Bizi Takip Edin

Lifestyle

Koronafobi nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Koronafobi hakkında merak ettiklerinizi blog sayfamızda bulabilir, koronafobiden kurtulma yollarını öğrenerek koronafobiyi yenebilirsiniz.

Koronavirüs salgınına ilişkin kaygı ve endişeler, salgının kendisinden daha hızlı yayılabiliyor. Koronavirüsten korunma yollarına aşırı odaklanan kişilerde önlemler aşırı ve abartılı birtakım davranışlara yol açabiliyor. Evde tek başına olduğu halde maske takan, ellerine üst üste defalarca dezenfektan uygulayan, ortamda herhangi bir risk olmadığı halde aynı anda çok sayıda maske takan kişiler koronafobi tehlikesiyle karşı karşıya olabilir. Koronavirüs salgını halihazırda devam ederken salgından korunmak için aldığımız önlemlerin hayatımızı ve işlerimizi olumsuz etkilememesi için bu gibi aşırı ve abartılı davranışlardan kaçınmamız gerek. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, koronafobi konusunu ele alacağız. Koronafobiden kurtulma yollarını merak ediyorsanız, bu yazımızda çok şey bulabilirsiniz. 

Kısaca Koronafobi

Koronafobiyi kısaca, koronavirüs salgınının yol açtığı yüksek düzeyde kaygı ve endişe durumu olarak tanımlayabiliriz. Aslına bakarsanız, insan psikolojisindeki kaygı mekanizması, karşılaşılan sorunlarla mücadele etmek üzere kişiyi ruhsal ve fiziksel bakımdan hazırlayan bir mekanizmadır. Kaygı anında vücutta kan dolaşımı hızlanır, beyne daha fazla oksijen gider, bilişsel yetenekler daha hızlı çalışır. Fakat kaygı mekanizmasında meydana gelen çeşitli sorunlar, kişide kaygı düzeyinin yüksek noktalara ulaşmasına yol açabilir. Koronafobi olarak ifade edilen psikolojik sorunu yaşayanlarda kaygı mekanizması, koronavirüs salgınından korunma yollarına odaklanma yerine tehlike olarak algıladığı konulara odaklanır. Bu tehlikelerden kurtulmak adına kişiyi aşırı ve uç noktalarda önlem almaya sürükler.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kaygı ve endişeye yol açan koronavirüs salgını, bugüne kadar milyonlarca insanın sağlığını tehdit etti, binlerce kişinin ölümüne yol açtı. Salgının daha ne kadar süreceğini kestirmek oldukça güç. Halihazırda aşı çalışmaları devam ederken daha uzunca bir süre koronavirüs salgını hayatımızın bir gerçeği olmaya devam edecek gibi görünüyor. Mart ayı itibariyle ülkemize sıçrayan koronavirüs salgınının kısa sürede yayılması ve her geçen gün artan hasta ve ölüm haberleri, kamuoyunda koronavirüse ilişkin farkındalıkları arttırıyor. Sokağa çıkma kısıtlamalarının yeniden başladığı bu zaman diliminde insanlar çeşitli bilgi kanallarından salgınla ilgili haberleri takip ediyorlar. Fakat ne var ki, maruz kalınan bilgi bombardımanı korunma önlemlerine ilişkin farkındalıkları arttırdığı gibi, koronavirüse yönelik kaygı ve endişeleri de arttırıyor. Buna bağlı olarak koronafobi giderek yayılıyor.

Koronafobi belirtileri nelerdir?

Koronafobinin en önemli belirtisi, koronavirüs bulaşma riski taşımayan durumlarda kişinin koronavirüsten korunma önlemlerine aşırı ve abartılı bir biçimde uyma çabasıdır. Örneğin, evde tek başına olduğu halde maske takmak tipik bir koronafobi belirtisidir. Bu gibi durumlarda kişi, kendisine koronavirüs bulaşma riski olmadığını bildiği halde maske takmaktan kendisini alıkoyamaz. Ellere üst üste defalarca dezenfektan uygulamak, aynı anda çok sayıda maske takmak gibi davranışlar da yine koronafobi belirtileri arasında sayılabilir. Eğer gerçek bir risk durumu söz konusuysa, aynı anda iki maske takmanın haklı bir gerekçesi olabilir. Fakat kişi böyle bir risk olmadığını bildiği halde üst üste çok sayıda maske takıyorsa, koronafobi tehlikesiyle karşı karşıya demektir.

Koronafobi nedeniyle kişide ne gibi davranışlar görülür?

Koronafobi nedeniyle kişi, korunma önlemlerini bir tür obsesyon haline getirebilir. Bu obsesyon nedeniyle geliştirdiği kompulsif davranış şekilleri, daha çok belirli birtakım sayılarla kendisini ortaya koyar. Örneğin, dezenfektan kullanmayı obsesyon haline getiren bir kişi, ellerini 2, 3 veya 5 defa dezenfekte etmek şeklinde bir kompulsif davranış geliştirebilir. Burada en önemli nokta, kişinin dezenfektanlara yönelik bu obsesyonunun farkında olmasıdır. Bu farkındalık aslında, içinde bulunduğu durumlara karşı geliştirdiği yanlış bilincin ürünüdür. Kompulsif davranışlarını haklı çıkaran en ufak bir gerekçe, kişinin kendisini mutlu hissetmesine bile yol açabilir. Böyle bir gerekçeyle kişi, obsesyonuna ilişkin yanlış bilincin yarattığı psikolojik yükten kendini kurtarmış olur.

Söz gelişi, aynı site içinde bir komşusunun PCR testinin pozitif çıkması, asansöre dokunduktan sonra ellerini 5 defa dezenfekte etmek şeklindeki kompulsif davranışını gerekçelendirdiği ölçüde kişide bir tür rahatlama sağlayabilir. Ellerini tek seferde ve iyice dezenfekte etmesi yeterliyken niçin 5 defa dezenfekte ettiğini sormanız sonuç vermeyebilir. Çünkü bu davranış şeklinin esas gerekçesi, komşusunda koronavirüse rastlanmış olması değil, kendisinde gelişen koronafobi hastalığıdır. Koronafobi hastaları yalnızca somut risklere karşı değil, kendi zihinlerinde yarattıkları sözde risklere karşı da kendilerini korunmasız ve aciz hisseder. Kompulsif davranışları engellenmek istendiğinde aşırı saldırgan, kızgın ve öfkeli olabilirler. Niye 4 kere değil de 5 kere ellerinizi dezenfekte ediyorsunuz, sorusuna hiçbir mantıklı cevap veremeyecekleri için, kendilerine bu tür sorular soran kişilerle iletişimi kesme yoluna gidebilirler.

Koronafobi ile ortaya çıkan korkular nelerdir?

Koronafobi ile ortaya çıkan en önemli korku koronavirüse yakalanma korkusu gibi görünse de aslında daha temelde başka korkular ortaya çıkabilir. Bunların başında ölüm korkusu gelmekte. Koronafobi nedeniyle kişi, koronavirüse yakalanması halinde öleceğine inanabilir. Bu korku özellikle 65 yaş ve üzerinde daha fazla görülmekte. Sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle evde daha fazla vakit geçiren ve sosyalleşme imkanı bulamayan bu kesim, koronafobi ile ölüm korkusunu daha güçlü şekilde yaşayabiliyor. Orta yaşta ise koronafobi ile ortaya çıkan korkular içinde entübe olmak, hastanede yer bulamamak, işsiz kalmak, eşi tarafından terk edilmek gibi çeşitli korkular yer almakta. 20 yaş altında ise koronafobi en çok ailelerine virüs bulaştırma korkusu yaratıyor.

Koronafobiden kurtulma yolları nelerdir?

Koronafobi konusunu ele aldığımız yazımızın bu kısmında, koronafobiden kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şunu özellikle belirtmek istiyoruz. Koronafobiden kurtulma yolları hakkında paylaşacağımız bu bilgiler yalnızca genel ruh sağlığı bilgileri kapsamında olup koronafobinin tedavisini amaçlamamaktadır. Koronafobi tehlikesiyle karşı karşıyaysanız, buradaki bilgilerle yetinmeyip en kısa sürede bir psikologa başvurmanızı tavsiye ederiz.

Kendi kendinize telkinde bulunmalısınız.

Koronafobi nedeniyle kişinin hissettiği kaygı ve endişelerin hemen hepsi, haklı bir nedene dayandığı zannedilse de aslında aşırı ve abartılı birtakım değerlendirmelerden oluşur. Bu kaygı ve endişelerden kurtulmak için kişinin kendi kendisine telkinde bulunması faydalı olabilir. Örneğin, evde tek başınayken maske takmak zorunda olmadığını kendi kendisine telkin etmesi, maske obsesyonundan kurtulmasına katkı sağlayabilir. Elleri dezenfekte etmeye yönelik kompulsif davranışlardan ise her seferinde daha az dezenfektan kullanarak kurtulabilir. Kişinin kullandığı dezenfektanı değiştirmesi ve daha güçlü olduğuna inandığı bir başka dezenfektan kullanmaya başlaması da bu telkinde başarı şansını arttırır.

Her duyduğunuz habere inanmamalısınız.

Koronavirüs salgınıyla ilgili olarak maruz kaldığımız bilgi kirliliği, koronafobi konusunda büyük bir kısır döngü yaratabiliyor. Psikoloji literatüründe kendini gerçekleştiren kehanet olarak ifade edilen durumlar bu gibi dönemlerde daha sık görülebilir. Koronavirüs salgınına ilişkin olarak yayılan yanlış bilgiler, koronafobi nedeniyle bunlara inanan kişiler tarafından gerçekmiş gibi algılandığında gerçek hale gelebilir. Koronafobiden kurtulma yolları içinde her duyduğunuz habere inanmamayı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Yalnızca doğru bilgi kanallarını takip ederseniz, koronafobi ile daha kolay başa çıkabilirsiniz.

Koronavirüse odaklanmaktan vazgeçmelisiniz.

2020’yi geride bırakmaya hazırlandığımız bu zaman diliminde şöyle dönüp de ardımıza baktığımızda, yıl içinde en çok konuştuğumuz konular içinde koronavirüsün açık ara önde gittiğini görüyoruz. Hayatımızın hemen her alanında etkisini hissettiğimiz koronavirüs salgını elbette çok önemli bir süreci beraberinde getirdi. Fakat ne var ki, hayat devam ediyor ve salgına rağmen hayatımızı sürdürmek zorundayız. Koronafobi nedeniyle koronavirüs salgınına odaklanan kişiler, salgının geçici bir durum olduğunu kabule pek yanaşmaz. Oysa, bugüne kadar dünya genelinde hiçbir salgının kalıcı olduğu görülmemiştir. Bu bilgiyi aklınızda tutarsanız, koronavirüse odaklanmaktan kendinizi alıkoyabilirsiniz.

Akılcı bir risk tablosu oluşturmalısınız.

Mart ayından bu yana koronavirüsten korunma yolları bağlamında birçok şey söylendi, sayısız öneri yapıldı. Bunların hemen hepsi, belirli bir risk algısına yönelik olarak geliştirildi. Riskin doğası, tehlikeli durumları somut olarak tespit etmeyi gerektirir. Soyut birtakım tehlikeler üzerinden akılcı bir risk tablosu oluşturmak mümkün değildir. Örneğin, evinizin penceresinde hava alırken koronavirüse yakalanacağınızı düşünüyorsanız, bu düşünceniz akılcı bir risk algısına dayanmamakta. Fakat balkonda yakın mesafeden komşunuzla maskesiz olarak iletişimde bulunuyorsanız, bu durumda risk mevcut demektir. Koronafobi ile başa çıkarken kendiniz ve içinde bulunduğunuz şartlar hakkında akılcı bir risk tablosu oluşturursanız bu sorunu daha hızlı çözebilirsiniz.

Hayatınızı gözden geçirmelisiniz.

Koronafobi nedeniyle ortaya çıkan aşırı ve abartılı davranış şekilleri kendi başına ciddi bir psikolojik sorun olabileceği gibi, başka birtakım psikolojik sorunların da belirtisi olabilir. Başta obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ve anksiyete olmak üzere bu gibi psikolojik sorunları olan kişiler koronafobiye daha yatkın olabilir. Hayatınızda daha önce herhangi bir konuyu obsesyon haline getirmiş, bundan kurtulmak adına kompulsif davranışlar geliştirmiş olabilirsiniz. İş hayatınız veya özel hayatınızda çeşitli nedenlerden dolayı anksiyete yaşıyor olabilirsiniz. Bunların farkında olsanız da olmasanız da koronafobiden kurtulmak için alacağınız önlemler aynı zamanda bu sorunlardan kurtulmanıza da yardımcı olabilir. Hayatınızı gözden geçirerek kendinizle yüzleşirseniz, hem bu davranışlardan, hem de koronafobiden daha kolay kurtulabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Mert

    30 Aralık 2020 saat 01:33

    Son 1 yıl herkesi gerdi, tatil yapamadık kötü enerjimizi atamadık hiçbir şekilde rahat edemedik. Koronafobi kalıcı olarak hepimize hasar verecek gibi görünüyor.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

İş İlanlarına Başvuruyorum Ama Geri Dönüş Alamıyorum: Sebebi Ne Olabilir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş arama sürecinde birçok adayın yaşadığı ortak bir durum vardır: Onlarca hatta yüzlerce iş ilanına başvuru yapılır ancak geri dönüş alınamaz.

Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve “Acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olur.

Aslında geri dönüş alamamanın birçok farklı sebebi olabilir. Gelin en yaygın nedenlere birlikte bakalım.

1. CV’niz Pozisyona Uygun Olmayabilir

Birçok aday aynı CV ile farklı pozisyonlara başvuru yapıyor.

Ancak her pozisyonun beklentileri farklıdır. İşverenler, aradıkları niteliklerle örtüşen deneyim ve becerileri CV üzerinde görmek ister.

Başvuru yapmadan önce CV’nizi ilgili pozisyona göre güncellemeniz büyük avantaj sağlayabilir.

2. Profil Bilgileriniz Eksik Olabilir

İşverenler yalnızca CV’ye değil, adayın genel profiline de dikkat eder.

Eksik iletişim bilgileri, yetersiz açıklamalar veya güncel olmayan deneyimler adayın değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

Profilinizin güncel ve eksiksiz olması önemlidir.

3. Başvurduğunuz Pozisyonlar Deneyiminizle Uyuşmayabilir

Bazen adaylar, deneyim seviyelerinin çok üzerinde veya tamamen farklı alanlardaki pozisyonlara başvuru yapabiliyor.

Bu durum geri dönüş alma ihtimalini azaltabilir.

Başvuru yaparken iş ilanındaki kriterleri dikkatlice incelemek ve kendi yetkinliklerinizle karşılaştırmak faydalı olacaktır.

4. Çok Fazla Rekabet Olabilir

Bazı ilanlara yüzlerce hatta binlerce başvuru yapılabiliyor.

Bu durumda nitelikli adaylar bile geri dönüş almakta zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca popüler ilanlara değil, size uygun farklı fırsatlara da odaklanmanız önemlidir.

5. Ön Yazı Kullanmıyor Olabilirsiniz

Her zaman zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ön yazı sizi diğer adaylardan ayırabilir.

Özellikle neden o şirkette çalışmak istediğinizi ve pozisyona neden uygun olduğunuzu kısa ve net şekilde anlatmanız olumlu etki yaratabilir.

6. Başvurularınızı Takip Etmiyor Olabilirsiniz

İş arama süreci yalnızca başvuru yapmakla bitmez.

Başvurduğunuz pozisyonları takip etmek, profilinizi güncel tutmak ve yeni fırsatları düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Aktif adaylar genellikle daha fazla geri dönüş alma şansına sahiptir.

Umudunuzu Kaybetmeyin

Geri dönüş alamamak her zaman yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen doğru pozisyon henüz karşınıza çıkmamış olabilir, bazen de yoğun başvuru trafiği nedeniyle süreç beklediğinizden uzun sürebilir.

Önemli olan profilinizi sürekli geliştirmek, başvurularınızı bilinçli yapmak ve kariyer hedeflerinize uygun fırsatları değerlendirmeye devam etmektir.

Unutmayın; başarılı bir kariyer yolculuğu çoğu zaman doğru fırsatla doğru zamanda karşılaşmakla başlar.

Ofix Kariyer olarak adayların yetkinliklerine daha uygun fırsatlarla buluşmasını ve işverenlerin doğru adaylara daha hızlı ulaşmasını destekleyen çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Milli Maç Nerede İzlenir? İstanbul’da Ücretsiz Dev Ekran Kurulan Yerler Tam Liste

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin heyecanla beklediği milli maç için geri sayım başladı. A Milli Futbol Takımımızın 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de oynayacağı karşılaşma öncesinde İstanbul’un birçok ilçesinde ücretsiz dev ekran etkinlikleri düzenleniyor.

Eğer maçı evde değil, kalabalık bir taraftar atmosferinde izlemek istiyorsanız sizin için İstanbul’daki ücretsiz maç izleme noktalarını derledik.

İstanbul’da Milli Maç Nerede İzlenir?

Arnavutköy

  • Arnavutköy Şehir Parkı
  • Hadımköy İstasyon Meydanı

Ataşehir

  • DasDas Avlu (Rezervasyonlu)

Bağcılar

  • Bağcılar Meydanı

Bahçelievler

  • Bahçelievler Hükümet Konağı Önü

Başakşehir

  • Başakşehir Millet Bahçesi
  • Bahçeşehir Gölet

Bayrampaşa

  • Muratpaşa Kapalı Pazar Alanı

Beşiktaş

  • Zorlu PSM Vestel Amfi (Rezervasyonlu)
  • Akmerkez Dekk Üçgen Teras (Rezervasyonlu)

Beykoz

  • Beykoz Meydanı

Beyoğlu

  • Tersane İstanbul

Büyükçekmece

  • Sahil Demokrasi Parkı Önü
  • Mimaroba Büyük Atatürk Parkı

Çatalca

  • Çatalca Millet Bahçesi

Çekmeköy

  • Şehit Üsteğmen Arif Kalafat Doğa Parkı

Esenler

  • Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı

Esenyurt

  • Esenyurt Cumhuriyet Meydanı

Eyüpsultan

  • Eyüpsultan Meydanı

Fatih

  • Yedikule Hisarı (Rezervasyonlu)
  • Sepetçiler Kasrı (Rezervasyonlu)

Gaziosmanpaşa

  • Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı

Güngören

  • Güngören Belediye Stadyumu

Kadıköy

  • Kalamış Atatürk Parkı
  • Terminal Kadıköy

Kağıthane

  • Hasbahçe Mesire Alanı

Maltepe

  • Maltepe Park Meydan
  • Hilltown AVM Küçükyalı

Pendik

  • Pendik Sahil Meydanı

Sancaktepe

  • Sancaktepe Meydan Park

Sultanbeyli

  • Sultanbeyli Kent Meydanı

Sultangazi

  • Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı

Şişli

  • Şişli Camii Önü

Tuzla

  • Tuzla Sahil İTÜ Yanı

Ümraniye

  • 15 Temmuz Şehitler Meydanı

Üsküdar

  • Çamlıca Cami 1071 Konferans Salonu
  • Kandilli Camii Park Alanı
  • Akasya AVM

Zeytinburnu

  • Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı

Maç İzlemeye Gitmeden Önce Bunlara Dikkat

Listede yer alan bazı özel mekanlar rezervasyon sistemiyle ziyaretçi kabul ediyor. Özellikle Zorlu PSM, DasDas, Dekk, Yedikule Hisarı ve Sepetçiler Kasrı gibi alanlarda kapasite sınırlaması bulunabiliyor. Maç günü mağduriyet yaşamamak için ilgili mekanların duyurularını kontrol etmenizi öneririz.

Henüz Açıklama Yapmayan İlçeler

Bazı belediyeler henüz resmi izleme alanlarını duyurmuş değil. Şu an için Adalar, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerinde resmi açıklama bulunmuyor.

Yeni duyurular geldikçe listemizi güncellemeye devam edeceğiz.

Maç Keyfi İçin Küçük Bir Hatırlatma

Dev ekran etkinliklerine giderken su, güneş gözlüğü ve şapka gibi ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Özellikle sabah saatlerinde oynanacak karşılaşmalarda erken saatlerde etkinlik alanında olmak hem yer bulmanızı hem de atmosferi daha iyi yaşamanızı sağlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler ve bol gollü bir milli maç diliyoruz.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Trendler