Bizi Takip Edin

Lifestyle

Başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri önerileri Ofix Blog'da...

Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da burçlara göre ofis hediyeleri yazı dizimiz devam ediyor. Bugünkü yazımızda başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunu ele alacağız.

Başak burcunun genel özellikleri nelerdir?

Önce biraz başak burcundan bahsedelim. Başak burcunun en dikkat çeken özellikleri aceleci olmaları, hızlı kararlar almaları ve eleştiri yapmayı çok sevmeleridir. Aceleci oldukları için bir konuyu tüm boyutlarıyla inceleyecek sabrı gösteremezler. Bir konu hakkında basit bir gözlem, büyük sonuçlar çıkartmaları için yeterlidir. Bu konuda faklı bir gözleminiz varsa, başaklarla tartışarak ortak bir sonuca varmanız çok güçtür. Konuşmalarında bilgiçlik taslayan ve ahkam kesen bir ton hissedersiniz. Ve bilgilerini “öğretmeye” de pek meraklıdırlar.

Başak burcu, yüksek hedefleri olan bir burçtur. Fakat bu hedeflerine yalnız ulaşamayacaklarını bildikleri için başkalarından çok şey beklerler. Bu beklentileri karşılanmadığında, büyük hayal kırıklıkları yaşarlar. Başaklarla iletişim kurmak için özverili olmanız gerekir. İstediklerini elde ettiklerinde ise oldukça alçakgönüllü ve cömert davranırlar. Bu davranışlarında son derece de samimidirler. Ancak isteklerini gerçekleştirinceye kadar sizi kendi ihtirasları için kullanmak istedikleri hissine kapılmanız mümkündür. 

Başak burcunun dikkat çeken bir diğer özelliği de pratik çözümler üretmeye yatkın bir burç olmasıdır. Fakat, hızlı kararlar alıp başkalarını eleştirmeyi çok sevdikleri için çözüm önerileri işe yaramadığı zaman bunu kabul etmekte zorlanırlar. Yeri geldiğinde iltifat etmede ise çok başarılıdırlar.

Başak burcu ayrıca akıl ve duyguları arasında gelgitleri olan bir burçtur. Akıllarında kurdukları bir şeyi gerçekleştirmek için duygularını baskılamak zorunda kalırlar. Ve baskılanan her duygu, aklın zayıf kaldığı anlarda duygu boşalmalarıyla dışa yansır. Yüksek özgüven duygusu, başarıya duyulan açlık, akıl ve duygular arasında denge kurma isteği, başakların genel özellikleridir.

Başak Burcuna Alınabilecek Ofis Hediyeleri

Başak burcunun genel özelliklerini bu şekilde özetledikten sonra, başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda somut önerilerde bulunacağız. Hediye bütçesi konusunda hiçbir endişeniz olmasın. Başakları mutlu etmek için büyük bütçelere ihtiyacınız yok. Kendilerine değer verildiğini görmek bile onları çok mutlu eder. Fakat başaklar, alacağınız hediyenin bir ihtiyaçlarını karşılamasını ve bu ihtiyacın sizin tarafınızdan fark edilmiş olmasını bekler. Başak arkadaşınızın ofiste neye ihtiyacının olduğunu gözlemlemişseniz, küçük bir bütçeyle bile onları çok mutlu edebilirsiniz.

Elektrikli Mutfak ve Ofis Aletleri

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, başaklar aceleci kimselerdir ve pratik çözümleri pek sever. Mevsim şartlarını da dikkate alırsak, su ısıtıcısı başaklar için güzel bir ofis hediyesi olabilir. Ofis ortamında sıcak suya ulaşımda sıkıntı varsa, bu ürünler pratik çözüm sunabilir. 

Çaya meraklı başaklar içinse Arçelik K 3285 PI semaver güzel bir ofis hediyesi olabilir. Su ısıtıcı kapasitesi 3, demlik kapasitesi ise 1 litre olan bu ürünler, ikili ısıtma sistemine ve sıcak tutma özelliğine sahip. Bu kapsamda çay ve kahve makineleri partik bir hediye seçeneğidir. 

Başaklar ayrıca öfke ve stres kontrolünde biraz zayıftır. Sinir ve sindirim sistemlerini rahatlatan bitki çayları, başaklar üzerinde olumlu sonuçlar doğurur. Ofix’te Mart 2018’e kadar satışı açık olacak bitki çayı paketi başaklar için güzel bir hediye olabilir. Bu pakette Nova Awox kettle’a Doğuş ıhlamur, ada çayı ve yeşil çayları ile 7 Oz’luk 50 adet özel baskılı Ofix karton bardak ve Tafe Barazek 200 gram susamlı kurabiye eşlik ediyor. 

Başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için elektrikli mutfak ve ofis aletleri konusunda kararınız hâlâ netleşmediyse, diğer ürünlerimizi mutfak cihazları kategorimizi inceleyebilirsiniz.

Evrak Rafları, Magazinlikler ve Ajandalar

Başak burcunun çalışma ortamı dışarıdan bakıldığında biraz karışık ve dağınık görünebilir. Aslında mekanı, matematiksel bir mantıkla bölümlere ayırmış ve kendilerini hızlandıracak yaratıcı çözümler bulmak istemişlerdir. Bu bakımdan, evrak rafları başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında değerlendirilebilir.  

Evrak raflarının yanı sıra magazinlikler de ofis ortamında başakların hoşuna gidecek pratik çözümler sunmakta. Örneğin, perfore magazinlik güzel bir ofis hediyesi olabilir. Duvara da monte edilebilen bu ürünler, sağlam metal perforeden üretilmekte. 

Ve ajandalar… Aşırı titiz ve eleştirmeye pek meraklı olan başaklar, işlerini aksatmaktan hiç hoşlanmazlar. İş hayatında sıkça kullanılan ajandalar da yine başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasındadır. Ajanda seçimlerinize ışık tutacak faydalı bilgileri ise daha önce Ofix Blog‘da yayınlamış olduğumuz 2018 ajandanızı seçtiniz mi? yazımızda bulabilirsiniz… 

Masaüstü Gereçler

Yukarıda da belirttiğimiz gibi başak burcu, aşırı titiz bir burçtur. Ve isteklerine ulaşmak için çevresinde olumlu bir izlenim yaratmak ister. Masaüstü gereçler, başakların titizliğine ve olumlu imaj yaratma çabalarına uygun ürünlerdir. Örneğin, Mas suni deri 4’lü masa seti güzel bir ofis hediyesi olabilir. Suni deri çerçeve, mouse pad, kartvizitlik ve kalemlikten oluşan bu set, nemli bir bezle kolayca temizlenmekte. Sümen takımları ve masaüstü gereçler bu kapsamda başak burçları için bir kurtarıcıdır. 

Mas perfore 5’li masa seti de yine başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında değerlendirilebilir. Perfore sacdan üretilen çöp tenekesi, notluk, ataşlık, kalemlik ve kağıtlıkla oldukça kullanışlı bir set. 

Başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için tercihiniz masaüstü gereçlerse, Ofix’te satışını yaptığımız diğer ürünleri masaüstü gereçler kategorimizde inceleyebilirsiniz.

Veri Depolama Ürünleri

Hani dedik ya, başaklar için hediye seçerken yüksek bir bütçeye ihtiyacınız yok diye… Ofis ortamında veri depolama ve taşıma konusunda pratik çözümler sunan ürünler de başaklar için güzel bir ofis hediyesi olabilir. Örneğin, Sandisk Cruzer Blade SDCZ50-016G-B35 iyi bir seçim olabilir. 16 GB bellek kapasitesine ve koruyucu yazılıma sahip bu ürünler, Windows ve Mac işletim sistemlerinde sorunsuz bir şekilde çalışmakta. 

Marka tercihiniz eğer Kingston ise DTIG4/16GB USB bellekler de başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında değerlendirilebilir. 16 GB kapasiteye ve USB 3.0 bağlantı şekline sahip bu ürünler, ofis dosya ve belgelerine daha hızlı bir ulaşım imkanı sunuyor. 

Başak burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için tercihiniz veri depolama ürünleriyse, Ofix’te satışını yaptığımız diğer ürünlerini veri depolama kategorimizde inceleyebilirsiniz. USB bellek seçimlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler ise Ofix Blog’da daha önce yayınlamış olduğumuz USB bellek alırken nelere dikkat etmek gerekir? yazımızda bulabilirsiniz…

Tüm okurlarımıza keyifli ve bol kazançlı nice yıllar diliyoruz…

Not: Hangi burca hangi hediyeyi alırsanız alın, hediye paketinizin içine sevgi ve dostluk duygularınızı eklemeyi unutmayın…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler