Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ceviz hafızayı güçlendirir mi?

Yayınlandı

tarihinde

"Ceviz hafızayı güçlendirir mi?" sorusunun cevabı Ofix Blog'da...

Hafızamız zayıflıyor, kaydetmediğimiz şeyleri hatırlamada ciddi güçlükler yaşıyoruz. Bu noktada akıllara ister istemez ceviz geliyor. Acaba ceviz hafızayı gerçekten de güçlendirir mi? Hafıza üzerinde ceviz gerçekten de anlatıldığı kadar etkili midir? 

“Ceviz hafızayı güçlendirir mi?” sorusu çerçevesinde ceviz ve hafıza arasındaki ilişkiler hakkında derlediğimiz bilgiler işte huzurlarınızda… 

Önce hafızadan başlayalım.

Hafızayı kısaca beyinde bilgi, deneyim ve duyguların kayıt altına alındığı bölümlerin genel adı olarak tanımlayabiliriz. En gelişmiş beyin yapısına sahip olan insanda hafızanın sınırları oldukça geniş. Doğuştan gelen özelliklerimiz sayesinde bilgi, deneyim ve duygularımızı kayıt altına kolayca alabiliyoruz. Bazı insanlarda genetik nedenler ve çevresel etkenlerden dolayı hafıza doğuştan veya sonradan zayıflayabiliyor. Fakat insan hafızası aslında, sınırları son derece geniş bir depolama alanıdır. Beynini ve bilişsel yetilerini iyi kullanan kişilerde hafıza hem daha güçlüdür, hem de çok daha geniştir. Hafızayı özel birtakım yöntemlerle geliştirmek de mümkündür. Nasıl ki sporcular özel birtakım egzersizlerle kaslarını geliştirip spor için gerekli özellikleri kazanabiliyorsa, aynı şekilde bilişsel yetileri etkin şekilde kullanmayı sağlayan egzersizlerle hafızayı geliştirmek de mümkündür. Bu egzersizler herkes için aynı sonuçları vermese de bunların genel olarak hafıza üzerinde faydalı etkilerinin olduğunu gösteren pek çok bilimsel araştırma mevcut. 

Hafızayla ilgili yapılan incelemeler ışığında bilim insanları, hafızanın farklı türlerinin olduğunu savunuyor sevgili arkadaşlar. Bunlardan ikisini mutlaka duymuşsunuzdur; kısa süreli hafıza ve uzun süreli hafıza. Öğrendiğiniz bir bilgi eğer uzun süreli hafızanıza yerleşmişse, normal şartlar altında bu bilgiyi hatırlamada ciddi bir sorunla karşılaşmazsınız. Kısa süreli hafıza ise anlık olarak gerekli bilgileri hatırlamanızı sağlar. Örneğin, vitrinde gördüğünüz elbisenin ne renk olduğunu kısa süreli hafızanıza alabilirsiniz. Bu size kıyafet seçiminde yardımcı olabilir. Fakat beyin bu bilgiyi ilerisi için faydalı görmediği için uzun süreli hafızaya almayabilir. Birkaç gün sonra elbisenin rengini hatırlamada güçlük çekiyorsanız, beyniniz size aslında bunu pek önemsememişsin, mesajı verir. Buna bir örnek de kendimden vereyim. Telefon numaramı sorduklarında, hep kullandığım ilk hattımın numarasını söylüyorum. Beynim bu bilgiyi uzun süreli hafızama almış, çünkü bunu gerçekten önemsiyorum. İkinci numaram ise hep kısa süreli hafızamda kalıyor. Bu bilgiyi beynim uzun süreli hafızama kaydetmiyor. 

Ceviz hafızayı nasıl etkiler?

Anısal hafıza, anlamsal hafıza, işlemsel hafıza, görsel hafıza gibi başka pek çok hafıza çeşidinden bahsedilebilir. Bunların hepsi beynimizde farklı bölgeler tarafından yönetilmekte. Bununla birlikte, bilişsel fonksiyonlar ve beynin çalışma şekli söz konusu olduğunda, hafızayı etkileyen ve güçlendiren unsurların aslında aynı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun en önemli nedeni beyin fizyolojisidir. Söz gelişi, kanınızdaki şeker veya oksijen düzeyi azaldığında tüm hafıza merkezleriniz bundan etkilenir. Beynin temel besin maddelerinden biri olan fruktoz, tüm hafıza merkezlerinizin hatırlama süreçlerini güçlendirir. Omega-3 de yine tüm hafıza merkezleri üzerinde faydalı etkilerde bulunur. Dolayısıyla, ceviz hafızayı nasıl etkiler diye düşünürken hafızayı bir bütün olarak ele alabiliriz. Farklı hafıza türleri üzerinde ayrı ayrı durmamıza gerek yok. 

Cevizde yüksek miktarda demir, kalsiyum, fosfor, potasyum, çinko, bakır ve selenyum mineralleri var. Vitaminler içinde ceviz A, B kompleks, C, E ve K vitaminleri bakımından oldukça zengin. Bu mineral ve vitaminlerin hepsi, bilişsel fonksiyonları güçlendirici etkiye sahip. Ancak ceviz hafızayı daha çok çoklu doymamış yağ asitleri sayesinde güçlendiriyor. Bu asitler içinde omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin etkisi büyük. Çünkü bu yağ asitleri, sinir sistemi üzerinde uyarı akışını güçlendiriyor. Ve beynin daha fazla uyarıyı daha etkin şekilde algılamasına, depolamasına ve gerektiğinde kullanmasına yardımcı oluyor. Tıp literatüründe fitokimyasallar olarak bilinen bu maddeler yalnızca hafıza üzerinde değil, aslında tüm bilişsel fonksiyonlar üzerinde etkili. Hatırlamak bunlardan yalnızca biri. Bağlantı kurmak, sonuç çıkarmak, hesaplama yapmak gibi pek çok bilişsel fonksiyon, beyin fizyolojisine doğrudan etkileyen fitokimyasallar sayesinde daha hızlı ve kolay şekilde gerçekleşmekte. 

Çoklu doymamış yağ asitleri nedir?

Cevizin faydaları bu bağlamda çok önemli. Vücudumuzun en önemli enerji kaynaklarından biri yağlardır. Sağlıklı beslenmek için günlük kalori ihtiyacımızın yüzde 20’sini yağlardan almamız gerekir. Mutfak yağları söz konusu olduğunda yağ türlerini zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, fındık yağı, soya yağı ve kanola yağı şeklinde sınıflandırabiliriz. Bilimsel açıdan baktığımızda ise aslında yağlar, doymuş yağ asitleri ile doymamış yağ asitleri şeklinde iki temel kategoriye ayrılır. Bunlardan doymuş yağ asitleri, oda sıcaklığında katı halde bulunur ve kolesterolün yükselmesine neden olur. Hayvansal kaynaklı besinlerden kırmızı et ve beyaz et ile bitkisel kaynaklı besinlerden Hindistan cevizi yağı, doymuş yağ asitleri bakımından zengindir. Doymamış yağ asitleri ise oda sıcaklığında sıvı haldedir ve büyük çoğunluğu bitkisel kaynaklıdır. Metabolizmanın sağlıklı çalışabilmesi için vücuda en gerekli yağ asidi çeşidi doymamış yağ asididir. Bunlar da kendi içlerinde ikiye ayrılır; tekli doymamış yağ asitleri ve çoklu doymamış yağ asitleri. 

Tekli doymamış yağ asitleri bakımından zengin besinlerin başında fındık, zeytinyağı ve kanola gelir. Çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin besinlerin başında ise ceviz, mısır, ayçiçeği ve soya gelir. Vücudun enerji ihtiyacı söz konusu olduğunda, doymuş yağ asitleri güçlü birer enerji kaynağıdır. Fakat bunların yakılması zor olduğu için vücutta depolanma ihtimali yüksektir. Doymuş yağ asitleri bakımından zengin yağları tercih etmeniz durumunda karaciğer yağlanması, kilo artışı, hatta obezite gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için doymamış yağ asidi içeren yağlar daha doğru bir seçimdir. Ancak vücudumuz tekli doymamış yağ asitlerini sentezleyebilirken, çoklu doymamış yağ asitlerinin sentezini yapamamakta. Başka deyişle, vücuda çoklu yağ asitlerinin ancak dışarıdan alınması gerekiyor. Bunların ihmali durumunda, beyin fonksiyonları yeterince etkin şekilde çalışmamakta. Çocuklar ve gençler söz konusu olduğunda sağlıklı beyin gelişimi için çoklu doymamış yağ asitlerinin önemi büyük. Çoklu doymamış yağ asitlerinin eksikliği sonucu metabolik hastalıklar ve bazı nöropsikiyatrik bozukluklar daha sık görülmekte. 

Cevizdeki mineral ve vitaminler beyin sağlığını nasıl etkiler?

Ceviz hafızayı daha ziyade çoklu doymamış yağ asitleri sayesinde güçlendirse de cevizdeki mineral ve vitaminlerin beyin sağlığına etkilerinden de bahsetmek gerekir. Sağlıklı bir beyne sahip olan kişilerin hafızası çok daha güçlüdür. Cevizdeki demir, kanda oksijeni taşıyan kan hücrelerinin ve bazı enzimlerin üretimine katkı sağlar. Demir eksikliği şikayeti yaşıyorsanız, doku ve organlarınıza yeterince oksijen taşınmaz. Ve bu durum, bazı metabolik sorunlara yol açabileceği gibi hatırlama güçlüğü, dikkat dağınıklığı gibi bazı bilişsel fonksiyon bozukluklarına da yol açabilir. Cevizdeki kalsiyum, sinir sistemi üzerinde uyarıcı ve düzenleyici etkiye sahiptir. Sinir sisteminizdeki uyarı akışı düzgün şekilde çalışmazsa bilişsel fonksiyonlarınızı kullanırken bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bileşimindeki fosfor sayesinde ceviz, bozulan doku ve hücrelerin onarılmasına katkı sağlar. Herhangi bir kaza veya yaralanma nedeniyle zarar gören beyin hücrelerinin iyileşebilmesi için vücudun fosfora ihtiyacı vardır. Cevizdeki potasyum, çinko, bakır ve selenyum mineralleri de yine sinir sistemi üzerinde uyarıcı ve düzenleyici etkilere sahiptir. 

Cevizin zengin mineral içeriğinin yanı sıra vitamin içeriği de beyin sağlığı ve hafıza üzerinde oldukça etkilidir. Cevizde bulunan A vitamini, vücuttaki serbest radikallere karşı koruyucu etkiye sahiptir. A vitamini sayesinde beyin kanserinden korunabilirsiniz. A vitamini ayrıca, beynin görme merkezlerini güçlendirir, görsel hafızayı kuvvetlendirir. Cevizdeki B kompleks vitaminleri, sinir hücrelerinin onarılmasını ve uyarı akışının düzenlenmesini sağlar. C vitamini sayesinde ceviz, beyin hücrelerini yaşlanmanın zararlı etkilerine karşı korur. Cevizdeki E vitamini, beyne kan taşıyan damarları güçlendirir ve beyne daha fazla kan ulaşmasını sağlar. Bileşimindeki K vitamini ise kandaki pıhtılaşmayı kontrol eder, beyni çevreleyen dokuların güçlenmesini sağlar. Beyin ve çevresinde oluşan doku zedelenmelerinin tedavisinde K vitamini oldukça etkilidir. Bu vitamin içeriği sayesinde beyin sağlığını güçlendiren ceviz hafızayı da güçlendirmekte. Herhangi bir nedenle beyin sağlığı ve hafızayla ilgili olumsuz bir gelişmeyle karşılaştığınızda, ceviz tüketiminizi arttırarak iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. 

Günde 3-4 adet ceviz hafızayı güçlendirir.

Evet arkadaşlar, “Ceviz hafızayı güçlendirir mi?” sorusuna cevap olarak derlediğim bilgiler işte bu şekilde. Bu noktada akıllara, “Peki ne kadar ceviz tüketmeliyiz?” şeklinde bir soru gelebilir. Son olarak buna da cevap vereyim. Cevizin çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin olması, vücudun da bu yağ asitlerine ihtiyacının fazla olması, günde avuç avuç ceviz tüketmenizi gerektirmez. Üstelik, kilo almanıza yol açabilir. Çünkü vücudumuz, başka birçok şeyde olduğu gibi yağların kullanılması ve depolanması konusunda da çok hassas bir düzene sahiptir. İhtiyaç duyduğu kadarını kullanır, fazlasını depolar. Ancak bu depolama şekli, yağların kimyasal özelliklerinin bozulmasına yol açar ve etkisini kaybettirir. Günde 3-4 adet ceviz tüketirseniz, vücudunuz çoklu doymamış yağ asitleri ile diğer mineral ve vitaminleri karşılar. Bu sayede ceviz hafızayı etkin şekilde güçlendirir. Fazla tüketim şekillerinde ise çoklu doymamış yağ asitlerinden yararlanamazsınız. Daha güçlü bir hafıza ve daha iyi bir beyin sağlığı için günde 3-4 adet ceviz gerekli ve yeterlidir. 

Her zamanki gibi sözlerimi bir reklamla tamamlayayım arkadaşlar. Benim sevgili şirketim Ofix, kuruyemiş grubunda geniş bir ürün çeşitliliğine sahip. Ceviz ve diğer tüm kuruyemiş siparişlerinizi Ofix üzerinden verebilir, uygun fiyat avantajı ve 1 günde teslimat hizmetimizden yararlanabilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler