Bizi Takip Edin

Lifestyle

Sabah baş ağrısı nedir ve nasıl önlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Sabah baş ağrısı hakkında merak ettikleriniz Ofix Blog'da...

Sabah baş ağrıları hemen her yaş grubunda görülebilen ve hafife alınmaması gereken bir sağlık sorunudur. Uykudan baş ağrısıyla uyanan kişiler güne yorgun ve düşük bir enerjiyle başlar. Yataktan kalkarken başlayan güçlükler günün ilk saatlerinde artarak devam edebilir. Güne baş ağrısıyla başlayan kişilerin günlük aktivitelerini gerçekleştirirken karşılaştıkları güçlükler, yaşam kalitelerini ve iş performanslarını düşürür. Sabahları baş ağrısı şikayeti yaşayan hastaların büyük bir bölümü bu durumu kanıksama eğilimindedir. Kanıksandığı için sabah uyanınca baş ağrısı hissetmek normal bir durum olarak değerlendirilir. Oysa bu durum başlı başına ciddi bir sağlık sorunu olduğu gibi, farklı hastalıkların da belirtisi olabilir. Sabah kalkınca baş ağrısı hissediyorsanız hipertansiyon, hipoglisemi, uyku apnesi, magnezyum eksikliği gibi hastalıklarla karşı karşıya olabilirsiniz. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, sabah baş ağrısı konusunu ele alacağız. Eğer sabah kalkınca baş ağrısı şikayeti yaşıyor, bunun nedenlerini ve çözüm yollarını merak ediyorsanız, ihtiyaç duyduğunuz tüm bilgileri bu yazımızda bulabilirsiniz. 

Sabah baş ağrısı nedir?

Sabah saatlerinde başlayan ve gün içinde artarak devam eden veya kendiliğinden geçen baş ağrısı şikayetlerine sabah baş ağrısı denir. Bu şikayetler genellikle uyanır uyanmaz başlar ve hastanın güne düşük bir enerjiyle başlamasına neden olur. Özellikle kronik hastalığı olanlar, sabah baş ağrılarının hastalık kaynaklı olduğunu düşünme eğilimindedir. Oysa bu şikayetler farklı nedenlerle de oluşabilir. Kişinin kullandığı yastık, vücut yapısına uygun olmayan yatak, hatta uyunan ortamdaki sıcaklık ve nem düzeyi bile yataktan kalkınca baş ağrısı şikayetlerine yol açabilir. Tıp literatürüne bugüne kadar girmiş 165 çeşit baş ağrısı vardır ve bu ağrılar için iki temel kategori söz konusudur. Bunlardan ilki fonksiyonel baş ağrılarıdır. İkincisi ise patolojik baş ağrılarıdır. Fonksiyonel baş ağrıları, herhangi bir hastalık etkeni olmaksızın ortaya çıkar. Bununla birlikte bu ağrılar özellikle sinirsel, damarsal veya hormonal etkenler sonucu gelişir. Patolojik baş ağrıları ise baş, boyun veya vücudun herhangi bir bölümünde ortaya çıkan hastalıklara bağlı olarak gelişen baş ağrılarıdır. 

Güne baş ağrısıyla başlayan kişiler, sabah kalkınca baş ağrısı neden olur diye öğrenmek ister. Hastanın yaşadığı sabah baş ağrılarının farklı nedenleri olabilir. Bu nedenlerden biri bile uyanınca baş ağrısı şikayeti hissetmek için yeterlidir. Bazı durumlarda birkaç farklı neden bir arada görülebilir. Bu gibi durumlarda baş ağrısının derecesi ve etkileri de yükselecektir. Özellikle metabolik hastalığı olanlar bu konuda daha dezavantajlı konumdadır. Örneğin hem hipertansiyon, hem de hipoglisemi hastası olabilirsiniz. Böyle bir durumda her sabah baş ağrısıyla uyanmak durumunda kalabilirsiniz. Üstelik baş ağrınızın şiddeti de çok yüksek olabilir. Sabah saatlerinde başlayan baş ağrıları fonksiyonel, patolojik veya her iki türde olabilir. Bu gibi durumlarda daha kesin sonuçlara ulaşmak için ilk olarak en yakın sağlık kurumuna başvurmak gerekir. Hastaya uygulanacak kan testleri ve diğer muayeneler sonucunda sabah baş ağrılarının nedenleri kesin olarak anlaşılabilir. Tedavi süreçleri de kesin tanının konulmasının ardından doğru şekilde ilerler. 

Sabah baş ağrısı hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Uykudan kalkınca şiddetli baş ağrısı şikayeti yaşıyor olabilirsiniz. Çeşitli metabolik hastalıklar bu şikayete zemin hazırlar. Örneğin hipertansiyon bunlardan en önemlisidir. Hipertansiyon hastalarının kullandıkları bazı ilaçlar da bu şikayetlere yol açar. Sabah baş ağrılarına yol açan bir diğer metabolik hastalık hipoglisemidir. Uyku sırasında hastanın kan şekerinin düşmesi kandaki oksijen seviyesinin düşmesine yol açar. Bunun sonucunda hasta güne şiddetli baş ağrılarıyla başlayabilir. Diğer taraftan, uyku apnesi şikayeti olanların büyük bir bölümü uyanınca baş ağrısı yaşadıklarını ifade eder. Ayrıca magnezyum eksikliği, stres, depresyon, uykusuzluk, uyku hijyeni ve kötü alışkanlıklara bağlı olarak da sabah baş ağrıları gelişebilir. Sabah baş ağrısını ele aldığımız bu yazımızda bu hastalıkların sabah baş ağrısıyla ilişkisine kısaca temas etmekle yetineceğiz. Bu hastalıklar hakkında en doğru bilgileri hekiminizden alabilirsiniz. Nitekim burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri bağlamında olup tedavi edici hiçbir nitelik taşımamaktadır. Eğer sabahları baş ağrısıyla karşılaşmaktaysanız vakit geçirmeden bir sağlık kurumuna başvurmalısınız. 

Sabah Baş Ağrısı ve Hipertansiyon

Hipertansiyonun farklı nedenleri olsa da ilk belirtileri arasında sabah baş ağrıları vardır. Sabah oluşan baş ağrısına neden olan metabolik hastalıklardan biri hipertansiyondur. Ne var ki, hipertansiyon hastalarının büyük bölümü bu hastalığı erken evrelerde hissetmez. Hastalık belirtilerinin dayanılamaz hale gelmesi sonucu hipertansiyon için sağlık kurumlarına başvuru yapılmakta. Hipertansiyon tedavisi gören hastaların metabolizması düzene girdiği için sabah baş ağrılarında ciddi bir azalma meydana geliyor. Şikayetlerin devamı halinde ise kullanılan ilaçların değiştirilmesi gerekebiliyor. Çünkü bazı hipertansiyon ilaçları da maalesef sabah baş ağrılarına yol açabiliyor. Bu gibi durumlarda mutlaka hekiminizle iletişim halinde olmalısınız. Sabahları baş ağrısı şikayetiniz özellikle hipertansiyon ilacı kullandıktan sonra başlıyorsa, hekiminizden ilaç değişimi talebinde bulunmalısınız. Sabahları başlayan baş ağrısı şikayetinizin hipertansiyon belirtisi olup olmadığını anlamak için kan basıncınızı ölçtürmelisiniz. Tansiyonunuz yüksek çıkıyorsa, en yakın sağlık kurumuna başvurabilirsiniz. Ancak tansiyonunuz normal değerlerde çıkabilir. Bu durumda sabah baş ağrılarınızın farklı nedenleri olabilir. 

Sabah Baş Ağrısı ve Hipoglisemi

Kan şekeri düşüklüğünü ifade eden hipoglisemi de sabah baş ağrısının nedenleri arasında yer almakta. Sağlıklı yetişkinlerde kan şekeri seviyesi, yemek yedikten sonra 130 ile 150 mg/dl düzeyindedir. Şekerin hücrelere ulaşıp enerjiye dönüşmesiyle birlikte kandaki şeker seviyesi normal değerlerine iner. Fakat hipoglisemi hastalarında kan şekeri düzeyi 70 mg/dl’nin altına indiği için çeşitli sağlık sorunları oluşur. Şeker düzeyinin 50 mg/dl ve altına inmesiyle birlikte hayati riskler başlar. Şeker düzeyini yükseltmek için beyinden gelen uyartılar sonucu hasta hipoglisemi atakları ile karşılaşır. Tatlı şeylere karşı yoğun bir istek yaratan bu ataklar sonucu tüketilen şekerli gıdalar kan şekerini kısa süreliğine yükseltir. Ne var ki, kan şekeri tekrar düşer ve ataklar yeniden başlar. Uyku sırasında kan şekeri düşer ve buna bağlı olarak sabah baş ağrısı başlar. Dolayısıyla sabah uyandığınızda kan şekerinizin düştüğünü hissediyorsanız, ilk olarak hipoglisemiden şüphe etmelisiniz. Bu bağlamda sabah baş ağrılarınız hipoglisemi belirtisi olabilir. Bu gibi durumlarda vakit geçirmeden kan şekerinizi ölçtürmelisiniz. 

Sabah Baş Ağrısı ve Uyku Apnesi

Uyku bozuklukları içinde en yaygın olanlarından biri uyku apnesidir. Bu hastalık kişinin uyku süresince yeterince oksijen alamamasına neden olur. Kandaki oksijen seviyesi düşünce hücre ve dokuların yanı sıra beyne de yeterince oksijen ulaşmaz. Bunun sonucunda beyin fonksiyonları yavaşlar, beynin farklı bölgelerinde ağrılar başlar. Uyku apnesi daha ileriki aşamalarda hayati riskler doğurur. Uykuda solunum durması nöbeti yaşayan kişiler çoğu zaman bu durumun farkında bile değildir. Ne var ki vücuda giren oksijen seviyesinin azalması sonucu ağızdan nefes almak durumunda kalan uyku apnesi hastalarında yüksek horlama şikayeti başlar. Horlama sırasında vücuda oksijen girişi sağlanır. Fakat yine de oksijen düzeyi düşüktür. Uyku apnesi tedavisi çoğu zaman eşlerin talepleri üzerine başlar. Eşinizde eğer yüksek horlama varsa ve sabah uyandığında baş ağrısı şikayeti yaşadığını görüyorsanız, uyku apnesi testi yaptırmak için onu ikna etmelisiniz. Oksijen eksikliği ile baş ağrısı arasındaki ilişki çoğu zaman gözden kaçar. Ancak tedavinin gecikmesi belirtilerin artarak devam etmesine yol açar. 

Sabah Baş Ağrısı ve Magnezyum Eksikliği

Sinir sistemi üzerinde çok önemli etkileri olan minerallerin başında magnezyum gelmekte. Vücudumuzda en çok bulunan dördüncü mineral olan magnezyumun dışarıdan alınması gerekir. Magnezyum bakımından zengin besinler içinde özellikle bitter çikolata iyi bir seçimdir. Ayrıca bakliyatta, yağlı balıklarda ve fındık gibi kuruyemişlerde de magnezyum oranı yüksektir. Bu besinleri yeterli düzeyde tüketmezseniz sinir sisteminizde bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Vücudun özellikle elektrolit dengesini sağlamak için magnezyuma ihtiyacı vardır. Magnezyum eksikliği nedeniyle başta sinir hücreleri olmak üzere tüm hücreler işlevlerini gerektiği şekilde yapamaz. Bunun için, beslenme programınızda magnezyum bakımından zengin besinlere mutlaka yer vermelisiniz. Aksi durumda sabah baş ağrısıyla uyanabilirsiniz. Sabahları baş ağrısı ve göz ağrısı gibi şikayetler yaşıyorsanız, magnezyum bakımından zengin bir beslenme programı uygulayabilirsiniz. Örneğin uyandığınızda baş ağrısı şikayeti yaşıyor olabilirsiniz. Bu durumda sabah kahvaltısında özellikle birkaç adet fındık tüketebilirsiniz. Fakat uzun süreli şikayetleriniz için sağlık kurumuna başvurmalısınız. 

Sabah Baş Ağrısı ve Stres

Modern hayat tarzının getirdiği en önemli sorunlardan biri şüphesiz ki strestir. Kendisini tehlikede gören kişilerin metabolizması düzgün çalışmaz. Bu nedenle baş ağrısı şikayetlerini sıkça yaşayabilirler. Örneğin yoğun stres altında yaşayan kişiler gece yatağa endişe içinde girer. Bunun sonucunda kaliteli bir uyku uyuyamazlar. Normal şartlar altında uyku sırasında adrenalin ve kortizol seviyesi düşer. Fakat yoğun stres metabolizmayı bozar. Stresin etkilerini yoğun şekilde yaşayanlar sabahları baş ağrısı şikayetlerini daha fazla hisseder. Başka bir deyişle, yoğun stres altında yaşayan kişilerin metabolizmasında adrenalin ve kortizol seviyesini düşüren mekanizmalar etkin değildir. Özellikle gün içinde artan kortizol seviyesi, metabolizmanın hızlı çalışmasına, daha fazla enerji harcamasına neden olur. Kişi bu durumu kendisi için faydalı görse de gerçek tam aksi yöndedir. Dolayısıyla yoğun stres altında yaşıyor, yatağa girdiğinizde stresten kurtulamıyorsanız bu konuda dikkatli olmalısınız. Böyle bir durumda stresinizi kontrol altında tutmak için çevrenizden veya psikoloji servislerinden yardım alabilirsiniz. 

Sabah Baş Ağrısı ve Depresyon

Sabah baş ağrısıyla ilişkili sağlık sorunlarından biri de depresyondur. Sabahları baş ağrısıyla uyanan depresyon hastalarının kendileri hakkındaki düşünceleri olumsuz yöndedir. Buna ek olarak sabah yorgunluğu hisseden hasta yataktan kalkmak konusunda son derece isteksizdir. Bu isteksizlik sonucu yatakta uzun süre geçirebilirler. Buna bağlı olarak günlük işlerini aksatabilirler. Günün ilk saatlerinde aşırı duygusallık gösteren bu hastalar, sabah baş ağrıları nedeniyle odaklanma güçlüğü yaşayabilirler. Mantıklı düşünme ve muhakeme yetenekleri zayıfladığı için olgu ve olaylara aşırı tepkiler gösterebilirler. Sabah uyandığınızda başınız ağrıyor ve bu tür tepkiler gösteriyorsanız, bu durumu bir tür depresyon belirtisi olarak değerlendirip bir psikologa başvurabilirsiniz. Sabah baş ağrısının depresyonla ilişkisi hakkında en doğru bilgileri ve çözüm yollarını psikologunuzdan öğrenebilirsiniz. Buna ek olarak odaklanma güçlüğü ve aşırı duygusallık gibi konularda destek için de psikoloji servisleriyle iletişime geçebilirsiniz. 

Sabah Baş Ağrısı ve Uykusuzluk

Metabolizmanın sağlıklı çalışabilmesi için en gerekli unsurlardan biri iyi ve kaliteli bir uykudur. Uyku sırasında metabolizma yavaşlar. Bu sayede doku ve hücreler metabolik artıkları daha kolay atar. Hücrelerin kendilerini yenilemesi uyku sırasında olur. Bu yenilenmeyi sağlayan hormonların salgılanması için uykuya ihtiyaç vardır. Tıpkı bebeklerin sağlıklı büyümek için uykuya ihtiyacı olduğu gibi, yetişkinlerin de metabolizmalarını güçlendirmek için uykuya ihtiyaçları vardır. İyi bir uyku uyuyamayan kişilerde bu nedenle sabah uyanınca baş ağrısı şikayetinin olması doğal bir durumdur. Ancak tıp literatüründe insomnia olarak ifade edilen uykusuzluk hastalığı görülen kişilerde bu sorunun çözümü kolay olmayabilir. Bir kişiye insomnia teşhisi koymak için ilk önce uyku düzeni incelemek gerekir. 3 aylık süre zarfında ve haftada en az 3 gece uykusuzluk şikayeti oluşuyorsa, hastada insomnia var demektir. Eğer böyle bir şikayetiniz varsa, sabahları baş ağrısı şikayetlerinizi çözmek için iyi bir uyku yeterli olmayacaktır. Bu gibi durumlarda hastanelerin nöroloji servislerine veya uyku bozuklukları merkezlerine başvurmanız gerekir. 

Sabah Baş Ağrısı ve Uyku Hijyeni

Uykusuzluğun yanı sıra uyku hijyeni de sabahları oluşan baş ağrısı şikayetleri konusunda belirleyici bir nedendir. Uyku hijyenini kısaca, kaliteli bir uyku için gerekli şartların oluşmasını sağlayan kurallar şeklinde tanımlayabiliriz. Yatmadan önce tüketilen aşırı yağlı yiyecekler, gazlı ve kafeinli içecekler uyku hijyenine zarar verir. Uykudan önce spor veya egzersiz yapan kişilerin uykuya dalması zordur. Yatmadan hemen önce tüketilen bitki çayları da yine metabolizmanın hızlanmasına neden olabilir. Özellikle sakinleştirici etkisi yüksek olan ada çayı gibi bitki çayları bile yanlış tüketilmeleri durumunda uyku hijyenine zarar verebilir. Aynı şekilde yanlış yastık ve yataklar için de benzer durum geçerlidir. Bununla birlikte, sabah kalktım başım ağrıyor, şikayeti olanların çok az kısmı şikayetlerini bu gibi nedenlerle ilişkilendirmekte. Oysa uyuduğunuz ortamın sıcaklık ve nem düzeyine bile dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde her sabah baş ağrısıyla uyanabilirsiniz. Şikayetleriniz kronik hale gelmeden bu gibi konularda farkındalıklarınızı arttırmalısınız. 

Sabah Baş Ağrısı ve Kötü Alışkanlıklar

Alkol ve sigara kullanmak tüm metabolizmayı etkileyen zararlı alışkanlıklar içinde üst sıralarda yer alıyor. Özellikle akşam saatlerinde alkol tüketmemelisiniz. Aksi durumda metabolizma çok zarar görür. Yoğun alkol tüketiminin en önemli zararı, hücrelere oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin sayısını azaltmasıdır. Vücutta oksijen seviyesi düştükçe sabah baş ağrısıyla uyanma şikayetleri artar. Dolayısıyla hem uyku apnesi şikayeti olan, hem de yatmadan önce alkol tüketen kişilerin uyku sırasında vücutlarındaki oksijen düzeyinin çok düşük olması şaşırtıcı değildir. Sigara kullanmak da yine tüm metabolizmaya zarar verdiği gibi, özellikle dolaşım sistemine büyük zarar verir. Sigara kullanan kişilerde damar tıkanıklığı, hipertansiyon ve çeşitli kanser türleri daha hızlı gelişir. Vücudunuzdaki oksijen seviyesinin düşmemesi ve dolaşım sisteminizin düzgün çalışması için alkol ve sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmalısınız. Bu alışkanlıklardan kurtulursanız sabahları yaşadığınız baş ağrıları azalacaktır. 

Sabah Baş Ağrısını Önleme Yolları

Sabahları yaşadığınız baş ağrısı şikayetlerinden kurtulmanın yolu şikayetlerin esas nedenlerini öğrenmekten geçer. Bunun için ilk olarak bir sağlık kurumuna başvurmak, tansiyonu ve kan şekerini ölçtürmek gerekir. Bunun yanında kan testiyle kan şekeriniz ve magnezyum seviyenizin normal olup olmadığına baktırabilirsiniz. Diğer taraftan, aşırı horlama sorununuz için uyku apnesi tedavisi görebilirsiniz. Psikolojik sorunlarla ilgili baş ağrısı şikayetleriniz için çevrenizden ve psikoloji servislerinden destek alabilirsiniz. Bunlara ek olarak stres yaratan koşullardan uzak durmalısınız. Kötü alışkanlıkları bırakmalı, bununla birlikte psikolojik sorunlarla baş etme yollarını öğrenmelisiniz. Sabahları başlayan baş ağrısı şikayetlerinizi hiçbir zaman kanıksamamalı, çözüm için farklı alternatifleri etkin şekilde değerlendirmelisiniz. Ayrıca genel sağlık durumunuzu korumalı, psikolojik sorunlarınızdan kurtulmalısınız. Bu sayede sabah baş ağrılarınızda azalma elde edebilirsiniz. Kesin tedavi ise ancak tıbbi destekle söz konusudur. Bu gibi konularda tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler