Bizi Takip Edin

Lifestyle

Güneş yanıklarından korunmak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Güneş yanıklarından korunma yolları Ofix Blog'da...

Güneş yanıkları, yaz aylarında ve özellikle de tatil bölgelerinde en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alıyor. Cildiniz güneşe karşı hassassa ve tatilinizi yoğun güneş alan bir yerde geçirecekseniz, güneş yanıklarına karşı önlemlerinizi mutlaka almalısınız. Bağışıklık sistemimizi güçlendiren ve D vitamini eksikliğimizi gideren güneş ışığı, gerekli önlemleri almadığımız zaman güneş yanıklarına yol açarak tatil keyfimizi ve yaşam kalitemizi düşürebilmekte. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, güneş yanıklarından korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Güneş yanığı nedir?

Kısaca ifade etmek gerekirse güneş yanığı, güneşten yayılan ultraviyole ışınları nedeniyle cildimizde oluşan kızarıklık ve yaralardır. Güneş yanıklarının esas nedeni güneş ışınları olsa da cildimizi güneş ışınlarına karşı hassaslaştıran birtakım ilaçlar da güneş yanıklarına yol açabiliyor. Bazı güneş yanıkları, basit kaşıntılarla sınırlı kalabilmekte. Bu kaşıntılar genellikle, güneş yanığının oluşmasından sonraki ilk 2-3 saat içinde ortaya çıkmakta ve kısa sürede kendiliğinden geçmekte. Fakat birçok vakıada cilt üzerinde büyük kızarıklıklar ve hatta su toplamaları meydana gelebiliyor ve hastanın yaşam kalitesi bozuluyor.

Cildimiz güneş ışığına maruz kaldığında, hücre düzeyinde bazı bozulmalar ortaya çıkmakta. Bu bozulmalardan etkilenmemek için cildimiz, yeni hücre yapımını hızlandırmakta. Bu süreçte damarlarda genişleme ve deri yüzeyinde kızarıklık görülebilmekte. Oluşan yeni hücrelerle birlikte cildimizde kalınlaşma ve bronzlaşma oluşmakta. Cildimizde ortaya çıkan bu değişim doğal ve normal bir değişimken, güneşte kalınan sürenin uzaması, cildimizin doğal savunma sistemlerinin yetersiz kalması veya genetik yatkınlık durumunda güneş yanıkları oluşabilmekte.

Güneş yanıkları en çok, güneşe korunmasız çıktığımız zamanlarda oluşuyor. Cildimizde güneş ışığına karşı hassasiyet varsa, güneş yanıklarına çok daha kolay maruz kalabiliriz. Bu noktada yapılan en büyük yanlış, güneş yanıklarının yalnızca güneşli havalarda oluştuğunu zannetmektir. Oysa, cildinizde güneşe karşı hassasiyet varsa, bulutlu havalarda bile güneş yanıklarına maruz kalmanız mümkündür. Hatta su, kar veya diğer yüzeylerden yansıyarak cildinize ulaşan güneş ışınları bile cildinize zarar verebilir. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 ile 15.00 saatleri arasında dışarıda bulunmanız gerekiyorsa, güneş yanıklarına karşı önlemlerinizi mutlaka almalısınız. 

Güneş yanıklarından korunma yolları nelerdir?

Güneş yanıkları konusunu bu şekilde kısaca ele aldıktan sonra, yazımızın bu kısmında, güneş yanıklarından korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat, şu noktayı özellikle belirtelim. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri bağlamında olup tedavi edici hiçbir niteliğe sahip değildir. Güneş yanığı şikayetiniz varsa, en yakın sağlık kuruluşuna giderek muayene olmalı ve gerekli tedavi sürecini hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz.

Güneşte fazla kalmamaya dikkat etmelisiniz.

Güneş yanıklarından korunma yolları içinde ilk olarak, güneşte fazla kalmamaya çalışmalısınız. Özellikle de güneşe karşı cilt hassasiyetiniz varsa, güneş ışınlarından kendinizi korumak için çok daha dikkatli olmalısınız. Tatil tercihlerinizi buna göre yapmalı, fazla güneş alan bölgelerde tatil yapmaktan kaçınmalısınız. Güneşe çıkmanız gereken durumlarda, güneş altında kalma sürenize dikkat etmeli, 15-20 dakikadan fazla güneşte kalmamalısınız. Güneş altında geçirmeniz gereken süre içinde mutlaka geniş siperli bir şapka veya şemsiye kullanmalısınız. Güneşe karşı cilt hassasiyetiniz yoksa, güneş altında geçireceğiniz süre 1 saatten uzun olmamalı. 

Şapka veya şemsiye kullanmalısınız.

Şapka veya şemsiye kullanmak, güneş yanıklarından korunma yolları içinde en kolay ve en etkili yöntemlerden biridir. Sıcak yaz günlerinde en sık tercih edilen aksesuarlardan biri olan şapkalar, güneş yanıkları söz konusu olduğunda cildinizde iyi bir kalkan oluşturabilir. Fakat kullanacağınız şapkalar, geniş siperli olmalı ve yüzünüzde geniş bir koruma alanı oluşturmalı. Şemsiyeler için de tercihiniz geniş şemsiyelerden yana olmalı. Güneş yanıklarından korunmak için yalnızca yüzünüze değil, kollarınıza ve güneş ışığına maruz kalan tüm vücut bölümlerinize dikkat etmelisiniz. Güneşe çıkarken ince, açık renk ve bol kesimli kıyafetler giymek bu konuda yardımcı olabilir.

Saat 11.00 ile 15.00 arasında dışarı çıkmaktan kaçınmalısınız.

Yaz aylarında ülkemiz, yoğun güneş ışığına maruz kalıyor. Güneş ışınlarının en yoğun geldiği zaman dilimi ise saat 11.00 ile 15.00 arası. Güneş yanıklarından korunma yolları içinde bu zaman diliminde mümkün olduğunca dışarı çıkmamayı değerlendirebilirsiniz. Güneşe çıkmanız gereken durumlarda ise gölgede durmaya çalışmalı ve diğer önlemlerden etkin bir şekilde yararlanmalısınız. Dışarı çıkmadan en az yarım saat önce güneş kremi kullanmak bunlardan en önemlilerinden biridir. Bu gibi önlemlerle güneşin altında geçirmeniz gereken süreyi en az zararla atlatabilirsiniz.

Güneş kremi kullanmayı ihmal etmemelisiniz.

Güneş yanıklarından korunma yolları içinde en etkili olanlarından biri de şüphesiz ki güneş kremi kullanmaktır. Güneşin zararlı etkileri karşısında cildin kurumasını, yanmasını ve çatlamasını önleyen bu ürünler, UV ışınlarına karşı etkin bir koruma sağlıyor. Güneş kreminizi seçerken, koruma faktörü ve yapısına dikkat etmelisiniz. Açık tenliler ve bebekler için 50 spf gibi yüksek koruma faktörlü ürünler daha uygundur. Koyu tenliler daha düşük koruma faktörlü ürünleri tercih edebilir. Örneğin, 15-20 spf koruma faktörlü ürünler koyu tenliler için yeterli olabilir. Cilt renginiz açıksa, 30 spf’nin altına inmemelisiniz. 

Güneş kreminizi güneşe çıkmadan en az yarım saat önce sürmelisiniz. Eğer tatildeyseniz ve suya giriyorsanız, en fazla 2 saatte bir güneş kreminizi tekrar sürmenizde büyük yarar var. Ayrıca, cildiniz eğer yağlıysa, yağsız bir güneş kremi kullanmalı, kuru bir cildiniz varsa nemlendirme oranı yüksek bir güneş kremi kullanmalısınız. Yağlı ciltler için su bazlı güneş kremleri daha uygundur. Hassas bir cilt yapınız varsa, hassas ciltler için özel olarak üretilmiş ürünleri tercih etmelisiniz. Güneş kremi olarak kullanacağınız ürünler, güneş koruması ile cilt bakımını bir araya getirmeli. Bu sayede hem güneş yanıklarından daha etkin şekilde korunursunuz, hem de cildinizde daha sağlıklı bir görüntüye sahip olursunuz.

Bronzlaşmak için cildinize zarar vermemelisiniz.

Yaz aylarında daha güzel görünmek adına bronzlaşmak için zaman zaman farklı yöntemler izlenebiliyor. Örneğin cilde kakao, zeytinyağı veya havuç suyu sürerek ya da aktarlardan alınan değişik birtakım karışımlarla hızlı bronzlaşmak istenebiliyor. Oysa bu yöntemler, cilt sağlığını tehdit ederek güneş yanıklarına davetiye çıkartmakta. Güneş yanıklarından korunma yolları içinde bu gibi karışımları kesinlikle kullanmamalısınız. Nitekim bronzlaşma, yoğun güneş ışığına maruz kalan cildimizin verdiği doğal bir tepkidir ve cilt sağlığımızı korumaya katkı sağlar. Yapay bronzlaşmalar ise cilt yüzeyinde oluşan ölü hücrelerin sayısını arttırır ve sağlıklı hücrelerin çoğalmasını engeller. Hızlı bronzlaşmak adına cilde sürülen çeşitli karışımlar cilt sağlığını bozduğu için güneş yanıklarının oluşumunu hızlandırır.

Editörün Tavsiyesi: Doğadan Limon Aromalı Bardak Poşet Yeşil Çay

İyi bir antioksidan kaynağı olan yeşil çay, cilt sağlığı için çok faydalı. İçerdiği yüksek miktarda flavonoid, kateşin ve polifenol nedeniyle yeşil çay hem antioksidandır, hem de vücuttaki antioksidanları aktive etmek gibi bir özelliğe sahiptir. Cilt sağlığımızı tehdit eden serbest radikallere karşı doğal bir koruma kalkanı oluşturan yeşil çay, limonla birleştiğinde daha güçlü bir antioksidan haline gelmekte. Öyle ki, yeşil çayla ilgili yapılan araştırmalara göre limonlu yeşil çayın antioksidan seviyesi sade yeşil çaya oranla 7 kat artmakta.

Güneş yanıklarına karşı cilt sağlığınızı güçlendirmek için Doğadan limon aromalı bardak poşet yeşil çay iyi bir seçim olabilir. Güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı cildinizin doğal savunma mekanizmasını güçlendirecek bu ürünleri ofisinizde veya tatilde kolayca hazırlayabilir, keyifle yudumlayabilirsiniz. Fakat, 2-3 dakikadan fazla demlememenizi ve günde 2 bardaktan fazla tüketmemenizi tavsiye ederiz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler