Bizi Takip Edin

Lifestyle

2018’in Yazlık Ayakkabı Trendleri

Yayınlandı

tarihinde

2018'in yazlık ayakkabı trendleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yaz mevsiminin gelişiyle birlikte hayatımızdaki birçok şeyde olduğu gibi kıyafetlerimiz ve ayakkabılarımızda da önemli birtakım değişiklikler ortaya çıkıyor. Hem günlük ayakkabılarımız, hem iş ayakkabılarımız, hem de özel davetlerde giyeceğimiz ayakkabılarda modayı yakalamak için bazı konulara dikkat etmeliyiz. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, 2018’in yazlık ayakkabı trendleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Yazlık ayakkabılar niçin önemlidir?

Kıyafetlerimizi tamamlayan ve kişisel imajımızı yansıtan ayakkabılar hem günlük hayatımızda, hem de iş hayatımızda büyük önem taşıyor efendim. Ayakkabı seçerken, her şeyden önce yürüyüş konforunuza dikkat etmeli ve ayak sağlığı için zararlı ürünlerden kaçınmalısınız. Sonbahar ve kış aylarında giyilen ayakkabılardan farklı olarak yazlık ayakkabılar, kullanılan malzemelerden dolayı kolay yıpranıp hızlı deforme olabiliyor. Gardırobunuzda birkaç çeşit bulunduracağınız yazlık ayakkabıyla hem kıyafetlerinizin bütünlüğünü sağlayabilir, hem de ayak sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları nedeniyle pek fazla aksesuar kullanmak mümkün olmuyor. Aksesuarlarınızla yaratmak istediğiniz etkileri şık bir yazlık ayakkabıyla kolayca sağlayabilirsiniz. Kıyafetlerinizde kendi klasik ve sofistike tarzınızı oluşturmak için yazlık ayakkabı seçiminize dikkat etmelisiniz. Yaz aylarında daha çok açık renkler tercih edildiği için, yazlık ayakkabılarınızla mükemmel kontrastlar oluşturabilirsiniz. Fakat kontrast renklerden hoşlanmıyorsanız, kıyafetlerinizle aynı veya yakın renkte yazlık ayakkabılar giyerek üzerinizde renk blokları da oluşturabilirsiniz.

2018’in yazlık ayakkabı trendleri nelerdir?

2018’in yazlık ayakkabı trendleri içinde biz bu yazımızda, kısa topuklu ayakkabılar, dokuma ayakkabılar, kalın tabanlı ve renkli sneakerlar ile sandaletler ve arkası açık iskarpinler hakkında önemli birkaç noktaya kısaca temas edeceğiz.

Kısa Topuklu Ayakkabılar

“Yavru kedi topuklu ayakkabılar” olarak da bilinen 1970’lerin kısa topuklu ayakkabıları, 2018’in yazlık ayakkabı trendleri içinde en fazla öne çıkan trendlerden biri. Sonbahar ve kış aylarında giyilen düz tabanlı ayakkabılarda olduğu gibi yazlık ayakkabılarda da bu yaz fazla yüksek topuklar tercih edilmiyor. Varis riskini arttıran yüksek topuklu ayakkabıların aksine kısa topuklu ayakkabılar, birbirinden güzel renkleri ve topuk çeşitleriyle iş kadınlarının gardıroplarında çoktan yerini aldı. Bu ayakkabıları hem ofiste, hem de çeşitli davetlerde rahatlıkla giyebilirsiniz. 

Dokuma Ayakkabılar

2018’in yazlık ayakkabı trendleri arasında dokuma ayakkabıların da özel bir yeri var. Dokuma ayakkabıları bu yıl günlük giyimden çeşitli davet ve kutlamalara kadar pek çok yerde görebilirsiniz. Ayakları serin tutan bu ayakkabıları ofiste giyebileceğiniz gibi, şık dokuma detayları nedeniyle her türlü davet ve kutlamalarda da rahatlıkla giyebilirsiniz. Hem pantolonun, hem de şortun altında çok şık duran bu ayakkabılar, sıcak yaz günlerinde şıklığın yanı sıra ayak konforuna da önem veren kullanıcıların ilk tercihleri arasında.

Dokuma ayakkabılar, aynı zamanda da son yıllarda artan çevre bilincinin bir yansıması. Ayakkabı imalatında kullanılan deri ve çeşitli kimyasal maddelerin doğaya verdiği zararlar karşısında harekete geçen pek çok ayakkabı imalatçısı, geri dönüştürülmüş malzemelerden yaptıkları dokuma ayakkabılarla doğanın korunmasına katkı sağlıyor. Bu bağlamda örneğin, Adidas markasının tümüyle okyanuslardaki atıklardan ürettiği Futurecaft dokuma spor ayakkabılarını deneyebilirsiniz.

Kalın Tabanlı ve Renkli Sneakerlar

Son yıllarda kadın erkek her yaştan kullanıcının ayağında görmekte olduğumuz sneakerlar da 2018’in yazlık ayakkabı trendleri arasında. Fakat bu yıl taban kalınlıklarındaki artış ve renklerdeki çeşitlilik dikkat çekiyor. Daha çok beyaz rengiyle zihnimize yerleşen sneakerlarda bu yıl pastel tonları daha ön planda. Hem günlük hayatta, hem de işte rahatlıkla giyebileceğiniz sneakerlardan en az bir çift gardırobunuzda bulundurmanızda yarar var. Renk tercihleriniz mavi, yeşil ve pembenin pastel tonları olabilir.

Sandaletler ve Arkası Açık İskarpinler

Her yıl olduğu gibi bu yıl da tatil ayakkabısı kategorisinde sandaletler ve arkası açık iskarpinler moda. Hem kullanım kolaylığı, hem de birbirinden güzel çeşitleriyle sandaletler ve arkası açık iskarpinler, günlük hayatın yanı sıra iş hayatı ve tatiller için bu yıl da sıkça tercih ediliyor. Sandaletlerde bu yıl sadelik hakim ve ne fazla düz, ne de fazla topluklu olmayanlar daha fazla ilgi görüyor. Eğer topuklu sandalet almak istiyorsanız, ayak bileği kayışlarında fazla detay olmamasına dikkat etmelisiniz. Sandaletler yeterince havalı göründüğü için, ayak bileği kayışlarında farklı detaylarla abartılı bir görüntü oluşturmaktan kaçınmalısınız.

Arkası açık iskarpinler de yine 2018’in yazlık ayakkabı trendleri içinde. Özellikle de tatilini deniz, kum ve güneşin başkentlerinde geçirirken şıklıklarından taviz vermek istemeyenler için bu iskarpinler, en uygun tatil ayakkabılarından biri. İskarpinlerde bu yıl örme detaylar çok moda. Renk tercihlerinde ise siyah ve beyaz daha fazla öne çıkıyor. Bu renklerdeki iskarpinlerinizi yaz aylarında tüm kıyafetlerinizle birlikte kullanabilirsiniz.

Yazlık ayakkabı konusundaki tercihleriniz ne yönde olursa olsun, ayakkabınızın yumuşak malzemelerden yapılmış olmasına ve tabanının fazla sert olmamasına mutlaka dikkat etmelisiniz.

Yeşil ofise giden yol Yeşil Ofix’ten geçer!

2018’in yazlık ayakkabı trendleri hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da hizmete devam eden Yeşil Ofix kategorimizden de kısaca bahsetmek istiyoruz. WWF Yeşil Ofis programını tamamlayarak yeşil ofis diplomasını alan ilk online ofis marketi olan Ofix.com‘da oluşturduğumuz Yeşil Ofix kategorisinde, tüm doğa dostu ofis sarf malzemelerini bir araya getirdik. Kırtasiyeden gıdaya, temizlik ürünlerinden ofis mobilyalarına kadar 150’den fazla doğa dostu ürünü bu kategoride kolayca bulabilir, ofisinizi yeşil ofis haline getirebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. cem yakut

    11 Mart 2020 saat 13:52

    Toptanayakkabim.com sitemizi ziyaret etmenizi öneririz.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler