Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dostu Toplantı Kalemleri

Yayınlandı

tarihinde

Toplantı kalemleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofiste çalışırken daha çok teknolojik ürünleri tercih etsek de toplantılarda klasik ürünler bazen daha hızlı ve pratik çözümler sunabiliyor. Anlattığımız konuları görselleştirmek veya şematize etmek ya da hızlı not almak için uygun özelliklere sahip toplantı kalemleri zamanımızı daha verimli kullanmamıza katkı sağlıyor. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofis çalışanları tarafından en çok sipariş verilen kalemler içinde toplantı kalemi olarak kullanılabilecek 10 ürünü kısaca tanıtacağız. 

Faber-Castell 1440 Tükenmez Kalem

Listemizin ilk sırasında, Faber-Castell 1440 tükenmez kalem var. Bir tükenmez kalem klasiği olan bu ürünleri hemen her ofiste görebilirsiniz. 250 yıldan uzun bir geçmişi olan Faber-Castell‘in dünya genelinde en fazla tercih edilen ürünlerinden biri olan bu ürünler, ülkemizde hemen her yaş ve meslek grubundan kullanıcı tarafından büyük ilgi görüyor. 0.8 mm uç kalınlığına ve nikel gümüş uca sahip mavi renkli bu ürünler, toplantı sırasında hızlı not alma ihtiyaçlarınız için iyi bir seçim olabilir. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Paper Mate Inkjoy 100 Tükenmez Kalem

Listemizin ikinci sırasında, Paper Mate Inkjoy 100 tükenmez kalem var. Yazı araç ve gereçleri alanında dünya lideri Newell Rubbermaid grubunun bir markası olan Paper Mate, 70 yıldan uzun bir süredir sektördeki güçlü konumunu koruyor. Logosundaki iki küçük kalp, Paper ve Mate firmalarının birleşmesini temsil etmekte. Paper Mate denildiğinde akla çoğu zaman roller kalemler gelse de tükenmez kalemleri de oldukça başarılı. Ofix.com‘da en fazla sipariş verilen tükenmez kalemlerden biri olan bu ürünler, 1.0 mm uç kalınlığına sahip. Dayanıklı uç yapısı, yumuşak yazım hissi veriyor ve yazılara dolgun bir görüntü kazandırıyor. Toplantı sırasında görselleştirme yapmak için dolgun görüntü veren kalemleri tercih ediyorsanız bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Faber-Castell 1425 Tükenmez Kalem

Ofis dostu toplantı kalemleri listemizin üçüncü sırasında, bir diğer Faber-Castell klasiği 1425 tükenmez kalem var. Bu ürünler, iğne uçlu tükenmez kalemler olarak da bilinmekte. 0.7 mm uç kalınlığına sahip bu ürünlerin mürekkebi de yine Faber-Castell kalitesine sahip. Bu ürünlerin ince uçlu olması, hızlı not alma konusunda önemli bir avantaj sağlıyor. Ürünlerin üzerindeki ergonomik tutuş alanı ise not alırken parmak kaslarının aşırı zorlanmasını önlüyor, parmak uçlarına uygulanan basıncı azaltıyor. Uzadıkça uzayan ve fazla not tutmanız gereken toplantılar için bu kalemler iyi bir seçim olabilir. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Piano PYN-202 Tahta Kalemi

Listemizin dördüncü sırasında, Piano PYN-202 tahta kalemi var. Ofis toplantıları sırasında yazı tahtaları, konuşmacının görselleştirme yapma veya şematize etme ihtiyaçlarına hızlı ve pratik çözümler sunmakta. Toplantı sırasında yazı tahtasını etkin bir şekilde kullanan konuşmacılar, dikkatin dağılmasını ve konuya ilginin azalmasını önlemekte, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamakta. Ofis toplantısı sırasında yazı tahtası kullanmayı tercih ediyorsanız bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Ofix.com‘un verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği yazı tahtası kalemi olan bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Pensan Triball 1003 Tükenmez Kalem

Listemizin beşinci sırasında, Pensan Triball 1003 tükenmez kalem var. Pensan kalem çeşitleri içinde sitemizde en fazla tercih edilen bu ürünler 1.0 mm uç kalınlığına sahip ve mavi renkli. Plastikten üretilen üçgen gövdeli bu ürünler toplantı odasında bol miktarda bulundurmak isteyeceğiniz ürünler arasında. Kullanım konforu, sadelik ve yüksek performans özellikleriyle ön plana çıkan bu ürünleri sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Fatih Mercanlı Kurşun Kalem

Listemizin altıncı sırasında, Fatih Mercanlı kurşun kalem var. Toplantı kalemi için tercihiniz kurşun kalemlerden yanaysa bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Yazma ucu genellikle grafit ve kilden üretilen kurşun kalemler kağıt yüzeylerde kolay yazım olanağı sunduğu gibi, yumuşak bir silgiyle yüzeylerden kolayca temizlenebilmekte. HB uç kalınlığına sahip bu ürünlerin paket içi miktarı 12 adet. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Edding 260 Tahta Kalemi

Ofis dostu toplantı kalemleri listemizin yedinci sırasında, Edding 260 tahta kalemi var. Yazı tahtası kalemi konusunda marka tercihiniz Edding‘den yanaysa bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Yazı tahtasından en iyi performansı almak için yazı tahtasının kalitesi kadar kalemlerin kalitesi de önemli. Yüzeye kolay uygulanan, hızlı kuruyan ve iz bırakmadan temizlenebilen bu ürünler yuvarlak uçlu olup 4 farklı renk seçeneğine sahip. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Bic Round Stick Tükenmez Kalem

Listemizin sekizinci sırasında, Bic Round Stick tükenmez kalem var. Paket içi miktarı 60 adet olan bu ürünler 1.0 mm uç kalınlığına sahip. Yağ bazlı mürekkepleri yüzeylerde daha dolgun ve parlak bir görüntü yaratıyor, herhangi bir dağılma ya da bulaşma yapmıyor. Görselleştirmelerin ön planda olduğu toplantı notları için bu kalemleri de tercih edebilirsiniz. 60 yıldan uzun bir süredir yazı araç ve gereçleri alanında dünya liderlerinden biri olan Bic, Türkiye pazarına ilk olarak 2006 yılında giriş yaptı. O günden bu yana Bic ürünleri, Türk kullanıcılar tarafından oldukça beğenilmekte. Bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Rotring Tikky RD 0.7 Versatil Kalem

Ofis dostu toplantı kalemleri listemizin dokuzuncu sırasında, Rotring Tikky RD 0.7 versatil kalem var. Öğrencilik yıllarımızdan aşina olduğumuz Rotring Tikky kalemler, özel tasarıma sahip ergonomik gövdesi sayesinde konforlu yazım olanağı sunmakta. Toplantı sırasında versatil kalem kullanmayı tercih ediyorsanız bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Pensan Triball 1003 Renkli Tükenmez Kalemler

Listemizin onuncu sırasında, Pensan Triball 1003 renkli tükenmez kalemler var. Toplantı kalemi için tercihiniz renkli kalemlerden yanaysa bu ürünler iyi bir seçim olabilir. 1.0 mm uç kalınlığına sahip bu ürünler, yüzeylerde parlak ve canlı bir görüntü oluşturmakta. Toplantı sırasında alacağınız notlar için farklı renkte tükenmez kalemler kullanarak bilgi kategorileri oluşturabilir, notlarınızı önem sırasına koyabilirsiniz. Bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden tüm yazı araç ve gereçlerini buradan inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler