Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kafein bağımlılığı nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Kafein bağımlılığı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Kahve ve çayı çok sevebilir, günde birkaç bardak tüketebilirsiniz. Ne var ki, günde 2 bardaktan fazla kahve, 3 bardaktan fazla çay tüketmek metabolizmanıza zarar verebilir. Günlük kahve ve çay tüketim miktarınız bu düzeylerin çok üzerindeyse, örneğin günde en az 6-7 bardak kahve veya 10 bardak çay tüketiyorsanız, kafein bağımlılığı yaşıyor olabilirsiniz. Bu bağımlılıktan kurtulamamanız halinde kalp, mide, böbrek ve diğer organlarınızda çok ciddi sağlık sorunları yaşayabilirsiniz. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, kafein bağımlılığı hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Kafein nedir?

Birçok bitkide bulunan ve bazı içeceklere tat vermesi için eklenen kafein, alkoloid grubunun azotlu bir bileşiğidir. Matein veya guaranin olarak da bilinen kafein, en çok kahvede bulunur. Kahvenin yanı sıra çay, gazlı içecekler, çikolata ve kakao çeşitleri ile fasulye gibi bazı bitkilerde de az ya da çok kafeine rastlamak mümkün. İlk olarak 1819 yılında Alman kimyager Friedlieb Ferdinand Runge tarafından bulunan kafeinin ismi caffeine, en çok kahvede bulunduğu için kahve (coffee) sözcüğünden gelmekte.

Kafeinin en önemli etkisi, merkezi sinir sistemine etki ederek beyne giden ve beyinden gelen uyarıların iletim hızını arttırmasıdır. Bu etkisinden dolayı kafeinin zihni, düşünsel fonksiyonları ve hafızayı güçlendirdiği ve demansı önlemek için faydalı olduğuna dair çeşitli çalışmalar mevcut. Ne var ki, vücutta kafein miktarının artması başta uykusuzluk olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açmakta. Çünkü kafein, uyku hormonu olarak da bilinen melatoninin salgılanmasını önleyici etkilere sahiptir. Kafein bağımlılığı nedeniyle vücuda alınan aşırı kafein ise kalp atışlarını hızlandırır, mide enzimlerine zarar vererek reflüye yol açar, vücutta seğirme ve titremeye yol açan hormonları uyarır. İleriki aşamalarda hasta kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, kas çekilmesi ve spazm, anksiyete, ülser, sürekli ishal ve sık idrara çıkma gibi şikayetler yaşayabilir.

Kafein bağımlılığı nasıl anlaşılır?

Kafein bağımlılığı kişide, kahve ve çay gibi kafein içeren içeceklere karşı ilginin artmasıyla başlar. Bu ilgi artışı, kişinin stres veya diğer nedenlerden dolayı uykusuzluk ihtiyacını karşılamak için duyduğu ilginin çok daha ötesinde bir ilgi olup belirli bir döneme özgü değildir. Kafeinli içecekleri sık tüketmeye başlayan kişi, tüketimin ardından geçici bir rahatlama hisseder. Çünkü, az miktarda alındığında merkezi sinir sistemini hızlandıran kafein, fazla miktarda alındığında uyarıların algılanmasında yavaşlama ve uyuşmaya neden olur. Kafeinli içecekleri sık tüketen kullanıcıların hissettiği rahatlama duygusunun temelinde bu yavaşlama ve uyuşma vardır.

Kafein bağımlısı kişilerin aldıkları kafeinin etkisi azalınca, davranışlarında bir tür huzursuzluk ve sinirlilik hali başlar. Yeniden kafeinli içeceklere yönelen kişi, hissettiği rahatlama duygusunu sürdürebilmek adına bu içecekleri daha sık tüketmeye başlar. Bunun sonucunda, yorgunluk ve halsizlik hali artar, sürekli uyuma isteği duyar. Gün içinde sık sık esner, uyku sersemliği yaşar, herhangi bir neden yokken bile üzüntü ve endişeye kapılır. Artan kafein miktarı sonucunda sinir sistemi aşırı uyarıldığı için dikkat eksikliği yaşar ve hızlı düşünür. Farklı konular arasında yerli yersiz çok sayıda bağlantı kurar. Düşünme hızına konuşma hızı yetişemeyince kekelemeye başlar.

Kafein bağımlılığı metabolizmayı nasıl etkiler?

Kafein bağımlılığı yaşayan kişilerin kalp atışları hızlıdır. Bağımlılığın ileriki aşamalarında bu durum, kalp çarpıntısı ve spazma, hatta kalp krizi ve ölüme bile yol açabilir. Mide asitlerine zarar veren aşırı kafein, mide ekşimesi olarak da bilinen reflü hastalığının en önemli nedenlerinden biridir. Aşırı kafein nedeniyle vücut kaslarında kramplar ve istenmeyen hareketler oluşur. Metabolizmayı hızlandıran kafein, kan akışını hızlandırdığı için böbreklerin daha fazla idrar üretmesine yol açar. Sık idrara çıkma nedeniyle kişinin sıvı kaybı ve ishale yakalanma riski artar.

Kafein bağımlılığı nasıl önlenir?

Şu noktayı özellikle vurgulamak istiyoruz. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri bağlamında olup kahve bağımlılığı tedavisi için yeterli değildir. Kahve bağımlılığı şikayetiniz varsa, vakit geçirmeden hekiminize başvurmalı ve tedavi sürecinizi hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz.

Günlük kahve ve çay tüketiminizi sınırlandırmalısınız.

Kafein bağımlığını önlemek için her şeyden önce, günlük kafein tüketim miktarınızın bilincinde olmalısınız. Herhangi bir kronik hastalığınız yoksa ve kahve veya çay içmek size güç veriyor, motivasyonunuzu arttırıyorsa, günde en çok 2 bardak kahve, 3 bardak çaydan fazla tüketimde bulunmamalısınız. Kronik hastalığınız varsa, hekiminize de danışarak günde en fazla 1 bardak çay veya kahve tüketebilirsiniz. Ve tabii, bu içeceklerde şeker kullanmamanızı ya da şeker tüketiminizi azaltmanızı da tavsiye ederiz. Nitekim, kafeinin yanı sıra şeker de kronik hastalıklarınızın daha kötü seyretmesine yol açabilir.

İleri derecede kafein bağımlılığı şikayeti yaşıyorsanız, kafeinli içecek tüketiminizi azaltsanız bile vücudunuz kafeine ilgisini yitirmeyecektir. Bu nedenle, bu süreci hekiminizin gözetiminde sürdürmeniz çok önemli. Hekiminiz gerektiğinde, bağımlılık tedavisinde kullanılan medikal ilaçlarla bu süreçte size en doğru katkıları yapacaktır. Hekime başvurmak yerine vücudunuzun kafein ihtiyacını karşılamak için kahve ve çay yerine gazlı içecek, çikolata veya kakao çeşitlerine yönelmeniz, sorunun çözümü yerine daha da zorlaşmasına yol açabilir.

Arkadaşlarınıza daha fazla zaman ayırmalısınız.

Kafein bağımlılığından kurtulma sürecinde vücudun bu duruma alışması zaman alacağı için, kafein eksikliğine bağlı olarak depresyon, anksiyete, aşırı yorgunluk ve halsizlik gibi şikayetler yaşayabilirsiniz. Arkadaşlarınıza daha fazla zaman ayırırsanız, birlikte geçireceğiniz güzel anlarda vücudunuz, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin hormonu salgılayacaktır. Vücudunuzda serotonin miktarı arttıkça, kafein eksikliğine bağlı şikayetlerinizde azalma gözlemleyebilirsiniz.

Fiziksel aktivitelerinizi arttırmalısınız.

Vücudun serotonin miktarını arttırmasının en etkili yollarından biri de fiziksel aktivitelerdir. Ofis hayatı aslında, fiziksel aktivitelerde bulunmaya engel değildir. Öyle ki, bilgisayar karşısındayken bile yapabileceğiniz pek çok fiziksel aktivite var. Bu aktiviteler sayesinde hem vücudunuzun daha fazla serotonin salgılamasını sağlar, hem de kafein eksikliğiyle oluşan yorgunluk, halsizlik vb. şikayetlerinizde azalma gözlemleyebilirsiniz.

Kendinizi geliştirecek hobiler edinmelisiniz.

Bağımlılıktan kurtulma yolları arasında hobilerin önemi büyük. Akademik ve mesleki gelişiminize eşlik edecek iyi bir hobiniz olursa, bilişsel yeteneklerinizi daha etkin bir şekilde kullanıp geliştirebilirsiniz. Bu hobiler sayesinde boş zamanlarınızı daha verimli geçirebilir, kafein bağımlılığı konusunda istediğiniz davranış tarzı değişikliğini daha kolay gerçekleştirebilirsiniz. İyi bir hobiniz olursa, zihninizi ve bilişsel yeteneklerinizi daha etkin bir şekilde kullanır, zihninizi açmak için kahve veya kafein içeren başka bir içeceğe gerek duymazsınız. Bu içecekleri yalnızca keyif amaçlı ve az miktarda tüketmeye kendinizi alıştırabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler