Bizi Takip Edin

Lifestyle

Yaz ishalini önlemek için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Yaz ishalini önleme yolları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yaz aylarında en sık görülen bulaşıcı hastalıkların başında ishal geliyor efendim. Yaz ishali en çok 0-5 yaş grubundaki çocukları etkilese de yetişkinlerde de sıkça görülebiliyor. Artan sıvı kaybı, bozulan yiyeceklerde oluşan birtakım bakteriler ve virüsler, sebze ve meyvelerdeki mikropların yarattığı toksinler gibi nedenlerden dolayı ishal vakıaları hem günlük hayatımızı, hem de iş hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, yaz ishalini önleme yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

İshal nedir?

Önce biraz ishalden bahsedelim. Kısaca ifade etmek gerekirse ishal, olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma durumudur. Tıbbi açıdan, günde 3 defadan fazla sulu dışkılama durumu ishal olarak kabul edilmekte. Günde 3’ten fazla tuvalete gitme durumu, dışkılama sulu olmadığı takdirde ishal olarak kabul edilmemekte. Bulaşıcı bir hastalık olan ishal, toplu yaşam ve çalışma alanlarında insandan insana kolayca bulaşabilmekte. Tuvalet temizliği alışkanlığını henüz yeterince kazanamamış çocuklar arasında da ishal vakıaları kolayca yayılabilmekte.

İshal vakıalarında hastanın bağırsak hareketleri bozulur ve tuvalete gitme isteği artar. Vakıanın şiddetine göre bu duruma bulantı ve kusma, halsizlik, karın ve bağırsaklarda gaz gibi şikayetler de eşlik edebilir. Bazı vakıalarda yüksek ateş ve şiddetli baş ağrısı da görülebilir. Çocuklarda yüksek dereceli ishal vakıalarında göz kürelerinde çökme, yüksek nabız, el ve ayaklarda soğukluk oluşabilmekte. Bu gibi durumlarda ishali basit birtakım önlemlerle geçiştirmeye çalışmak yerine en yakın sağlık kuruluşuna gidip muayene olmak gerekir. Yüksek ateş ve diğer şikayetlerin görülmediği hafif dereceli ishal vakıaları ise basit birtakım önlemlerle tedavi edilebilmekte.

İshalin nedenleri nelerdir?

İshal vakıaları büyük oranda çevresel faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmakta. Günlük su tüketimi konusuna yeterince özen gösterilmemesi sonucu artan sıvı kaybı, ishalin en önemli nedenlerinden biridir. Bunun yanı sıra, hava şartlarına bağlı olarak bozulan yiyeceklerde oluşan birtakım bakteriler ve virüsler ile hijyen koşullarına uygun şekilde temizliği sağlanmadan tüketilen sebze ve meyvelerdeki mikropların yarattığı toksinler de ishalin en önemli nedenleri arasında. Ayrıca, çeşitli ilaçlara bağlı olarak oluşan yan etkiler, müshil kullanımı ve bağırsak hastalıkları sonucunda da ishal vakıaları ortaya çıkabilir.

İshalin dereceleri nelerdir?

İshalin hafif, orta ve yüksek dereceli olmak üzere 3 farklı seviyesi var. Hafif dereceli ishal vakıaları, ishale eşlik eden yüksek ateş ve diğer şikayetlerin görülmediği vakıalardır ve basit birtakım önlemlerle kolayca atlatılabilir. Bu önlemler içinde ilk sırada bol su içmek yer alıyor. Hafif dereceli ishal vakıası eğer anne sütüne devam eden bebeklerde ortaya çıkmışsa, emzirme miktarında artış sağlanmalı. Orta dereceli ishal vakıaları, sıvı dışkılamanın yanı sıra mide ve bağırsaklarda huzursuzluk, yüksek bir susuzluk hissi ve idrarda azalmayla kendini belli etmekte. Bu vakıalarda günlük sıvı tüketimini arttırmak yeterli olmayabilir. Hekim gözetiminde ishal kitleri kullanmak gerekebilir.

Yüksek dereceli ishal vakıaları ise sıvı dışkılamanın yanı sıra yüksek ateş ve şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi şikayetlerin görüldüğü vakıalardır. İshale eşlik eden kusma, vücuttaki sıvı kaybını arttırır ve hastanın genel sağlık durumunu olumsuz etkiler. Yüksek dereceli ishale bağlı olarak gelişen akut böbrek yetmezliği, özellikle de 0-5 yaş grubunda ölümcül sonuçlar doğurabilmekte. Bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden hekime başvurmak gerekir. Nitekim, bu şikayetler ishale bağlı olarak gelişebileceği gibi, başka sağlık sorunlarından dolayı da ortaya çıkmış olabilir. Muayene sonrasında hekiminiz birtakım testler yaptırmanızı isteyecek ve ishalin kesin nedeni tespit ederek iyileşmenizi sağlayacaktır.

Yaz ishali niçin önemlidir?

Yaz ishali en çok 0-5 yaş grubundaki çocuklarda görülmekte. Anne sütüne devam eden bebeklerde günde 7, anne sütü almayan çocuklarda ise 3’ten fazla sulu dışkılama ishal vakıası olarak kabul edilmekte. Yaz ishali, yaz aylarında toplu yaşam ve çalışma alanlarında insandan insana kolayca bulaşabilmekte. Özellikle de tatil bölgelerinde denize veya havuza girecek olanlar, yaz ishaline karşı çok daha duyarlı olmalı. Denizde veya havuzda yutulan mikroplu sular, yaz ishallerinin hızla yayılmasına yol açabilmekte.

Normal ishal vakıalarından farklı olarak yaz ishali, çok daha zor geçmekte. Hastanın yoğun sıvı kaybı sonucunda çoğu zaman yüksek ateş, bulantı ve kusma gibi şikayetler de ortaya çıkabiliyor. Yaz ishalinde hastanın sıvı kaybı, bazı vakıalarda vücudunun yüzde 10’luk kısmından fazla olabilmekte. Hal böyle olunca, yaz ishali vakıalarında hastanın yalnızca yaşam kalitesi bozulmuyor, aynı zamanda da ölümcül riskler ortaya çıkabiliyor.

Yaz ishalini önleme yolları nelerdir?

İshal ve yaz ishalini bu şekilde kısaca ele aldıktan sonra, yazımızın bu kısmında yaz ishalini önleme yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat, şu noktayı özellikle vurgulayalım. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca önleyici hekimlik bağlamında olup hiçbir tedavi edici niteliğe sahip değildir. 1 günden uzun süren yaz ishali şikayetiniz varsa, vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak muayene olmalı ve gerekli tedavi sürecini hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz.

Günlük su tüketiminizi arttırmalısınız.

Yaz aylarında günlük su kaybımız artıyor. Yeterince su tüketmediğimizde, ilk olarak halsizlik, kas ve baş ağrısı, enerji noksanlığı gibi şikayetlerle karşılaşıyoruz. Metabolizmamızın sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için, günlük ortalama 2 bin kalorilik bir beslenme programımız varsa, tüketeceğimiz su miktarı kesinlikle 2 litrenin altına inmemeli. Hamilelerde bu miktar 2.5 litre düzeyinin altına düşmemeli. Ve bu miktarı, doğrudan içme suyuyla karşılamak gerekir. Gün içinde tükettiğimiz çay ve kahveler su ihtiyacımızı karşılamadığı gibi, su kaybımızı arttırmakta.

Çay ve kahve tüketiminizi sınırlandırmalısınız.

Masa başı işlerde çalışan beyaz yakalılar, gün içinde bol miktarda çay veya kahve tüketebilmekte. Vücutta biriken kafein, başta uykusuzluk olmak üzere bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kafein artışına bağlı olarak ishal vakıalarının şiddeti de artmakta. Başka deyişle, ishal sorunu yaşadığınız dönemlerde sıvı tüketiminizi arttırmak adına çay ve kahve tüketiminizi arttırırsanız, ishalinizin şiddetinde artışa yol açabilirsiniz. Yaz ishalini önleme yolları içinde günlük çay ve kahve tüketiminizi sınırlandırıp su tüketiminizi arttırmalısınız. 

Sağlıklı beslenmelisiniz.

Toplum olarak karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme alışkanlığımız olduğunu söyleyebiliriz. Bu alışkanlığımız, kahvaltı sofralarında bile kendisini kolayca belli ediyor. Baldan reçele, unlu gıdalardan meyve sularına, sucuklu yumurtadan diğer besinlere kadar yüksek miktarda karbonhidrat alıyoruz. Yaz aylarında tüketilen karbonhidrat ve yağ oranı yüksek yiyecekler, kızartma ve şerbetli tatlılar, fazla tereyağı ve kremalar, ishal vakıalarına yol açabilmekte. Yaz ishalini önleme yolları içinde bu yiyecekleri fazla tüketmekten kaçınmalı ve günlük olarak almanız gereken protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri gerekli miktarlarda almaya dikkat etmelisiniz. İshale yakalanmışsanız, patates ve muz tüketiminizi arttırabilirsiniz.

Kişisel hijyeninize dikkat etmelisiniz.

Başta da belirttiğimiz gibi bulaşıcı bir hastalık olan ishal, toplu yaşam ve çalışma alanlarında insandan insana kolayca bulaşabilmekte. Bu gibi ortamlarda özellikle de tuvalet temizliği ciddi bir sorun haline gelmekte. Hijyen koşullarını sağlamayan tuvaletlerde ishal vakıaların yayılması çok kolaydır. Aynı şekilde, tuvalet temizliği alışkanlığını henüz yeterince kazanamamış çocuklar arasında da ishal vakıaları kolayca yayılabilmekte. Yaz ishalini önleme yolları içinde kişisel hijyeninize çok dikkat etmeli, varsa çocuğunuza da bu konuda gerekli alışkanlıkları kazandırmalısınız. Tuvaletten sonra ellerin antibakteriyel temizleyiciler ile temizlenmesi, yaz ishallerini önlemede en etkin yöntemlerden biridir.

Açıkta satılan yiyecek ve içeceklerden uzak durmalısınız.

Yemek ve atıştırmalıklar için dışarıda açıkta satılan yiyecek ve içecekleri tüketmek gibi bir beslenme alışkanlığınız varsa bundan vazgeçmeli, açık büfelerden yiyecek alırken dikkatli olmalısınız. Özellikle de tatil mekanlarında kullandığımız açık büfelerde uzun süre dışarıda kalmış etli yiyecekler, dondurma ve çikolata gibi sütlü veya kremalı tatlılarda ishal mikrobu kolayca üreyebilmekte. Yaz ishalini önleme yolları içinde bu gibi ortamlarda yiyecek ve içeceklerinizin hijyen şartlarına uygun olduğundan emin olmalı, emin değilseniz bunları tüketmekten kaçınmalısınız. Aynı şekilde, hijyen koşullarına uygun olduğundan emin olmadığınız hiçbir suyu içmemelisiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler