Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Pink Floyd Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Pink Floyd şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

1965 yılında kurulan İngiliz rock müzik grubu Pink Floyd, müzik tarihi ve popüler kültürde kendine özgü bir yere sahip. Felsefi göndermelerle dolu şarkı sözleri, yenilikçi albüm kapakları ve birbirinden güzel sahne şovlarıyla Pink Floyd, 1970’lerden itibaren dünya çapında bir idol haline geldi. Kullandıkları riffler ve ritmlerle rock müziğe getirdikleri yenilikler dönemin pek çok rock müzik grubu tarafından örnek alındı. 50 yıla yakın bir süre devam eden müzik serüveni içinde Pink Floyd, kuşaklar arasında köprüler kurdu, milyonlarca insanı ortak duygu ve düşüncelerde birleştirmeyi başardı. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken Pink Floyd dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Pink Floyd şarkısı önereceğiz. 

Kısaca Pink Floyd

Pink Floyd grubu 1965 yılında vokalde ve gitarda Syd Barrett, basta Roger Waters, klavyeli çalgılar ve vokalde Richard Wright ve davulda Nick Mason‘la kuruldu. Grup kurulduğunda henüz üniversite öğrencisi olan bu isimler, Syd Barrett‘ın önerisiyle grubun adını ünlü blues müzikçileri Pink Anderson ile Floyd Council‘den hareketle Pink Floyd olarak koydular. Gruba ismini Syd Barrett bulduğu için kurucusu olarak görülen kişi de o oldu. Dönemin popüler rock, blues ve caz şarkılarını kendilerine özgü yorumlarla seslendiren grup, 1966 yılından itibaren Londra’nın ünlü “underground” kulüplerinde sahne almaya başladı. Bu kulüpler arasında Countdown Club‘da yaptıkları sahne şovları, dinleyicilerin büyük beğenisini kazandı. Sahnede ışık ve slayt gösterilerinden etkin şekilde yararlanan Pink Floyd, henüz meşhur olmaya başladığı bu dönemden itibaren sahne şovlarına yepyeni bir boyut kazandırdı.

1967 yılında Pink Floyd, ilk albümleri olan Arnold Layne‘i müzik severlerle buluşturdu. Müzik listelerine 20. sıradan giriş yapan bu albümün ardından The Piper at the Gates of Dawn albümü geldi. Albüme ismini veren şarkıyla 6. sıraya yükselmeyi başaran Pink Floyd‘un her iki albümü de hem müzikal açıdan, hem de şarkı sözleriyle dikkatleri çekmeyi başardı. Büyük bir bölümü Syd Barrett tarafından yazılan Pink Floyd şarkılarında çocuksu imgeler ve geleceğe duyulan umut ön plandaydı. İngiltere’de çok satanlar listesine girmeyi başaran albümleriyle Pink Floyd, müziğinde aynı zamanda da 68 kuşağının duygu ve özlemlerini yansıtıyordu. İngiltere’de kazandıkları başarının ardından Amerika turnesine çıkan Pink Floyd‘a turne boyunca Jimi Hendrix eşlik etti. Bu turne sayesinde İngiltere’nin ardından Amerikan müzik piyasasında da Pink Floyd, güzel bir ivme yakaladı.

Roger Waters Dönemi

1968 yılında Syd Barrett‘in gruptan ayrılması, Pink Floyd tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Barrett‘in yerine gruba David Gilmour katıldı. Bu dönemde Pink Floyd‘un liderliğini Roger Waters üstlendi. Şarkı sözleri ve bestelere Roger Waters‘ın damgasını vurduğu bu dönem, Pink Floyd tarihinin en yaratıcı dönemlerinden biriydi. 1968 yılında çıkarttıkları A Saucerful of Secrets albümünde Roger Waters‘ın sözlerini yazıp bestesini yaptığı hemen tüm şarkılar hit olmayı başardı. Özellikle Set the Controls for the Heart of the Sun ve Let There Be More Light şarkıları, Pink Floyd severlerin bugün bile dinlemekten keyif aldıkları şarkılardı. Konserlerde kullanılan ışık ve slayt gösterileri de Pink Floyd isminin öne çıkmasına önemli katkı sağlamaktaydı.

1973 yılında çıkarttıkları The Dark Side of the Moon albümü, Pink Floyd tarihinin en başarılı albümlerinden biri oldu. Öyle ki, müzik piyasasının nabzını tutan Billboard 200 listesinde tam 741 hafta kalmayı başaran bu albüm, kırılması güç bir rekora imza attı. Roger Waters‘ın yazdığı şarkı sözlerinde verdiği felsefi mesajlar, Pink Floyd‘u sıradan bir rock müzik grubunun ötesinde, aynı zamanda da bir dünya görüşünün temsilcisi haline getirmekteydi. Şarkılarında en çok ölüm korkusu, yalnızlık, çaresizlik gibi varoluşçu temaları işleyen Roger Waters, İngiliz ve Amerikan gençliğinin artık bir idolü haline gelmekteydi. 1975 yılında çıkarttıkları Wish You Were Here ve 1977 yılında çıkarttıkları Animals albümleri, Pink Floyd‘un dünya genelinde en fazla satan albümleri oldu. 1979 yılında çıkarttıkları The Wall albümü ise rock müzik tarihine damgasını vuran sayılı albümden biri haline geldi.

Pink Floyd Tarihinde The Wall

Another Brick In The Wall şarkısında Pink Floyd, Pinky isimli bir gencin öyküsünü temele alarak modern toplumda yalnızlık, iletişimsizlik, mutsuzluk gibi konuları işledi. 1977 yılından beri üzerinde çalışılan bu albüm, Britanyalı ünlü müzik şirketi EMI etiketiyle müzik severlerle buluştu. Ve kısa sürede dünya müzik listelerinde birinci sıraya yükseldi. Pinky‘nin doğumundan itibaren yaşadıklarını anlatan Another Brick In The Wall şarkısı, aynı zamanda da toplumsal bir eleştiri niteliğindeydi. Şarkıda Pinky‘nin baba özlemine ve savaştan duyduğu nefrete, eğitim sistemindeki çelişkiler, ikiyüzlülük, güven vermeyen siyasetçiler vb. konulardaki eleştiriler eşlik ediyordu.

Şarkıya ilham veren gelişme, bir konser sırasında Roger Waters‘ın bir hayranıyla yaptığı kavgaydı. Kendisiyle seyirci arasında bir duvar örme düşüncesi geliştirmesine yol açan bu kavganın verdiği ilhamla Roger Waters, bir insanın tüm insanlara karşı çıkışını anlatan Another Brick In The Wall şarkısını yazdı. Şarkının ünü, 1980’li yıllarda artarak devam etti. 1982 yılında Alan Parker tarafından çekilen The Wall isimli film, bu ünü daha da pekiştirdi. Filmde Alan Parker‘ın kullandığı soyut anlatım tekniği, şarkının yanı sıra filmin de başarısını arttırdı. Filmde Pinky karakterini canlandıran Bob Geldof‘un performansı da izleyicilerden tam not aldı. 1982 yılında Cannes Film Festivali‘nde gösterilen The Wall filmi, Türkiye’de de ilk defa Emek Sineması‘nda 1986 yılında izleyiciyle buluştu.

Roger Waters’ın Pink Floyd’dan Ayrılması

Rock müzik tarihinde kült albümlerden biri olmayı başaran The Wall albümü maalesef, Pink Floyd tarihinde kopuş ve dağılmayı beraberinde getirdi. Albümün hazırlık çalışmaları sırasında Roger Waters, grubun tüm kontrolünü eline almak istiyordu. Dünya çapında bir idol haline gelmiş olmanın yarattığı özgüven ve cesaretle, grup elemanlarıyla yersiz kavgalar yapıyor, grubun birlikte çalışmasını zorlaştırıyordu. Bu durumdan en fazla şikayet eden David Gilmour, Pink Floyd içinde Roger Waters‘a karşı bir rakip olarak öne çıkmaya başladı. Tartışmalar zamanla o kadar arttı ki, The Wall‘ın kayıtlarının tamamlanmasının hemen arından Richard Wright, Roger Waters‘la daha fazla devam edemeyeceğini söyleyerek gruptan ayrıldı. Böylelikle The Wall, Pink Floyd tarihinde ilk kopuşu da beraberinde getirdi.

Richard Wright‘ın Pink Floyd‘dan ayrılması, Roger Waters‘a karşı oluşan tepkilerin bir yansımasıydı. Richard Wright‘ın ardından David Gilmour ve Nick Mason da böyle devam edemeyeceklerini belirttiler. Birlikte çıkarttıkları son albüm olan The Final Cut albümünden sonra, 1983 yılında Roger Waters Pink Floyd‘dan ayrıldı. Bu dönemde solo çalışmalarını sürdüren Roger Waters, Pink Floyd‘un isim hakkının kendisine ait olduğunu iddia ediyordu. Fakat ne var ki, Pink Floyd ismini kullanma hakkı mahkeme kararıyla David Gilmour, Nick Mason ve Richard Wright‘a verildi. Bu yeni dönemde, Pink Floyd‘un liderliğini David Gilmour üstlendi. 1987 yılında çıkarttıkları A Momentary Lapse of Reason albümü, Roger Waters sonrası dönemde Pink Floyd‘da David Gilmour damgasını taşıyordu.

22 Yılın Ardından

Gilmour, Mason ve Wright üçlüsü, ikinci albümlerini 1994 yılında The Division Bell ismiyle çıkarttılar. 1990’lı yıllar boyunca bu üçlü, dünya çapında sayısız konser verdi ve milyonlarca müzik severe ulaşmayı başardı. Üçlünün Roger Waters‘la yeniden bir araya gelmesi, 2005 yılında Londra’da düzenlenen ünlü yardım konseri Live 8 Concert‘la gerçekleşti. Sahneye Pink Floyd adıyla birlikte çıkan bu dört isim, 20 yıldan uzun bir aranın ardından izleyicilere mükemmel bir Pink Floyd keyfi yaşattılar. Fakat konserin ardından David Gilmour ve Roger Waters, Pink Floyd çatısı altında yeniden bir araya gelmek gibi bir düşünceleri olmadığını açıkladılar. 2008 yılında Richard Wright hayatını kaybettikten sonra, Pink Floyd‘un müzik serüveni David Gilmour ve Nick Mason‘la devam etti. 2014 yılında çıkarttıkları The Endless River albümü, Pink Floyd adını taşıyan son albüm oldu.

En Güzel 10 Pink Floyd Şarkısı

Pink Floyd‘un müzik serüvenini kısaca bu şekilde özetledikten sonra yazımızın bu kısmında, en güzel 10 Pink Floyd şarkısı önereceğiz. Bu şarkıları dinleyerek ofiste Pink Floyd modu yaşayabilirsiniz.

Another Brick In The Wall

Listemizin ilk sırasında, Another Brick In The Wall var. Pink Floyd denildiğinde akla ilk gelen şarkı olan bu kült şarkı, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Pink Floyd tarihinde çok özel bir öneme sahip. 1979 yılından beri kaç kuşağın büyük bir keyifle dinlediği bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

The Dark Side of the Moon

En güzel 10 Pink Floyd şarkısı listemizin ikinci sırasında, The Dark Side of the Moon var. 1973 yılında çıkarttıkları albüme ismini veren bu şarkı, Syd Barrett sonrası dönemde Roger Waters‘ın öne çıkmasını sağlayan hit şarkılardan biriydi. İnsanoğlunun evrendeki yalnızlığı, dünyanın sonu düşüncesi, modern yaşamın absürtlüğü gibi temaları işleyen bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Wish You Were Here

Listemizin üçüncü sırasında, Wish You Were Here var. 1975 yılında çıkarttıkları albüme ismini veren bu şarkı, taşıdığı country riffleriyle farklı bir güzellik taşıyor. David Gilmour‘un yıldızının parlamasını sağlayan bu güzel şarkının arka planında, Vietnam Savaşı’na duyulan tepkiler var. Şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Hey You

En güzel 10 Pink Floyd şarkısı listemizin dördüncü sırasında, Hey You var. The Wall albümünün hit şarkılarından biri olan Hey You‘da Pink Floyd, modern yaşamın getirdiği yabancılaşmayı ele alıyor. Şarkının sonunda geçen “Together we stand, divided we fall” (Birlikte duruyoruz, bölünüyoruz, düşüyoruz) sözleri dikkat çekici. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Money

Listemizin beşinci sırasında, The Dark Side of the Moon albümünün hit şarkılarından Money var. Sözü ve müziği Roger Waters‘a ait olan bu şarkıda, iyi bir iş ve iyi bir maaşın iyi bir hayat anlamına gelmediğinin altı çiziliyor. Paranın tüm kötülüklerin kaynağı olduğunu bile bile zam talebinde bulunan kişilerin düştüğü durumun da ironik bir eleştirisi var şarkıda. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

High Hopes

En güzel 10 Pink Floyd şarkısı listemizin altıncı sırasında, High Hopes var. 1994 yılında çıkarttıkları The Division Bell albümünün hit şarkısı olan High Hopes‘ta Gilmour, Mason ve Wright üçlüsünün geleceğe duyduğu umudu görebilirsiniz. David Gilmour imzası taşıyan en güzel şarkılarından biri olan bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Comfortably Numb

Listemizin yedinci sırasında, Comfortably Numb var. The Wall albümünün bir diğer hit şarkısı olan bu şarkıda, hayallerin gerçekliği değiştirme gücünden bahsediliyor. Değişim için küçük bir başlangıcın yeterli olabileceğini vurgulayan bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Learning To Fly

En güzel 10 Pink Floyd şarkısı listemizin sekizinci sırasında, Learning To Fly var. 1987 yılında çıkarttıkları A Momentary Lapse of Reason albümünün hit şarkısı olan bu şarkı da Roger Waters sonrası dönemde David Gilmour‘un öne çıkmasını sağlayan şarkılardan biriydi. Şarkıya eşlik eden punk riffleri 1980’lerden izler taşıyor. Şarkının arka planında ise modern yaşama uyum sağlayamamış insanların duygu ve düşünceleri var. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Brain Damage

Listemizin dokuzuncu sırasında, Brain Damage var. 1995 yılında çıkarttıkları P.U.L.S.E albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda modern yaşamın anlamsız koşuşturmacaları ve karmaşası eleştirilmekte. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Breathe

En güzel 10 Pink Floyd şarkısı listemizin onuncu sırasında, Breathe var. The Dark Side of the Moon albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda ise hayatın güzelliği ve değeri işlenmekte. İyi veya kötü olan ne varsa her şeyin insanların seçimi olduğunu vurgulayan bu şarkı, insan özgürlüğüne bir övgü niteliğinde. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

İş İlanlarına Başvuruyorum Ama Geri Dönüş Alamıyorum: Sebebi Ne Olabilir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş arama sürecinde birçok adayın yaşadığı ortak bir durum vardır: Onlarca hatta yüzlerce iş ilanına başvuru yapılır ancak geri dönüş alınamaz.

Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve “Acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olur.

Aslında geri dönüş alamamanın birçok farklı sebebi olabilir. Gelin en yaygın nedenlere birlikte bakalım.

1. CV’niz Pozisyona Uygun Olmayabilir

Birçok aday aynı CV ile farklı pozisyonlara başvuru yapıyor.

Ancak her pozisyonun beklentileri farklıdır. İşverenler, aradıkları niteliklerle örtüşen deneyim ve becerileri CV üzerinde görmek ister.

Başvuru yapmadan önce CV’nizi ilgili pozisyona göre güncellemeniz büyük avantaj sağlayabilir.

2. Profil Bilgileriniz Eksik Olabilir

İşverenler yalnızca CV’ye değil, adayın genel profiline de dikkat eder.

Eksik iletişim bilgileri, yetersiz açıklamalar veya güncel olmayan deneyimler adayın değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

Profilinizin güncel ve eksiksiz olması önemlidir.

3. Başvurduğunuz Pozisyonlar Deneyiminizle Uyuşmayabilir

Bazen adaylar, deneyim seviyelerinin çok üzerinde veya tamamen farklı alanlardaki pozisyonlara başvuru yapabiliyor.

Bu durum geri dönüş alma ihtimalini azaltabilir.

Başvuru yaparken iş ilanındaki kriterleri dikkatlice incelemek ve kendi yetkinliklerinizle karşılaştırmak faydalı olacaktır.

4. Çok Fazla Rekabet Olabilir

Bazı ilanlara yüzlerce hatta binlerce başvuru yapılabiliyor.

Bu durumda nitelikli adaylar bile geri dönüş almakta zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca popüler ilanlara değil, size uygun farklı fırsatlara da odaklanmanız önemlidir.

5. Ön Yazı Kullanmıyor Olabilirsiniz

Her zaman zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ön yazı sizi diğer adaylardan ayırabilir.

Özellikle neden o şirkette çalışmak istediğinizi ve pozisyona neden uygun olduğunuzu kısa ve net şekilde anlatmanız olumlu etki yaratabilir.

6. Başvurularınızı Takip Etmiyor Olabilirsiniz

İş arama süreci yalnızca başvuru yapmakla bitmez.

Başvurduğunuz pozisyonları takip etmek, profilinizi güncel tutmak ve yeni fırsatları düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Aktif adaylar genellikle daha fazla geri dönüş alma şansına sahiptir.

Umudunuzu Kaybetmeyin

Geri dönüş alamamak her zaman yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen doğru pozisyon henüz karşınıza çıkmamış olabilir, bazen de yoğun başvuru trafiği nedeniyle süreç beklediğinizden uzun sürebilir.

Önemli olan profilinizi sürekli geliştirmek, başvurularınızı bilinçli yapmak ve kariyer hedeflerinize uygun fırsatları değerlendirmeye devam etmektir.

Unutmayın; başarılı bir kariyer yolculuğu çoğu zaman doğru fırsatla doğru zamanda karşılaşmakla başlar.

Ofix Kariyer olarak adayların yetkinliklerine daha uygun fırsatlarla buluşmasını ve işverenlerin doğru adaylara daha hızlı ulaşmasını destekleyen çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Milli Maç Nerede İzlenir? İstanbul’da Ücretsiz Dev Ekran Kurulan Yerler Tam Liste

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin heyecanla beklediği milli maç için geri sayım başladı. A Milli Futbol Takımımızın 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de oynayacağı karşılaşma öncesinde İstanbul’un birçok ilçesinde ücretsiz dev ekran etkinlikleri düzenleniyor.

Eğer maçı evde değil, kalabalık bir taraftar atmosferinde izlemek istiyorsanız sizin için İstanbul’daki ücretsiz maç izleme noktalarını derledik.

İstanbul’da Milli Maç Nerede İzlenir?

Arnavutköy

  • Arnavutköy Şehir Parkı
  • Hadımköy İstasyon Meydanı

Ataşehir

  • DasDas Avlu (Rezervasyonlu)

Bağcılar

  • Bağcılar Meydanı

Bahçelievler

  • Bahçelievler Hükümet Konağı Önü

Başakşehir

  • Başakşehir Millet Bahçesi
  • Bahçeşehir Gölet

Bayrampaşa

  • Muratpaşa Kapalı Pazar Alanı

Beşiktaş

  • Zorlu PSM Vestel Amfi (Rezervasyonlu)
  • Akmerkez Dekk Üçgen Teras (Rezervasyonlu)

Beykoz

  • Beykoz Meydanı

Beyoğlu

  • Tersane İstanbul

Büyükçekmece

  • Sahil Demokrasi Parkı Önü
  • Mimaroba Büyük Atatürk Parkı

Çatalca

  • Çatalca Millet Bahçesi

Çekmeköy

  • Şehit Üsteğmen Arif Kalafat Doğa Parkı

Esenler

  • Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı

Esenyurt

  • Esenyurt Cumhuriyet Meydanı

Eyüpsultan

  • Eyüpsultan Meydanı

Fatih

  • Yedikule Hisarı (Rezervasyonlu)
  • Sepetçiler Kasrı (Rezervasyonlu)

Gaziosmanpaşa

  • Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı

Güngören

  • Güngören Belediye Stadyumu

Kadıköy

  • Kalamış Atatürk Parkı
  • Terminal Kadıköy

Kağıthane

  • Hasbahçe Mesire Alanı

Maltepe

  • Maltepe Park Meydan
  • Hilltown AVM Küçükyalı

Pendik

  • Pendik Sahil Meydanı

Sancaktepe

  • Sancaktepe Meydan Park

Sultanbeyli

  • Sultanbeyli Kent Meydanı

Sultangazi

  • Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı

Şişli

  • Şişli Camii Önü

Tuzla

  • Tuzla Sahil İTÜ Yanı

Ümraniye

  • 15 Temmuz Şehitler Meydanı

Üsküdar

  • Çamlıca Cami 1071 Konferans Salonu
  • Kandilli Camii Park Alanı
  • Akasya AVM

Zeytinburnu

  • Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı

Maç İzlemeye Gitmeden Önce Bunlara Dikkat

Listede yer alan bazı özel mekanlar rezervasyon sistemiyle ziyaretçi kabul ediyor. Özellikle Zorlu PSM, DasDas, Dekk, Yedikule Hisarı ve Sepetçiler Kasrı gibi alanlarda kapasite sınırlaması bulunabiliyor. Maç günü mağduriyet yaşamamak için ilgili mekanların duyurularını kontrol etmenizi öneririz.

Henüz Açıklama Yapmayan İlçeler

Bazı belediyeler henüz resmi izleme alanlarını duyurmuş değil. Şu an için Adalar, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerinde resmi açıklama bulunmuyor.

Yeni duyurular geldikçe listemizi güncellemeye devam edeceğiz.

Maç Keyfi İçin Küçük Bir Hatırlatma

Dev ekran etkinliklerine giderken su, güneş gözlüğü ve şapka gibi ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Özellikle sabah saatlerinde oynanacak karşılaşmalarda erken saatlerde etkinlik alanında olmak hem yer bulmanızı hem de atmosferi daha iyi yaşamanızı sağlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler ve bol gollü bir milli maç diliyoruz.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Trendler