Bizi Takip Edin

Girişimcilik

HP: Bilgi teknolojilerinde bir dünya markası…

Yayınlandı

tarihinde

HP markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

1939 yılında Palo Alto yakınlarında küçük bir garajda kurulan HP, kısa bir süre içinde bilgi teknolojilerinde bir dünya markası olmayı başardı. Kaliforniyalı iki gencin yaratıcılık ve cesaretle dolu bu maceraları, aynı zamanda da Silikon Vadisi’ndeki gelişimlerin fitilini ateşledi, pek çok teknoloji meraklısına cesaret verdi. 80 yıla yakın bir süredir inovasyon konusunda ilham kaynağı olmayı başaran HP, sektöre kazandırdığı yeniliklerle hayatımızı kolaylaştırmaya devam ediyor. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi ele aldığımız başarı hikayelerine bu hafta, HP markasıyla devam ediyoruz.

HP Markasının Doğuşu

Daha önce Ofix Blog‘da başarı hikayelerini ele aldığımız pek çok markada gördüğümüz gibi, HP markasının doğuşu da mütevazi bir başlangıca dayanıyor. 1 Ocak 1939 tarihinde William Redington Hewlett ve David Packard tarafından kurulan şirketin sermayesi, yalnızca 538 dolardı. 1935 yılında Stanford Üniversitesi‘nden mezun olan bu iki arkadaş, şirketi test ve ölçüm aletleri üretmek üzere kurmuşlardı. Henüz öğrencilik dönemlerinde geliştirdikleri yeni teknolojiler, bu iki çalışkan ve zeki gencin ileride büyük başarılara imza atacaklarını göstermişti. 

1929 Bunalımı’nın etkilerinin sürdüğü bu dönemde şirket, ABD’nin Kaliforniya eyaletine bağlı Palo Alto yakınlarında Addison Bulvarı’nda küçük bir garajda yolculuğuna başladı. Bu dönemde büyük meyve bahçeleri ve çiftliklerle dolu bu bölge, bu iki gencin girişimiyle kısa sürede büyük bir dönüşüm geçirecekti. Şirketin ismini koymak içinse yazı-tura attılar, kazanan taraf William Redington Hewlett olunca şirketin ismini Hewlett Packard koydular.

HP‘nin doğduğu bu garajın tarihsel açıdan önemi çok büyük. Bu garaj, aynı zamanda da Silikon Vadisi’nin doğduğu yer olarak kabul edilmekte. Özellikle de II. Dünya Savaşı’nın ardından bölgede konuşlanan çok sayıda teknoloji meraklısının bireysel ilgi ve çabaları, pek çok buluşa imza atmalarını ve bölgenin gelişmesini sağladı. 

Bugün dünya teknoloji liginde ilk sıralarda yer alan pek çok teknoloji markasının temelleri bu dönemde atıldı. Ve birinin yükseliş serüveni, diğerlerini daha da cesaretlendirerek karşılıklı gelişim süreçlerini hızlandırdı. 1930’larda büyük tarım arazilerine sahip olan Silikon Vadisi, bu “garaj girişimciliği” ile teknolojik araştırmalara ev sahipliği yapmaya başladı.

HP Markasının Yükselişi

1929 Bunalımı’nın yalnızca ABD’de değil, tüm dünyada hissedildiği bu yıllarda bu iki girişimci, Stanford Üniversitesi’nden elektrik mühendisliği diplomasıyla mezun olmuşlardı. William Redington Hewlett, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne girmiş; David Packard ise General Electric’te işe başlamıştı. Okuldan hocaları olan Frederick Terman, bu iki zeki ve çalışkan gencin yeteneklerinin farkındaydı. Kendi şirketlerini kurmaları konusunda onları teşvik eden Terman, şirketin yükseliş serüveninde de hep bir rehber gibi onlara yol gösterdi. 

HP‘nin piyasaya sunduğu ilk ürünü 200-Audio ses osilatörü, Terman‘la yaptıkları ortak çalışmalar sırasında geliştirilmişti. Ses ürünlerini test eden bu elektrikli alet, benzer osilatörlere göre çok önemli bir yeniliği içinde barındırıyordu. Ve ticari potansiyelleri çok yüksekti. Öyle ki, ürünün lansmanından sadece 1 yıl sonra, şirketler arası satışa (B2B) başladılar ve elde ettikleri gelirle yüksek teknolojik ürünlere yöneldiler.

200-Audio’nun yarattığı teknolojik dönüşüm, esasen çok basit bir şeye dayanıyordu. Küçük bir gece lambası ampulü bu osilatörde, elektrik devresinin kritik bir noktasında ısıya duyarlı bir rezistör olarak kullanılmıştı. Bu basit dönüşüm, çok büyük bir ticari başarı getirdi. Piyasadaki rakip osilatörlerin satış fiyatları 200 doları bulurken, 200-Audio’nun satış fiyatı yalnızca 54.40 dolardı. Modelin gelişim süreci 1972 yılına kadar devam etti. Bu osilatörün daha gelişmiş bir modeli olan 200-AB piyasaya çıkıncaya kadar bu ilk model, tüm zamanların en uzun süre satışta kalan elektronik ürünlerinden biri olmayı başardı. 

Garajdan fabrikaya…

Şirketin yükseliş serüveninde Terman’ın katkıları çok büyüktü. Stanford Üniversitesi’nde rektör yardımcısı olan Terman, üniversitenin yetiştirdiği genç bilim insanlarının ticaret alanında büyük başarılar elde etmelerine yardım ediyordu. Üniversite ve özel sektör arasındaki ilişkilerin hızla güçlendiği bu dönemde Terman, üniversiteye ait yüzlerce dönüm arazinin teknoloji şirketlerine uygun fiyatlarla kiralanmasına da yardımcı olmaktaydı.

Terman’ın bu yardımları, destek olduğu gençlerin sektörde kurumsal ilişkilerini güçlendiriyordu. Bu sayede “beyin göçü”nü engelleyen Terman, şirketin Stanford Research Park’a geçişini de sağladı. Böylelikle HP, bölgedeki teknoloji şirketlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya dönük AR-GE çalışmalarına girişti. Ve ürün çeşitliliğini arttırdı. 

Nixon’lu Yıllarda HP

HP markasının yükseliş serüveni, ABD’nin dünya ekonomi ve siyasetinde etkisini giderek arttırdığı yıllara denk geldi. 1955 yılında başlayan ve ABD’nin askeri gücünün sorgulanmasına yol açan Vietnam Savaşı, David Packard’ın siyasete atılmasına vesile oldu. 1969 yılında Nixon’un savunma sekreter yardımcılığı görevine seçilen Packard, Pentagon ve diğer askeri tesislerde ihtiyaç duyulan teknolojik altyapının sağlanması konusunda pek çok çalışmanın içinde yer aldı.

Savaş karşıtlarının büyük tepkisini çeken bu dönemde, HP ürünlerine yönelik ilgi epeyce azaldı. Vietnam Savaşı’nı destekleyen David Packard’a yönelik eleştiriler, 1970’li yıllar boyunca devam etti. Nixon döneminde şirket aleyhine ortaya çıkan bu durum, teknoloji alanında diğer markaların öne geçmesine ve teknoloji yarışının daha da kızışmasına katkı sağladı. Bu dönemde şirket, hesap makinelerinden kişisel bilgisayarlara kadar uzanan geniş bir alanda AR-GE çalışmalarını hızlandırdı. 

Dünya Pazarında HP

1970’lerin sonuna doğru artan ürün çeşitliliği içinde HP, dünya pazarında önemli bir yükselişe imza attı. Bilgi teknolojilerine yaptığı yatırımları, yazıcı ve baskı sistemleri, sayısal görüntüleme çeşitleri ve bilgisayar donanımlarıyla zenginleştirdi. Yazılım alanında yaptığı yatırımlarla müşteri portföyünü genişletti. Dünya çapında pek çok ülkede ulusal güvenlik altyapılarına yazılım desteği sundu. Son tüketicilerin ihtiyaç duyduğu elektronik cihazların üretiminde önemli bir pay elde etmeyi başardı.

Şirketin dünya pazarında yükselişine katkı sağlayan gelişmeler içinde yurt dışı ortaklıklarının da payı büyük oldu. Sony ve Yokogawa Electric gibi Japon pazarında önemli bir paya sahip şirketlerle kurduğu ortaklıklar, pazar payını güçlendirdi. Japon pazarı için özel olarak ürettiği mini bilgisayarlar, dünya çapında büyük ilgi gördü. Japon pazarında ve bilimsel hesap makineleri alanında kazandığı başarılar sonucu şirket, kişisel bilgisayarları geliştirmek için önemli yatırımlar yapmaya başladı.

Bu yükseliş serüveninde önemli satır başlarını şu şekilde tespit edebiliriz. 1975 yılında şirket, ilk mantıksal durum analizi yapabilen 1601 L’nin lansmanını yaptı. 1977 yılında, sentezlenmiş sinyal kaynaklarının frekansını mikrodalga spektrumunda genişleten 8672 A piyasaya sunuldu. 1978 yılında, ilk imza analisti 5004 A halka tanıtıldı. 1980 yılında, ilk mikroişlemci geliştirme sistemi 64000 ve ilk ticari lazer yazıcı 2680 A piyasaya sunuldu. 1981 yılında, ilk renkli grafik masaüstü bilgisayar 9845 C’nin lansmanı yapıldı. 1984 yılından itibaren şirket, mürekkep püskürtmeli ve lazer yazıcılar ile tarayıcılar alanında çok büyük başarılar gösterdi.

HP’nin Bölünmesi

1990’lı yıllar boyunca şirket, çok sayıda teknoloji ve yazılım firmasını satın alarak bünyesine kattı ve büyümesini sürdürdü. Kurucu ortak David Packard‘ın 26 Mart 1996 yılında ölümüyle şirket, büyük bir üzüntü yaşadı. Diğer ortak William Redington Hewlett‘in de 12 Ocak 2001 tarihinde ölümüyle, şirket tarihinde bir dönem kapanmış oldu. 2000’li yıllarda çeşitli CEO’lar tarafından yönetilen şirketin büyüme miktarındaki artış, şirket yönetimini ciddi bir sorun haline getirdi. Bunun üzerine HP, yeni bir dönem başlatmak istediğini ve ikiye bölüneceğini duyurdu. 

1 Kasım 2015 tarihinde resmi olarak tamamlanan bu bölünme sonucu HP bugün artık HP Inc. ve Hewlett Packard Enterprise olmak üzere iki şirket tarafından temsil edilmekte. HP’nin tüm üretim ve satış işlemleri HP Inc. tarafından kontrol ediliyor. Bilgi teknolojileri yatırımları, donanım ve bilişim alanlarındaki AR-GE süreçleri ise Hewlett Packard Enterprise tarafından yönetiliyor.

Ofis dostu HP kartuşlar Ofix’te!

Bilgi teknolojilerinde bir dünya markası olan HP’nin başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’te en fazla talep gören HP ürününü kısaca tanıtalım. Sitemizde en fazla talep gören HP ürünü 652 F6V25AE mürekkep kartuş 360 sayfa – siyah ürünüdür. Hem uygun fiyat avantajı, hem de yüksek kalitesi nedeniyle bu ürünleri rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Ofiste bu kartuşla çok güzel çıktılar alabilirsiniz. Bu ürünlerin kapasitesi 360 sayfa. 

Ofix’te satışı devam eden diğer HP ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler