monitörünün yanı sıra cep telefonları, tabletler, televizyonlar da aslında tüm toplum kesimlerinin göz sağlığı için riskli durumlar yaratmakta. Göz sağlığına zarar veren unsurlar aynı zamanda da baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı gibi şikayetlere yol açabiliyor. Üstelik göz hastalıkları erken evrede tedavi edilmediğinde ciddi görme kayıplarına neden olabiliyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, göz sağlığı konusunu ele alacağız ve göz sağlığı için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Göz sağlığı niçin önemlidir?

Modern iş hayatında teknolojik ürünlerin yeri epeyce fazla. Günümüzde işlerimizin büyük bir bölümünü bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden sürdürüyoruz. Bu durum bize emek ve zaman bakımından önemli avantajlar sağlıyor. Aslına bakarsanız, teknolojik ürünler doğru şekilde kullanıldığında hayatımızı ciddi ölçüde kolaylaştırır. Ne var ki bu ürünlerin yanlış kullanım şekilleri ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Çoğu zaman farkında bile olmadan bu konuda birçok hata yapabiliyoruz. Göz sağlığı ve hastalıkları ihmal edilince göz sağlığımızı kaybetmemiz kaçınılmazdır. Göz sağlığı için almamız gereken önlemleri almadığımızda bunun sonuçlarını kısa sürede görmeye başlıyoruz. Buna rağmen göz muayenesi yaptırmayı sürekli erteliyoruz. Çalışanların rutin aralıklarla yaptırmaları gereken sağlık muayeneleri sırasında bile gözle ilgili sorunlara pek sıra gelmiyor. Göz sağlığı konusunda ihmallerin yanı sıra yanlış bilgiler de maalesef durumun kötüleşmesine zemin hazırlıyor. Örneğin hasta, gözlerini dinlendirdiği zaman tüm şikayetlerinden kurtulacağını düşünebiliyor. Oysa şikayetler ilerlemeye devam ediyor. 

Ofiste veya evde çalışırken gün ışığından etkin şekilde yararlanmamız göz sağlığı için büyük öneme sahip. Gün ışığından etkin şekilde yararlanamadığımız zamanlarda monitöre yaklaşmayı tercih edebiliyoruz. Veya ekran parlaklığını arttırma yoluna gidebiliyoruz. Oysa ekran parlaklığı yüksek monitör üzerinden yazı okumak göz sağlığı için çok zararlıdır. Bu durumun sıkça tekrar etmesi sonucunda gün içinde baş ağrısı, baş dönmesi gibi şikayetlerin oluşması mümkündür. Göz hastalıkları çoğu zaman ihmal edilse de hastanın şikayetleri yaşam kalitesi ve iş performansına zarar verir. Monitöre gereğinden yakın veya uzak oturan kişilerin göz kaslarındaki zorlanma artar. Aynı şekilde monitör yüksekliği de göz sağlığı için önemlidir. Monitörün gereğinden fazla yukarıda veya aşağıda kalması göz kaslarındaki baskıyı arttırır. Buna bağlı olarak kişinin gün içinde gözlerinde odaklanma güçlüğü yaşaması mümkündür. Görüş kalitesini bozan bu gibi durumlar özellikle görsel tasarım işlerinde uğraşan kişilerin pek çok hata yapmalarına yol açar. 

Göz sağlığımızı korumak için neler yapmak gerekir?

Göz sağlığımızı etkileyen pek çok unsur vardır. Bu unsurlar arasında genetik faktörler ve kronik hastalıkların yanı sıra çok sayıda çevresel faktörden bahsedebiliriz. Örneğin tansiyon veya diyabet gibi kronik bir hastalığınız varsa göz sağlığı açısından çeşitli sorunlar yaşayabilirsiniz. Nitekim gözlerinizdeki kan dolaşımı düzgün seyretmeyeceği için bazı görme bozuklukları yaşayabilirsiniz. Bu bağlamda göz tansiyonu baş döndürür mü diye merak ediyor olabilirsiniz. Tıp literatüründe glokom olarak ifade edilen göz tansiyonu baş dönmesine yol açabilir. Böyle bir şikayetiniz varsa vakit geçirmeden mutlaka bir göz sağlığı merkezine başvurmalısınız. Bununla birlikte gözlerinizle ilgili herhangi bir şikayetiniz olsun ya da olmasın, göz sağlığı için bazı konulara dikkat etmelisiniz. Özellikle çalışma alanınızda yapacağınız basit birtakım düzenlemeler, göz sağlığı konusunda birçok riski ortadan kaldırır. Ne var ki sırf bu önlemlerle göz hastalıklarını tedavi etmek mümkün değildir. Herhangi bir göz hastalığınız varsa tedavi süreçleri için mutlaka bir göz doktoruna başvurmalısınız. 

Sağlıklı beslenmelisiniz.

Başka birçok konuda olduğu gibi göz sağlığı için de önemli konuların başında sağlıklı beslenme geliyor. Göz sağlığı için yapılması gerekenler içinde günlük beslenme programınıza özellikle dikkat etmelisiniz. Nitekim A, C, D ve E vitaminleri, omega-3, çinko, selenyum ve glutation bakımından zengin besinleri yeterince tüketirseniz gözlerinizi daha iyi korursunuz. Ayrıca yeşil ve kırmızı sebzeler, süt ürünleri, patates, havuç, baklagiller, ceviz ve badem gibi kuruyemişler de göz sağlığı için faydalıdır. Sağlıklı gözlere sahip olmak için bu besinlere sofranızda geniş bir yer vermeniz gerekir. Bu besinler aynı zamanda da görüş kalitenizi yükseltir. Eğer herhangi bir göz hastalığınız varsa bu besinler sayesinde hastalığınızda güzel gelişmeler sağlayabilirsiniz. Göz hastalıklarının ilerlemesini önlemek için de bu besinler faydalıdır. Özellikle göz sinirleri hastalıkları vitamin eksikliği nedeniyle hızlı bir ilerleme süreci gösterir. Eğer sinir sisteminiz yeterince güçlü değilse, bu besinlerle göz sinirlerinizi güçlendirerek iyileşme sürecinizi hızlandırmanız mümkündür. 

Diğer taraftan, göz sağlığı için bazen vitamin takviyesi kullanmak gerekir. Çünkü besinlerden alınan vitaminler bazı durumlarda yetersiz kalır. Ne var ki vitamin takviyeleri konusunda tüm sürecin hekim kontrolünde ilerlemesi gerekir. Nitekim bilinçsizce tüketilen vitamin takviyeleri vücutta çeşitli sorunlara neden olur. Söz gelişi vücudunuzda A vitamini eksikliği varsa gece körlüğü veya makula dejenerasyonu yaşamanız mümkündür. İlerleyen yaşla birlikte gözlerde katarakt oluşumu da hızlanır. Bu hastalıkları önlemek için esas önceliğiniz sağlıklı beslenme olmalı. Fakat A vitamini bakımından zengin besinler bazen yetersiz kalır. Bu gibi durumlarda ise A vitamini takviyesi kullanmak gerekir. Şu şartla ki, sürecin hekim gözetiminde ilerlemesi gerekir. Hekiminiz sizden öncelikle kan tahlili ister ve vitamin değerlerinize bakar. Tahlil sonucunda belki vücudunuzda başka bir vitamin veya mineral eksikliğiyle karşılaşabilirsiniz. Böylelikle çözüm için doğru noktaya odaklanırsınız. Bu da sizi vücudunuza gereksiz vitamin yüklemesinden korur. Vitaminlerin eksikliği kadar fazlalığı da göz sağlığı ve tüm metabolizmaya zarar verir. 

Monitör ışığını doğru ayarlamalısınız.

Günün büyük bir bölümünü bilgisayar karşısında geçiriyorsanız monitör ışığını doğru ayarlamak göz sağlığınızı doğrudan etkiler. Nitekim ekran parlaklığının yüksek olması göz sağlığına ciddi zararlar vermekte. Ekranı parlak ışıkta tutmak genellikle tasarım işleriyle uğraşanların sık yaptığı bir hatadır. Çünkü bu şekilde olursa işlerinde daha başarılı olacaklarını zannederler. Fakat hakikat aksi yöndedir. Gözlere gelen parlak ışık öncelikle göz kaslarının kasılmasına yol açar. Buna bağlı olarak görüş alanı daralır. Gözlerin uzun süre parlak ışığa maruz kalması, odak değişiminde bulanık görme sorununa neden olur. Bu sorun ilk aşamada 1 saniyeden kısa sürer. Zaman içinde birkaç saniyeye çıkar. Göz sağlığı için yapılması gerekenler arasında ekran parlaklığına bu yüzden dikkat etmelisiniz. Başka bir deyişle ekranınızda beyaz ve parlak ışık kullanmamalısınız. Bunun yerine grimsi bir ekran ışığı göz sağlığı için çok daha faydalıdır. Ayrıca bu sayede yazıları da daha kolay okursunuz. Bu sizi öne doğru eğilme isteğinden kurtarır. 

Monitörle aranızdaki mesafe 50 cm’nin altına inmemeli.

Yazıları okurken monitöre yaklaşırsanız öncelikle göz kırpma süreniz uzar. Ardından göz yaşlarınız daha çabuk buharlaşır. Gün içinde farklı nedenlerden dolayı monitöre çok yaklaşıyorsanız bu sorunlarla sıkça karşılaşırsınız. Bazı durumlarda ise mesafe 50 cm’nin üzerine çıkıyor. Aslında her ikisi de yanlıştır. Ne var ki özellikle ekrana yaklaşmak, okumada zorluk çektiğimiz yazılar için sık yaptığımız hatalardan biri haline geldi. Teknolojik araçlar yaygınlaştıkça bu yanlışı daha sık yapıyoruz. Oysa bu durum göz kuruluğu şikayetlerinin tetikleyicisidir. Günümüzde 7’den 70’e hemen tüm teknolojik araç kullanıcılarında göz kuruluğuna rastlıyoruz. Göz kaslarımız aslında uzaklara bakarken daha rahat bir konumdadır. Mesafe kısaldıkça göz kasları üzerindeki baskı artar. En kötüsü ise yakın mesafedeki bir şeye uzun süre bakmaktır. Çünkü bu durumda sadece göz kasları zarar görmez. Aynı zamanda da göz sinirleri üzerindeki baskı artar. Bunun sonucunda görüş kalitesi bozulur. Göz sağlığı için yapılması gerekenler arasında monitör mesafesine de özellikle dikkat etmelisiniz. 

Göz hizasını korumalısınız.

Göz sağlığı için yapılması gerekenler arasında monitörün hizası da önemli bir başka konudur. Monitörünüzün tepe noktası göz hizanızın üzerinde kalırsa göz kaslarınız zamanla zorlanır. Bu konuda özellikle çocuklar risk altındadır. Çünkü monitörün tepe noktası çoğu zaman çocukların göz hizasının epeyce üzerinde kalır. Çocuk göz sağlığı konusunda monitör hizası ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Nitekim çocuğunuz boyuna uygun olmayan bir monitörün karşısına oturursa göz ve boyun kasları çok zorlanır. Bu durumda ilk olarak göz kırpma süresi uzar. Buna bağlı olarak göz kuruluğu başlar. Tepe noktası göz hizasının üzerindeki monitörlerin yol açtığı bir diğer sorun da göz seğirmesi sorunudur. Çünkü göz kapakları ve çevresinde oluşan aşırı gerilim nedeniyle göz kasları ve sinirlerde basınç artar. Bunun sonucunda göz kasları istem dışı kasılır ve göz seğirmesi başlar. Ayrıca göz seviyesinin altında kalan monitörlere uzun süre bakmak da yine göz sağlığı açısından zararlı sonuçlar doğurur. 

Gözlerinizi mutlaka dinlendirmelisiniz.

Ofiste veya evde çalışırken veya oyun oynarken bazen kendimizi fena halde kaptırabiliyoruz. Öyle ki monitöre bakarken göz kırpmayı bile ihmal edebiliyoruz. Bu gibi durumlarda göz sağlığı için birçok risk oluşur. Hatta orta ve uzun vadede ciddi görme bozuklukları başlar. Göz sağlığı için yapılması gerekenler arasında gözlerinizi 20 dakikada bir 20 saniye mutlaka dinlendirin. Bu yöntem göz sağlığını korumak için çok faydalıdır. Gözlerinizi dinlendirmek için aslında dilediğiniz zaman gözlerinizi kapatarak bir süre bekleyebilirsiniz. Bu da göz sağlığı için faydalıdır. Ancak 20 saniye kadar gözlerinizi uzak bir noktaya odaklayarak bakarsanız bunun çok daha faydalı olduğunu görürsünüz. Çünkü monitöre bakarken gözleriniz yakın bir noktaya odaklanır. Bu nedenle kasılma başlar. Oysa uzak bir noktaya baktığınızda göz kaslarınız gevşer. Böylelikle göz kaslarınız gerçek anlamda rahatlar. Gözleri bir süre kapatmak, özellikle yoğun ışığa karşı faydalıdır. Fakat göz kaslarınızı rahatlatacak esas uygulama uzak bir noktaya odaklanmaktır. Bu yöntem göz seğirmesine de iyi gelir. 

Lenslerinizi temiz tutmalısınız.

Eğer lens kullanıyorsanız göz sağlığı için lenslerinizi temiz tutmaya da özellikle dikkat etmelisiniz. Çünkü lensler üzerinde biriken kirler gözlerinizde çeşitli enfeksiyonların oluşmasına yol açar. Nitekim kirli lensler göz enfeksiyonlarının en önemli nedenleri arasındadır. Dolayısıyla lenslerinize dokunmadan önce el temizliği kurallarını mutlaka sağlamalısınız. Kirli lensler bazı durumlarda kalıcı görme bozukluklarına yol açar. Bu bağlamda başkasının lensini kesinlikle kullanmamalısınız. Ayrıca lenslerinizi hekiminizin önerdiği temizleyicilerle temizlemelisiniz. Lenslerinizi sakladığınız kutuların temizliği de bu bağlamda önemlidir. Lensleriniz temiz olsa bile kutusu temiz değilse göz sağlığınız zarar görür. Lenslerinizi takıp çıkarmadan önce ellerinizi sabunlu suyla iyice yıkamalısınız. Böylelikle enfeksiyon riskleriyle daha kolay baş edebilirsiniz. Lens kabınızdaki solüsyonu her gün değiştirmek, içerisinde zararlı mikroorganizmaların oluşmasını engeller. Böylelikle göz sağlığı için lenslerinizden kaynaklı pek çok risk ortadan kalkar. Dilerseniz lens kabınızı da üç ayda bir değiştirebilirsiniz. Bu da yine göz sağlığı için faydalı bir uygulamadır. 

Düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırmalısınız.

Göz sağlığı konusunda en fazla ihmal edilen konulardan bir diğeri de göz muayenesidir. Yaygın kanaatin aksine, göz muayenesini yalnızca görme bozuklukları yaşadığımızda değil, yılda en az bir kez yaptırmamız gerekir. Eğer genetik faktörler veya kronik hastalıklar nedeniyle görme bozuklukları yaşıyorsanız, her 3 ayda bir göz muayenesi yaptırmanız gerekir. Gözlerin bozulmaması için yapılması gerekenler bu gibi durumlarda yetersiz kalır. Bu bağlamda internet kullanıcıları arama motorları üzerinden “Göz muayeneleri ne zaman yapılmalı?” sorusunun cevabını öğrenmek ister. Bu konuda asgari sınır yılda bir kez yaptırmaktır. Ancak kişinin yaptığı işin niteliği ve sağlık durumu dikkate alınarak göz muayeneleri her 3 ayda bir yapılabilir. Eğer bilgisayar başında bir iş yapıyorsanız yıllık periyodik muayeneler sorunların tespitinde yetersiz kalabilir. Aslında gözlerinizde olağan dışı bir gelişmeye rastladığınız anda bir göz sağlığı merkezine başvurabilirsiniz. Gözlerde ortaya çıkan sorunların ihmaline bağlı olarak hastanın ciddi miktarda görme kayıpları yaşaması mümkündür. 

Güneş gözlüğü kullanmalısınız.

İlkbahar ve yaz aylarında güneş ışığı göz sağlığı açısından riskli bir konu haline gelmekte. Her yıl olduğu gibi bu yıl da baharın gelişiyle birlikte ultraviyole ışınlarına daha fazla maruz kalmaya başladık. İşe gelip giderken ve öğle aralarında dışarı çıktığınızda güneş gözlüğü kullanırsanız göz sağlığınızı daha iyi korursunuz. Bununla birlikte, ışığa karşı hassasiyetiniz varsa güneş gözlüğü kullanmak için havanın güneşli olmasını beklemeyin. Çünkü bu gibi durumlarda az miktarda ışık bile gözlerde yanma, kızarıklık vb. şikayetlere yol açar. Hatta bulutlu havalarda bile çeşitli şikayetler yaşamanız mümkün. Bu nedenle güneş gözlüğü kullanmayı ihmal etmemelisiniz. Eğer ultraviyole ışınlarını bloke eden bir güneş gözlüğü kullanırsanız göz sağlığınızı daha iyi korursunuz. Dolayısıyla güneş gözlüğü almadan önce ürünün ultraviyole ışınlarına karşı filtreleme özelliğine sahip olup olmadığına mutlaka dikkat etmelisiniz. Dilerseniz güneşli havalarda şapka da kullanabilirsiniz. Ancak güneş gözlüğü gözlerinizi ultraviyole ışınlarına karşı daha etkin şekilde korur. 

Ofis dostu monitör ve laptop yükselticiler Ofix.com’da!

Göz sağlığı konusunu ele aldığımız ve göz sağlığı için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı küçük bir hatırlatmayla tamamlamak istiyoruz. Online ofis marketiniz Ofix.com, ofislerin en çok sipariş verdiği monitör ve laptop yükselticilere uygun fiyat avantajıyla sahip olma fırsatı sunuyor. Sitemizde satışı devam eden tüm yükseltici çeşitlerini buradan inceleyebilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için de burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler