Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Philips: Teknolojik inovasyonda lider marka…

Yayınlandı

tarihinde

Philips markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

120 yıldan uzun bir marka geçmişine sahip olan Philips, teknolojik inovasyon konusunda henüz 19. yüzyılın sonlarında yakaladığı liderliği günümüzde de başarıyla sürdürmekte. Philips’in aydınlatma teknolojilerinde inovatif buluşlarla başlayan marka serüveni, ses ve görüntü teknolojileriyle gelişti ve elektrikli aletlerden kişisel bakım ürünlerine kadar geniş bir yelpazeye yayıldı. Bugün hayatımızı kolaylaştıran pek çok teknolojik buluşun arkasında Philips’in imzası var. Özellikle de enerji tasarruflu ampuller denildiğinde akla gelen ilk marka Philips. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi günü ele aldığımız başarı hikayelerine bu hafta, Philips markasıyla devam ediyoruz.

Philips Markasının Doğuşu

Philips markasının doğuşu 1891 yılına kadar uzanıyor efendim. Alman iktisatçı ve filozof Karl Marx’ın anne tarafından kuzeni olan Gerard Philips tarafından Hollanda’nın Eindhoven şehrinde kurulan şirket, karbon filamanlı lamba üretimiyle sektöre giriş yaptı. Bu dönemde pek çok inovatif buluşa sahne olan aydınlatma teknolojilerini Gerard Philips, şirketini büyütmek için yakından takip ediyordu. Zaman içinde ampuller ve bazı elektrikli aletlerle ürün çeşitliliğini arttıran şirket, hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı ve Hollanda’da elektronik ürünler alanında önemli markalardan biri haline gelmeyi başardı.

Gerard Philips, 9 Ekim 1858 tarihinde Hollanda’nın Zaltbommel şehrinde dünyaya geldi. Babası Frederik Philips bir bankada görev yapıyor, işten arta kalan zamanlarında ise kahve ve tütün ticaretiyle uğraşıyordu. Babasının iyi giden işleri sayesinde küçük Gerard, Zaltbommel’de iyi bir eğitim alma fırsatı buldu. Lise eğitiminin ardından kabul edildiği Delft Teknik Üniversitesi’nde makine mühendisliği okudu. 1884 yılında İskoçya’da bir tersanede işe başladı. Bu dönemde Glasgow Üniversitesi Doğa Felsefesi Bölümü’nde 1 yıl süreyle bir araştırma ekibiyle çalıştı. Ardından, Londra’ya geçti ve İngiliz elektrik piyasasında önemli bir güce sahip olan Anglo-American Brush Electric Light Corporation Ltd.’de çalışmaya başladı. 1887 yılından itibaren şirketin Avrupa’daki çeşitli projelerinin yönetimini üstlendi.

Henüz öğrencilik yıllarındayken Gerard Philips, günün birinde kendi şirketini kurmayı hedeflemiş ve aydınlatma teknolojileri üzerine yoğunlaşmıştı. Üniversitede aldığı eğitim ve iş hayatında kazandığı deneyimlerden sonra kendi şirketini kurmak için tek ihtiyacı sermaye desteğiydi. 1891 yılında babasının sağladığı 75 bin guldenlik sermayeyle şirketini kurdu. 1895 yılında erkek kardeşi Anton, şirkete ortak oldu. Satış işlerini Anton Frederik Philips  üstlenirken, yönetim ve Ar-Ge işlerini kendisi üstlendi. Başlangıçta yalnızca 10 çalışana sahip olan şirket, sadece birkaç yıl içinde Hollanda pazarında aydınlatma teknolojileri alanında en önemli oyunculardan biri haline geldi. 1912 yılında Philips Kardeşler, 6 milyon guldenlik sermayeyle limited şirketlerini kurdular. 

I. Dünya Savaşı Döneminde Philips

1914 yılında Gerard Philips, inovasyon konusunda hamleler yapmasını sağlayacak araştırma laboratuvarını açtı. Nitekim, Philips’e göre bir şirketin sektörde kalıcı bir başarı yakalaması, yalnızca ürünlerinin kaliteli olmasıyla mümkün değildi. İnovasyon alanında öne çıkan şirketler, ürünlerinin kalitesini arttırabileceği gibi, pek çok yeniliğe öncülük yaparak sektördeki konumunu güçlendirebilirdi. Yeni geliştirilecek üretim teknikleri sayesinde yüksek üretim kapasitesine ulaşılabilir, dünya pazarında liderlik sağlanabilirdi. Ve düşündüğü gibi de oldu. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde şirket, geliştirdiği yeni teknolojiler sayesinde yalnızca Hollanda’nın değil, Avrupa’nın en önde gelen ampul üreticilerinden biri haline geldi.

I. Dünya Savaşı öncesinde şirket, Ar-Ge çalışmaları sırasında geliştirdiği volfram telli metalik lamba ve argon gazıyla doldurulmuş yarım vatlık ampullerin satışından büyük bir ciro elde etmeyi başardı. Bu ürünler için geliştirilen yeni teknolojiler, fabrikanın üretim kapasitesini arttırmasını sağladı. Öyle ki, günlük üretim miktarı 80 bin ampul düzeyine ulaştı. Şirkette istihdam edilenlerin sayısı ise 3 bin 700’ü aştı. Fakat, savaş dönemi boyunca ham madde ve mamul madde bulmak zorlaştığı için üretim kapasitesinde ciddi bir düşüş ortaya çıktı. Bu dönemde şirket cam, oluklu mukavva ve hidrojen gazı alanlarına yatırım yapmaya başladı.

Savaşın ardından şirket, ilk medikal X-ray tüpünü 1918 yılında piyasaya sundu. Hemen ardından, vakum tüpleri gibi o dönemin koşulları altında üretimi çok zor ürünlere yoğunlaşıldı. Savaş öncesine kadar yalnızca ABD ve Fransa’da şubeleri bulunan şirket, savaşın ardından üretim ve satış faaliyetlerini Avrupa’da genişletmek istedi. Satış alanında şirketin esas önceliği, toptancılar ve satış temsilcilerini aradan çıkartıp ürünlerini kendi satış ağı üzerinden tüketiciye sunmaktı. Üretim kapasitesinde yakalanan yükselişi daha iyi bir satış başarısına dönüştürmek için Philips Kardeşler, 1920 yılında limited şirketlerini holdinge dönüştürdüler.

Philips Markasının Yükselişi

1922 yılında Gerard Philips emekliye ayrıldı ve holdingin yönetim kurulu başkanlığını ve CEO’luğunu Anton Frederik Philips üstlendi. Bu dönemde şirket, radyo ve televizyon üretimi konusundaki araştırmalara hız verdi. İlk olarak 1927 yılında piyasaya sunulan Philips radyoları, şirket tarihinde yeni bir sayfa açtı. Şirketin bu alana giriş yapmasında, İngiliz elektronik şirketi Mullard’la kurduğu ortaklığın payı büyüktü. Bu işbirliği sonucunda radyo üretimi konusunda her iki şirket de yüksek bir üretim kapasitesine ulaştı ve elektronik ürünler alanında piyasadaki güçlerini arttırdılar. Üstelik, PCJ isminde bir de radyo istasyonu kurdular ve radyo yayıncılığına başladılar. Günümüzde faaliyetlerini Radio Netherlands ismiyle devam ettiren bu radyo kanalı, Nazi işgali dönemi hariç, yayınlarını bugüne kadar kesintisiz olarak sürdürdü.

1932 yılında Philips radyolarının toplam satış rakamı 1 milyonu aştı ve şirket, dünyanın en büyük radyo ve radyo tüpleri üreticisi haline geldi. Alman elektronik şirketi Valvo’yla yapılan işbirliği sonucunda şirket, Alman piyasasına hızlı bir giriş yaptı. Almanlar özellikle de ampullere büyük ilgi gösterdi. 1933 yılında şirketin satışını yaptığı toplam ampul sayısı 100 milyona ulaştı. Ayrıca, ABD’de tıbbi röntgen cihazları üretimine başlandı. 1925 yılından beri televizyon üretimiyle ilgili sürdürülen çalışmalar, 1938 yılında olumlu sonuçlandı ve Philips markalı ilk televizyon, Utrecht Fuarı’nda sergilendi. 1939 yılında ise ilk elektrikli tıraş makinesi Philishave piyasaya sunuldu. Bu dönemde Philips’in istihdam ettiği çalışan sayısı 45 bini aşmıştı.

II. Dünya Savaşı Döneminde Philips

9 Mayıs 1940 tarihinde şirket yöneticileri, Hollanda’nın ertesi gün Naziler tarafından işgal edileceğinin bilgisini aldılar. Bunun üzerine, şirketi kağıt üzerinde Hollanda Antilleri’ne taşıdılar. Ve yanlarına alabildikleri sermayeleriyle birlikte ABD’ye gitmek üzere Hollanda’yı terk ettiler. II. Dünya Savaşı dönemi boyunca şirket, faaliyetlerini bir Amerikan şirketi olarak devam ettirdi. Ne var ki, Philips‘in Eindhoven’daki üretim tesisi Nazilerin eline geçti. Ve tesislerdeki elektronik malzemeler, işgal kuvvetlerinin Avrupa’daki ilerleyişlerine katkı sağladı. Savaş sırasında bu tesis, müttefik kuvvetler tarafından bombalanan tek endüstriyel hedef oldu.

Eindhoven’daki üretim tesisinin Nazilerin eline geçmesi, savaş sonrası dönemde rakip elektronik şirketleri tarafından Philips’in Nazilere gönüllü destek sağladığı şeklinde karalama amaçlı kullanıldı. Oysa, Philips’in Nazilere elektronik malzeme desteği sunduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. II. Dünya Savaşı’nın ardından Philips’in Avrupa pazarında yükselişini önlemek için dile getirilen bu söyleme karşın Philips, bu dönemde de hızlı bir yükseliş ivmesiyle büyümeye devam etti. Özellikle de transistörler ve entegre devreler konusunda yaptığı inovatif buluşlar sayesinde elektronik ürünlerde standartların oluşmasını sağladı.

Dünya Pazarında Philips

Radyo ve televizyonun ardından Philips, 1960’lı yıllarda müzik araçlarına yöneldi ve ses kayıt sistemleri üzerinde yoğunlaştı. Teyp kaydı için standartları belirleyen kompakt ses kasetinin lansmanı 1963 yılında yapıldı. 1970’li yıllarda ve enerji ihtiyacının arttığı dönemde şirket, enerji tasarruflu ampuller üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. 1980’li yıllarda ise şirket görüntü, ses ve dijital verilerin işlenmesi, depolanması ve iletilmesini kolaylaştıran pek çok inovatif buluşla dünya pazarındaki konumunu güçlendirdi. Optik telekomünikasyon sistemleri üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkan kompakt diskler (CD) ise kullanımı günümüzde de devam eden yepyeni bir teknolojiyi ortaya çıkarttı.

1984 yılında Philips’in satışını yaptığı televizyon sayısı 100 milyonu aşmıştı. Bir yıl sonra şirket, Çin pazarına giriş yaptı. 1990’lı yıllar boyunca büyümeye devam eden şirket, sektöründe inovasyonun yanı sıra planlı ve sürdürülebilir büyüme konusunda da örnek olmayı başardı. Aynı zamanda da sağlık sektörüne giren şirket, ürün tasarım süreçlerinde tümüyle insan odaklı bir yaklaşım benimsedi. Geliştirdiği tıbbi araçların hastalar için daha kolay, klinisyenler için daha basit olmasını sağladı. 1997 yılında Sony firmasıyla kurduğu ortaklık sonucunda geliştirdiği DVD’nin lansmanını yaptı. Teknolojik inovasyon konusunda Philips’in adını zirveye taşıyan DVD’ler, günümüzde ev elektroniği sektöründe Philips’in büyük bir pazar gücüne ulaşmasını sağladı. 

2000’li yıllarda şirket, tüketici elektroniği sektöründe büyümeye devam etti. Ses ve görüntüleme ürün grubunda televizyonlar, videolar, ses sistemleri, iletişim araçları ve aksesuarları üzerinde odaklandı. Kişisel bakım ürünlerinde tıraş makineleri, yüz şekillendirici ve bakım ürünleri ile saç kesme makineleri öne çıktı. Anne ve çocuk bakımı kategorisinde, göğüs pompası ve bakım ürünleri ile yemek makineleri ve takımları piyasada büyük ilgi gördü. Ev ürünleri grubunda, hazırlama ve pişirme setleri ile ütüleme ve temizleme ürünleri her yaştan kullanıcıya hitap etmeyi başardı. Evlerde ve işyerlerinde ise en çok kullanılan ürünler arasında aydınlatma sistemleri ve ampuller öne çıktı.

Ofis dostu Philips ürünleri Ofix’te!

Philips markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği Philips ürünleri içinde ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Philips Essential Led Ampul 14 W 1521 Lümen Beyaz Işık E27

Listemizin ilk sırasında, Philips Essential Led ampul 14 W 1521 lümen beyaz ışık E27 var. A+ enerji sınıfında, beyaz renkli, 10 bin saat kullanım ömrüne sahip, normal duya uygun bu ürünleri ofiste ve ofis dışı ortamlarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Enerji tasarruflu ampuller konusunda en sık tercih edilen bu ürünlerle elektrik masraflarınızı azaltabilir, doğanın korunmasına katkı sağlayabilirsiniz. 

Philips Enerji Tasarruflu Ampul 23 W CDL 1540 Lümen Beyaz Işık E27

Listemizin ikinci sırasında, Philips enerji tasarruflu ampul 23 W CDL 1540 lümen beyaz ışık E27 var. Genişliği 61, yüksekliği 118 mm olan bu ürünlerin renk sıcaklığı 6500 Kelvin. Yüzde 80 oranında enerji tasarrufu sağlayan bu ürünlerin ortalama kullanım süresi 6 bin saat. 

Philips 193V5LSB2 18.5 İnç Led Monitör 5 ms VGA

Listemizin üçüncü sırasında, Philips 193V5LSB2 18.5 inç Led monitör 5 ms VGA var. HD görüntü kalitesine sahip bu ekranın tepkime süresi 5 ms. Görüntüleri daha akıcı ve kaliteli hale getiren özel Led teknolojisi, daha az enerji tüketerek kullanıcıların tasarruf yapmasını olanaklı kılmakta. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Philips ürünlerini inceleyebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler