Bizi Takip Edin

Lifestyle

Erkekler İçin Cilt Bakımı Önerileri

Yayınlandı

tarihinde

Erkekler için cilt bakımı önerileri Ofix Blog'da...

Güzel bir cilde sahip olmak yalnızca kadınlar için değil, aynı zamanda erkekler için de önemli bir konu. Hem özel hayatta, hem de iş hayatında karşı taraf üzerinde daha olumlu bir imaj yaratabilmek için cilt bakımına dikkat etmek gerekir. Kadınlara oranla erkeklerin cilt bakımı konusuna yeterince özen gösterdiğini söylemek güç. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, erkekler için cilt bakımı önerileri paylaşacağız.

Cildinizi iyi tanımalısınız.

Cilt türleri genel olarak kuru cilt, normal cilt, yağlı cilt ve karma cilt olmak üzere dört başlık altında incelenmekte. Bunlar içinde kuru ciltler, yağ salgısı normalin altında olan ciltlerdir. Bu ciltlerde nem oranı düşüktür, gözenekler daha küçüktür ve cildin görünümü daha mattır. Kuru ciltlerde kırışıklık daha kolay oluşur, özellikle de yanak bölgelerinde yoğunlaşır. Normal ciltler, yağ salgısı ve gözenek genişliği normal düzeyde olan ciltlerdir. Bu ciltlerde sıcak havalarda yağ miktarı, soğuk havalarda ise cilt kuruluğu artar. Yağlı ciltler, normalin üzerinde bir yağ salgısına ve dolu gözeneklere sahip ciltlerdir. Ciltte biriken yağ nedeniyle cildin görüntüsü parlaktır. Karma ciltler ise alın, burun, yanak çevresi ve çene kısmından oluşan T bölgesinin yağlı olduğu ciltlerdir. Bu ciltlerde diğer bölgeler kurudur.

Bununla birlikte, erkeklerin ciltleri kadınların ciltlerine göre daha farklı özelliklere sahiptir ve cilt bakımı konusunda daha dikkatli davranmayı gerektirir. Her şeyden önce erkek cildi, kadın cildinden daha kalındır ve hormonal yapısı nedeniyle daha fazla yağ üretir. Erkek cildinin ürettiği fazla yağ, kadın cildine oranla daha fazla temizlik ve bakıma ihtiyaç duymasına neden olur. Her gün tıraş olan ve cilt bakımına dikkat eden erkeklerin ciltleri daha canlı ve sağlıklı görünür. Cilt bakımındaki en küçük bir ihmal ise cildin yağ miktarını arttırıp nem dengesini bozar ve cilt sağlığını tehdit eder. Erkekler için cilt bakımı önerilerimizi yerine getirmeden önce cildinizi iyi tanımalı, cilt türünüzü ve cildinizin niteliklerini iyi bilmelisiniz.

Cildinizi temiz tutmalısınız.

Cilt bakımının temel kuralı cilt temizliğidir ve cilt temizliği, farklı cilt türlerine göre farklı şekilde yapılır. Eğer kuru bir cilde sahipseniz, cildinizi hassas bir temizleyiciyle yıkadıktan sonra cilt türünüze uygun bir nemlendirici ve bakım kremi kullanmalısınız. Normal cilde sahipseniz, sıcak havalarda cildinizdeki yağ miktarı artacağı için yağlı ciltlerin temizliğinde kullanılan ürünleri tercih edebilirsiniz. Soğuk havalarda ise cildinizde kuruluk artacağı için kuru ciltlerin temizliğinde kullanılan ürünleri tercih edebilirsiniz. Yağlı ve karma ciltlerin temizliğinde, gözeneklerin temizlenmesi çok önemlidir. Bu ciltlerde gözenekler dolu olduğu için kir artıklarının tümüyle temizlenmesi için mutlaka tonik kullanmak gerekir. Erkekler için cilt bakımı önerilerimiz içinde cilt temizliğine dikkat ederseniz, cildiniz nefes alır, daha canlı ve sağlıklı görünür.

Sabun değil, cilt türünüze uygun temizleyiciler kullanmalısınız.

Cilt türünüz ne olursa olsun, cilt temizliği için sabun bileşenleri içermeyen losyonları ilk sırada değerlendirebilirsiniz. Temizlik için sert sabunlar veya pH değeri yüksek dermokozmetik ürünler kullanırsanız, cilt kuruluğundan kızarıklık ve kaşıntıya kadar birçok cilt sorunuyla karşılaşabilirsiniz. Temizlik için sabun yerine tonik kullanmayı tercih ediyorsanız, alkol içermeyen tonikleri tercih etmelisiniz. Çünkü alkol içeren tonikler, özellikle de kuru ciltlerde koruyucu tabakanın zarar görmesine yol açar ve cilt kuruluğunu arttırır. Bu gibi durumlarda cildinizde kaşıntı veya iltihaplar oluşabilir, cildiniz pul pul dökülmeye başlayabilir.

Cildinizin nem dengesini korumalısınız.

Erkek cildi kadın cildine göre daha yağlı olduğu için erkek cildinde nem dengesini sağlamak daha zordur. Bu konuda yapılan hataların başında su bazlı değil, yağ bazlı nemlendiriciler kullanmak geliyor. Oysa cilt zaten gereğinden fazla yağlandığı için nemlendiriciden gelen yağ parçacıkları gözeneklerin kapanmasına yol açabiliyor. Bu nedenle, kuru bir cilde sahip olsanız bile nemlendiricinizin yağ bazlı değil, su bazlı olmasını tercih etmelisiniz. Ve tabii, nemlendiricinizi tıraştan hemen sonra veya dışarıya çıkmadan önce değil, yatmadan önce uygulamanız daha etkin sonuçlar verecektir. Göz çevreniz içinse özel serum ampul gibi hafif formdaki dermokozmetik ürünleri tercih edebilirsiniz.

Tıraş sonrası tahrişlere dikkat etmelisiniz.

Erkek cildinde oluşan sorunlar içinde tıraş sonrası tahrişlerin payı büyük. Her ne kadar tıraşla birlikte erkeklerin cildi temizlense ve tıraşın cilt üzerinde peeling etkisi olsa da tıraş sonrası tahrişler nedeniyle cildin gördüğü zararlar artabiliyor. Erkek cildinde tıraş nedeniyle artan hassasiyet, cilt türüne uygun bir bakım ürünü kullanılmadığında cildin daha fazla zarar görmesine yol açabiliyor. Eğer her gün tıraş oluyorsanız, cildinizde artan hassasiyeti mutlaka kontrol altına almalı, bakım ürünleri kullanmak için cildinizde kızarıklık veya kaşıntı oluşmasını beklememelisiniz.

Tıkanmış gözenekleri açmak için tıraş sabunu veya köpüğü değil, yüz temizleyicileri kullanmalısınız. Cildinizin nem dengesini korumak için kullandığınız ürünleri ıslak cilde uygulamamalı, tıraştan sonra cildinizi kağıt havlu ile iyice kuruladıktan sonra bu ürünleri uygulamalısınız. Islak cilt üzerine uygulanan ürünler kaşıntı ve kızarıklığı arttırır. Özellikle de yağlı ciltlerde ıslak kalan yüzeylere yapılan uygulamalar nedeniyle pek çok cilt rahatsızlığı kolay ve hızlı bir şekilde gelişebilmekte. Yüzünüzü yıkadıktan sonra su kalıntılarından tümüyle kurtulmak için kağıt havlu ya da temizleme pamuğu kullanabilirsiniz.

Cildinizi güneşe karşı korumalısınız.

Yaz aylarıyla birlikte cildin maruz kaldığı güneş ışığı miktarı artıyor. Cildi ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korumak için mutlaka koruyucu krem kullanmak gerek. Hatta mümkünse, dışarıda geçirdiğiniz zaman dilimlerinde şapka ve gözlük gibi aksesuarlardan da yararlanabilirsiniz. Gün içinde maruz kalınan yoğun güneş ışığı, cilt kuruluğunun yanı sıra kırışıklıkların da artmasına yol açıyor ve başta cilt kanseri olmak üzere çeşitli sağlık risklerini beraberinde getiriyor.

Koruyucu kreminizi seçerken, koruma faktörü ve yapısına dikkat etmelisiniz. Açık tenliler için 50 spf gibi yüksek koruma faktörlü ürünler daha uygundur. Koyu tenliler daha düşük koruma faktörlü ürünleri tercih edebilir. Yağlı bir cilde sahipseniz, yağsız bir koruyucu krem kullanmalı; kuru bir cilde sahipseniz, nemlendirme oranı yüksek bir koruyucu tercih etmelisiniz. Koruyucu kreminizi dışarıya çıkmadan en az yarım saat önce sürmeli, güneşin altında uzun süre bulunmanız gerekiyorsa kreminizi 2 saatte bir tekrar kullanmalısınız. Eğer tatile çıkacaksanız, yanınıza mutlaka koruyucu kremlerinizi de almalısınız.

Sağlıklı beslenmeli ve bol su içmelisiniz.

Sağlıklı beslenmek ve bol su içmek, cildin doğal ve sağlıklı görünmesine büyük katkı sağlıyor. Günlük olarak almanız gereken vitaminleri, mineralleri, antioksidanları ve diğer besleyici maddeleri alırsanız, doğal ve sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz. Karbonhidrat ağırlıklı besleniyorsanız, cildinizde aşırı yağlanmayı önlemek için beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmenizde yarar var. Günlük beslenme programınız içinde A, C ve E vitaminlerine daha fazla yer verirseniz cildiniz, özellikle tıraş sonrası oluşan tahrişlerle daha kolay mücadele edebilir. Günde ortalama 1.500 kalorilik bir beslenme programınız varsa, tüketeceğiniz su miktarı 1.5 litreden az olmamalı.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
4 Yorum

1 Yorum

  1. Çamaşırcım Shop

    20 Mayıs 2020 saat 21:41

    Erkek cildi için ilginç bir şey de ben önereyim, kese… Bildiğiniz keseyi cildinize yapın, eğer geçmişten kalan akne, sivilce gibi şeyler varsa yüze kese yapılınca onlar gidiyor ve sağlıklı parlak bir cilt geliyor. Kese için ipek yüz keselerini kullanabilirsiniz.

  2. Ahmet Akkaya

    1 Ekim 2020 saat 11:22

    Erkekler için sunulan çok az blog ve forum var artık, buna dair bakım tavsiyeleri de bulamıyoruz kolay kolay. Herhalde bir erkeklersoruyor.com bir de burayı buldum araştırma yaparken. Genel olarak pek çok blog ve forumun kadın ürünlerine yöneldiğini görüyorum ancak artık erkek bakım da çok büyük bir pazar, keşke sadece bu sektöre yönelik tavsiyeler içeren siteler de görsek.

    Tavsiyeler için müteşekkirim!

  3. yeliz

    15 Nisan 2022 saat 14:10

    Kadın cildi ile erkek cildi cidden çok fark ediyor. Erkek arkadaşımın da yanaklarında sürekli kırmızı ve kahve lekeler çıkıyor sebebini çözemedik bir türlü Stresli zamanlarında da sakallarını dökülüyor hemen bölgesel olarak. Erkek bakımına dair bu sayfayı bulduğuma çok sevindim çünkü cidden seçenek kısıtlı. Ama okumakla olmayacak artık. Biz bibilen.net ten randevu aldık bakalım onlar ne diyecek.

  4. Burak Karakaya

    22 Nisan 2022 saat 23:38

    Erkek kuaförü olarak çok değerli bilgiler okudum. Teşekkür ediyorum.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler