Bizi Takip Edin

Lifestyle

Plastik klasör alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Plastik klasörler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Plastik klasörler iş hayatımızda en sık kullandığımız arşivleme araçlarından biridir. Farklı renk seçenekleri ve ebatlarıyla bu ürünler, arşivlerimizi daha düzenli hale getiriyor, bize zaman kazandırıyor. Elektronik ürünler ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, belge ve dokümanlarımızı saklamada sunduğu fırsatlar nedeniyle plastik klasörler hep ilk tercihlerimiz arasında yer alacak. Peki diğer klasör türlerine oranla daha sık kullandığımız bu ürünleri alırken nelere dikkat etmemiz gerekir? Online alışveriş rehberiniz Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, bu konulara temas edeceğiz ve Ofix’te en fazla ilgi gören plastik klasörleri tanıtacağız.

Arşivlemenin önemi nedir?

İhtiyaç duyduğumuz bilgi ve belgeleri saklamak, gerektiğinde bunlara hızlı ve kolay bir şekilde ulaşmak için arşivlere ihtiyaç duyuyoruz. İster devlet arşivleri, isterse özel arşivler olsun, bilgiyi kayıt altına almak ve sınıflandırmak için arşivler gerekli ve faydalıdır. Ve tabii, bilgi ve belgeleri arşivlemek için özel birtakım arşivleme teknikleri ve araçlarından yararlanmamız gerekir. Ofix Blog‘da daha önce yayınlamış olduğumuz Arşivleriniz yeterince düzenli mi? yazımızda bu konuları etraflıca ele almıştık. Arşivleme teknikleri ve araçları hakkında gerekli tüm bilgileri bu yazımızda bulabilirsiniz…

Plastik klasörler niçin daha fazla ilgi görür?

Plastik klasörler, sunduğu pratik çözümler nedeniyle gerek resmi kurumlar, gerekse özel işletmelerde sıkça kullanılan ürünler arasında yer almaktadır. Arşiv değeri taşıyan belge ve dokümanlarımızı saklamamızı kolaylaştıran, farklı sırt kalınlıklarıyla her ihtiyaca uygun çözümler sunan bu ürünler, dayanıklı PP malzemeden üretildiği için arşivlerimizde kalıcılık sağlar. 

Arşivleme ihtiyacının yüksek olduğu kurum ve işletmelerde plastik klasörler, tüm işlerin kontrol altında ilerlemesine büyük katkı sağlıyor. İstediğiniz zaman kolayca ulaşabileceğiniz bilgi ve belgeler, yaptığınız işlerin takibini ve devamlılığını mümkün kılıyor. Bu ürünleri henüz okul yıllarımızda kullanmaya başlıyor, iş hayatımızda da kullanmaya devam ediyoruz. Farklı renk seçenekleriyle plastik klasörleri, ofis dekorasyonu için tamamlayıcı ögeler olarak da kullanabiliyoruz.

Plastik klasörler ihtiyaçlarınıza uygun ölçülerde olmalı.

Plastik klasörler, farklı ölçülerde üretimi yapılan arşivleme ürünleridir. Ofislerde daha çok A4 boyutundaki ürünler tercih edilmekte. Sırt genişlikleri ise genel olarak geniş ve dar şeklinde iki farklı türde olmakta. Geniş sırt kalınlığına sahip olan ürünlerde bu kalınlık 70-80 mm civarında. Bu ürünlerin kapasitesi ise 80 gram A4 kağıdı için yaklaşık 480-550 adeti bulmakta. Dar klasörlerin ise sırt kalınlığı 40-50 mm civarında ve kapasitesi 300-350 adet A4 kağıdı kadar. 

Arşivlik belge ve dokümanlarınız yüksek miktardaysa, sırt kalınlığı geniş plastik klasörler daha uygun bir seçim olacaktır. Aynı şekilde, arşivinizdeki dolap ve raflar da yeterince geniş olmalı. Eğer arşivlik malzemeniz tür olarak çok, içerik olarak azsa, dar plastik klasörler işinizi görür. Ayrıca, plastik klasörünüzü toplantı, eğitim veya seminerlerinizde bir tür sunum dosyası olarak kullanacaksanız, elle taşınabilir ölçülerde olmasına da dikkat etmelisiniz.

Dosyalama mekanizması ve kenar sacı dayanıklı olmalı.

Plastik klasörleri kullanım süreniz, mekanizmasının dayanıklılığıyla yakından ilişkilidir. Bu kısımlar genellikle metal çakma veya nikel kaplama olmakta. Mekanizmanın kolu yeterince sağlam değilse, klasörünüzü değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Mekanizma konusundaki ilk tercihleriniz A kalite paslanmaz mekanizmadan yana olursa daha isabetli olur. Kenar sacının da yine dayanıklı malzemeden üretilmiş olması gerekir. Yüksek hacimli sıkıştırmalar için bu aparat çok önemli.

Plastik klasörler ofis ve arşivinizde renk uyumu sağlamalı.

Plastik klasörlerde renk tercihleri çoğu zaman mavi ve siyah renklerinde yoğunlaşsa da piyasada çok çeşitli renklere sahip plastik klasör bulmak mümkündür. Renk tercihinde bulunurken, ofis ve arşivinizin renk bütünlüğüne dikkat etmelisiniz. Eğer tek renk plastik klasörlerden oluşan bir arşiv oluşturmak istiyorsanız, bu gibi durumlarda seçtiğiniz ürün için toplu sipariş vermek daha doğru olur. Sonraki siparişlerinizde farklı markaların farklı modellerini alırsanız, renk bütünlüğünü sağlamanız zorlaşır.

Eğer karma renklerden oluşan bir arşiv oluşturmak istiyorsanız, belli bir renk grubunun daha önde olması yerine, renk dağılımının eşit veya yakın düzeyde olmasına dikkat etmelisiniz. Bir renk grubunun baskın olduğu arşivlerde diğer renkler bütünlüğü bozacaktır. Ayrıca, iş toplantıları veya eğitimler için elinizde veya çantanızda taşıyacağınız plastik klasörlerin renginin siyah yerine mavi veya diğer açık renklerden biri olması, ortamda daha olumlu bir etki yaratabilir.

Noki Plastik Klasörler

20 yıldan uzun bir zamandır ofis araç ve gereçlerinde önde gelen markalardan biri olmayı başaran Noki markası, plastik klasörler için oldukça kaliteli ve kullanışlı bir ürün çeşitliliğine sahip. Sitemizde en fazla talep gören Noki ürünleri arasında yer alan Noki geniş plastik klasörler, yaklaşık 540 sayfa kapasiteli. Bu ürünler ayrıca, A kalite paslanmaz mekanizma ve kaliteli PP dış kaplamaya sahip.  

Esselte Plastik Klasörler

Ofis malzemeleri alanında çok önemli markalardan bir diğeri olan Esselte ürünleri de yine sitemizde büyük ilgi görüyor. Sitemizde en fazla satışını yaptığımız Esselte ürünleri arasında yer alan Esselte geniş plastik klasörler, farklı renk seçenekleriyle her beğeniye hitap ediyor. A4 boyutunda, 480 sayfa kapasiteli, çakma sırt cepli bu ürünleri ofisinizde rahatlıkla kullanabilirsiniz.  

Leitz Plastik Klasörler

Leitz markasına ait plastik klasörlerin en önemli özelliği, 180 derece hareket edebilen özel kolu sayesinde çift taraflı dosyalama yapabilmesidir. Bu sayede bu ürünler, yüzde 50 daha geniş bir açılım imkanı kazanmakta ve yüzde 20 daha hızlı dosyalama imkanı sunmakta.  

Online ofis marketiniz Ofix’te dilediğiniz dosyalama ve arşivleme ürününe uygun fiyat avantajlarıyla sahip olabilir, tüm ofis ihtiyaçlarınızı kolay ve hızlı bir şekilde karşılayabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler