Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis çalışanları en çok hangi içecekleri tercih ediyor?

Yayınlandı

tarihinde

Ofis çalışanlarının içecek tercihleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizde birçok içecek tüketiyoruz. Hem çalışırken, hem de toplantı ve mola anlarımızda içeceklerimizi yudumluyor, günlük sıvı ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyoruz. Peki, ofislerde en çok hangi içecekler tercih ediliyor dersiniz? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofis çalışanlarının içecek tercihleri arasında ilk 10’da yer alan ürünleri kısaca tanıtacağız.

Kurukahveci Mehmet Efendi Türk Kahvesi

Ofix.com‘un verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği içecek, Kurukahveci Mehmet Efendi Türk kahvesi. 150 yıla yakın bir geçmişi olan Kurukahveci Mehmet Efendi kahveleri, Türk halkının kahve tüketim şeklinin değişmesinde çok önemli bir rol üstlendi. Nitekim, 1870’lere kadar Türk kahvesinin satışı çiğ kahve çekirdekleriyle yapılıyor, satın alınan kahveler evde kavrulduktan sonra el değirmenlerinde çekiliyordu. Kurukahveci Mehmet Efendi, çiğ kahve çekirdeklerini özenle kavurup dibekte öğüterek pişirmeye hazır şekilde satmaya başladı. O günden bu yana Kurukahveci Mehmet Efendi kahveleri, Türk halkı tarafından büyük bir beğeniyle tüketilmekte.

Sistemimizdeki verilere göre ofis çalışanlarının içecek tercihleri arasında ilk sırada 100 gramlık Kurukahveci Mehmet Efendi Türk kahvesi var. Geleneksel kahve lezzetini almanızı sağlayan bu ürünlerde en kaliteli kahve çekirdekleri özenle seçilerek tüketime hazır hale getiriliyor. Kahvenin tazeliğini korumak içinse kullanımın ardından paketin sıkıca kapatılarak muhafaza edilmesi gerekmekte.

Erikli Su Pet Şişe

Ofis çalışanlarının içecek tercihleri listemizin ikinci sırasında, Erikli su pet şişe var. 330 ml hacminde 12 adet pet şişeden oluşan bu ürünler, ofiste temiz içme suyu ihtiyacınızı karşılamakta. Erikli suları, Uludağ’ın 2.300 metre zirve noktasından temin edilmekte. Bursa’da faaliyet gösteren Erikli fabrikası, Sağlık Bakanlığı‘nın ilgili yönetmeliklerine uygun bir şekilde suyun ambalajlanarak tüketiciyle buluşmasını sağlamakta. pH değeri 7.81 olan bu suların içeriğinde amonyum veya bromat gibi zararlı maddeler bulunmamakta.

Ambalajlı su konusunda tercihte bulunurken, marka güvenirliliği büyük önem taşıyor. Suyu herhangi bir işleme tabi tutmadan doğrudan tüketeceğimiz için yalnızca temizlik değil, aynı zamanda da hijyen şartlarına uygun bir şekilde ambalajlanmış olması gerekir. Tat, koku, bulanıklık veya renk bakımından gerekli şartları taşımayan sular sağlığımıza ciddi zararlar verebilir.

Nescafe Gold Kahve Poşet

Listemizin üçüncü sırasında, Nescafe Gold kahve poşet yer alıyor. 200 gramlık bu ürünlerin 1 tatlı kaşığında 0.1 mg karbonhidrat, 0.2 mg protein var; kalori miktarı ise yalnızca 2 kalori. Ofis çalışanları tarafından sıkça tercih edilen Nescafe markası, 1938 yılından bu yana kahve severlerin yakından tanıdığı ve ürün çeşitliliğine hayran kaldığı bir dünya markası. Kahve keyfini modern ve pratik hale getiren, kahveye günlük tüketim için uygun özellikler kazandıran Nescafe, “Kahvenin en iyisi!” sözünü zihinlerimize kazımayı başardı.

Bugün bir çoğumuz için Nescafe, yalnızca bir kahve markası değil, aynı zamanda da bir enerji kaynağı ve uyandırma aracı. Ofise gelir gelmez yudumlamaya başladığımız nescafeler, günlük rutinlerimizin ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Çaykur Rize Turist Dökme Çay

Ofis çalışanlarının içecek tercihleri listemizin dördüncü sırasında, Çaykur Rize Turist dökme çay var. 1000 gramlık bu ürünler, Karadeniz bölgesinde yetişen çay yapraklarından özenle seçilmekte, damağımızda güzel tatlar bırakmakta. Gün içinde hem ofiste, hem de evde çayı bolca tüketen bir toplumuz. Eğer uykumuzu alamamışsak, ofise gelir gelmez çayımızı yudumlamaya başlayabiliyoruz. Evden kahvaltı yapmadan çıkmışsak, çoğu zaman bir simit ya da poğaça çayımıza eşlik ediyor. Sonra çalışmaya başlıyor, ofiste toplantı ve mola anlarımızda da çay içmeyi sürdürüyoruz.

Ofisimizde eğer çay demleniyorsa, ilk tercihimiz genellikle dökme çaylar oluyor. Çayın lezzetini arttırmak için, çayı demliğe koyduktan sonra kaynayan içme suyunu üzerine yavaşça dökmeye dikkat etmeliyiz. Lezzetli bir çay için kireçli musluk suyunu kesinlikle kullanmamalıyız. Ofisler dökme çay konusunda en çok 1000 gramlık Çaykur Rize Turist dökme çayını sipariş vermekte. Ülkemizde çay sektörünün en büyükleri arasında yer alan Çaykur, günlük 6.600 ton yaş çay işleme kapasitesine sahip ve dökme çaylar alanında lider marka. 

Jacobs Monarch Filtre Kahve

Ofis çalışanlarının içecek tercihleri listemizin beşinci sırasında, Jacobs Monarch filtre kahve var. 500 gramlık bu ürünle hazırlayacağınız 1 fincan kahvede ortalama 0.18 gram protein, 0.06 gram yağ ve 3 gram sodyum bulunmakta. Kahveyi yalnızca tadıyla değil, aynı zamanda kokusuyla da çok sevenler için bu ürünler doğru bir seçim olabilir. 120 yıldan uzun bir süredir Jacobs markası, kahve üretiminde kullandığı özel teknikler sayesinde benzersiz bir aromaya sahip ürünleriyle kahve severlerin damaklarında kalıcı izler bırakmayı başardı. Ofiste mola keyfinizi arttıracak bu ürünlerle enerjinizi yükseltebilir, dikkatinizi işlerinize odaklayabilirsiniz.

İyi bir filtre kahve makineniz varsa, lezzetli bir filtre kahve içmek için gerekli koşulların çoğunu sağlamışsınız demektir. Filtre kahveyi hazırlarken, kahvenin sertliğine doğru karar vermeli, fazla sert kahveler tüketmekten kaçınmalısınız. Kahvenizi çok fazla öğütmemeli, orta kalınlıkta bırakmalısınız. Kalın kahve çekirdekleri aromanın alınmasına engel olacağı gibi, ince çekilmiş kahvelerden filtre kahve lezzetini almak da güçtür. Makinenize doğru miktarda su ve kahve koyduğunuzda, geriye beklemekten başka bir şey kalmayacaktır.

Kızılay Maden Suyu

Listemizin altıncı sırasında, Kızılay maden suyu var. 6 adet cam şişeden oluşan bu ürünleri ofiste mola anlarınızda keyifle yudumlayabilirsiniz. Bu ürünlerin ilginç bir hikayesi var. Kurtuluş Savaşı sırasında Afyonkarahisar’da böbreklerinden rahatsızlanan Mustafa Kemal Paşa, Gazlı Göl’den getirilen maden suyunu içerek sağlığına kavuşur. Daha sonra sermayesini bizzat kendisi karşılayarak bu beldede bir maden suyu fabrikası kurulmasını sağlar. 17 Ekim 1926 tarihinde ise fabrikayı gelir getirmesi için Kızılay’a bağışlar.

Kızılay maden suları, Mustafa Kemal Paşa’nın bu emanetini 90 yıldan uzun bir süredir Türk halkıyla paylaşmakta. Ofisinizde tüketeceğiniz bu ürünlerle, siz de Kızılay’a katkıda bulunabilir, maden suyunun faydalarından yararlanabilirsiniz. Nitekim maden suyu, kemik sağlığını düzenler, vücuttaki yağların yakılmasını kolaylaştırır, kan basıncının dengelenmesine katkı sağlar, vücuttaki asit seviyesinin dengede seyretmesine yardımcı olur. Cilt sağlığı için de faydalı olan maden suyu, özellikle de mide ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı iyi gelmekte. 

Lipton Yellow Label Dökme Çay

Ofis çalışanlarının içecek tercihleri listemizin yedinci sırasında, Lipton Yellow Label dökme çay var. 1000 gramlık bu ürünler, kaliteli çay yapraklarından özenle toplanmakta. Kurutulan doğal çay yaprakları, demini en iyi şekilde vermesi için son derece ince bir şekilde kesilmekte. Lipton uzmanlığı sayesinde ince kesim çaylar, çay tiryakilerinin damak tadına uygun hale getirilerek paketlenmekte.

Çay sektöründe Thomas Johnstone Lipton ismi ve Lipton çayları çok önemli bir yere sahip. Ofix Blog’da daha önce yayınlamış olduğumuz Thomas Johnstone Lipton: Çayın tarihini değiştiren adam… yazımızda da dikkat çektiğimiz gibi, Lipton çaylarına ismini veren Thomas Johnstone Lipton, çayın fiyatını düşürdü, çayı günlük bir tüketim nesnesi haline getirdi, çay sektöründe reklam ve pazarlama faaliyetlerini başlattı, poşet çaylarla çay tüketim alışkanlıklarını değiştirdi. Konuyla ilgili detayları, bahsettiğimiz yazımızda bulabilirsiniz. 

Sırma C-Plus Limon Aromalı Maden Suyu

Listemizin sekizinci sırasında, Sırma C-Plus limon aromalı maden suyu var. 200 ml hacminde 6 şişeden oluşan bu ürünlerle, günlük C vitamini ihtiyacınızın önemli bir kısmını karşılayabilirsiniz. Doğal maden suyunu doğal limon aromasıyla birleştiren bu ürünler, mide ve sindirim sistemi rahatsızlıklarınıza iyi geleceği gibi, sağlığınızı korumanıza da yardımcı olacaktır. Özellikle de sıcak yaz günlerinde iyi bir serinleme aracı olan bu içecekleri ofisinizde buzdolabınızın bir köşesinde bulundurabilirsiniz.

İçecek sektöründe 70 yıla yakın bir deneyime sahip olan Sırma markası, doğal maden suyu ile doğal kaynak suları denildiğinde akla ilk gelen markalardan biri. Ürünlerinin yanı sıra şişe tasarımlarıyla da dikkat çeken Sırma markası, sektöründe en inovatif çalışmalara öncülük ederek müşteri memnuniyetini yıllar içinde arttırmayı başardı. Şişe tasarımları yerel ve uluslararası düzeyde pek çok ödüle layık görülen Sırma markasının ürünleri içinde ofis çalışanları en çok C-Plus limon aromalı maden suyunu tercih etmekte. 

Doğuş Bardak Poşet Yeşil Çay

Ofis çalışanlarının içecek tercihleri listemizin dokuzuncu sırasında, Doğuş bardak poşet yeşil çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünlerle ofisinizde yeşil çay keyfi yaşayabilir, yeşil çayın faydalarından yararlanabilirsiniz. 1985 yılında Rizeli iki kardeş tarafından kurulan Doğuş Çay, ülkemizin ilk özel çay markalarından biri. Kuruluşundan bu yana geçen 33 yıllık süre zarfında şirket, sektöründe rekabetin belirleyici unsurlarından biri olmayı başardı.

Beypazarı Maden Suyu

Listemizin onuncu sırasında, Beypazarı maden suyu var. 200 ml hacminde 24 şişeden oluşan bu ürünler, içerdiği doğal mineraller sayesinde özellikle de öğle yemeklerinden sonra üzerinize bir ağırlık çöktüğünde midenizi rahatlatıp işinize odaklanmanıza yardımcı olabilir. 60 yıldan uzun bir süredir içecek sektöründe çok önemli bir yere sahip olan Beypazarı Maden Suyu firması, 70 bin metrekarelik fabrikasıyla sektörünün en büyük fabrikasına sahip. Ürünlerinin kalitesi uluslararası sertifikalarla kayıt altına alınan firma, “Günde en az 2 şişe!” sloganıyla ürünlerini dünya genelinde 27 ülkeye ihraç etmekte. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler