Bizi Takip Edin

Lifestyle

Okul çantası alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Okul çantaları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

2018-2019 eğitim ve öğretim döneminin başlamasına sayılı günler kaldı. Eylül ayının gelişiyle birlikte, yeni dönem için okul alışverişleri tüm hızıyla devam ediyor. Yüzlerce markanın binlerce ürününden oluşan okul malzemeleri piyasasında hem kalite, hem de fiyat bakımından en uygun ürünleri seçmek için velilerin bazı konulara dikkat etmeleri şart. Özellikle de okul çantaları konusunda veliler çok daha dikkatli olmalı. Çünkü gerekli niteliklere sahip olmayan okul çantaları, çocukların kas-iskelet sistemlerine büyük zararlar verebiliyor. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, okul çantası alırken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Boş ağırlığı fazla olmamalı.

Okul çantaları farklı materyallerden üretilmekte. Kullanılan materyallere bağlı olarak okul çantalarının boş ağırlıkları değişebilmekte. Okul çantasının içindeki eşyalarla birlikte toplam ağırlığı, çocuğunuzun vücut ağırlığının yüzde 10’unu geçmemeli. Çocuğunuz örneğin 30 kiloysa, sırtında taşıyabileceği maksimum ağırlık 3 kilodur. Satın alacağınız okul çantasının boş ağırlığı fazla olursa, çocuğunuzun okul araç ve gereçlerini taşıması zorlaşacaktır. Boş ağırlık konusunda üst sınır olarak 1 kilogramı esas alabilirsiniz.

Çocuklar arasında oldukça yaygın olan postür bozuklukları ile sırt ve bel ağrılarının en önemli nedenleri arasında ağır sırt çantaları başı çekiyor. Ağır sırt çantaları bir de tek omuzda taşındığında, çeşitli kas zorlanmalarına yol açabilmekte. Omurgaya yüklenen aşırı ağırlık sonucunda oluşan fiziksel şikayetler, gerekli önlemler alınmadığında psikolojik sorunlara yol açabiliyor ve çocukları okuldan soğutabiliyor. Taşıma süresi uzadığında, ortaya çıkan şikayetler çok daha ağır hale gelebiliyor. Bu gibi durumların önüne geçmek için, çocuğunuzun okul çantasının olabildiğince hafif olmasına dikkat etmelisiniz. Aynı şekilde, okul çantası üzerinde çeşitli aksesuarlar veya süsler kullanılmışsa, bunların da taşıma zorluğu yaratmadığından emin olmalısınız.

Omuz genişliği ve askı uzunluğu yeterli olmalı.

Okul çantaları için omuz genişliği ve askı uzunluğu son derece önemli. Hızlı büyüme çağında olan çocukların okul çantalarında omuz genişliği kısa sürede yetersiz hale gelebiliyor. Olması gerekenden daha kısa veya daha uzun bir omuz genişliğine sahip olan okul çantaları kullanım sırasında çeşitli zorlukları beraberinde getirecektir. Askı uzunluğu için de yine dikkatli olmalısınız. Özellikle de dar askılar, omzu sıkmakta ve omuz üzerinde oluşan baskıyı arttırmakta. Satın alacağınız okul çantasının askı uzunluğunu ayarlamayı sağlayan askı klipsleri sağlam olmalı ve her iki askının da eşit uzunlukta olmasını sağlamalı. Çocuğunuzun omuz genişliğine uygun olmayan ve askı uzunluğu yetersiz kalan okul çantaları konforlu bir kullanım imkanı sunmayacaktır.

Sünger desteği olmalı.

Okul çantalarının omuz, sırt ve taban kısımlarındaki sünger desteği, kullanım konforunu arttıran en önemli unsurlardan biri. Çantalarda kullanılan materyallerin vücut üzerinde oluşturduğu baskıyı azaltan sünger destekleri, çantanın taşınmasını büyük ölçüde kolaylaştırmakta. Aynı şekilde, çantanın içinde taşınan sert cisimlerin veya defter ya da kitap kenarlarının oluşturabileceği rahatsızlıkları önleme konusunda da sünger desteğinin önemi büyük. Fakat okul çantaları uzun süre sırtta taşınmayacağı için yere konulduğu zaman düzgün duracak şekilde sağlam bir taban yapısına sahip olmalı. Ayrıca, çocuğunuzun omuz ve sırt bölgesinde özel bir rahatsızlığı varsa, ortopedik okul çantaları veya çek-çekli çantalar daha doğru bir seçim olabilir.

Fonksiyonel özellikleri olmalı.

Farklı nitelikte okul araç ve gereçlerini taşımayı sağlayan okul çantaları birden fazla göze, yan ve ön ceplere, kenar kısımlarında suluk veya matara için özel bölümlere sahip olmalı. Birden fazla göze sahip olan okul çantaları, araç ve gereçlerin dengeli bir şekilde taşınmasına büyük katkı sağlar, yük dağılımını dengeler. Satın alacağınız okul çantasının bölme sayısı en az 2, mümkünse 3 olmalı. Yan ve ön cepler ise ihtiyaç duyulan eşyalara hızlı ve kolay şekilde ulaşmayı sağlar. Suluk veya matara kısımları da yine, çocuğunuzun su ihtiyacını kolayca karşılamasını sağlar ve ayrıca, olası sızmalara karşı okul eşyalarının zarar görmesini engeller.

Okul çantaları için en önemli fonksiyonel özelliklerden biri de bel kemeri ve göğüs askılıklarıdır. Nitekim, çantanın omuzlarda ve sırt bölgesinde kaymasını önleyen bu kısımlar, ağırlığın dengeli bir şekilde taşınmasına yardımcı olur. Ağırlığı dengeli dağıtmak için ağır eşyaların sırta ve bele daha yakın konulması gerek. Bel kemeri ve göğüs askılıkları çantanın kaymasını önleyerek çocuklarda kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının oluşmasını engeller.

Bu konuların yanı sıra, satın alacağınız okul çantasının su geçirmez olmasına, fiziksel etkilere karşı dayanıklı olmasına ve fermuarlarının dayanıklı olmasına dikkat etmelisiniz. Ve tabii, çocuğunuzun istek ve beğenilerini mutlaka gözetmeli, okul çantası başta olmak üzere her türlü okul alışverişini onun tercihlerini dikkate alarak yapmalısınız. Aksi durumda, satın alacağınız ürün fiziksel ve egonomik açıdan çocuğunuz için uygun olsa bile okul başarısına olumlu bir katkı yapamayabilir.

Öğrenci dostu okul çantaları Ofix.com’da!

Online ofis marketiniz Ofix.com, birbirinden güzel ve kullanışlı okul çantalarına uygun fiyat avantajıyla sahip olma fırsatı sunuyor. Örneğin, Hello Kitty 86006 sırt çantası kız çocukları için iyi bir okul çantası olabilir. 36 x 28 x 11 cm ölçüsündeki bu ürünlerde fermuarlı 2 göz ve 1 yan cep var. Yan cep fileli. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Erkek çocuklar içinse örneğin, Spiderman 86722 sırt çantası iyi bir okul çantası olabilir. 40 x 30 x 12 cm ölçüsündeki bu ürünlerde fermuarlı 2 göz ve fileli 2 yan cep var. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Sitemizde satışı devam eden Angry Birds, Barbie, Pepee ve diğer pek çok markanın birbirinden güzel okul çantalarını incelemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Okula Dönüşe Hediye Çeki Yakışır!

Okul çantası alırken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da bu hafta başlayan Ofix Hediye Çeki Kazandırıyor! kampanyamızı okurlarımıza hatırlatmak istiyoruz. Okulların açılmasına kısa bir süre kalmışken Ofix kullanıcılarının okul alışverişlerine katkı sağlamak için, Kalemlik.com sitesinde geçerli 30 TL değerinde hediye çeki veriyoruz. Kampanyamızın detaylarını buradan okuyabilir, okul alışverişlerinizde Kalemlik.com sitesinin sunduğu fırsatlardan yararlanabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler