Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste cam temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste cam temizliği hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofis temizliğinde en fazla ihmal edilen konulardan biri cam temizliği. Ofis masamıza, yerlere ve diğer toplu kullanım alanlarına gösterdiğimiz özen ve titizliği cam temizliğine gösterdiğimiz pek söylenemez. Oysa, hem ofiste hijyen sağlamak için, hem de gün ışığından etkin bir şekilde yararlanabilmek için cam temizliğini ihmal etmemek gerekir. Peki, ofiste cam temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste cam temizliği konusunda faydalı bilgiler paylaşacağız.

Ofiste cam temizliği niçin önemlidir?

Toplu yaşam alanlarında en önemli sorunların başında temizlik ve hijyen geliyor efendim. Fakat, temizliğini sağladığımız ortamlarda hijyeni sağlayamamış olabiliyoruz. Bir ortamda hijyenin sağlanabilmesi için, tüm temizlik kurallarının yerine getirilmesi ve tüm zararlı mikroorganizmaların yok edilmesi gerek. Ofiste temizliği sağlamak çok zor olduğu gibi, hijyeni sağlamak çok daha zordur. Fakat, gerekli önlemler alınıp etkili temizlik maddeleri kullanıldığında, hijyen konusunda pek çok iyileşme sağlamak mümkündür.

Temiz bir ofis ortamında çalışmak, kendimiz ve iş arkadaşlarımızın yanı sıra misafirlerimiz için de çok önemli. Ofis camlarının temizliği, kendimize olduğu kadar işimize duyduğunuz saygının da bir göstergesi aslında. Misafirlerimiz ofis camlarımıza baktığında yeterince temiz bir görüntü görmediklerinde, hem bizim hakkımızda, hem de şirket imajımız hakkında olumsuz duygu ve düşünceler geliştirmeye başlayacaktır.

Temiz olmayan ofislerde çalışanların motivasyon ve iş verimliliklerini arttırmalarının olanağı yoktur. Kirli camlar gün ışığından yeterince yararlanmayı engelleyeceği gibi, aydınlatma sistemleri üzerinde gereksiz bir yük oluşmasına da yol açacaktır. Üstelik, ofisimizi haftada bir temizlemeyi alışkanlık haline getirmiş olsak da ofiste cam temizliği konusunda herhangi bir süre öngörüsüne sahip olmayabiliyoruz. Aslında, cam temizliği de ofis temizliği için en önemli konulardan biridir ve bunun ihmali hakkında herhangi bir bahane geliştirmemek gerekir.

Ofiste cam temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Yazımızın bu kısmında, ofiste cam temizliği yaparken dikkat edilmesi gereken konuları kısaca özetleyeceğiz efendim. Bu arada, küçük bir hatırlatma yapalım. Ofiste cam temizliği sırasında kullanmanız gereken tüm temizlik ürünlerini online ofis marketiniz Ofix üzerinden kolayca sipariş verebilirsiniz.

Camları silmeden önce çevre temizliğini yapmış olmalısınız.

Cam temizliği, genel temizliğin en son aşamasında yapmanız gereken bir iş. Yeni silinmiş camlarda oluşan elektriklenmeden dolayı tozlar camlara kolayca yapışabilmekte. Bu nedenle, ofisinizi vakumlu süpürgeyle süpürüp iyice paspaslamadan cam temizliğine geçmemelisiniz.

Camları hava serinken silmelisiniz.

Cam temizliği, doğru temizlik ürünleri kullanıldığında kolayca yapılabilecek bir iş aslında. Fakat, hava sıcaklığı yüksekken yapacağınız cam temizliği, camlarınızın yeterince temizlenmeden hızlıca kurumasına ve leke oluşmasına yol açabilir. Serin havalarda camlarınızı çok daha kolay bir şekilde temizleyebilirsiniz. Ancak, yüzeylerde buhar oluşturmamaya da dikkat etmelisiniz. Bunun için cama çok yaklaşmamalı, doğru mesafede durup yüzeydeki tüm nemi almalısınız. Serin havalarda camda leke oluşumu daha seyrek ortaya çıkar. Camlarda parmak izi oluşumunu engellemek de serin havalarda daha kolaydır.

Camları silmeden önce çerçeveleri temizlemelisiniz.

Ofisinizin mimari özelliklerine göre çerçevelerde ahşap veya PVC malzemeler kullanılmış olabilir. Ahşap malzemelerin temizliği ve bakımı çok zor olduğu için, günümüzde PVC çerçeve kullanımı daha yaygın. Ofiste cam temizliği yapmak, yalnızca camları silmek değildir. Çerçeveleri temizlemeden cam temizliğine başlarsanız, cam silme süreciniz çok daha uzayacaktır. Ayrıca, çerçeveleri deterjanlı suyla temizledikten sonra bir kez de nemli bezle üzerinden geçmeyi ihmal etmemelisiniz. Cam temizliği için asitli bileşikler kullanmanız gerekiyorsa, bunları özellikle de ahşap çerçevelerden çok iyi bir şekilde korumanız gerektiğini ekleyelim. 

Örneğin, camda yağ lekeleri oluşmuşsa, asidik özelliği yüksek yağ çözücüler kullanmanız gerekecektir. Ancak, cam yüzeyine zarar vermeyen bu ürünler, ahşap yüzeyler için çok sakıncalıdır. Ahşap çerçevelerin ömrünü kısaltan bu gibi bileşiklerin cildinizle temasını kesmek için de mutlaka temizlik eldiveni kullanmalısınız. Yüzeyde kalan deterjan kalıntıları da yine, hem çerçevenizin ömrünü kısaltır, hem de temas halinde vücuda alımı gerçekleşir. Çerçevenizde hiçbir deterjan kalıntısı bırakmamaya özen göstermelisiniz.

Camların önce temiz tarafını silmelisiniz.

Camların içeriye bakan tarafı, dışa bakan tarafına oranla daha temizdir. Cam temizliğine iç taraftan başlarsanız, dış tarafın yeterince temizlenip temizlenmediğini kolayca anlayabilirsiniz. Oysa dış yüzeyden başlarsanız, temizlik bezinizin daha çabuk kirlenmesine yol açmış olursunuz. Temizlik bezleri yerine gazete kağıtları kullanmayı tercih ediyorsanız, bunun hiç de sağlıklı ve ekonomik bir çözüm olmadığını belirtelim. Gazete kağıtları, yüzeyde kalan nemi hızlı emer, fakat yüzeyin kirlenmesine yol açar. Üstelik, sürtünmeyle oluşan elektriklenme nedeniyle tozları cama daha hızlı çeker. Cam temizliği için mikrofiber bezler her zaman ilk tercihiniz olmalı.

Cam temizliğinde yönlere dikkat etmelisiniz.

Camınızın iç tarafını yukarıdan başlayıp aşağı inecek şekilde soldan sağa, dış tarafını ise yukarıdan aşağıya doğru silerseniz temizliğini daha kolay bir şekilde sağlayabilirsiniz. Yukarıdan başladığınızda, siz daha alt kısımlara gelmeden temizlik suyu veya deterjanla alt kısımdaki kirler çözülmeye başlayacaktır. Üstelik, bu şekilde hangi tarafta kir veya leke kaldığını görmeniz daha kolay hale gelecektir. Yönlere dikkat eder ve kaliteli bezler kullanırsanız, cam temizliği için gazete kullanmak gibi yöntemlere başvurmanıza gerek kalmaz.

Cam temizleme suyunuza özen göstermelisiniz.

Piyasada cam temizlemek için pek çok ürün bulabilirsiniz. Fakat, bu ürünleri tercih etmiyor ve camlarınızı doğal yollarla temizlemek istiyorsanız, yalnızca su kullanmamalı, suyun içine bir miktar sirke eklemelisiniz. Sirke kokusunun cam yüzeyinden kolayca gitmesi için, camlarınızı bir kez de sirkesiz suyla silmelisiniz. Ayrıca, cam silme suyunuz kireç barındırmamalı ve suyunuzu değiştirmek için fazla beklememelisiniz. Aksi durumda, camlarınız yeterince temizlenmeyecek ve kirler yalnızca yer değiştirmiş olacaktır.

Camlarınızı yıkayarak temizlemek istiyorsanız, buna pek gerek olmadığını belirtelim. Doğru temizlik ürünleri kullandığınızda, cam yıkamanıza gerek kalmayacağı gibi, su ve zamandan tasarruf yapmanız da mümkün olacaktır. Örneğin, cam yüzeyinde oluşan basit tozlar için güçlü asidik bileşikler kullanmamalısınız. Ya da nemli bir bezle son kez üzerinden geçmenin yeterli olduğu durumlarda camınızı defalarca ıslak bezle silmenize gerek yok efendim.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Adana temizlik şirketi

    20 Haziran 2021 saat 22:13

    Detaylı bilgiler için teşekkür ederiz. Cam temizliği öncesinde anlatılanlar çok mantıklı!

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler