Bizi Takip Edin

Sağlık

Mangal yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Mangal yaparken dikkat edilmesi gereken konular Ofix Blog'da...

Havaların ısınmasıyla birlikte mangal sezonu başladı. Hafta sonları ailemiz ve sevdiklerimizle birlikte keyifli vakit geçirmemizi sağlayan pikniklerin ayrılmaz bir parçası olan mangal keyfimizin kaçmaması için bazı konulara dikkat etmemiz şart. Mangal yapılacak etlerin seçimi, mangalın hazırlanışı, etleri nasıl pişirmemiz gerektiği gibi konulara gereken özeni göstermezsek hem mangal keyfimiz kaçar, hem de bazı sağlık riskleri ortaya çıkar. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, mangal yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Mangal yapılacak etleri nasıl seçmek gerekir?

Mangal yapılacak etlerin seçimi sağlık açısından son derece önemli bir konudur. Ülkemizde mangal konusunda yapılan yanlışların başında et seçimi geliyor. Her şeyden önce, sucuk ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin mangal için uygun olmadığını belirtelim. Bu ürünlerdeki nitrat ve nitrit, mangalda pişirme sırasında kanserojene dönüşüyor. Mangalda sucuk ve sosis gibi işlenmiş et ürünleri pişiriyorsanız bunun hiç de sağlıklı olmadığının altını çizelim. İyi kurutulmuş ve hijyenik koşullarda saklanmış bir sucuğu pişirmektense çiğ olarak tüketmek çok daha sağlıklıdır.

Mangal yapacağınız etlerin yağsız olması gerekiyor. Eğer yağlı et kullanırsanız, ısı nedeniyle etlerden ayrılıp ateşle temas edecek yağlar buharlaşıp et yüzeyinde polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) oluşturup kanserojen etkide bulunacaktır. Yağsız et kullanarak veya etlerinizin yağ kısımlarını temizleyerek bu sorunu önleyebilirsiniz. Mangal için az yağlı eti tercih ediyorsanız, mangal seçiminize dikkat etmeli ve ızgarası korun üzerinde olmayan bir mangal kullanmalısınız.

Et tercihiniz kırmızı etten yanaysa, pişirme kolaylığı açısından bonfile veya pirzolayı tercih edebilirsiniz. Köfte tercih ediyorsanız, içinin iyi pişmesi açısından kalınlığının fazla olmamasına dikkat etmelisiniz. Bununla birlikte, ülkemizde mangalda daha çok kırmızı et tercih edilse de aslında beyaz etin çok daha uygun olduğunu ekleyelim. Çünkü beyaz et, kırmızı ete oranla daha kolay pişiyor ve pişirme sırasında daha az sağlık riski oluşuyor. 

Etleri pişirmeden önce neler yapmak gerekir?

Etleri pişirmeden önce terbiye etmeniz hem pişme süresini kısaltacak, hem de lezzetini arttıracaktır. Terbiye edilmiş etler, mangalda daha kısa süre kaldığı için daha sağlıklıdır. Eti terbiye etmek için damak zevkinize göre zeytinyağı, sirke, limon, domates sosu, süt, yoğurt, tuz ve baharatlarla yapacağınız değişik karışımları kullanabilirsiniz. Fakat karışımınızın içine kesinlikle şeker koymamalısınız. Terbiye işlemi sırasında kırmızı biber veya karabiber ile kekikten mutlaka yararlanmalısınız. Çünkü bu baharatlar, ete yalnızca lezzet kazandırmıyor, et üzerinde kanserojen oluşumunu önemli ölçüde engelliyor.

Bu bağlamda ayrıca, terbiye için kullanacağınız malzemelerin ve özellikle de baharatların hijyen koşullarına uygun olduğundan emin olmalısınız. Et yüzeyiyle doğrudan temas edecek olan bu malzemeler, etin lezzetinde herhangi bir bozulma meydana getirmemeli ve sağlık riskine yol açmamalı. Bu konuda özellikle de baharatlara çok dikkat etmelisiniz. Çünkü baharatlarda oluşan küflerdeki zehirli maddeler, pişirme sırasında kaybolmuyor ve vücuda kolayca girerek sağlığımızı tehdit edebiliyor.

Mangal nasıl yakılır?

Mangalı yakmak, mangal yapmanın en önemli aşamalarından biridir. Mangalı doğru bir şekilde hazırlayamazsanız, mangal keyfiniz fena halde kaçacaktır. Mangal için doğru bir yer ve zaman seçmişseniz ve rüzgarın durumu da uygunsa, mangalınızı kolayca hazırlayabilirsiniz. Eğer ortamda rüzgar sert esiyorsa, mangalı hazırlamanız ve etlerinizi duman ve kömür tozlarından korumanız zorlaşacaktır.

Mangalı yakmak için her şeyden önce, doğru yer ve zamanı belirlemelisiniz. Mangalda saf odun kömürü kullanmalı, kömürü tutuşturmak için alevsiz yanan çıralar veya çam kozalaklarını tercih etmelisiniz. Bunları bulamıyorsanız, fazla büyük olmayan çalı çırpı da kullanabilirsiniz. Mangalınıza ilk önce bir miktar gazete kağıdı koymalı, üzerine çıra, kozalak veya çalı çırpı yerleştirmelisiniz. Gazete kağıtlarını tutuşturduktan sonra alevler yeterli düzeye ulaşınca, mangal kömürünüzü küçük parçalar halinde ve ateşin üzerine gelecek şekilde yavaş yavaş koymalısınız.

Mangala kömür koyarken mutlaka eldiven kullanmalı, ateşin sönmesini engelleyecek şekilde hava akışını kesmemeye dikkat etmelisiniz. Kömür poşetini açıp tüm kömürü mangala boca ederseniz, kömür tozlarının ateşi söndürmesini engelleyemezsiniz. Mangalınızın orta kısmını iyi bir şekilde kullanırsanız, oluşan korları kenar kısımlarında daha kolay kullanabilirsiniz. Ve tabii, etleri pişirmek için kömürün iyice kor halini almasını beklemeli, mangalda yüksek alev ve duman varken ızgarayı kesinlikle kullanmamalısınız. Etlerden sızabilecek yağların alevlenmeye ve zehirlenmeye yol açmasını engellemek içinse bir avuç tuzu kömürün üzerine serpiştirmelisiniz.

Mangalın konumu nasıl olmalı?

Mangal yaparken oluşan koku ve duman, gerekli önlemler alınmadığında mangal keyfinizi kaçırabilir. Koku ve dumandan etkilenmemek için, mangal ile yemek sofrası arasında en az 5 metrelik bir mesafe olmasına dikkat etmelisiniz. Mangalla mesafeniz ise en az 50 cm olmalı. Mangala fazla yaklaşırsanız ısı, koku ve dumandan olumsuz etkilenebilirsiniz.

Mangalda pişirme sırası nasıl olmalı?

Mangal keyfinin olmazsa olmazları arasında farklı sebze ve et türleri yer alıyor. Fakat bunları hangi sırayla pişireceğinize dikkat etmeniz gerekiyor. Mangalda pişirmeye ilk olarak patlıcan, biber, domates gibi sebzelerden başlamalı, etleri ise az yağlıdan başlayacak şekilde kızartmalısınız. Etleri önce, sebzeleri sonra kızartmaya çalışırsanız ızgaraya akan yağ nedeniyle hem sebzeleri pişirmeniz zorlaşır, hem de tatları değişir. Etler içinde eğer beyaz et varsa, önceliği beyaz etlere vermelisiniz. Ve tabii, etleri pişirmeden önce mümkünse portatif soğutucuda, değilse kapalı bir kapta ve serin bir yerde bekletmelisiniz.

Etleri pişirirken nelere dikkat etmek gerekir?

Mangalda etleri pişirmek hem çok kolaydır, hem de çok zordur. Bu konuda dikkat etmeniz gereken birkaç noktaya gereken özeni gösterirseniz etlerinizi sağlıklı ve lezzetli bir şekilde pişirebilirsiniz. Fakat en küçük bir dikkatsizlikte etleriniz sağlıksız ve lezzetsiz hale gelebilir. Nitekim, etlerde oluşan kanserojenlerin büyük bir bölümü, etin yanlış şekillerde pişirilmesinden kaynaklanıyor. Etleri gereğinden az veya fazla kızartmak hem sağlığı tehdit ediyor, hem de etin lezzetini azaltıyor.

Mangalda etleri pişirirken öncelikle, etlerin ateşe kesinlikle temas etmemesine ve ateşle arasında en az 15 cm mesafe olmasına dikkat etmelisiniz. Bu mesafenin azalması veya etlerin ateşle doğrudan teması durumunda etlerde yüksek miktarda kanserojen oluşacaktır. Etleri ızgaraya koymadan önce, ellerinizi antibakteriyel temizleyiciler ile yıkamalı, hatta mümkünse eldiven kullanmalısınız. Ayrıca, çiğ etler için kullandığınız maşa ve bıçağı pişmiş etler ve sebzeler ile meyveler için kullanmamalısınız. Etlerinizi büyük kütleler halinde değil, küçük parçalar halinde ızgaraya koymalısınız. Büyük parçaların pişme süresi uzayacağından lezzeti azalacak ve kanserojen oluşumu artacaktır.

Etlerinizi ne kadar pişireceğiniz de bu bağlamda önemli bir konu. Damak zevkine göre kimi zaman az pişmiş, kimi zamanda da fazla pişmiş etler tercih edilebiliyor. Ne var ki, az pişmiş etlerde zararlı bakterilerin yaratacağı sağlık riskleri yüksektir. Fazla pişen etler ise hem protein değerini kaybeder, hem de kanserojene dönüşür. Etinizi normal düzeyde pişirmeye dikkat etmelisiniz. Ateşe fazla yaklaştırırsanız veya uzun süre pişirirseniz dış kısmı kabuklaşır ve içi iyi pişmez. Etin pişme süresi boyunca ateşle arasındaki mesafeyi korumalısınız. Etleri pişirdikten sonra, mangal üzerinde fazla bekletmeden servis tabağına almalı, pişmiş etlerin pişmemiş etlerle temasını engellemelisiniz. Pişen etler mangalda fazla bekletilirse hem sertleşir ve lezzetini kaybeder, hem de kanserojene dönüşür. 

Etleri nasıl tüketmek gerekir?

Etlerde bulunan protein ve minerallerin vücutta en iyi şekilde değerlendirilebilmesi için eti bol miktarda yeşil biber ve maydanoz içeren yeşil salatayla birlikte tüketmelisiniz. Yeşil salatada bulunan C vitamini, etteki protein ve minerallerin emilimini kolaylaştırır. Eti ayrıca, fazla ekmekle birlikte tüketmemekte yarar var. Etin yanında tüketeceğiniz fazla ekmek, mide şişkinliği ve hazımsızlığa yol açar. Aynı şekilde, yemeğin hemen ardından meyve tüketmemenizi de tavsiye ederiz. Meyvelerdeki fruktoz yemekle birlikte alkollenince yorgunluk ve halsizliğe yol açmakta. Yemek sırasında şekerli ve gazlı içecekleri tüketmekten de kaçınmalısınız.

Mangal nasıl söndürülür?

Mangalı yakmak kadar söndürmek de son derece önemli bir konudur. Özellikle de ormanlık alanda yapılan pikniklerde gereken özenin gösterilmemesi sonucu büyük yangınlar ortaya çıkabiliyor. Etlerinizi pişirdikten sonra ateşi kendi kendine küllenmeye bırakmalı, kömürler tam olarak ölmemişse üzerine su dökerek sönmesini sağlamalısınız. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beslenme & Spor

Fit Olmak Yeni Statü Kartı mı? Modern Dünyada Bedenin Değişen Anlamı

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir dönem statü; arabanın markasıydı, saatin modeliyle ölçülürdü. Kartvizit kalınlığı, ofis katı, hatta masa büyüklüğü bile semboldü.

Şimdi ise tablo biraz değişmiş gibi görünüyor.
Yeni statü göstergesi… beden olabilir mi?

Son yıllarda “fitlik” yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıktı. Kaslı bir vücut artık sadece aynaya değil, algıya da hitap ediyor. Peki bu değişimin arkasında ne var?


1. Görünümden Mesaja: Fitlik Ne Anlatıyor?

Fit bir beden artık yalnızca fiziksel formu temsil etmiyor.
Şu mesajları da taşıyor:

  • “Ertelemiyorum.”
  • “Disiplinliyim.”
  • “Süreklilik gösterebiliyorum.”
  • “Kendime yatırım yapıyorum.”

Lüks bir çantayı satın alabilirsiniz.
Ama düzenli spor alışkanlığını satın alamazsınız.

İşte tam da bu yüzden fitlik, görünmeyen bir emeğin görünür sonucu olarak algılanıyor. Modern dünyada herkes yoğun, herkes stresli, herkes “çok meşgul.” Böyle bir düzende spor yapabilmek, zamanı yönetebilmek başlı başına bir prestij unsuru haline geliyor.


2. Bilim Neden Fitliği Destekliyor?

Konunun yalnızca sosyal algı tarafı yok. Bilim de devrede.

Son yıllarda “longevity” yani uzun ve sağlıklı yaşam araştırmaları, kas kütlesinin sadece estetik değil metabolik bir kalkan olduğunu gösteriyor. Kas dokusu; insülin direncinden kemik sağlığına, enerji seviyesinden yaşlanma hızına kadar birçok faktörü etkiliyor.

Fitness sektörü 2025 itibarıyla global ölçekte rekor büyüme gösteriyor. Spor salonları, online antrenman platformları, giyilebilir teknoloji cihazları… Hepsi tek bir şeyi söylüyor:

Spor artık hobi değil, strateji.


3. Beyaz Yakalı Dünyasında Fitlik

Özellikle kurumsal dünyada beden dili çok şey anlatır.
Dik bir duruş, enerjik bir görünüm, dinamik bir ifade…

Bunların tamamı bilinçaltında “kontrollü”, “istikrarlı”, “kendine özen gösteren” profil algısı yaratır. İş dünyasında güven ve disiplin kavramları oldukça değerlidir. Fitlik bu algıyı destekleyen sembollerden biri haline gelmiş durumda.

Ancak burada ince bir çizgi var.

Fit olmak sağlıklı bir yaşam tercihi mi,
yoksa performans kültürünün yeni baskısı mı?


4. Madalyonun Diğer Yüzü: Zaman ve İmkan

Fit görünmek bir erdem gibi konuşulsa da herkes için eşit koşullarda mümkün değil.

Kaliteli beslenme, iyi bir spor programı, zaman ayırabilme, hatta spor salonu üyelikleri… Bunların hepsi birer kaynak gerektiriyor. Modern dünyada zaman en kıt kaynakken, düzenli spor yapabilmek ciddi bir planlama ve önceliklendirme istiyor.

Bu nedenle fitlik bir yandan sağlığın sembolüyken, bir yandan da modern çağın yeni “lüks tüketim alanı”na dönüşüyor.

Herkes isteyebilir.
Ama herkes sürdüremez.


5. Statü mü, Sağlık mı?

Asıl soru burada başlıyor.

Spor yapıyoruz çünkü daha iyi görünmek istiyoruz.
Ama devam ediyoruz çünkü daha iyi hissetmek istiyoruz.

Belki başlangıç motivasyonu estetik olabilir.
Fakat sürdürülebilirlik genellikle sağlıkla bağlantılıdır.

Modern dünyada stres, masa başı yaşam ve dijital bağımlılık arttıkça hareket etmek bir seçenek değil, ihtiyaç haline geliyor.

Fitlik gerçekten yeni statü kartı mı?

Belki evet.
Ama daha önemlisi şu:

Sağlık, her dönemin en güçlü sermayesi.

Bazı yatırımlar bankada büyür.
Bazıları ise bedende.

Ve ikinci tür yatırımın getirisi, çoğu zaman daha uzun vadeli olur.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Temizlik işlerimiz sırasında en fazla kullandığımız ürünlerden biri şüphesiz ki çamaşır suyudur. Güçlü formülü sayesinde çamaşır suları yüzey temizliğinde etkin sonuçlar veriyor. İster evlerde olsun, isterse ev dışı ortamlarda çamaşır suları sayesinde temizlik ve hijyen kalitemiz yükseliyor. Fakat bununla birlikte çamaşır suları sağlık açısından bazı riskler taşıyor. Nitekim çamaşır suyunun koklanması, hatta içilmesi maalesef ülkemizde çamaşır suyu zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında. Çamaşır suyuna temas da zehirlenme belirtilerine yol açıyor. Çamaşır suları hakkında bazı yorumlar bu ürünlere ilgiyi arttırırken zehirlenme risklerinin de artmasına neden oluyor. Öyle ki, pandeminin en yoğun şekilde devam ettiği günlerde acil servislere çamaşır suyu zehirlenmesi başvurularında artış gerçekleşti. Peki çamaşır suyu zehirlenmesi nedir, belirtileri nelerdir? Bunları önlemek için neler yapmamız gerekir? Çamaşır suyu zehirlenmesiyle karşılaştığımızda neler yapmalıyız? Bunun tedavisi var mı? Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, çamaşır suyu zehirlenmesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Fazla Demli Çay İçmemeniz İçin 11 Neden

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili çay tiryakileri! Gözünü açar açmaz çaya saldıran, çay içmeden kendime gelemem diyen sevgili okurlarım, merhaba! Çay benim kırmızı çizgimdir, günde en az 3 bardak içerim diyen sevgili okurlarım, size de merhaba! Son zamlardan sonra evde çay tüketimini sınırlandıran, ofiste bedava bulduğu çayı bardak bardak içen sevgili okurlarım, size de merhaba! Yemeğin ardından çay içmeyi alışkanlık haline getiren, sohbet bahane çay şahane diyen, iyi bir çayın kokusunu metrelerce uzaktan alan sevgili okurlarım, size de merhaba! Evde çalıştığı için ofisteki çay molalarını özleyen, çayını kendi başına demlemek zorunda kalan sevgili beyaz yakalılar, hepinize merhaba! Bu haftaki blogumda sizleri yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu ele alacağım. Çayı çok seven ve bolca tüketen herkesin bu blogu sonuna kadar okumasını tavsiye ederim. Özellikle fazla demli çay tüketenler bu blogu mutlaka dikkatle okumalı. Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden paylaşımımla çay tüketiminizi daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler