Bizi Takip Edin

Lifestyle

Elektrikli süpürgede tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimin 11. bölümünde elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri konusunu ele alacağım. Dizimi nasıl buluyorsunuz? İnşallah beğeniyorsunuzdur. Tasarruf yöntemleri konusunda bugüne kadar çok şey yazdım. Umarım bu yöntemler faturalarınızı düşürmek için faydalı oluyordur. Bu yöntemler bir taraftan elektrik, su ve doğal gaz faturalarıyla baş etmek için güzel çözümler sunuyor. Bir taraftan da doğanın korunmasına katkı sağlıyor. Bu hafta elektrik faturalarınızı yakından ilgilendiren bir konuyu ele alacağım. Gerçekte çok az kişi elektrik süpürgesi kullanırken tasarrufa dikkat ediyor. Nasıl olsa haftada bir kez kullanıyoruz, diyerek israfı görmezden gelenlerin sayısı epeyce yüksek. Oysa devir tasarruf devri. İşyerinde ve evde tasarruf yöntemleri artık hiç olmadığı kadar önemli. Elimizdeki tüm imkanları kullanarak bu zorlu süreci en etkili tasarruf yöntemleri ile aşabiliriz. Elektrik süpürgesini kullanırken alacağınız bazı önlemler faturanızda düşüş sağlayacaktır. Tasarruf konulu blog dizimin 11. bölümü olan elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

Gerekmedikçe elektrikli süpürge kullanmayın.

Hepinizin bildiği gibi eskiden tüm işler elle yapılırdı. Bu nedenle hayat zordu. Bugün çok basit hale gelen işler için insanlar saatlerce uğraşırdı. Teknoloji ilerledikçe elimize çeşitli imkanlar geçti. Fakat bu ilerleme, israf konusunda olumsuz sonuçları da beraberinde getirdi. Örneğin çamaşır makinesi veya bulaşık makinesini tam dolmadan çalıştırmak büyük bir israf nedeni. Aynı şekilde, yere dökülen küçük bir şey için elektrikli süpürge kullanmak da aslında bir israf nedeni. İster işyerinde olsun, isterseniz evde elinizin altında faraşlı süpürge olursa elektrikli süpürgenizi gereksiz yere çalıştırmazsınız. Bu yolla güzel bir tasarruf yaparsınız. Bu nedenle, elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri listemin ilk sırasına, gerekmedikçe elektrikli süpürge kullanmamayı koyuyorum sevgili arkadaşlar. Evde tasarruf yöntemleri içinde bu yöntem çok faydalıdır. Çünkü elektrik süpürgesinin gereksiz kullanımı evlerde daha yaygın. İşyerlerinde bu gibi durumlarda daha bilinçli hareket ediliyor. Tasarruf etmenin yolları içinde en etkilisi israfı, yani gereksiz kullanımı önlemektir. 

Elektrikli süpürgeyi kullanırken hızlı hareket edin.

Haftada bir kez ve muhtemelen izin gününüzde evi elektrikli süpürgeyle temizliyorsunuzdur sevgili arkadaşlar. Haftanın tüm yorgunluğu üzerinizdeyken elektrik süpürgesini hızlı şekilde kullanmada zorluk çekmeniz mümkün. Oysa elektrikli süpürgeyi kullanırken seri hareket etmek lazım. İşi ağırdan alır ve fazla oyalanırsanız elektrik süpürgesinin enerji sarfiyatı artar. Düşük emiş gücünde çalıştırsanız bile motor gereksiz yere enerji harcar. Tasarruflu olmanın yolları aslında düşündüğünüz kadar zor değildir. Doğru işi doğru zamanda ve doğru şekilde yaparsanız zaten tasarruf yaparsınız. Dolayısıyla, kendinizi yorgun hissettiğiniz zamanlarda elektrikli süpürgeyi çalıştırmayın. Önce dinlenin biraz, haftanın yorgunluğunu üzerinizden atın. Uykunuzu iyice alın, güzel bir kahvaltı yapın. Enerjiniz yerine gelsin. Süpürgenizin hortumunu hareket ettirmede bile güçlük çekerken tüm evi hızlı bir şekilde süpüremezsiniz. Kendinizi iyi hissettiğinizde temizliğe başlarsınız. Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri içinde bu sayede daha hızlı hareket edersiniz. Tüm evi belki 15 dakikada süpürürsünüz. Elektrikli süpürge kullanım süreniz kısaldıkça enerji sarfiyatınız doğal olarak azalır. 

Bu bağlamda önemli noktalardan biri de elektrikli süpürgeyi doğru açıyla kullanmaktır sevgili arkadaşlar. Uygunsuz kullanım şekilleri bir taraftan elektrikli süpürge kullanım sürenizi uzatır. Bir taraftan da bedensel yaralanmalara yol açabilir. Kendinizin ve elektrikli süpürgenizin güvenliğini sağlamak için makinenizin ve hortumun doğru açıda olması gerekir. Makineye ne fazla uzak olmalısınız, ne de fazla yakın. Halıların sadece üstünü değil, altını süpürürken de doğru açıya dikkat etmelisiniz. Ayrıca koltuk ve kanepelerin altlarını süpürürken de doğru açıya dikkat etmelisiniz. Masaların altını, büfelerin arkasını süpürürken uygun aparatları kullanırsanız doğru açıyı yakalamanız kolaylaşır. Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri konusunda bedeninizi fazla zorlamayın. Bunun yerine doğru açıyı bulun. Bu sayede süpürme işleriniz kısa sürede biter. Bu da daha az enerji tüketmenizi sağlar. Ulaşması güç noktalara süpürgeyi gelişigüzel tutarsanız bu yüzeylerde temizlik yetersiz kalır. Enerji sarfiyatınız ise gereksiz yere artar. Süpürge kullanımı konusunda dilerseniz ürünün kullanım kılavuzundan da yararlanabilirsiniz. 

Çevrenizden yardım alın.

Elektrikli süpürgeyle temizlik işleriniz ne kadar kısa sürede biterse o kadar iyidir sevgili arkadaşlar. Süreyi kısaltmak için çevrenizden yardım alabilirsiniz. Evi süpürürken genellikle çocukların buna engel olacağı düşünülüyor. Oysa temizlik yaparken çocuklarınızdan pekala yardım isteyebilirsiniz. Çocuklar kendilerinden yardım istenildiğini gördüklerinde kendilerini değerli hisseder. Dolayısıyla onları da sürece katarak bir taraftan işlerinizi kısa sürede tamamlarsınız. Bir taraftan da elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri konusunda daha başarılı olursunuz. Örneğin çocuğunuz halıyı kaldırırken siz altını süpürürsünüz. Bu gibi yöntemlerle elektrikli süpürge kullanımı ailecek keyifli bir etkinlik haline gelir. Aynı zamanda da çocuklarınızda evi kirletmeme konusunda daha yüksek bir farkındalık oluşur. Aslında hemen her alanda yaptığınız işlere çevrenizi dahil ederseniz hem siz, hem de onlar çok güzel deneyimler yaşayabilirsiniz. Çocuğunuz size eğer herhangi bir konuda yardımcı olmak istemişse, “sen anlamazsın” türünden yanlış cümlelerle isteğini geri çevirmeyin. Hatta siz yardım isteyin ki kendisini daha değerli hissetsin. 

Kullanım amacınıza uygun bir elektrikli süpürge seçin.

Elektrikli süpürgeler arasında hacim, emiş gücü, kullanım şekli gibi çeşitli bakımlardan bazı farklar vardır sevgili arkadaşlar. Örneğin torbasız süpürgeler daha çok araç bakımı alanında ön plandadır. Bu ürünlerin küçük boyutlu olması araç temizliği için avantaj sağlar. Hem bu ürünler ulaşılması güç noktalara daha kolay erişim sağlar. Torbalı süpürgeleri hemen her yerde görebilirsiniz. Kendilerine ait bir torbasının olması bu ürünlerin temizliğini bir bakıma kolaylaştırır. Ancak torbanın fazla dolması emiş gücünü düşürür. Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri bağlamında torbalı elektrikli süpürge çeşitlerinin bazen dezavantajlı olması mümkündür. Diğer taraftan sessiz elektrikli süpürge, su filtreli elektrik süpürgesi, dikey süpürge, vakum süpürge gibi başka çeşitler de mevcut. Eğer kullanım amacınıza en uygun ürünü seçerseniz tasarruf konusunda daha fazla imkanınız olur. Tasarruf etme yöntemleri konusunda imkanları arttıran çözümler her zaman için daha iyi çözümlerdir. Sırf doğru hortum uzunluğu bile işyerinde veya evde tasarruf yolları konusunda avantaj sağlar. 

Yüksek emiş gücü konusunu fazla abartmayın.

Biliyor musunuz arkadaşlar, AB mevzuatı uyum çalışmaları kapsamında 2015 yılında elektrikli süpürgelerde emiş gücüne sınırlama getirildi. 2017 yılında yürürlüğe giren düzenlemeler kapsamında elektrikli süpürgelerde emiş gücü 900 W ile sınırlandırıldı. Elektrikli süpürgelerin yıllık enerji tüketimi gerçekten de fazla. Bu nedenle enerji tasarrufu önemli bir konu haline geliyor. Üstelik gürültü emisyonu da ciddi bir sorun. Eğer hâlâ yüksek enerji tüketimli elektrikli süpürge kullanıyorsanız bu ürünlerden kurtulmanın vakti çoktan gelmiş demektir. Yeni nesil elektrik süpürgelerinde enerji tüketimi çok düşük düzeye iniyor. Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri içinde bu fırsattan yararlanmak gerekir. Bu noktada akla ister istemez emiş gücünün yeterliliği geliyor. Sevgili arkadaşlar, yeni nesil elektrikli süpürgelerde emiş gücünü arttıran birçok etken mevcut. Her şeyden önce tasarımları, emiş gücünün doğal olarak artmasını sağlamakta. Ayrıca özel aparatları, hortum uzunlukları ve diğer unsurlar da yine emiş gücünü arttırıyor. Üstelik bu ürünlerin motor işletim ömürleri daha yüksek. 

Uygun aparatlar sayesinde elektrikli süpürgenin emiş gücü artar.

Hangi markanın elektrikli süpürgesini kullanırsanız kullanın, elektrikli süpürge kullanırken her yüzeye uygun bir aparat kullanırsanız makinenizde yüksek emiş gücüne ulaşırsınız. Eskiden emiş gücü ile elektrik sarfiyatı arasında zorunlu bir ilişki kuruluyordu. Elektrik sarfiyatı yüksek ürünlerin emiş gücünün yüksek olduğu düşünülüyordu. Günümüzde bu düşünce artık anlamını yitirdi. Doğru aparatları seçerseniz dilediğiniz her yüzeyde yüksek bir emiş gücüne ulaşırsınız. Üstelik makinenizin enerji sarfiyatı da düşük düzeyde kalır. Emiş gücü aparatları elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri içinde ideal çözümler sunuyor. Örneğin pedallı yer aparatları, konik şekilli borular, inceden genişe doğru ilerleyen başlıklar enerji tasarrufu için birer fırsattır. Tasarruf yapmanın yolları bu bağlamda biraz da ürün tasarımıyla ilgili. Üretici firmalar bu konuda artık çok daha bilinçli. En iyi tasarruf yöntemleri ürünlerin tasarım süreçlerinden başlıyor. Hangi marka söz konusu olursa olsun makinenizde uygun aparatları kullanırsanız elektrik tüketiminiz azalır. Ve işleriniz daha kısa sürede biter, daha az yorulursunuz. 

Elektrikli süpürgenin torbasını sık sık değiştirin.

Elektrikli süpürgeniz torbalıysa torbasını değiştirmek için dolmasını beklemeyin sevgili arkadaşlar. Çünkü süpürge torbası doldukça makinenizin emiş gücü azalır. Boş bir torbayla makineniz daha yüksek bir emiş gücü kazanır. Bu da süpürgeyle temizlik işlerinizin daha çabuk bitmesini sağlar. Üstelik torbanızın dolması sağlık açısından da sakıncalı bir konudur. Sonuçta içinde epeyce toz birikiyor. Bu tozlar makineniz kapalıyken bile solunum kaliteniz için olumsuz bir durumdur. Makinesinin emiş gücünden şikayeti olan kullanıcıların çok azı, torba değişimi konusuna yeterince özen gösteriyor. Bunun en önemli nedeni maliyet. Elbette değişim nedeniyle maliyet oluşacak. Ancak sevgili arkadaşlar, sağlığınız daha önemli. Hem makinenizin emiş gücü artınca maliyet size tasarruf yoluyla geri döner. Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri içinde torba değişimini de ihmal etmeyin. Fakat tabii her süpürmenin ardından da torbayı değiştirmeye çalışmayın. Çünkü bu da bir yerde israf yaratır. Tasarruf yapma yolları konusunda her zaman için ölçülü olmakta yarar var. 

Yılda en az iki kez motor bölümünü temizleyin.

Elektrikli süpürgeyi temizlik için kullandığımız halde bu araçları temizlemeyi çoğu zaman ihmal ediyoruz. Genel kanının aksine, elektrikli süpürge temizliği torba değişiminden ibaret değildir. Bunun kadar önemli bir diğer konu da motor kısmının temizliğidir. Çünkü bu kısımlarda biriken tozlar, torba temiz olsa bile makinenizin emiş gücünü azaltır. Makinenizin kirleri kolayca çekmesi için motorunun da temiz olması lazım. Dahası bu kısımları temizlemek pek kolay olmayabilir. Bu iş için biraz zaman ayırmanız gerekir. Fakat temizliği etkin şekilde sağladığınızda motorun verimliliği artar. Yani harcadığınız emek tasarruf olarak size geri döner. Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri içinde bu temizliği yılda iki kez yapmaya çalışın. Böylelikle motorun hem emiş gücü, hem de verimliliği artar. Üstelik çalışırken daha az ses çıkar. Eğer geniş hacimli bir elektrikli süpürge kullanıyorsanız motor temizliği çok daha önemlidir. Bunu ihmal ederseniz bir taraftan enerji sarfiyatı epeyce artar. Bir taraftan da kullanım sırasında gürültü kirliliği oluşur. 

Elektrikli süpürgede tasarruf yöntemleri ile bu haftayı da kapatıyoruz sevgili arkadaşlar. Haftaya blog dizimin 12. bölümünde görüşünceye kadar kendinize iyi bakın. Bu arada biraz merak edin bakalım, acaba dizinin devamında ne var? Hadi, kalın sağlıcakla.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler