Bizi Takip Edin

Lifestyle

Düzenli Çalışmayı Sağlayacak Ofis Malzemesi Listesi

Yayınlandı

tarihinde

Ofisler, iş yerlerimiz olmanın yanı sıra aslında biraz da evlerimiz gibiler. Ortalama bir çalışan, haftanın beş günü, günde yaklaşık sekiz saat kadar zamanını iş yerinde geçiriyor. Hal böyle olunca da ofislerin kalitesi çalışanlar için daha da önem kazanıyor. İş yerimizde birçok ofis malzemesi kullanıyoruz. Bugün düzenli çalışmayı sağlayacak ofis malzemelerinden bahsedeceğiz.

İş verimliliğinin yüksek olması için, ofislerin hem düzenli hem de temiz olması gerektiğini biliyoruz. Ofis temizliğinde dikkat edilmesi gerekenlerin öneminden daha önceki yazılarımızdan birinde bahsetmiştik.

Ofis içerisinde daha sürdürülebilir ve sağlıklı bir çalışma sistemi yaratmanın yolu bir düzen sağlamaktan geçiyor. Hatta öyle ki, düzenli olmak bir Japon felsefesi olan 5S içerisinde de kendine yer buluyor.

Neredeyse tüm alanlarda kendilerine özgü uygulamaları ile öne çıkan Japonlar, başarıları için 5S felsefesini uyguluyor. 5S felsefesi şu 5 kelimenin baş harflerinden oluşuyor:

  • Seiri (ayıklama)
  • Seiton (düzenleme)
  • Seiso (temizlik)
  • Seiketsu (süreklilik)
  • Shitsuke (disiplin)

5S felsefesini bireysel olarak hem evinizde hem ofisinizde uygulayabilirsiniz. Bu felsefeyi uzun vadede şirket kültürünüzün bir parçası haline getirebilirsiniz.

Düzen için hangi ofis malzemesi?

Diğer yandan gün içerisindeki koşturmacalar; ofise gelip giden onlarca kişi, havada uçuşan evraklar ve daha birçok şey ofis içerisindeki düzeni kolayca bozabilir. Kriz zamanlarında ihtiyaç duyduğumuz şeyleri kolayca bulmak isteriz. Günlük olağan akış içerisinde ofisin düzenli kalmasını sağlamak iş verimliliği açısından hayati bir önem taşır. Kuralların baştan belirlenmesi, ofis düzenini sağlayacak olan malzemelerin önceden temin edilmesi ve en önemlisi de tüm bunlar konusunda çalışanların bilinçlendirilmesi şart. Zira yoğun bir günün ortasında ofis içerisinde kontrol kaybedilirse, o noktadan tekrar düzen sağlamak pek de kolay olmayabilir.

Ofis içerisinde karmaşanın önüne geçmek ve bir düzen yaratmak için kullanabileceğiniz birçok ofis malzemesi bulunuyor. Bu ürünler daha derli toplu bir ofis düzeni oluşturmanın yanı sıra, çalışanların iş verimliliğine de önemli katkı sağlıyor. Şimdi gelin, sizin için hazırladığımız ofis malzemeleri listesine birlikte göz atalım.

1- Vazgeçilmez Bir Ofis Malzemesi: Telli Dosya

Vazgeçilmez bir ofis malzemesi: dosya
Vazgeçilmez bir ofis malzemesi: dosya

Her geçen gün daha dijital bir dünyanın parçası oluyoruz. Artık sevdiklerimizle olan en güzel anları hatırlamak için bile fotoğraf albümlerini değil, telefonlarımızdaki favoriler klasörüne göz atıyoruz. Bu durum, bize ciddi kolaylıklar sağlasa da bir o kadar da sorun yaratabiliyor. Zira djital dünya söz konusu olduğunda, bir şeye ulaşmak kadar onu kaybetmek de aynı ölçüde kolay. Konuya iş hayatı perspektifinden yaklaşacak olursak, bazen ofislerimizde de elimizin altında olması gereken ‘’hard copy’’ dediğimiz çıktılara ihtiyacımız oluyor. Fakat bazen yoğunluk, bazen belirsizlik ve çoğu zaman da düzensizlik sebebiyle bu dosyalar her zaman aradığımız yerde olmayabiliyor. Bu problemi ortadan kaldırmak için, ihtiyacınız olan dosyaları önem sırasına göre telli dosyalara yerleştirebilirsiniz. Böylece aradığınız zaman kolayca bulabilirsiniz.

Telli dosya ihtiyaç duyduğunuz bir ofis malzemesi ise Ofix’ten sipariş verebilirsiniz.

2- Kullanmaya Doyamayacağınız Bir Ofis Malzemesi: Etiket Makinesi

Etiketleme makinesi kullanımı kolay bir ofis malzemesidir.
Etiketleme makinesi kullanımı kolay bir ofis malzemesidir.

İhtiyacınız olan evrakları bir telli dosya içinde saklamak, ofisinizde düzen sağlamaya başlamak için harika bir yol! Şimdi gelin, bu dosyaların birbirleri ile karışmamaları ve ihtiyacınız olduğunda kolayca bulunmaları için onları etiketleyelim. Örneğin dosyalarınızı içerik, tarih ve önem durumlarına göre etiketleyebilirsiniz. Böylece dosyaların içeriğinde ne olduğunu anlamak için zaman kaybetmez, kapağındaki etiket sayesinde ihtiyacınız olanı anında bulabilirsiniz. Bunun için muhteşem bir ofis malzemesi var: Etiketleme makinesi! Bir kez etiketlemeye başladığınızda belki de en sevdiğiniz ofis malzemesi bu olacak!

 

3- Rengarenk Bir Ofis Malzemesi: Post-It (Yapışkanlı Not Kağıdı)

Ders çalışırken notlarını düzenli tutmayı sevenlerin post-itleri yakından hatırlıyordur. Post-it, iş hayatında da faydalı bir ofis malzemesidir. Bazen kendiniz için bir hatırlatıcı, bazen de iş arkadaşlarınıza not bırakmak için kullanabilirsiniz. Bu kağıtlar görünür olmaları ve kolay kullanımları ile daima elinizin altında olması gereken ürünlerden biridir. Aslına bakarsanız Post-it, yapışkanlı not kağıtlarını ilk üreten marka olduğu için ürünü çoğunlukla bu isimle tanıyoruz. Yapışkanlı not kağıdı dersek tüm markaları kapsayan bir ifade olacak. Yeri gelmişken Post-it’in hikayesini daha önce blogumuzda yazdığımızı hatırlatalım. Okumak isterseniz yazımıza buradan ulaşabilirsiniz: Post-it Nasıl Bulundu?

Hemen şimdi yapışkanlı not kağıdı almak isterseniz Ofix’te satılan ürün çeşitlerine ulaşabilirsiniz.

 

4- Hatırlatıcı Bir Ofis Malzemesi: Mantar Pano

Mantar pano hem dekoratif hem de kullanışlı bir ofis malzemesidir.
Mantar pano hem dekoratif hem de kullanışlı bir ofis malzemesidir.

Mantar panolar ofis içerisinde bir haberleşme ve duyuru aracı olarak kullanabilirsiniz. Şimdi bunun düzenle ne ilgisi var demeyin. Mantar panonuzu düzeni hatırlatan notlara ayırdığınızda işleriniz çok daha kolaylaşacak.

Farklı boyut ve çerçeve tipleriyle ihtiyacınıza yönelik mantar panolara Ofix’ten kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

5- Çok Amaçlı Bir Ofis Malzemesi: Taşıma Kolisi

Karton kolileri sadece kargo amacıyla kullanmak zorunda değilsiniz. Ofisinizde düzenli bir ortam yaratmak için kolilerden faydalanabilirsiniz. Örneğin dağınık duran malzemelerinizi derli toplu olarak bir kolide muhafaza edebilirsiniz. Gerektiğinde rahatlıkla yerlerini değiştirebilirsiniz.

Taşıma kolisine ihtiyacınız varsa Ofix’in kendi üretimi olan yüksek kaliteli taşıma kolilerini denemenizi öneririz.

6- Zamansız Bir Ofis Malzemesi: Ajanda ve Takvim

Herkesin bildiği gibi, iş hayatında doğru zamanlama her şey demektir. Ofisinizdeki işleyişin düzenli olması için, çalışanlarınızın masalarında birer takvim ve ajanda bulundurmaları oldukça faydalı olacaktır.

7- Her Masada Olması Gereken Bir Ofis Malzemesi: Masaüstü Organizer

Bir çalışanın en fazla düzene ihtiyacı nerede vardır diye soracak olursak, muhtemelen ilk cevabımız çalışma masası olacaktır. Dağılan kalemleri ve diğer ofis gereçlerini toplamak için ihtiyacınız olan bir organizer

8- Pratik Bir Ofis Malzemesi: Kullan-At Ürünler

Ofix’in kendi üretimi olan esprili karton bardakları ofisinize neşe getirecek.

Kullan at formundaki tabak ve bardak ürünleri ofisinizde her zaman bulundurmanızı öneriyoruz. Böylece kutlamalarda zahmet yaşamadan iş arkadaşlarınızla keyifli anların tadını çıkarabilirsiniz! Kutlama sonrası ortamı hızlıca eski düzenine kavuşturabilirsiniz.

Ofisinizde karışıklıkların önüne geçmek ve bir düzen yaratmak için çalışanlarınızla önceden plan yapmalısınız. Bu düzeni yaratmak için ihtiyacınız olan ürünleri ofisinizde hazır bulundurmalısınız. Bunun için Ofix’i ziyaret ederek tüm ofis malzemelerine kolayca ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler