Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste yangın anında neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste yangın anında yapılması gerekenler Ofix Blog'da...

Ofisimizde çok sayıda dosya, klasör ve belge var. Kullandığımız ofis mobilyalarından aksesuarlara kadar her şey olası bir yangında kolayca tutuşabilir ve iş güvenliği alanında birçok tehlikeye yol açabilir. Bu gibi istenmeyen durumların önüne geçmek için işyerlerinde yılda en az bir kez yangın eğitim ve tatbikatı yapılmakta. Ofiste yangın anında neler yapmak gerektiğini bilirsek, olası kayıpları en aza indirip hem kendimiz ve iş arkadaşlarımız, hem de şirketimiz açısından daha olumlu sonuçlar elde edebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste yangın anında neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Asla panik yapmamalısınız.

İstenmeyen durumlarda yaşanan kayıp ve yaralanmaların, oluşan hasar ve zararların en önemli nedenlerinden biri panik yapmaktır. Panik aslında, kişide birdenbire ortaya çıkan güçlü bir korku ve endişe duygusudur. Panikle baş etmenin en iyi yolu ise beklenmedik durumlara karşı kişinin olabildiğince hazır olmasıdır. İşyerlerinde yılda en az bir kez yapılması zorunlu olan yangın eğitim ve tatbikatları, paniği önleyecek doğru bilgilerin aktarılmasını sağlıyor. Bu eğitim ve tatbikatlar sırasında edindiğiniz bilgileri yangın ve benzeri istenmeyen durumlarda etkin bir şekilde kullanarak panikten büyük oranda kurtulabilirsiniz. Bu nedenle, ofiste yangın anında yapılması gerekenler listemizin ilk sırasına paniği önlemeyi koyuyoruz.

Yangın butonuna basmalısınız.

Ofisinizde yangın oluştuğunu gördüğünüzde, vakit geçirmeden yangın butonuna basmalısınız. Yangın butonu yoksa durumu iş arkadaşlarınıza kendiniz haber vermelisiniz. Yangın butonuna basıldığında, yangın sirenleri çalmaya başlar. Yangını siz fark etmemiş olsanız bile, ofisinizdeki yangın dedektörleri olası bir yangın anında otomatik olarak devreye girecektir. Fakat yangın oluştuğunu görmüşseniz, sirenlerin devreye girmesini beklemeden yangın butonuna basmanız gerekir. Yangın sirenlerinin duyulmasıyla birlikte tüm ofis çalışanları, ofiste yangın çıktığı bilgisini alır ve daha önce belirlendiği şekilde tahliye ve yangına müdahale işlemleri başlar.

Ofisi derhal terk etmelisiniz.

Yangınla karşılaşan kişilerin yaptığı hataların başında, kendilerini güvene almak adına balkona çıkıp beklemek ve yangına yanlış şekilde müdahale etmek geliyor. Oysa yangın eğitimi ve tatbikatlarında da belirtildiği üzere, yangın sirenini duyduğunuzda içeride veya balkonda beklemek yerine ofisi mümkün olan en kısa sürede terk edip toplanma alanında bir araya gelmelisiniz. Yangına müdahale etmek için ofisinizde bir ekibin daha önce mutlaka belirlenmiş olması gerekir. Ve bu ekibin, yangın türleri ve hangi yangına hangi yangın tüpleri ile müdahale etmeleri gerektiği hakkında önceden mutlaka bilgilendirilmiş olması gerekir.

Yangın söndürme ekibindeki arkadaşlarınız, yangına ilk müdahaleyi kendilerine öğretildiği şekilde yapacaktır. İşi onlara bırakmak yerine yangına bilgisiz kişilerin müdahale etmesi, maalesef oluşan kayıp, yaralanma, hasar ve zararların büyümesine yol açıyor. Nitekim, yanıcı malzemelerin cinsine göre yangınlar 3 sınıfta incelenir. A sınıfı yangınlar kağıt, ahşap, kumaş vb. katı madde yangınlarıdır. B sınıfı yangınlar akaryakıt, solvent, tiner gibi yanıcı ve parlayıcı sıvı yangınlarıdır. C sınıfı yangınlar ise metan propan ve LPG gibi yanıcı ve parlayıcı gaz yangınlarıdır. Bu yangınlara yapılan her türlü yanlış müdahale, yangının büyümesine ve kayıpların artmasına yol açar. Yangın söndürme ekibiniz bu konuda gerekli bilgilere sahip olduğu için ofiste yangın anında ilk müdahaleyi onlara bırakıp derhal toplanma alanına yönelmelisiniz.

Acil çıkış merdivenlerini kullanmalısınız.

Yangın anında ofisinizdeki elektrik sistemi zarar göreceği için asansör veya yürüyen merdivenleri kesinlikle kullanmamalısınız. Ofisten çıkarken olabildiğince seri şekilde hareket etmeli, yangından etkilenmemesi adına yanınıza ofis araç ve gereçleri almak için vakit kaybetmemelisiniz. Yanınıza alacağınız özel eşyalar taşıma gücünüzün üzerinde kesinlikle olmamalı. Ofisinizde daha önceden belirlemeniz gereken acil durum ekibiniz, tahliye işlemleri sırasında izdihamı önlemek için kendilerine öğretildiği şekilde süreci yönetmeye çalışacaktır. Yapacakları uyarıları gözeterek acil çıkış merdivenlerine yönelmeli, bu sürede etrafa duman yayılmışsa dumandan etkilenmemek için nefes alıp vermenizi kontrol altında tutmalısınız.

Ofiste yangın anında iş bölümünü gözetmelisiniz.

Yangın eğitim ve tatbikatları sırasında yangına müdahale konusunun yanı sıra, yangın anında uygulanacak iş bölümü hakkında da önemli deneyimler kazandırılmakta. Nitekim, ofiste yangın anında koruma ekibiniz, şirketiniz için değerli evrak ve belgeleri koruma altına almaya çalışacaktır. Kurtarma ekibiniz, tüm odaları en sondan başlayıp kontrol ederek içeride kalan veya yangından haberi olmayan kişiler varsa onları acil çıkış merdivenlerine doğru yönlendirecektir. İlk yardım ekibiniz, yanına alacağı ilk yardım çantası ile ilk müdahaleleri toplanma alanında yapacaktır.

Tüm çalışanların sayımı ve eksik kişilerin tespiti, toplanma alanında yöneticiler tarafından gerçekleştirilecek, yangının durumuna göre İtfaiye ve Ambulans gibi birimlerle iletişim acil durum ekip şefiniz tarafından sağlanacaktır. Ofiste yangın anında uygulanması gereken iş bölümü özetle bu şekilde olup bu iş bölümünün korunması tüm çalışanların sorumluluğudur. Bu bakımdan, ofiste yangın anında uygulanması gereken iş bölümü daha önceden mutlaka belirlenmeli ve tüm çalışanların buna uygun şekilde hareket etmesi sağlanmalı. Bu iş bölümüne uygun şekilde yapılmayan davranışlar çalışanların hem kendi hayatlarını, hem de başkalarının hayatlarını riske sokabilir, şirketin uğrayabileceği hasar ve zararları arttırabilir.

Editörün Tavsiyesi: Yangın Tüpü 6 kg

İş güvenliği ile ilgili en önemli araçların başında gelen yangın tüpleri, ihmal edilmesi halinde büyük kayıplara yol açabilecek ürünlerden biridir. Üstelik, yangın türlerine uygun şekilde üretildiği için hangi yangın türünde hangi yangın tüpünün kullanılması gerektiği sıkça karıştırılır. Bu gibi durumların önüne geçmek için yangın tüpü 6 kg iyi bir seçim olabilir. Fazla ağır olmadığı için yangına ilk müdahalede kolay ve pratik çözümler sunan bu ürünleri A, B ve C tipi yangınlarda güvenli bir şekilde kullanabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Jantes Mühendislik

    10 Ekim 2019 saat 15:12

    Merhaba Trakya bölgesinde hizmet veren bir mühendislik firmasıyız. Yangın Tesisatı, Alt Yapı Tesisatı, Havalandırma Sistemleri gibi hizmetlerimizi inceleyebilirsiniz

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler