Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dostu Harita Çivileri

Yayınlandı

tarihinde

Harita çivileri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Teknolojik ürünler hayatımızda her geçen gün biraz daha fazla yer kaplasa da kalem ve kağıt gibi klasik yazı araç ve gereçleri ile masaüstü gereçler bazen daha pratik olabiliyor. Ofiste kullandığımız mantar panonun üzerine harita çivileriyle iliştirdiğimiz not kağıtları, gazete kupürleri, dergi sayfaları ve benzeri materyaller, unutmak istemediğimiz şeyleri hatırlatıyor, motivasyonumuzu arttırıyor, ofis ortamında çok hoş bir görüntü yaratıyor. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, harita çivileri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Harita çivisi nasıl icat edildi?

Nesneleri birbirine tutturmak için tarih içinde farklı araçlar kullanılmış. Bunlar içinde en eskisi olan toplu iğnelerin kullanımı binlerce yıl öncesine dayanıyor. Kaynaklara göre toplu iğneler ilk olarak MÖ 4 binlerde Mısırlılar tarafından icat edildi. Toplu iğne yapımında daha çok bakırı tercih eden Mısırlılar, ucuz olması nedeniyle balık kılçıklarını veya hayvan kemiklerini de toplu iğne olarak kullanmış. Yöneticilerin ve rahiplerin kullandığı toplu iğneler ise altın ve gümüşten yapılıyordu. 16. yüzyılda toplu iğne üretiminde bakır yerine demir kullanılmaya başlandı. Toplu iğnelerin seri üretimi ise 19. yüzyılın ilk yarısında başladı.

Toplu iğneyle karşılaştırıldığında raptiye ve harita çivisinin icadı çok daha yeni sayılır. Nitekim raptiyeler, 1900 yılında New Jersey’de Edwin Moore tarafından icat edildi ve patentlendirildi. Kumaş gibi yumuşak yüzeylerde kolay kullanım imkanına sahip toplu iğnelerden farklı olarak raptiyeler, sert yüzeylerde nesneleri tutturmak için oldukça pratikti. Moore’un icat ettiği raptiyenin üzerinde hafif kavisli bir pirinç kafa vardı ve çivi kısmı da pirinçten yapılmıştı. Sert yüzeylerde hafif bir kuvvetle kolayca kullanılabilen bu ürünler kısa sürede çok beğenildi. Eastman Kodak Company’den gelen toplu siparişi karşılamak için Edwin Moore, Moore Push Pin Company’yi kurdu.

1900’lerin başlarında raptiye kullanımı yaygınlaştıkça, raptiyelerden farklı şekillerde yararlanılmak istendi. Fakat raptiyeler, panolar üzerinde kullanım için uygun değildi ve kağıtların zarar görmesine yol açabiliyordu. Bunun üzerine Edwin Moore, raptiyenin üst kısmında kullandığı pirinç bölümü değiştirdi ve pano üzerinde kullanımı kolaylaştırmak için sırt kısmına özel eğimler verdi. Günümüzde harita çivilerinin sırt kısmında daha çok plastik kullanılsa da tasarım olarak Moore’unkine çok benzer ürünler tercih edilmekte. 

Harita çivileri ne gibi kolaylıklar sağlıyor?

Mantar panolar ve benzeri yüzeylerde kolayca kullanabileceğiniz harita çivileri sayesinde ofisinizde düzenli ve rahat bir çalışma ortamı oluşturabilirsiniz. Unutmak istemediğiniz notlarınızı harita çivileri ile mantar panonuza iliştirebilir, beğendiğiniz fotoğrafları veya diğer materyalleri sürekli göz önünde bulundurabilirsiniz. Masaüstü mantar pano kullanıyorsanız, daha küçük notlarınızı ve gün içinde yapmanız gereken işleri harita çivileri ile panonuza sabitleyebilirsiniz. Aynı önem sırasına sahip işlerinizi yazdığınız not kağıtlarınızı aynı renkteki harita çivileri ile panonuza asarak öncelik sıralaması ve planlama yapabilirsiniz. Çalışma alanınıza proaktif bir görüntü kazandırabilir, iş arkadaşlarınız üzerinde olumlu bir imaj yaratabilirsiniz.

Ofis dostu harita çivileri Ofix’te!

Online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre harita çivileri, ofislerin en sık sipariş verdiği ürünler arasında yer alıyor. Yazımızın bu kısmında, ofislerin en çok sipariş verdiği harita çivilerini kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyeliğimizi inceleyebilirsiniz. 

Mas Renkli Harita Çivileri

Listemizin ilk sırasında, Mas renkli harita çivileri var. Kutu içi adeti 18 olan bu ürünler plastik kaplı. Ofis ve kırtasiye ürünleri alanında 40 yıldan uzun bir süredir faaliyet göstermekte olan Mas markasının en sevilen ürünlerinden olan bu ürünleri ofisinizde mantar panonuz üzerinde rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Mimaks Harita Çivileri

Listemizin ikinci sırasında, Mimaks harita çivileri var. Kutu içi adeti 18 olan bu ürünler de plastik kaplı. 30 yıldan uzun bir deneyime sahip olan Mimaks markası, büro gereçleri sektöründe yurt dışı pazarlarda ülkemizi uzun yıllardır başarıyla temsil etmekte. 

Ofix’te satışı devam eden tüm toplu iğne, raptiye ve harita çivilerini incelemek için masaüstü gereçler kategorimizi inceleyebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler