Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofisinizdeki engelleri kaldırın!

Yayınlandı

tarihinde

Engelsiz ofisler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Dünya genelinde 1 milyardan fazla engelli var ve bu insanlar, karşılaştıkları engellerden dolayı ciddi zorluklar yaşamakta. Başka deyişle engelli olmak, aslında kişilere ilişkin bir kısıtlılık durumunu anlatmaktan çok, onlara konulan ya da ilgisiz kalınan engellerle ilgili bir durum. Ülkemizde çalışma hayatını düzenleyen yasa ve mevzuatlara göre aynı il sınırları içerisinde 50 ve üzerinde işçi çalıştıran işverenler, mevcut çalışanların yüzde 3’ü kadar engelli personel çalıştırmakla ve işyerinde onlar için gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlü. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, engelsiz ofisler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Engelsiz Ofisler İçin Alınması Gereken Önlemler

İşyerlerinde çalışanların maruz kalabileceği riskler yapılan işin niteliği ve çalışanların içinde bulunduğu koşullarla yakından ilişkilidir. Buna bağlı olarak bir işyerinde engelli çalışanlar, diğer çalışanlarla aynı risklere maruz kalabileceği gibi, kendi fiziksel durumlarına göre daha farklı risklere de maruz kalabilir. Dolayısıyla, engelli çalışana sahip işyerlerinde engelliler için risk analizlerinin yapılması ve bu konuda İSG uzmanlarından destek alınması gerekir. Engelsiz ofisler hakkında bizim burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel tavsiye niteliğinde olup engelliler için daha iyi çalışma alanları oluşturulmasına katkı sağlama amacındadır. Ofisinizde engelli çalıştırma yükümlülüğünüz varsa, konuya ilişkin en doğru bilgileri ve yasal yükümlülüklerinizi İSG uzmanınızdan alabilirsiniz.

Merdivenler

Engelli derecesi ne olursa olsun tüm engelliler, merdiven konusunda ciddi sorunlar yaşamakta. Nitekim, çalışma gücünün yüzde 80’inden fazlasını kaybeden birinci derece engelliler bu sorunu en fazla yaşayan gruptur. Çalışma gücünün yüzde 60’ını kaybeden ikinci derece engelliler ve yüzde 40’ını kaybeden üçüncü derece engelliler de merdiven çıkarken çeşitli sorunlarla karşılaşmakta. Ofisinizde görme engelli veya tekerlekli sandalye kullanan çalışanlar varsa, engelsiz ofisler için en önemli konuların başında gelen merdiven sorununu çözmeli, özellikle hareket kısıtı bulunan ortopedik engellilerin rahatça kullanabileceği rampalar oluşturmalısınız.

Engellilerin merdiven sorununu çözmek adına çoğu zaman rampa oluşturmak yerine asansörlere yönlendirme yapılmakta. Ne var ki, asansöre ulaşım için eğer merdiven kullanmak gerekiyorsa bu sorun çözülmüş sayılmaz. Üstelik, ofiste deprem veya yangın gibi acil durumlarda asansör kullanımı mümkün olmayacağı için engellilerin tahliyesi ciddi bir sorun haline gelebilir. Bu nedenle, engelsiz ofisler için yalnızca asansörle yetinmemeli, acil durumları da düşünerek rampa yapımını gerçekleştirmelisiniz. Bina giriş ve çıkışlarınızda geniş kapı geçişleri sağlamalı, kapıların kolay açılıp kapanabilmesi için gerekli önlemleri almalısınız.

Ofis Araç ve Gereçleri

Ofis araç ve gereçleri, ofiste yaptığımız işin niteliğini doğrudan etkileyen en önemli konular arasında yer alıyor. Ofiste çalışırken kullandığımız masa, sandalye, koltuk, bilgisayar ve masaüstü gereçler yaptığımız işin yanı sıra verimlilik düzeyimizi de etkilemekte. Vücut yapımıza uygun olmayan araçlar kullandığımızda çeşitli fiziksel sorunlar yaşarız ve verimlilik düzeyimiz düşer. Aynı şekilde, engelli çalışanların vücut yapılarına uygun olmayan araçlar, onların da verimlilik düzeyini düşürür ve üstelik, daha büyük sorunlar yaşamalarına yol açabilir.

Engelsiz ofisler, çalışanların vücut yapılarına uygun ofis araç ve gereçleri ile donatılmış ofislerdir ve bu sayede yüksek bir verimlilik düzeyine sahiptir. Ofisinizde engelli çalışanların ihtiyaç duyacağı araç ve gereçlere kolay ulaşabilmelerini sağlamalı, masa ve dolap yüksekliğini onlara uygun şekilde ayarlamalısınız. Bilgisayar üzerinden çalışmalarını rahatça sürdürmeleri için özel olarak tasarlanmış Braille klavyeler temin etmeli, ihtiyaç halinde metin okutucu yazılımları kullanmalarını sağlamalısınız.

Tuvaletler

Ofisinizde engelli çalıştırma yükümlülüğünüz varsa, çalıştırdığınız engellinin tuvalet ihtiyacını karşılaması için gerekli düzenlemeleri mutlaka yapmalısınız. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için engelli çalışanlar için özel bir kabin oluşturabilir, kabin içinde gerekli malzemelerin bulundurulmasını sağlayabilirsiniz. Kabinin diğer çalışanlar tarafından kullanılmaması konusunda da özel bir farkındalık yaratmalısınız.

Ortak Alanlar

Ortak alanlar da yine, engelli çalışanların çeşitli sorunlar yaşamasına yol açabilmekte. Ortak alanlarda mazgallar, açıkta bulunan kablolar, yüksek eşikler, ulaşılması güç kapı veya pencere kolları engellilerin hayatını zorlaştırmakta. Engelsiz ofisler için ortak alanlarda mazgal genişliğine dikkat etmeli, tekerlekli sandalye veya koltuk değneğinin mazgal boşluğuna sıkışmasını önlemelisiniz. Elektrik, telefon veya görüntü kabloları için gerekli önlemleri almalı, kabloların belli bir kanal içinde olmasını sağlamalısınız. Dışarıya sarkan kablolar yalnızca engelliler için değil, tüm çalışanlar için risk yaratır. Ve bu risklerden en çok engelliler etkilenir. Ortak alanlara giriş çıkışlarda yüksek eşikler bulunmamalı, kapı ve pencere kollarına kolay erişim sağlanmalı.

Engelsiz ofisler içinde ayrıca duyma engelliler için, oturdukları yerden rahatlıkla görülebilen flaş ışıklı uyarı sistemleri, Led levhalar, yönlendirme panoları ve güvenlik işaretleri değerlendirilebilir. Görme engelliler için, ofiste girilmesi riskli bölümler için bariyerler oluşturulabilir, asansörlerin bulunabilmesi ve kullanılabilmesi için dokunsal kat numaralarından yararlanılabilir. Deprem ve yangın gibi acil durumlarda engellilerin tahliyesinden sorumlu “safety buddyler” (güvenli çalışma arkadaşları) görevlendirilebilir.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler