Bizi Takip Edin

Lifestyle

Terazi burcuna alınabilecek ofis hediyeleri nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Terazi burcuna alınabilecek ofis hediyeleri önerileri Ofix Blog'da...

Geriye sayım devam ediyor. 2018’e sayılı günler kalmışken, hemen hepimizi yeni yıl heyecanı sarmış durumda… Aslına bakarsanız, 31 Aralık gecesinden 1 Ocak gününe geçtiğimizde, eğer yılbaşı ikramiyesi isabet etmemişse, hayatımızda pek bir şey değişmeyecek. Fakat yine de yeni olan her şey bizde daha yüksek bir motivasyon yaratıyor, gelecek umutlarımızı tazeliyor. Yılbaşı kutlamaları, işte böyle bir tazelenme yaratıyor. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da burçlara göre ofis hediyeleri yazı dizimize bugün, terazi burcuna alınabilecek ofis hediyeleri ile devam ediyoruz.

Terazi burcunun genel özellikleri nelerdir?

Önce biraz terazi burcundan bahsedelim. Terazi burcunun en dikkat çeken özellikleri, akıl ve duyguları arasında dengeyi korumak istemeleri, güzel sanatlara büyük bir yatkınlık duymaları ve zor beğenen kişiler olmalarıdır. Dengeli bir kişiliğe sahip olmaları, davranışlarında ölçülü ve uyumlu olmalarını sağlıyor. Aynı durumu özel hayatlarının yanı sıra iş hayatlarında da yansıtıyorlar. Örneğin, terazilerin çalışma ortamlarında renk seçimleri ve dekorasyon detaylarını mükemmel bir uyumda bulabilirsiniz.

Güzel sanatlara büyük bir yatkınlık duyan teraziler, güzel bir obje gördüklerinde bundan çok keyif alırlar, hızlı motive olurlar. Terazilerin konuşma ve davranışlarında büyük bir zarafet vardır. Ve bu zarafet, içten gelen bir saygı düşüncesiyle ortaya çıkar. Terazi burcu, doğallık ve samimiyet konusunda örnek bir burçtur. Kurnazlık peşinde koşmaz, olaylara objektif bakar. Sorun çözme becerileri yüksektir. Bir olayın lehte ve aleyhte yönlerini tarafsız bir şekilde analiz edebilen teraziler, başkalarıyla fikir alışverişi yapmaya açıktırlar. Çevrelerinde oluşturdukları güven duygusu bu nedenlerle çok yüksektir. 

Diğer taraftan, terazi burcunun farklı zevkleri vardır ve özellikle de egzotik eşyalar çok ilgilerini çeker. Evlerinde ve çalışma ortamlarında egzotik desenlere sahip süs eşyalarını mekanla uyumlu bir şekilde bir köşelerde görmeniz mümkündür. Terazi kadınları egzotik takılardan çok hoşlanır, terazi erkekleri ise değişik birtakım kravat, atkı veya aksesuarlara büyük ilgi duyar. Ve teraziler yaşamaktan olduğu kadar, iş yapmaktan da büyük keyif alırlar, kişisel bakımlarını ihmal etmezler. Doğal güzelliklerini korumaya özen gösterirler. Bitki çayları her mevsim tükettikleri içeceklerdir. Her anlarını dolu dolu yaşamak isterler.

Terazi Burcuna Alınabilecek Ofis Hediyeleri

Terazi burcunun genel özelliklerini bu şekilde özetledikten sonra, terazi burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda somut önerilerde bulunacağız. Bu kapsamda hediye seçerken, alacağınız ofis hediyesinin işlevsel özellikleri ile estetik özelliklerine aynı ölçüde dikkat etmenizi tavsiye ederiz. Tüm burçlar arasında ölçü ve uyum özellikleri en yüksek burç olan terazilere alacağınız ofis hediyeleri abartıdan uzak, işlevsel ve ofis dekorasyonu ile uyumlu olmalı. Hediye bütçesi içinse fazla yüksek bir bütçeye ihtiyacınız yok. Ayrıca, hediyeyi verme şeklinize de dikkat etmenizi öneririz. Uyum ve dengeyi çok seven terazilerin hediye paketleri de abartıdan uzak olmalı.

Ergonomi Destek Ürünleri

Teraziler yaşamaktan olduğu kadar, iş yapmaktan da büyük keyif alırlar. Fakat, özel hayatlarında olduğu gibi, iş yaparken de kendilerine çok özen gösterirler. Ağır işler terazilere göre değildir. Ofiste masa başı yapabilecekleri ve yüksek bir estetik kalite gerektiren işler tam da terazilere göredir. Çalışma ortamlarında rahat olmak ve kişisel konforlarını korumak isterler. Bu nedenle, terazi burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda ilk sırada ergonomi destek ürünlerini değerlendirebilirsiniz. Örneğin, monitör yükselticisi, teraziler için güzel bir ofis hediyesi olabilir. 

Ergonomi destek ürünleri arasından terazi burcu için bir diğer ofis hediyesi önerimiz ortopedik bel yastığı. Arka kısmındaki lastik sayesinde koltuğa sabitlenen bu ürünler farklı ölçülerde olabilir. Yumuşak, hafif ve kolay taşınabilir bu ürünler, ofisin yanı sıra evde ve arabada da kullanıma uygun modelleri vardır.

Bir diğer hediye önerimiz de ayak desteği. Çift yüzeyli ergonomik tasarımı sayesinde bu ürünler, postürü desteklemeye yardımcı olmakta. Masaj yüzeyi ayrıca, ayak ve bacaklara rahatlık vermekte. 

Oda Kokuları ve Kolonyalar

Terazi burcu, kişisel bakıma büyük özen gösterir. Zaman ve mekan ne olursa olsun, terazileri kendileriyle ilgilenirken görebilirsiniz. Gerek ev, gerekse iş ortamları çok hoş kokar. Bu kokular huzur ve keyif duygularını yükseltir. Egzotik kokular, terazilerin ilk tercihleridir. Bu bakımdan, oda kokusu terazi burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında değerlendirilebilir.  

Bu bağlamda bir diğer ofis hediyesi önerimiz, otomatik koku makinesi ve oda kokusu. 60 güne kadar etkili bu ürünler, hem ortamdan kötü kokuları uzaklaştırıyor, hem de çok şık bir dekoratif obje gibi kullanılabiliyor. 

Kolonyalar da yine terazilerin ofis çekmecelerinde bulundurmak isteyeceği ürünler arasındadır. Kolonyalar da güzel bir ofis hediyesi olabilir.

Dekorasyon ve Aydınlatma Ürünleri

Teraziler, yaptıkları işlere yüksek estetik nitelikler kazandırmayı çok sever. Terazilere bir iş verildiğinde, o işi istendiği şekilde yapmanın ötesinde, beklenenden çok daha yüksek bir estetik kaliteyle tamamlamak isterler. Dekorasyon ve aydınlatma ürünleri çok ilgilerini çeker, bulundukları ortamların estetik niteliğini bu ürünlerle arttırmak isterler. Ayrıca mevsim şartlarını dikkate aldığımızda, askılar terazi burcu için güzel bir ofis hediyesi olabilir.

Tüm okurlarımıza keyifli ve bol kazançlı nice yıllar diliyoruz…

Not: Hangi burca nasıl bir ofis hediyesi alırsanız alın, hediye paketinizin içine sevgi ve dostluk duygularınızı eklemeyi unutmayın…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler