Bizi Takip Edin

Lifestyle

Stick yapıştırıcı nedir ve nasıl kullanılır?

Yayınlandı

tarihinde

Stick yapıştırıcı nedir ve nasıl kullanılır diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Hayatımızın hemen her alanında yapıştırma ihtiyaçlarımızı karşılamak için farklı türden yapıştırıcıları kullanıyoruz. Ofislerde, evlerde ve okullarda kağıt, karton, kumaş ve benzeri birçok objeyi yapıştırmak için farklı çözümlerden yararlanabiliyoruz. 1969 yılında Henkel bünyesinde icat edilen stick yapıştırıcı, kullanım kolaylığı ve solvent içermeyen özel formülüyle yapıştırıcı çeşitleri arasında büyük bir fark yaratmayı başardı. Pritt marka ismiyle kullanıcıların beğenisine sunulan ilk stick yapıştırıcılar kısa sürede büyük bir pazar başarısına imza attı. Kişisel bakım ve güzellik ürünleri alanında sektörün lider oyuncularından biri olan Henkel, ruj tüplerinin kullanım kolaylığını yapıştırıcılarda da görmek istiyordu. Ruj aplikatörlerinden esinlenerek geliştirilen stick yapıştırıcılar günümüzde ofislerde ve ofis dışı ortamlarda en çok kullanılan yapıştırıcı çeşitlerinden biri konumunda. Pritt yapıştırıcı çeşitlerinin gördüğü ilgiden sonra sektöre giriş yapan yeni oyuncularla birlikte stick yapıştırıcı pazarı her geçen gün büyüyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, stick yapıştırıcılar hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Stick yapıştırıcı nedir?

Kısaca ifade etmek gerekirse stick yapıştırıcı, kapaklı tüp içine yerleştirilen katı bir yapıştırıcı türüdür. Ürünü kullanmadan önce kapağını açmak gerekir. Kapaklı tüpün içinde özel bir mekanizma vardır. Kapağı açtıktan sonra alt kısımdan çevrildiğinde yapıştırma ucu yukarı doğru hareket eder. Yapıştırma işlemi sırasında bu kısım yüzeye az bir kuvvetle ve ince tabaka şeklinde uygulanır. Kullanımın ardından yapıştırıcı ucun yerine dönebilmesi için hareket milini ters yönde çevirmek gerekir. Daha sonra ürünün kapağını kapatmak gerekir. Bu yapıştırıcılara stick adının verilmesinin nedeni, çubuk şeklini andıran görünümüdür. Bu özelliği sayesinde stick yapıştırıcılar kalem gibi tutulup farklı yüzeylere kolayca uygulanabilirler. Bu yapıştırıcı çeşidi pek çok bakımdan güvenli, rahat ve temiz bir kullanım deneyimi sunar. Ürünlerin ergonomik tutuş özelliğine sahip olması hem çocuklar, hem de yetişkinler için önemli bir avantajdır. Ürünü kullanmak için kapağı açıp tüpü çevirmek yeterli olduğu için okul öncesi yaş grubu da bu ürünleri kolayca ve güvenli şekilde kullanabilir. 

Stick yapıştırıcı nasıl icat edildi?

Ruj aplikatörlerinden esinlenerek böyle bir yapıştırıcı üretme fikri ilk olarak 1967 yılında Henkel araştırmacılarından Dr. Wolfgang Dierichs tarafından ortaya atıldı. Dierichs bir taraftan kullanımı kolay bir yapıştırıcı geliştirmek istiyordu. Bir taraftan da tümüyle doğal malzemelerden üretilen bir yapıştırıcı üzerinde çalışıyordu. 2 yıl boyunca devam eden çalışmaların ardından dünyanın ilk stick yapıştırıcısı Dierichs ve ekibi tarafından geliştirildi. Ürün hem ruj aplikatörüne benzer mekanizmasıyla, hem de patates nişastasından elde edilen özel yapıştırıcısıyla dikkat çekti. Üründe solvent bulunmadığı için özellikle çocukların kullanımına uygun yeni bir yapıştırıcı tipi ortaya çıktı. Üstelik bu yapıştırıcı, kağıt ve karton yüzeylerin yanı sıra kumaş ve diğer yüzeylerde de başarılı sonuçlar veriyordu. Sıvı yapıştırıcılara oranla ürünlerin kuruma süresi de daha kısaydı. Solvent barındırmadığı halde ürünlerin bu kadar başarılı sonuçlar vermesi, Pritt markasını sektörde bir anda öne çıkardı. Öyle ki, sadece 3 yıl içinde stick yapıştırıcılar 40’a yakın ülkede satılmaya başlandı. 

Stick yapıştırıcı nerelerde kullanılır?

Bu yapıştırıcıları farklı pek çok yüzeyde kullanabilirsiniz. Bunlar içinde kağıt ve karton yüzeyler en başarılı sonuçları vermekte. Fotokopi kağıtları, zarflar, not kağıtları ve benzeri tüm kağıt ürünlerde stick yapıştırıcıları kullanabilirsiniz. Bu bağlamda el işi kağıtları da stick yapıştırıcıların en fazla kullanıldığı kağıt ürünleri arasında yer almakta. Ofislerde kağıtları yapıştırmanın yanı sıra personel dosyaları üzerine çalışanların fotoğraflarını yapıştırmak için en çok kullanılan ürünlerden biri stick yapıştırıcılardır. Bu ürünlerin fotoğraflara ve diğer belgelere zarar vermeden yapıştırma sağlaması en önemli tercih nedenidir. Ayrıca kokusuz olması ve solvent içermemesi de ofis çalışanlarının sağlığını korumalarına yardımcı olur. Kağıt ve benzeri yüzeylerin yanı sıra stick yapıştırıcıları kumaş ve keçe gibi farklı materyalleri yapıştırmak için de kullanabilirsiniz. Stick yapıştırıcıların en önemli özelliklerinden biri, az miktarda kullanıldıklarında bile yapıştırma ihtiyaçlarına etkin çözümler sağlamalarıdır. Bu nedenle her türlü basit yapıştırma işleriniz için stick yapıştırıcıları kullanabilirsiniz. 

Stick yapıştırıcı nasıl kullanılır?

Bu ürünleri kullanmak için öncelikle yapıştıracağınız objeleri hazırlamalısınız. Objelerin yüzeyleri temiz ve pürüzsüz olursa yapıştırma işlemi daha başarılı şekilde gerçekleşir. Yüzeyde kalan kirler ve pürüzler nedeniyle yapıştırma işleminden istediğiniz sonuçları alamayabilirsiniz. Bunun sonucunda yapıştırma işlemini tekrarlamanız gerekebilir. Yapıştıracağınız objelerin yüzeylerini hazırladıktan sonra ilk olarak stick yapıştırıcının kapağını açmalısınız. Ardından alt kısımdaki mili çevirip yapıştırma ucunun üst kısma çıkmasını sağlayın. Bu sırada fazla vakit kaybetmemeli, uygulamayı hızlıca yapmalısınız. Objeleri eğer ürünü açmadan önce hazırlarsanız, uygulama sırasında fazla vakit harcamazsınız. Aksi durumda süreç uzar ve bu da stick yapıştırıcının havayla daha uzun süre temas etmesine neden olur. Uzun süre bu şekilde bekletirseniz ürünün yapıştırıcı özelliğinde azalma söz konusu olur. Uygulama sırasında stick yapıştırıcıyı yüzeye ince bir tabaka halinde sürmelisiniz. Bu işlemin ardından yapışmanın gerçekleşmesi için yüzeye küçük bir baskı uygulamanız yeterlidir. Uygulamanın ardından yapıştırma ucunu geri çevirmeli ve ürünün kapağını kapatmalısınız. 

Stick yapıştırıcı kullanmanın avantajları nelerdir?

İster ofiste olsun, isterse okulda veya evde, stick yapıştırıcılar kolay bir kullanım deneyimi sunar. Bu sayede yapıştırma ihtiyaçlarını hızlı ve basit bir şekilde karşılar. Ürünü uygulamak kolay olduğu gibi, kuruması için de fazla beklemenize gerek yoktur. Bu özellikleri sayesinde stick yapıştırıcılar şirketlerin özellikle insan kaynakları ve muhasebe departmanlarında zaman yönetimi bakımından avantaj sağlar. Stick yapıştırıcıların bileşiğinin yüzde 95’inden fazlası doğal maddelerden oluşur. Bu nedenle sağlığa zarar verme ihtimali yok denecek kadar azdır. Kokusuz ve solventsiz olmaları okul çağı ve okul öncesi yaş grubu için bu ürünleri güvenli hale getirir. Nitekim, stick yapıştırıcının en önemli avantajlarından biri solvent içermemesidir. Cilt sağlığı açısından zararlı olan solvent, ağız yoluyla vücuda girdiğinde başka sağlık sorunlarına da yol açabilir. Okul çağı ve okul öncesi yaş grubu için bu nedenle solventsiz ürünleri tercih etmek gerekir. Çocukların el becerileri ve motor gelişimleri için stick yapıştırıcılar önemli avantajlar sağlar. 

Stick yapıştırıcıların bir diğer avantajı da yüzeyde topaklanma yapmamalarıdır. Sıvı yapıştırıcıların birçoğunda maalesef yüzeyde topaklanma oluşumu görülebilir. Oysa stick yapıştırıcının kullanım şekli topaklanma oluşumunu önler. Stick yapıştırıcıların bir diğer avantajı da yapıştırma maliyetlerini azaltmasıdır. Solventli yapıştırıcılara oranla bu ürünlerin fiyatları daha uygundur. Bu da yapıştırma işlerinin çok olduğu işletmelerde veya birimlerde maliyet kontrolü konusunda avantaj sağlar. Büyük gramajlı stick yapıştırıcılar ofis ve ev kullanımı için daha uygundur. Küçük ebatlı stick yapıştırıcı çeşitleri ise ana sınıfı aktiviteleri için tercih edilebilir. Bu ürünlerin ebatlarının küçük olması, çocukların uygulama yapmalarını kolaylaştırır. Ana sınıfı aktivitelerinde kağıtların yanı sıra ponpon, ip, yün, sim gibi materyalleri yapıştırmak için de stick yapıştırıcılar önemli avantajlar sağlar. Bu yüzeylerde sıvı yapıştırıcılar hem istenilen sonuçları vermez, hem de ciltle temas durumunda sağlık riskleri yaratır. Stick yapıştırıcıların su bazlı formüle sahip olmaları bu ürünlerin özellikle çocuklar tarafından kullanılmasını güvenli hale getirir. 

Stick yapıştırıcı çeşitleri nelerdir?

Piyasada farklı yapıştırma ihtiyaçlarına uygun şekilde üretilen farklı stick yapıştırıcı çeşitleri görmekteyiz. Bunlar içinde en yaygın olanları şeffaf stick yapıştırıcılardır. Kağıtların yanı sıra kumaş yüzeylerde de bu ürün tipi ön plandadır. Stick mum yapıştırıcı olarak da bilinen bu ürünleri olası bir temas durumunda cildinizden kolayca temizleyebilirsiniz. Diğer taraftan renkli stick yapıştırıcılar daha çok tasarım işlerinde ön plandadır. El işi çalışmalarında hem şeffaf, hem de renkli stick yapıştırıcıları kullanabilirsiniz. Bunlara ek olarak stick yapıştırıcılar arasındaki en önemli farklardan biri de ebat farkıdır. Bu ürün tipini yaratan Pritt markasının stick yapıştırıcı çeşitlerinin satışı 11, 22 ve 43 gramlık üç farklı seçenekle yapılmakta. 11 gramlık ürünler çocukların el yapılarına daha uygundur. Çocuklar bu ürünleri kullanarak küçük alanları, kenarları ve köşeleri daha kolay yapıştırabilir. 22 gramlık ürünler ofiste, okulda veya evde her türlü yapıştırma ihtiyacına etkin çözümler sunar. 43 gramlık ürünleri ise geniş yüzey yapıştırma işleriniz için kullanabilirsiniz. 

Stick yapıştırıcı kullanmanın püf noktaları nelerdir?

Doğru şekilde kullanıldığında yapıştırma ihtiyaçlarına hızlı ve kolay çözümler sunan stick yapıştırıcılar, yanlış kullanıldığında istenilen sonuçları vermemekte. Nitekim stick yapıştırıcı kullanırken her şeyden önce, yapıştırma yapacağınız objeleri doğru şekilde hazırlamalısınız. Bu işlemi ürünün kapağını açtıktan sonra değil, önce yapmalısınız. Aksi durumda ürün havayla daha fazla temas eder ve yapıştırma özelliğini kaybetmeye başlar. Ürünün kapağı, havayla teması keserek yapıştırıcı özelliğini korumasını sağlar. Kapağı açtıktan hemen sonra mili çevirip uygulamayı gerçekleştirirseniz, havayla teması en kısa sürede gerçekleştirmiş olursunuz. Mili geriye çevirip ürünün kapağını kapattığınızda hava teması sona erer. Bu kullanma şekli stick yapıştırıcının uzun süre verimli şekilde kullanımını sağlar. Yanlış kullanım şekilleri ise hava teması nedeniyle ürünün kısa sürede ömrünü tüketmesine neden olur. Stick yapıştırıcılarda akma ya da damlama oluşmaz. Bu da yine en önemli tercih nedenleri arasında değerlendirilebilir. Ancak kullanım hataları nedeniyle yapıştırıcı elinize temas edebilir. Dolayısıyla kullanım sırasında dikkatli olmanızda yarar var. 

Diğer taraftan, stick yapıştırıcıyı yüzeye uygularken ince tabakalar şeklinde uygulamaya dikkat etmelisiniz. Bu noktada en yaygın hatalardan biri, yüzeye gereğinden fazla yapıştırıcı uygulamaktır. Oysa bu uygulama şekli yüzeyde topaklanma meydana getirebilir. Stick yapıştırıcının sahip olduğu özellikler, bu ürünlerin az miktarda kullanıldığında bile yapıştırma işleminin etkin şekilde gerçekleşmesini sağlar. Gereğinden fazla kullanım durumunda israfın yanı sıra yapıştırma verimliliği düşer. Uygulamayı ince tabaka şeklinde yaptıktan sonra az bir kuvvet uygulayarak yapıştırma işlemini tamamlayabilirsiniz. Bu noktada en yaygın hatalardan bir diğeri ise yüzeye gereğinden fazla kuvvet uygulamaktır. Oysa bu kullanım şekli hem dış yüzeylere zarar verir, hem de yapıştırıcının taşmasına yol açar. Bunun sonucunda dış yüzeyde istenmeyen görüntüler oluşur. Herhangi bir hata nedeniyle yapıştırma işlemini tekrarlamanız gerekirse yüzeyleri ayırmanız da zorlaşır. Ürünü eğer ince tabaka şeklinde ve az bir kuvvetle uygularsanız stick yapıştırıcı en güzel şekilde yapıştırma ihtiyaçlarınızı karşılar. 

Stick yapıştırıcı için adresiniz Ofix!

Stick yapıştırıcılar hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce stick yapıştırıcı alışverişlerinizi Ofix üzerinden uygun fiyat avantajı ve üstün hizmet kalitemizle yapabileceğinizi hatırlatmak istiyoruz. Ofislerin sarf malzemesi ihtiyaçlarına kaliteli ve ekonomik çözümler sunan Ofix’te birçok markanın stick yapıştırıcı çeşitlerini bulabilirsiniz. Sitemizde en çok Pritt markasının 11, 22 ve 43 gramlık stick yapıştırıcı çeşitleri ilgi görmekte. Ayrıca Bic ve Tesa gibi sektörün diğer büyük oyuncularının ürünlerini de uygun fiyat avantajıyla sipariş verebilirsiniz. Stick yapıştırıcı almadan önce ürünler arasında fiyat karşılaştırması yapmak için de Ofix.com’u ziyaret edebilirsiniz. Sitemizde stick yapıştırıcı fiyatları piyasa ortalamasına göre normal düzeyde. Üstelik düzenlediğimiz kampanyalar sayesinde bütçenizden tasarruf yapabilirsiniz. İster ofisiniz için olsun, isterseniz çocuğunuzun el işi aktiviteleri için ihtiyaç duyduğunuz stick yapıştırıcıları Ofix üzerinden kolaylıkla temin edebilirsiniz. Sitemizde satışı devam eden tüm stick yapıştırıcıları, yapıştırıcılar kategorisinde inceleyebilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için de OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler