Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Eli Harari, Sandisk’i nasıl yönetti?

Yayınlandı

tarihinde

Eli Harari ve Sandisk hakkında merak ettiklerinizi Ofix Blog'da bulabilirsiniz...

1988 yılında kurulan Sandisk‘in kurucu ortaklarından biri olan Eli Harari, şirketin kuruluşundan 2010 yılına kadar CEO’luk görevini sürdürdü. Görev süresi boyunca Sandisk‘in flash bellekler pazarında bir dünya markası haline gelmesi için çalışan Eli Harari, Sandisk‘in aynı zamanda da flash bellekler alanında yeni teknolojilere öncülük yapmasını sağladı. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Eli Harari‘nin hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Kısaca Eli Harari

Eli Harari, 10 Haziran 1945 tarihinde Tel Aviv’de dünyaya geldi. Babası Abraham ve annesi Genia, 1933 yılında Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesinden sonra Varşova’dan kaçarak Tel Aviv’e yerleşmişlerdi. Bu dönemde Tel Aviv, İngilizlerin kontrolü altındaydı ve bölgede sıcak çatışmalar yaşanmaktaydı. 3 yaşına kadar Tel Aviv dışında bir barakada yaşayan küçük Eli, Yahudi geleneklerine göre yetiştirildi ve 13 yaşına geldiğinde, ailesiyle birlikte ABD’ye göç etti. Brooklyn caddeleri, Manhattan gökdelenleri, Times Meydanı, küçük Eli‘nin gözlerini kamaştırdı. Aile daha sonra İngiltere’ye yerleşme kararı alınca, Eli‘nin Brighton’da Yahudi çocuklarının eğitim gördüğü Whittingehame College’a gönderilmesine karar verildi.

Whittingehame College’da okumayı başta istemeyen Eli Harari, ailesinin bu kararı hakkında daha sonra “benim için yaptıkları en iyi şeydi” değerlendirmesini yapacaktı. Bu okulda aldığı eğitim sayesinde dünyaya bakış açısı genişledi ve dünyanın dört bir tarafından gelen birçok arkadaş edindi. 18 yaşına geldiğinde, İsrail’de askerlik görevini yerine getirdi. Ardından, İngiltere’ye döndü ve fizik alanında lisans eğitimi almak için Manchester Üniversitesi‘ne giriş yaptı. 1969 yılında, Princeton Üniversitesi‘nde doktora yapmak için Amerika’ya gitti. Eğitimine devam ederken, ABD Deniz Kuvvetleri Araştırma Bürosu‘nda çeşitli görevlerde bulundu.

Soğuk Savaş’ın etkilerinin en yoğun şekilde hissedildiği bu dönemde, ABD ile SSCB arasında hemen her alanda üstünlük kurma yarışı yaşanıyordu. Bu yarış en çok teknoloji alanında görülüyor, yeni teknolojilere öncülük yapma merakı hemen tüm bilim çevrelerini etkisi altına alıyordu. Bu dönemde Eli Harari‘nin en büyük hayali, fizik alanında önemli bir keşif yapmak ve Nobel Ödülü‘nü kazanmaktı. Fakat yine de kendisini bir Amerikalı olarak görmüyordu. 1972 yılında evlendi, ertesi yıl ilk çocuğu Michele doğdu. Artık kendisini “Amerikalı” hissetmeye başlayan Eli Harari, ailesiyle birlikte California’ya taşındı ve Hughes Microelectronics Araştırma Merkezi‘nde teknik eleman olarak çalışmaya başladı.

Eli Harari ve Depolama Teknolojilerindeki Dönüşüm

1980’li yıllarda Eli Harari, yeni bir tür depolama teknolojisi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmıştı. Hatta bazı önemli buluşlara imza atmış, bunların patentlerini almak için gerekli adımları atmaya başlamıştı. Kendisi en çok, taşınabilir elektronik cihazlardaki HDD’lerin yerini alabilecek yeni bir veri depolama ünitesi geliştirmek istiyordu. Nitekim, o yıllarda elektronik veri ve belgeleri saklamak için kullanılan teknolojiler hem çok pahalıydı, hem de yeterince kullanışlı değildi. Bu nedenle Eli Harari, daha küçük ve daha işlevsel araçlarla çok daha fazla veri depolamayı sağlayacak basit araçlar geliştirmek istiyordu.

1980’lerin sonlarında Eli Harari, çalışmalarının meyvelerini almaya başladı. Sistem Flash adını verdiği projesi, elektronik verileri hiçbir dış güç uygulamadan yıllarca depolayabilecek bir teknolojiye sahipti. Üstelik, cepte taşınabilecek kadar az yer kaplıyor, verilere istenildiği zaman ulaşmayı mümkün kılıyordu. Bu dönemde piyasada satışı yapılan dijital kameralar oldukça hacimli ve pahalı, taşınabilir bilgisayarlar ise çok ağır ve bellek kapasitesi düşüktü. Henüz internet ağı ve bulut teknolojileri gelişmemişken Eli Harari, Sistem Flash‘la veri depolama teknolojilerinde büyük bir dönüşüm yapmıştı.

Sistem Flash‘ı bir ürün şeklinde pazara sunmak ve daha da geliştirmek için Eli Harari, yakın arkadaşları Jack Yuan ile Sanjay Mehrotra‘yla birlikte 1988 yılında Sundisk isimli bir şirket kurdu. Şirketin ismi, Harari‘nin kızı Michele tarafından “neşeli ve güneşli” gibi çağrışımlar yapsın diye bu şekilde konuldu. Fakat bu isim, 1995 yılında Sandisk olarak değiştirilecekti. Çinli mühendis Jack Yuan ile Hintli mühendis Sanjay Mehrotra‘yla güçlerini birleştiren Eli Harari, flash bellekler tarihine yön veren çok önemli buluşlara imza attı. Özellikle de 4 MB flash yongası tabanlı ilk ürünleri, flash bellekler için çok önemli bir dönüm noktası oldu.

Sandisk ve Flash Bellekler

1990 yılında Eli Harari, hızla gelişmekte olan notebook bilgisayarlar ve dijital fotoğraf makineleri gibi teknolojik ürünlerde kullanılmak üzere flash bellekler üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. Ekibiyle birlikte HDD’ye alternatif olarak geliştirdikleri dünyanın ilk flash tabanlı SSD’si, 20 MB bellek kapasitesine sahipti. O dönem için oldukça yüksek denilebilecek bu kapasite, Eli Harari için yeni bir dönüm noktasıydı. Ürünü incelemesi için IBM‘e yollayan Eli Harari, IBM‘in desteğini almayı başardı. Bu destek sayesinde ürünlerin seri üretimine başlandı. Amerika dışında en yüksek talep Japonya’dan gelince, şirketin ilk yurt dışı satış ofisi 1992 yılında Japonya’da hizmete başladı.

1990’lı yıllarda Eli Harari, IBM‘den sonra Canon ve Kodak gibi birçok teknoloji firmasıyla kurumsal ilişkilerini güçlendirdi. Bu sayede, flash belleklerle ilgili temel standartların oluşmasında etkin bir rol üstlendi. Harari‘nin öncülük ettiği çalışmalar, flash belleklerin kimyasal film veya dönen manyetik disk sürücülerinin yerini almasını sağladı. Flash yongası tabanlı yeni nesil ürünleri, flash bellek teknolojisinin hızlı bir gelişim ivmesi yakalamasını sağladı. Eli Harari‘nin aldığı 1500’den fazla patent, flash bellekler pazarında şirketin gücünü pekiştirdi. Bu patentler sayesinde şirket, flash bellek maliyetlerini düşürdü ve bilgisayar bellekleri pazarında yeni teknolojilere öncülük yaptı. Öyle ki, zaman içinde 1 GB’lık bir flash belleğin maliyeti 1 dolara kadar düştü.

1993 yılında Eli Harari, şirket tarihinin en önemli başarılarından birine imza attı. ABD’de bir uzay mekiğinin kendi ürünleriyle uzaya fırlatılması, dünya genelinde büyük ilgi uyandırdı. Böylelikle Eli Harari, ürünlerinin gücünü tüm dünyaya kanıtlamış oldu. Bu gelişmeyle birlikte şirketin Japonya’dan sonra Avrupa’da da yurt dışı satış ofisleri açıldı. Dijital ürünlerde kart yuvaları konusunda henüz standartların oluşmadığı bu dönemde Eli Harari, teknolojik ürünlerde veri transferini kolaylaştırmak için yeni bir ekosistem geliştirmek üzere çeşitli çalışmalarda yer aldı. 1995 yılında şirketin ismi Sandisk olarak değiştirildi ve Sandisk markalı compact flash bellek kartları, temelleri Eli Harari tarafından atılan ekosistemin merkezinde yer aldı.

Eli Harari ve Sandisk Ekosistemi

1996 yılında Sandisk, dünyanın ilk 64 MB MLC NOR flash çipini piyasaya sundu. Bu çip sayesinde Eli Harari, Sandisk ekosistemiyle ilgili çok önemli bir fırsat yakaladı. Flash çiplere büyük ilgi duyan Toshiba, Sandisk‘le birlikte ilk NAND ortak yatırımını hayata geçirdi. Toshiba‘yla kurulan iş ortaklığı, 2001 yılında bit başına en düşük maliyeti sunan dünyanın ilk ticari NAND MLC 1 GB çipinin piyasaya sunulmasını sağladı. Ardından, 128 MB SD kartları, memory stick kartları ve 1 GB compact flash kartlarıyla Sandisk ekosistemi gelişmeye devam etti.

2002 yılında Eli Harari, Sandisk‘in NAND flash yonga plakası üretimini Toshiba‘nın Japonya’daki fabrikalarına ve Yokkaichi’ye kaydırmaya karar verdi. Cruzer adlı ilk flash bellekler de bu dönemde piyasaya sunuldu. Sandisk ekosistemi içinde yer alan mini SD çıkarılabilir kartlara yönelik ilgi, akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte giderek arttı. 2003 yılında piyasaya sunulan yüksek performanslı endüstriyel sınıf SD kartları sayesinde şirketin yıllık geliri 1 milyar dolara ulaştı.

2004 yılında Eli Harari, Toshiba‘nın ardından Motorola‘yla çok önemli bir iş ortaklığını hayata geçirdi ve cep telefonları için transflash çıkarılabilir kartını birlikte piyasaya sundular. Bu ürüne daha sonra micro SD adı verildi. Aynı tarihte piyasaya sunulan 128 MB micro SD bellek kartları ve Sansa MP3 çalarlar, Sandisk‘in marka tanınırlığını yükseltti. 2005 yılında şirket, 3D tabanlı bir kez programlanabilen çip teknolojisinin öncüsü ve tedarikçisi Matrix Semiconductor şirketini satın aldı ve dünya pazarındaki gücünü pekiştirdi. 2008 yılında piyasaya sunulan 32 GB SATA 5000 SSD, veri depolamada sınırları epeyce zorladığı gibi, veri kullanımında performans ve güvenilirliği de epeyce arttırdı.

2010 yılında Eli Harari, Sandisk‘teki CEO’luk görevinden ayrıldı, yerine Sanjay Mehrotra CEO olarak atandı. 2012 yılında ABD Başkanı Obama tarafından Beyaz Saray‘da ağırlanan Eli Harari, Ulusal Teknoloji ve Yenilik Madalyası‘yla onurlandırıldı. Günlük sevk ettiği ürün sayısı 2 milyonu aşan Sandisk‘in yaptığı satışların yarıdan fazlası ABD dışında gerçekleşmekte. Ürünleri 100’den fazla ülkede ve 250 binden fazla perakende satış noktasında tüketiciyle buluşmakta.

Ofis dostu Sandisk ürünleri Ofix.com’da!

Eli Harari‘nin başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘un verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Sandisk ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Sandisk Cruzer Blade SDCZ50-016G-B35

Listemizin ilk sırasında, Sandisk Cruzer Blade SDCZ50-016G-B35 var. Ofis dosya ve belgelerinizi saklamak için en uygun ürünlerden biri olan bu ürünler, 16 GB’lık bellek kapasitesine sahip ve tüm işletim sistemlerinde sorunsuz şekilde çalışmakta. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Sandisk Cruzer Glide 3.0 SDCZ600-016G-G35

Listemizin ikinci sırasında, Sandisk Cruzer Glide 3.0 SDCZ600-016G-G35 var. Bilgisayarınız USB 3.0 özelliğine sahipse ve 16 GB’lık bir flash bellek ihtiyacınız varsa, bu model doğru bir seçim olabilir. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Sandisk Cruzer Force Metal SDCZ71-016G-B35

Listemizin üçüncü sırasında, Sandisk Cruzer Force Metal SDCZ71-016G-B35 var. 16 GB’lık bu ürünler USB 2.0 bağlantı özelliğine sahip. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer Sandisk ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler