Bizi Takip Edin

Lifestyle

90’ların En Güzel 10 Reggae Şarkısı

Yayınlandı

tarihinde

90'ların en güzel 10 reggae şarkısı Ofix Blog'da...

Jamaika kökenli bir müzik türü olan reggae, içinde barındırdığı kültürel kodlar, canlı ve dinamik ritimler, heyecan yaratan riffleriyle dünya genelinde popüler bir müzik türü. Jamaika’dan çıkıp dünyaya yayılan bu müzik türü özellikle yaz aylarında daha fazla ilgi görüyor. Yerli ve yabancı pek çok eğlence mekanında, kafe veya plajda reggae müzik ile karşılaşmanız mümkün. Jamaika yerlilerinin ska, dub, ragga gibi özgün ritim ve armoni kalıpları, 1960’lardan itibaren farklı müzik türlerinin içinde yer almaya başladı. Bu müzik türünü dünyaya sevdiren en önemli isim ise şüphesiz ki Bob Marley‘di. Çok genç yaşta hayata veda eden Bob Marley ile 1970’lerde reggae şarkıları geniş kitlelere ulaştı. 1980’lerde punk, heavy metal ve diğer müzik türlerinin gerisinde kalan reggae 1990’larda yeniden ilgi görmeye başladı. Bu yazıda 90’ların en güzel 10 reggae şarkısı için liste hazırladım. Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını 90’larda yaşayanlar için bu şarkılar güzel bir nostalji keyfi sunabilir. 

Putting Up Resistance

Beres Hammond‘ın Putting Up Resistance şarkısını ilk sıraya koyuyorum. 1993 yılına damgasını vuran bu şarkı bence 90’ların reggae ruhunu çok güzel yansıtıyor. Beres Hammond‘ın müzik serüveni soul ve caz müzikle başladı. Profesyonel müzik kariyerine 1970’lerde adım attı. Ancak fazla ilgi görmedi. Çünkü bu yıllarda reggae Bob Marley ile özdeşleşmişti. Bob Marley‘in reggae müzikte hakimiyeti yıllarca sürdü. Beres Hammond‘ın yükselişi esasen 1980’lerde başladı. Bence bunun bir nedeni, reggae müzikte soul ve caz rifflerinden başarılı şekilde yararlanmasıydı. 80’lerde reggae dinleyenler Red Light albümünü mutlaka hatırlayacaktır. Beres Hammond‘ın özellikle calypso ve rocksteady türlerindeki başarısı da bu albümle ortaya çıktı. 1993 yılında Putting Up Resistance şarkısını dinlediğimde Beres Hammond‘ın müzik hayatının en iyi çıkışını yaptığını düşünmüştüm. Sonrasında çok fazla etkinlik gösteremedi. 2012 yılında çıkarttığı One Love, One Live albümüyle yeniden varlığını hissettirdi. Putting Up Resistance şarkısı bana 90’ların sıcak, keyifli ve huzurlu yaz tatillerini hatırlatıyor. 

Trouble Free

90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin ikinci sırasında, Kashief Lindo‘nun Trouble Free şarkısı var. Bu şarkı da yine 1993 yılına ait. Kashief o tarihte sadece 15 yaşındaydı. Ve ileride reggae müzikte iyi yerlere geleceğini göstermişti. 15 yaşının zorluklarına rağmen Trouble Free ile reggae dünyasında heyecan yaratmayı başardı. Bunda biraz da gitarist ve yapımcı babasının payı vardı. Ama bence esas başarı Kashief‘e aitti. Jamaika’nın tüm otantik ritim ve melodilerini küçük yaşlarda özümsemişti. O yaşlarda bir çocuk rol yapamaz, içinden geleni yapar. Yorumlarında özellikle ska reggae yatkınlığı dikkat çekiciydi. Bu konudaki yeteneğini zaman içinde daha da geliştirdi. Soul And Inspiration ve What Kinda World albümlerinde en güzel reggae şarkılarına yer verdi. Kashief Lindo günümüzde özellikle Küba ve çevresinde çok popüler bir isim. Fakat ortalarda pek gözükmüyor. En son A Reggae Tribute To Michael Jackson albümünde yer aldı. Halihazırda reggae dünyasının özlediği isimlerden biri. 

Rainbow People

Tony Rebel‘ın Half Pint ile seslendirdiği bu şarkı sıradan bir reggae şarkısı olmanın ötesinde, bir karşı kültür manifestosu niteliğinde. Bildiğiniz gibi Antiller’de ve Karayipler’de varlığı giderek sona ermekte olan çeşitli yerli unsurlar mevcut. Modern insanın “ilkel” bulup küçümsediği yaşam şekillerini koruyan bu insanların müziği riddim reggae ile dünyaya yayıldı. Aslına bakarsanız, reggae müzikte pek çok ritim ve melodi, yerli unsurların kabile törenlerinden geliyor. 1992 yılında reggae dünyasında heyecan yaratan Rainbow People şarkısı bu nedenle önemli. Tüm reggae şarkıları doğayı kutsar, yaşam sevinci aşılar. Oysa modern insanın doğayla ilişkisi bambaşka. İçinde yaşadığımız dünyada çevre sorunları modern insanın doğa üzerinde kurduğu tahakkümün bir sonucu. Ve bu durum dünyanın geleceğini ciddi anlamda tehdit ediyor. Rainbow People ile “ilkel” insanların dünyasından öğrenecek ne çok şeyimiz olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Bu noktada ilkelliği de sorgulamak lazım. Bence en büyük ilkellik, yaşadığı dünyanın sonunu getirmektir. 

Land Of Love

90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin dördüncü sırasında, Marcia Griffiths‘in seslendirdiği Land Of Love var. Marcia Griffiths müzik kariyerine 1960’larda başladı. Jamaikalı olması nedeniyle reggae müziğe doğal bir yatkınlığı vardı. Ancak şarkılarında blues, caz ve R&B rifflerine de yer verdi. 1996 yılında seslendirdiği bu şarkıda caz reggae riffleri daha ön planda. 90’lara ait en iyi reggae şarkıları listelerinde Marcia Griffiths mutlaka yer alır. Kariyerinde en başarılı yılları da 90’larda yaşadı. Üstelik sahne performansları da önemli izler bıraktı. Reggae gibi enerjik bir müziği güçlü sahne şovlarıyla birleştirmek zordur. Sadece ses becerisi yetmez. İyi bir kondisyon da gerekir. Diğer taraftan Land Of Love şarkısı reggae şarkıları içinde romantik temalarıyla da dikkat çekiyor. Daha çok eğlenceye dönük reggae şarkılarına oranla bu şarkının duygu yönü oldukça kuvvetli. Marcia Griffiths en son 2019 yılında Timeless albümüyle sevenleriyle buluştu. Halihazırda en çok Brezilya ve çevresinde ilgi görüyor. 

Iron Storm

Black Uhuru‘nun 1991 yılında seslendirdiği Iron Storm, 90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin beşinci sırasında. Uhuru sözcüğü Svahili dilinde özgürlük anlamına geliyor. 1972 yılında profesyonel müzik serüvenine başlayan Black Uhuru zaman içinde birçok kez kadro değiştirdi. Grubun solisti Duckie Simpson en popüler üyesi. Grup reggae müzikte en başarılı dönemini 1980’lerde yaşadı. 1985 yılında en iyi reggae müzik dalında Grammy kazandılar. Iron Storm şarkısında müzikal bir çeşitlilik var. Reggae rifflerine soul, R&B ve punk riffleri eşlik ediyor. Bu şarkıyı da dünya genelinde top reggae listelerinde sıkça görmek mümkün. 90’ların en güzel reggae şarkılarından biri olan Iron Storm, içerdiği reggae techno riffleriyle de ayrıca dikkat çekici. 90’larda reggae içinde punk riffleri görmek şaşırtıcı değildi. Fakat zamanla punk riffleri popülaritesini kaybetti. Bunda biraz hip hop müzik de etkili oldu. Duckie Simpson öncülüğünde Black Uhuru ile zamanda yolculuk yapıp aslında 80’lere kadar gidebilirsiniz. 

One Calling

90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin altıncı sırasında, Morgan Heritage‘in seslendirdiği One Calling var. Jamaika’nın hemen tüm müzikal zenginliğini bu şarkıda bulabilirsiniz. 1998 çıkışlı bu şarkı 2010’lara kadar yaz aylarında eğlence mekanlarında en çok çalınan şarkılardan biriydi. Şarkıyı dinlerken yazın neşe ve sevincini içinizde hissedebilirsiniz. Son 2 yıldır pandemi nedeniyle çok sıkıntılı süreçler yaşadık. Bu yıl biraz eğlenmek ve dinlenmek hepimizin hakkı. Bence One Calling yaz ayları için en güzel şarkılar listesinde mutlaka yer alması gereken bir şarkı. Şarkının içerdiği müzikal çeşitliliğe rağmen pop müzik özellikleri taşıması, daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamakta. Bu nedenle şarkıyı reggae müzikte unutulmaz şarkılar içinde değerlendiriyorum. Morgan Heritage son albümünü 2019 yılında çıkarttı. Loyalty isimli bu albüm pandemi öncesi dönemde reggae müzikte heyecan yarattı. Ancak araya pandemi girince fazla öne çıkamadı. Morgan Heritage umarım daha nice güzel albümle reggae müziğe katkı yapmayı sürdürür. 

Big Things A Gwaan

90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin yedinci sırasında, Big Things A Gwaan var. Tanya Stephens‘ın seslendirdiği 1994 çıkışlı bu şarkı da reggae şarkıları içinde çok beğendiğim bir şarkı. Biraz soul, biraz R&B, biraz rap karışımı bu şarkı, Tanya Stephens‘ın çıkış şarkısıydı. Sonraki albümlerinde soul ve R&B’den uzaklaştı, özellikle pop ile rap karışımı şarkılar seslendirdi. Ancak reggae ile bağını koparmadı. Tanya Stephens‘ın önemli özelliklerinden biri de toplumsal duyarlılıklarının yüksek olmasıydı. Şarkıları etnik ve cinsel ayrımcılık karşıtı gösterilerde çokça kullanıldı. Şarkı sözlerinde en çok evrensel barış, sevgi ve özgürlük kavramlarını kullandı. Benzer bir durum aslında tüm reggae müzisyenleri için geçerli. Reggae müziğin doğasındaki yüksek enerji, insanları farklı bir duygu ve düşünce atmosferinde bir araya getiriyor. Dili, dini, ten rengi, cinsel tercihi ne olursa olsun hepimizin kardeş olduğu mesajını veriyor. Tanya Stephens uzun süredir müzik dünyasında pek gözükmüyor. Fakat verdiği güzel mesajlarla hatırlanmayı sürdürüyor. 

Friend For Life

90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin sekizinci sırasında, Friend For Life var. Dennis Brown‘un 1992 yılında seslendirdiği bu şarkının verdiği mesajlar da çok güzel. Jamaikalı reggae sanatçısı Dennis Brown, müzik kariyerine 11 yaşında adım attı. Fakat öyle başarılıydı ki, yeteneğiyle Bob Marley‘in övgüsünü kazandı. Bob Marley‘in “reggaenin veliaht prensi” dediği Dennis Brown, gerçekten de bu övgüye layıktı. Şarkılarında rock, blues, R&B, soul gibi çok çeşitli türlerde müzikal sentezler yaptı. Özellikle Friend For Life şarkısı hayatın tüm enerjisini içinizde hissetmenizi sağlıyor. Dennis Brown‘un bu şarkısını geçen gün bir AVM’de dinleyince 90’lara geri döndüm. 42 gibi çok genç bir yaşta hayata veda etmesi reggae müzik için önemli bir kayıp. Böyle isimler gerçekten de kolay yetişmiyor. Bu kadar kısacık bir hayata 70’ten fazla albüm sığdırması da ayrıca dikkat çekici. Üstelik hiçbir şarkısı bir diğerine benzemiyor. Hepsi ayrı bir güzelliğe sahip. 

Get Next To Me

90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin dokuzuncu sırasında, Get Next To Me var. Glen Washington‘ın 1998 yılında seslendirdiği bu şarkı da buram buram 90’lar kokuyor. Glen Washington profesyonel müzik kariyerine 1996 yılında Brother To Brother ile adım attı. Jamaika’dan yükselen bu güzel sese dünya reggae müzik severleri kayıtsız kalmadı. Böylelikle 90’larda ve 2000’lerde Glen Washington‘ın reggae müzikteki yükselişi devam etti. Fakat bununla birlikte müzik listelerinde hak ettiği yeri bulamadı. Çünkü Glen Washington hit şarkıların adamı değildi. Ama meraklısının çok severek dinleyeceği bir müzisyendi. Bu bağlamda örneğin 2006 çıkışlı Heart Of The City albümünü ben çok beğendim. Yine de gelmiş geçmiş en güzel şarkısının Get Next To Me olduğunu düşünüyorum. Bu şarkıda da yine 90’larda reggae müzik nostaljisi yaşamanız mümkün. Gözlerinizi kapatın ve plajda güneşin tadını çıkarın. Get Next To Me şarkısı akşama kadar dinleseniz de bıkmayacağınız bir şarkı. 

Lift Up Your Head

90’ların en güzel 10 reggae şarkısı listemin onuncu sırasında, Lift Up Your Head var. Everton Blender‘ın 1994 yılında seslendirdiği bu şarkı da reggae severler için güzel bir şarkı. Everton Blender‘ın en önemli özelliklerinden biri, yüksek tempolu şarkılarda daha başarılı olması. Bu yönüyle Everton Blender şarkılarını reggae dans şarkıları kulvarında da değerlendirmek mümkün. Ancak kendisi şarkılarından maddi anlamda önemli bir kazanım elde edemedi. Bu nedenle geçimini dans salonu işleterek sürdürdü. Şarkı yazmayı meditasyon olarak gören Everton Blender, reggae müziğin meditatif etkilerinin farkında. Bu etkilerden yararlanmada özel bir ustalığa sahip. Reggae müziğin Jamaika’yı aşıp dünyaya yayılmasında da meditatif etkilerinin payı büyük. Dinleyenin içini kıpır kıpır eden Everton Blender şarkıları, yazın coşkusunu daha dinamik şekilde hissetmenizi sağlar. Özellikle Lift Up Your Head şarkısıyla 90’lara doğru giderken güzel bir nostalji yaşayabilirsiniz. Reggae müzik ile henüz tanışmamış olanlar da bu şarkılarla güzel bir reggae deneyimi geçirebilir. 

Herkese reggae kıvamında, canlı, heyecanlı, keyifli ve huzurlu günler dilerim.

Mavi Kulaklık… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

İş İlanlarına Başvuruyorum Ama Geri Dönüş Alamıyorum: Sebebi Ne Olabilir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş arama sürecinde birçok adayın yaşadığı ortak bir durum vardır: Onlarca hatta yüzlerce iş ilanına başvuru yapılır ancak geri dönüş alınamaz.

Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve “Acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olur.

Aslında geri dönüş alamamanın birçok farklı sebebi olabilir. Gelin en yaygın nedenlere birlikte bakalım.

1. CV’niz Pozisyona Uygun Olmayabilir

Birçok aday aynı CV ile farklı pozisyonlara başvuru yapıyor.

Ancak her pozisyonun beklentileri farklıdır. İşverenler, aradıkları niteliklerle örtüşen deneyim ve becerileri CV üzerinde görmek ister.

Başvuru yapmadan önce CV’nizi ilgili pozisyona göre güncellemeniz büyük avantaj sağlayabilir.

2. Profil Bilgileriniz Eksik Olabilir

İşverenler yalnızca CV’ye değil, adayın genel profiline de dikkat eder.

Eksik iletişim bilgileri, yetersiz açıklamalar veya güncel olmayan deneyimler adayın değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

Profilinizin güncel ve eksiksiz olması önemlidir.

3. Başvurduğunuz Pozisyonlar Deneyiminizle Uyuşmayabilir

Bazen adaylar, deneyim seviyelerinin çok üzerinde veya tamamen farklı alanlardaki pozisyonlara başvuru yapabiliyor.

Bu durum geri dönüş alma ihtimalini azaltabilir.

Başvuru yaparken iş ilanındaki kriterleri dikkatlice incelemek ve kendi yetkinliklerinizle karşılaştırmak faydalı olacaktır.

4. Çok Fazla Rekabet Olabilir

Bazı ilanlara yüzlerce hatta binlerce başvuru yapılabiliyor.

Bu durumda nitelikli adaylar bile geri dönüş almakta zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca popüler ilanlara değil, size uygun farklı fırsatlara da odaklanmanız önemlidir.

5. Ön Yazı Kullanmıyor Olabilirsiniz

Her zaman zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ön yazı sizi diğer adaylardan ayırabilir.

Özellikle neden o şirkette çalışmak istediğinizi ve pozisyona neden uygun olduğunuzu kısa ve net şekilde anlatmanız olumlu etki yaratabilir.

6. Başvurularınızı Takip Etmiyor Olabilirsiniz

İş arama süreci yalnızca başvuru yapmakla bitmez.

Başvurduğunuz pozisyonları takip etmek, profilinizi güncel tutmak ve yeni fırsatları düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Aktif adaylar genellikle daha fazla geri dönüş alma şansına sahiptir.

Umudunuzu Kaybetmeyin

Geri dönüş alamamak her zaman yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen doğru pozisyon henüz karşınıza çıkmamış olabilir, bazen de yoğun başvuru trafiği nedeniyle süreç beklediğinizden uzun sürebilir.

Önemli olan profilinizi sürekli geliştirmek, başvurularınızı bilinçli yapmak ve kariyer hedeflerinize uygun fırsatları değerlendirmeye devam etmektir.

Unutmayın; başarılı bir kariyer yolculuğu çoğu zaman doğru fırsatla doğru zamanda karşılaşmakla başlar.

Ofix Kariyer olarak adayların yetkinliklerine daha uygun fırsatlarla buluşmasını ve işverenlerin doğru adaylara daha hızlı ulaşmasını destekleyen çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Milli Maç Nerede İzlenir? İstanbul’da Ücretsiz Dev Ekran Kurulan Yerler Tam Liste

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin heyecanla beklediği milli maç için geri sayım başladı. A Milli Futbol Takımımızın 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de oynayacağı karşılaşma öncesinde İstanbul’un birçok ilçesinde ücretsiz dev ekran etkinlikleri düzenleniyor.

Eğer maçı evde değil, kalabalık bir taraftar atmosferinde izlemek istiyorsanız sizin için İstanbul’daki ücretsiz maç izleme noktalarını derledik.

İstanbul’da Milli Maç Nerede İzlenir?

Arnavutköy

  • Arnavutköy Şehir Parkı
  • Hadımköy İstasyon Meydanı

Ataşehir

  • DasDas Avlu (Rezervasyonlu)

Bağcılar

  • Bağcılar Meydanı

Bahçelievler

  • Bahçelievler Hükümet Konağı Önü

Başakşehir

  • Başakşehir Millet Bahçesi
  • Bahçeşehir Gölet

Bayrampaşa

  • Muratpaşa Kapalı Pazar Alanı

Beşiktaş

  • Zorlu PSM Vestel Amfi (Rezervasyonlu)
  • Akmerkez Dekk Üçgen Teras (Rezervasyonlu)

Beykoz

  • Beykoz Meydanı

Beyoğlu

  • Tersane İstanbul

Büyükçekmece

  • Sahil Demokrasi Parkı Önü
  • Mimaroba Büyük Atatürk Parkı

Çatalca

  • Çatalca Millet Bahçesi

Çekmeköy

  • Şehit Üsteğmen Arif Kalafat Doğa Parkı

Esenler

  • Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı

Esenyurt

  • Esenyurt Cumhuriyet Meydanı

Eyüpsultan

  • Eyüpsultan Meydanı

Fatih

  • Yedikule Hisarı (Rezervasyonlu)
  • Sepetçiler Kasrı (Rezervasyonlu)

Gaziosmanpaşa

  • Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı

Güngören

  • Güngören Belediye Stadyumu

Kadıköy

  • Kalamış Atatürk Parkı
  • Terminal Kadıköy

Kağıthane

  • Hasbahçe Mesire Alanı

Maltepe

  • Maltepe Park Meydan
  • Hilltown AVM Küçükyalı

Pendik

  • Pendik Sahil Meydanı

Sancaktepe

  • Sancaktepe Meydan Park

Sultanbeyli

  • Sultanbeyli Kent Meydanı

Sultangazi

  • Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı

Şişli

  • Şişli Camii Önü

Tuzla

  • Tuzla Sahil İTÜ Yanı

Ümraniye

  • 15 Temmuz Şehitler Meydanı

Üsküdar

  • Çamlıca Cami 1071 Konferans Salonu
  • Kandilli Camii Park Alanı
  • Akasya AVM

Zeytinburnu

  • Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı

Maç İzlemeye Gitmeden Önce Bunlara Dikkat

Listede yer alan bazı özel mekanlar rezervasyon sistemiyle ziyaretçi kabul ediyor. Özellikle Zorlu PSM, DasDas, Dekk, Yedikule Hisarı ve Sepetçiler Kasrı gibi alanlarda kapasite sınırlaması bulunabiliyor. Maç günü mağduriyet yaşamamak için ilgili mekanların duyurularını kontrol etmenizi öneririz.

Henüz Açıklama Yapmayan İlçeler

Bazı belediyeler henüz resmi izleme alanlarını duyurmuş değil. Şu an için Adalar, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerinde resmi açıklama bulunmuyor.

Yeni duyurular geldikçe listemizi güncellemeye devam edeceğiz.

Maç Keyfi İçin Küçük Bir Hatırlatma

Dev ekran etkinliklerine giderken su, güneş gözlüğü ve şapka gibi ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Özellikle sabah saatlerinde oynanacak karşılaşmalarda erken saatlerde etkinlik alanında olmak hem yer bulmanızı hem de atmosferi daha iyi yaşamanızı sağlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler ve bol gollü bir milli maç diliyoruz.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Trendler