Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kullan-at Ürün Satışlarında Rekor Artışlar

Yayınlandı

tarihinde

Kullan-at ürün satışlarında elde ettiğimiz rekor artışlar Ofix Blog'da...

 

 

Merhaba sevgili beyaz yakalılar! Nasılsınız, nasıl gidiyor “yeni normaller”le yaşamak? Hatırlıyorsunuz değil mi, eskiden bahar gelince piknik yapardık. Bu yıl bahar aylarında öyle şeyler yaşadık ki, sanki o günler çok uzaklarda kalmış gibi geliyor bana. Ama tabii, piknik yapmayı unutmayanlar da var. Her yıl bahar aylarında başlayan piknik sezonu, bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle Haziran’da başladı. Haziran ayıyla birlikte, internet aramalarında piknik malzemeleri, kullan-at ürünler, karton bardak, plastik bardak vb. kelimelerin aranma sıklığı arttı. İnternet kullanıcılarının kullan-at ürün siparişlerinde Ofix’i tercih etmeleri, satışlarımıza olumlu yansıdı. Bu haftaki blogumda sizlerle, Haziran ayında kullan-at ürün satışlarında elde ettiğimiz rekor artışlardan bahsetmek istiyoruz. Ancak öncesinde gelin kullan at ürün kullanımının detaylarına birlikte bakalım.

Kullan At Ürünlerin Avantajları Nelerdir?

Pratiklik: Kullan at ürünler genellikle pratik ve kullanımı kolaydır. Özellikle yiyecek ve içecek sektöründe kullanılan tek kullanımlık tabaklar, bardaklar veya çatal-bıçak setleri gibi ürünler, temizlik ve kullanım açısından pratiklik sunar.

Hijyen: Ayrıca hijyen açısından avantaj sağlar. Özellikle toplu kullanım alanlarında, her kullanım sonrası yeni bir ürün kullanmak, enfeksiyon riskini azaltabilir.

Taşınabilirlik: Tek kullanımlık ürünler genellikle hafif ve taşınabilir olduğu için pratiktir. Piknikler, açık hava etkinlikleri veya taşınabilir yiyecek içecek satışı gibi durumlarda tercih edilebilirler.

Depolama ve Stoklama Kolaylığı: Büyük miktarlarda ürün depolamak gerektiğinde, kullan at ürünler daha az depolama alanı gerektirir. Ayrıca bu tür ürünlerin stoklanması da daha kolaydır.

Çevresel Duyarlılık: Bazı kullan at ürünler biyolojik olarak parçalanabilir veya geri dönüştürülebilir malzemelerden yapılmış olabilir. Bu tür ürünler, çevresel etkiyi azaltmak için tercih edilebilir.

Kullan At Ürünler Alırken Nelere Dikkat Etmek Gerek?

Kullan at ürünler alırken, öncelikle ürünlerin yapıldığı malzemeyi göz önünde bulundurmak önemlidir. Biyolojik olarak parçalanabilir veya geri dönüştürülebilir materyallerden üretilmiş olanlar, çevresel etkiyi azaltabilir. Hijyen ve kalite standartları da kritiktir. Bu sebeple güvenilir markaların ürünlerini tercih etmek önemlidir. Ürünlerin belirli sertifikalara uygun olması sağlık ve güvenlik açısından önemlidir. Özellikle gıda teması olan ürünlerde bu husus daha da önem kazanır. Son olarak, çevresel etkiyi azaltmak için geri dönüşümü destekleyen veya biyolojik olarak parçalanabilen ürünleri tercih etmek, daha sürdürülebilir bir seçim olabilir.

Haziran ayında 1 milyon 714 bin 710 adet karton bardak sattık.

Korona döneminde kurumsal müşteri pazarında oluşan talep daralmasına rağmen piknik sezonuyla birlikte kullan-at ürün grubunda bireysel kullanıcıların verdikleri siparişler, bu alanda yüksek satış rakamlarına ulaşmamızı sağladı sevgili beyaz yakalılar. Bu yıl Haziran ayında başlayan piknik sezonuyla birlikte kullan-at ürün grubunda toplam satış rakamımız, geçen yılın Mayıs ayına oranla %28 daha fazla gerçekleşti.

Haziran ayında en çok sattığımız kullan-at ürün tipi, geçen yıl Mayıs ayında olduğu gibi karton bardaklardı. İkinci sırada plastik bardaklar yer alırken, üçüncü sırayı tahta karıştırıcılar aldı. Haziran ayında gerçekleştirdiğimiz karton bardak satışı, geçen yıl Mayıs ayına göre stok kartı bazında %42.92 arttı. Adet bazında ise geçen yıl Mayıs ayında toplam 444 bin 660 adet karton bardak satışı gerçekleştirirken, bu yıl Haziran ayında tam 1 milyon 714 bin 710 adet karton bardak satışı gerçekleştirdik.

Korona döneminde satışına başladığımız MMT Cup Karton Bardak 7 oz 180 ml 50 Adet – Corona Virüsten Korunmak İçin 14 Kural Baskılı ürünümüz, Haziran ayında en çok sattığımız kullan-at ürünümüz oldu. Plastik bardak satışlarına baktığımızda ise kurumsal kanalda geçen yıla oranla düşüş yaşarken bireysel kanalda %116.5’lik bir artış elde ettiğimizi görüyoruz. Haziran ayında kullan-at ürün grubunda bireysel satış kanalında, geçen yılın Mayıs ayına göre %45.7’lik bir artış elde ettik. Bu artışın en önemli nedeni şüphesiz ki, Mart ayında giriş yaptığımız ev tüketimi pazarında bireysel kullanıcılara sunduğumuz hizmet kalitesi ve elde ettiğimiz müşteri sadakatidir.

Bireysel satış kanalında kullan-at ürün çeşitleri Haziran ayında en çok Şişli, Beylikdüzü, Çankaya (Ankara) ve Ataşehir’deki kullanıcılarımız tarafından sipariş verildi. Sipariş adeti bazında baktığımızda ise en fazla sipariş Çankaya’daki kullanıcılarımızdan geldi. Çankaya’yı sipariş adeti sıralamasında Şişli, Ataşehir ve Sarıyer takip etti. 

Bütçe dostu kullan-at ürün çeşitleri Ofix’te!

Online ofis marketiniz Ofix, kullan-at ürün çeşitlerine uygun fiyat avantajıyla sahip olma fırsatı sunuyor sevgili arkadaşlar. Yukarıda da belirttiğim gibi, Haziran ayında karton bardak grubunda kullanıcılarımız en çok MMT Cup Karton Bardak 7 oz 180 ml 50 Adet – Corona Virüsten Korunmak İçin 14 Kural Baskılı ürünümüzü sipariş verdiler. 

Plastik bardak çeşitleri arasında en çok Asorty Plastik Bardak Eco Şeffaf 7 oz 180 ml 100 Adet ürünümüz ilgi gördü. Biliyorsunuz, karton bardakları sıcak içecekler için, plastik bardakları soğuk içecekler için kullanıyoruz. Tersini yaparsanız içeceklerin tadı bozulur.

Online ofis marketiniz Ofix’te daha birçok kullan-at ürün çeşidi bulabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler