Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Temizliğinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yayınlandı

tarihinde

Ofis temizliği çoğunlukla geri planda kalan bir konu. Temizlik yapmak denildiğinde genellikle aklımıza ev temizliği gelir. Haftalık yapılan düzenli temizlikten dip-köşe yapılan detaylı temizliğe, şöyle bir ortalığı toplayıp toz almaktan halıları yıkamacıya göndermeye kadar… Temizliğin kapsamı ihtiyaçlarımıza ve çoğu zaman da enerjimizin durumuna göre değişiyor. Fakat unutulmaması gereken bir şey var ki o da en az evlerimiz kadar zaman geçirdiğimiz ofislerimizin temizliğidir.

Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63’üncü maddesinde, haftalık çalışma en çok 45 saat olarak belirlenmiş durumda. Özel sektördeki şirketlerde çalışan kişiler, bir başka tabirle beyaz yakalılar, beklenmedik toplantıları ve ek mesaileri dahil etmediğimizde bile haftanın 5 günü, en az 45 saatlerini ofiste geçiriyorlar. Bu durum, ofislerimizin de en az evlerimiz kadar titiz bir şekilde temizlenmeye ihtiyacı olduğunu bize gösteriyor.

Büyük bir plazanın en gösterişli ofisi veya küçük, sevimli bir apartmanın içindeki paylaşımlı ofis… İş yerinizin yapısı nasıl olursa olsun, düzenli ve temiz olmalıdır. Zira bu durum çalışan kişilerin beden ve ruh sağlığı kadar, çalışma verimliliklerini de etkiliyor. Yapılan çalışmalar, hijyenik olmayan ve dağınık ortamların, orada bulunan kişilerin odaklanmalarını negatif yönde etkilediğini ve streslerini artırdığını gösteriyor.

Başlangıç: Havalandırma

Çalışanların, günde en az 8 saat geçirdiği ofislerin temiz olması için öncelikle düzenli olarak havalandırılması gerekiyor. Nefes alıp vermek, gözle görülmese de sürekli olarak buhar oluşturur. Ofislerimizde kalabalık bir ortam olduğunu düşünürsek, hava kirliliğinin tetiklediği astım, baş ağrısı, alerji ve sinüzit gibi rahatsızlıkların etkileri çalışma ortamlarımızda daha kolay hissedilebilir. Tam da bu sebeplerden dolayı, ofisinizi belirli aralıklarla havalandırmanız, aynı zamanda daimi bir hava sirkülasyonu için de havalandırma deliklerini temiz tutmalısınız.

Belki de iş yerinizde akşamüstüne doğru gelen baş ağrısı ve iç sıkılması, azalan temizi hava miktarıyla doğru orantılı olabilir. Neyse ki artık ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.

Cam Temizliği

Hazır ofisi havalandırmak için camları açmışken, onları silmekle devam etmeye ne dersiniz? Farkında olmasanız da camların dış yüzeyi, değişen hava koşullarına bağlı olarak uçuşan toz ve kirler sebebiyle ofisinizde en hızlı kirlenen yerlerden biridir. ‘’Camların temiz olması gerçekten önemli mi?’’ diye soracak olursanız, ofisinize gelen ışık kadar önemli olduğunu söyleyebiliriz. Zira kirlenen camlar, dışarıya baktığınızda size net olmayan bir manzara sunarken, aynı zamanda ofisinize gelen güneş ışığının da içeriyi tam olarak aydınlatmasını engeller. Bu da daha karanlık ve kasvetli bir çalışma ortamı demektir. Eğer ofisinizin camlarını en iyi nasıl temizleyebileceğinizi merak ediyorsanız, ofix.com’daki cam temizleme ürünlerine göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Perdeler

Eğer varsa, ofisinizdeki perdeleri düzenli aralıklarla yıkamanız oldukça önemlidir. Zira perdeler, içerideki ortamın kokusunu ve havasını doğrudan etkiler. Ferah kokan deterjan ve yumuşatıcı kullanarak, siz de ofisinizin havasını tazeleyebilirsiniz.

Süpürmek ve Toz Almak

Temizlik denildiğinde çoğumuzun kulağına bir süpürge sesi gelmeye başlar. Zira farkında olmasak da dışarıdan kapalı bir mekana geldiğimizde, başta tozlar olmak üzere dışarıdan bir sürü şey taşırız. Ofis temizliği yapılırken unutulan noktalardan birisi de yalnızca görünen yerlerdeki tozları süpürmek veya almaktır. Oysaki masanın arkasında kalan dar kısım, pek de kullanılmayan tezgahların rafları ve benzeri göz önünde olmayan alanlar, diğer yerlere göre oldukça nadir temizlendikleri için çok fazla toz ve kir tutabilirler. Artık, ofis temizlendikten birkaç gün sonra etrafta uçuşan ve ‘’Nereden çıktı bunlar?’’ dediğiniz tozların kaynağını öğrendiniz. Zira göz önünde olmayan bu tozlar uçuşarak etrafa yayılıyor ve ofisinizi temizlemiş olsanız bile tekrar temizlemenizi gerektiriyorlar. Toz alırken unutmamanız gereken bir diğer konu ise, temizlediğiniz malzemeye uygun temizlik malzemesi kullanmak olacaktır. Cam bir sehpayı ve deri bir mobilyayı aynı malzeme ile temizlemek yeterli hijyeni sağlamakta sorun yaratabileceği gibi, ofisinizdeki eşyaların yıpranmalarına neden olabilir. Ofix temizlik ürünleri sayfasındaki kategorilere göz atabilir ve ihtiyacınız olan ürünleri sipariş edebilirsiniz.

Duvardaki Lekeler

Duvardaki iz ve lekeler, çoğu zaman göz ardı edilir. Eğer temiz ve ferah bir ofis ortamı yaratmak istiyorsanız, bu iz ve lekelerden kurtulmanız gerektiği bir gerçek. Duvardaki kirleri çıkarırken dikkat edilmesi gereken en önemli şey, duvarın kendi boyasına zarar vermemektir. Ilık suya ekleyeceğiniz bulaşık deterjanı, duvardaki kirleri çözmeye yetecektir. Eğer duvarda kurşun kalem veya mürekkep lekesi varsa, melamin köpük silgisi ile nazikçe silmeyi deneyin. Aslında duvardaki lekeri çıkarmanın o kadar da zor olmadığını fark edeceksiniz.

Dolap ve Çekmeceler

Gün içerisindeki telaştan dolayı elimize geçen şeyleri dolap ve çekmecelere koyabiliyor, aslında bir nevi elimize geçenleri ortadan kaldırıyoruz. Tam da bu sebepten dolayı, belirli aralıklarla dolap ve çekmecelerin içini boşaltabilir ve sildikten sonra tekrar düzenleyerek yerleştirebilirsiniz. Böylece dolap ve çekmecelerin daha temiz olmalarını sağlarken, eşya ve gereçlerinizi düzenleyerek yerleştirdiğiniz için kritik zamanlarda her şeyi daha kolay bulabilirsiniz. Bu noktaları temizlerken, mobilyaların kendi yapılarına zarar vermemek için doğru temizlik malzemelerini seçmeyi unutmayın.

Lavabo

Ofiste çalışan kişi sayısına göre en fazla temizlenmesi gereken yerlerden biri olan lavabolar, hijyen konusunda en fazla hassasiyet gösterilmesi gereken yerlerin başında geliyor. Lavabolarda hijyeni sağlamanın yolu ise basit, düzenli temizlik ve doğru ürün kullanımı. Lavabolar için üretilen edilen temizlik malzemeleri, içeriklerindeki yoğun etken maddeler ve lavabolardaki kirleri hızlıca giderirler. Bu etken maddelerin ofisteki çalışanların sağlığına zarar vermemesi için, lavaboların temizlendikten bir süre sonra kullanıma kapatılıp havalandırılmaları gerekiyor.

Mutfak Temizliği

Ofislerin dinlenme ve sosyalleşme noktaları olan mutfaklar, yine çalışan kişi sayısı ile de bağlantılı olarak en çabuk dağılabilen ve kirlenen yerlerin başında geliyor. Diğer noktalara göre daha sık temizlenmesi gereken mutfaklarda gerçek bir hijyen sağlamak için, mutfaklar için üretilen yüzey temizleyiciler ve kir sökücüler bulundurmayı ihmal etmeyin. Her ne kadar ofisteki diğer bölümlerde temizlik belirli periyotlarla yapılıyor olsa da söz konusu mutfak olduğunda, anlık müdahalelerin hayat kurtardığını unutmayın. Dolayısıyla mutfak için aldığınız temizlik malzemelerini, mutfağın yakınında bir yerde konumlandırarak gerektiğinde hemen kullanılmalarını sağlayabilirsiniz.

Ofis Düzeni

Ofisleri temizlemek nispeten uzun sürse de kirlenmeleri bundan çok daha hızlıca olabilir. Ofisinizde yaptığınız temizliğin daha kalıcı ve uzun süreli olması için ofisin içerisinde bir düzen yaratmalısınız. Örneğin doğru yerlere, ihtiyaçlara uygun boyutlarda çöp kovaları konumlandırmalı ve gerektiğinde derhal yeni çöp poşeti takılmasını sağlamalısınız. Şimdi buraya tıklayarak ofisiniz için en uygun çöp kovaları ve çöp torbalarına ulaşabilirsiniz. Sağlayacağınız bu düzen sayesinde, ofisteki günlük telaşın yaptığınız temizliğin önüne geçmesini önleyebilir ve içerisinin daha uzun süre temiz ve ferah olmasını sağlayabilirsiniz.

Oda Kokusu

Harika bir temizlik sağladığınız ofisinizde artık tek bir şeye ihtiyacınız var, oda kokusu! Temizliği taçlandıracak ve ortamın havasını değiştirecek bir oda kokusu kullanarak, daha keyifli bir çalışma ortamı yaratabilirsiniz. Kullanacağınız oda kokularını belirli aralıklarla değiştirmeyi unutmayın.

Ofis Temizliği için Gerekli Malzemeler Nasıl Seçilmeli?

Ofis temizliği malzemeleri seçerken dikkat etmeniz gereken bazı önemli faktörler şunlardır:

Etkili Dezenfekte: Temizlik malzemelerinin yüzeyleri etkili bir şekilde dezenfekte edebilmesi önemlidir. Dezenfektanların, bakteri ve virüsleri öldürme yeteneğine sahip olduğundan emin olun. Özellikle grip döneminde, dezenfekte edici ürünlerin virüslerle savaşabilme yeteneği büyük önem taşır.

Güvenli ve Çevre Dostu Ürünler: Kimyasal temizlik ürünlerinin güvenli ve çevre dostu olmasına dikkat edin. Zararlı kimyasallar içeren ürünler hem çalışanların hem de çevrenin sağlığını tehlikeye atabilir. Bu nedenle, çevre dostu temizlik ürünleri tercih etmeye çalışın.

Kullanım Kolaylığı: Temizlik malzemelerinin kullanımı kolay ve pratik olmalıdır. Sprey şişeleri, bezler ve moplar gibi temizlik malzemeleri, temizlik işlemini daha verimli hale getirebilir.

Ekonomiklik: Temizlik malzemelerinin ekonomik olması, bütçenizi korumanıza yardımcı olur. Büyük hacimli ürünleri seçmek veya temizlik ürünlerini seyrek değiştirmek maliyetleri düşürür.

Kokusuz veya Hoş Kokulu Ürünler: Ofis çalışanlarının rahatça çalışabilmesi için temizlik ürünlerinin hoş kokulu veya kokusuz olmasını tercih etmelisiniz. Aşırı güçlü kokular, bazı çalışanlar için rahatsız edici olabilir.

Uygun Ambalaj: Temizlik malzemelerini saklama ve kullanma açısından uygun ambalajlı ürünler seçmek önemlidir. Ambalajın dayanıklı olması ve ürünün tükenme durumunu gözlemlemeye yardımcı olması kullanımı kolaylaştırır.

Hijyen Standartlarına Uygunluk: Temizlik malzemelerinin, ulusal ve yerel hijyen standartlarına uygun olmasına özen gösterin. Bu, ofis sağlığını korumak için önemlidir.

Uygun Miktarlar: Temizlik malzemelerini gereksinimlerinize uygun miktarlarda satın alın. Aşırı stoklama yerine düzenli olarak ihtiyaçlarınıza göre tedarik etmeye çalışın.

Marka ve Kalite: Güvenilir ve kaliteli markaların temizlik ürünlerini tercih edin. Kaliteli ürünler daha etkili sonuçlar elde etmenizi sağlar.

Ofis temizliği malzemeleri seçerken işyeri ihtiyaçlarınızı ve çalışanlarınızın sağlığını göz önünde bulundurarak doğru ürünleri seçmek önemlidir. Ayrıca temizlik malzemelerini kullanma talimatlarını dikkatlice okuyun ve güvenli bir şekilde kullanmaya özen gösterin. Siz Ofix online satış mağazamızdan hem etkili temizlik sağlayan hem de uygun fiyatlı temizlik ürünlerini kolayca sipariş edebilirsiniz. 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler