Bizi Takip Edin

Lifestyle

Toplantı odası dekorasyonunun püf noktaları nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Toplantı odası dekorasyonunun püf noktaları Ofix Blog'da...

İş hayatında en önemli kararlar genellikle toplantı odalarında alınıyor. Bazen saatlerce süren toplantılar sırasında stres ve gerginlik artabiliyor, yaratıcı düşünce baskılanabiliyor, sorunlara doğru noktalardan yaklaşmak mümkün olmayabiliyor. Ofisinizde toplantı odası dekorasyonunuzda iyileşme sağlarsanız hem kendiniz, hem de iş arkadaşlarınız için daha iyi bir çalışma ortamı yaratabilir, toplantılarınızın seyrini olumlu yönde etkileyebilirsiniz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, toplantı odası dekorasyonunun püf noktalarını paylaşacağız. 

Toplantı odası dekorasyonu niçin önemlidir?

Günün büyük bir bölümünü ofisimizde geçiriyoruz, önemli konu veya sorunları ofis toplantıları sırasında değerlendiriyor, en önemli kararları genellikle toplantı odamızda alıyoruz. İş hayatımızda bu kadar önemli bir yer olan toplantı odamızda rahat ve keyifli çalışabilmemiz, iş performansı ve verimliliğimiz açısından büyük önem taşıyor. Toplantı odası olarak kullandığımız alanın mimari özellikleri, mobilyaların konumlanma şekli, aydınlatma sistemi özellikleri vb. konular, üzerimizde olumlu veya olumsuz etkiler yapabiliyor.

Dekorasyon çalışanların performans ve verimliliğinin yanı sıra, şirket imajını da doğrudan etkilemekte. Ofisimize gelen ziyaretçileri iyi dekore edilmiş bir toplantı odasında ağırlarsak hem bizimle, hem de şirketimizle ilgili daha olumlu bir imaj yaratabiliriz. Toplantı odasında kullanılan renklerin seçimi, dekoratif objelerin birbirleriyle uyumu, tablo ve ayna gibi yardımcı ögelerin yerleştirilme şekli vb. konulara dikkat edersek şirket imajımızı güçlendirebiliriz.

Mobilya seçimine dikkat etmelisiniz.

Toplantı odası dekorasyonu için her şeyden önce mobilya seçimine dikkat etmelisiniz. Toplantı odanızda kullanacağınız mobilyalar ofisinizin genel tasarımıyla uyumlu olmalı. Ofis dekorasyonunda modern mobilyaları tercih ediyorsanız, toplantı odanızda da modern mobilyalar kullanmalı, konsept bakımından uyumsuz bir görüntü yaratmamalısınız. Aynı şekilde, toplantı odanızda kullanacağınız tüm ögeler birbirleriyle kombin oluşturmalı. Öne çıkarmak istediğiniz detaylar için tasarımda kontrast yaratabilirsiniz. Fakat bu kontrast hem toplantı odanız içinde, hem de ofisinizin genel tasarımında uyumsuz bir görüntü yaratmamalı.

Toplantı odasında kullanacağınız mobilyaların tekerlekli olması büyük bir avantajdır. Çünkü toplantı odaları, ofislerin en hareketli mekanlarından biridir ve özellikle koltuk ve sandalyeler gün içinde sıkça yer değiştirebilir. Toplantı odanızda tekerlekli ofis koltukları ve sandalyeleri tercih ederseniz katılımcıların hareket yeteneğinde herhangi bir kısıtlama yaratmazsınız. Ayrıca, koltuk ve sandalyelerinizin fazla ağır olmaması ve kolay taşınabilir olmasında yarar var. Toplantı masanızın büyüklüğü ve sandalye sayısını belirlerken, toplantı odanızın mimari yapısını ve çalışan sayısını dikkate almalısınız. Çalışan sayısı az bir şirkette büyük toplantı odaları ve masalarına gerek olmadığı gibi, bunları kullanmak şirket imajına zarar verebilir.

Toplantı odanızda mobilyalarla uyumlu ofis aksesuarları kullanabilirsiniz. Fakat aksesuarlarınız yaptığınız işle mutlaka uyumlu olmalı ve dekorasyonunuzla konsept bütünlüğü oluşturmalı. Örneğin, denizcilikle ilgili bir iş yapıyorsanız, gemi motifli konsol süsleri tercih edebilirsiniz. Ancak yaptığınız işin denizcilikle bir ilgisi yoksa, sırf hoşunuza gidiyor diye toplantı odanızda bu tür objeler bulundurmamalısınız. Unutmayın ki toplantı odanız size ait şahsi bir alan değildir. Şirket yöneticisi olsanız bile, toplantı odasında kullanacağınız aksesuarların şahsi tercihlerinizden çok yaptığınız işle ilgili olmasına dikkat etmelisiniz.

Renkleri ve ışığı doğru kullanmalısınız.

Ofis mobilyaları konusunda renk tercihleri eskiden siyah ve kahverengiyle sınırlıydı. Oysa günümüzde birbirinden güzel renklere ve tasarımlara sahip ofis mobilyaları üretilmekte. Renk tercihinde bulunurken, ofisinizin ve toplantı odanızın gün ışığından yararlanma şekline dikkat etmelisiniz. Ofisiniz ve toplantı odanız eğer yeterince ışık alıyorsa, renk seçiminiz için çok fazla alternatifiniz var demektir. Fakat, gün ışığından yeterince yararlanamıyorsanız, renk seçiminizde yalnızca açık renkleri değerlendirmeye almalısınız. Koyu renkler, ortamdaki ışığı emer ve hem çalışanların, hem de ziyaretçilerin enerjisini düşürür, yorgunluk hissini arttırır.

Aydınlatmada abartıya kaçmamalısınız.

Aydınlatma sistemleri, yapılan işin niteliğini doğrudan etkileme gücüne sahiptir. Beş duyu organımızdan biri olan gözlerimiz, nesneleri ve renkleri ancak belirli bir ışık düzeyi ve kontrast içinde algılamakta. Bu düzeylerin altına inildiğinde veya üstüne çıkıldığında görüş kalitemiz bozuluyor. Toplantı odası dekorasyonunda aydınlatma konusunda abartıya kaçarsanız, katılımcıların toplantıya yoğunlaşmaları ve verimli olmaları zorlaşır. Işık miktarının az olması ise ilgi ve dikkatin dağılmasına, toplantının konusu ve amacından uzaklaşmaya yol açabilir.

Toplantı odanızda belirli bir bölümü öne çıkartmak ve ortamla kontrast oluşturup görüş kalitesini arttırmak için özel ışıklandırma sistemi kullanmayı tercih edebilirsiniz. Fakat, özel ışıklandırma sisteminizi şekillendirirken, ortamdaki toplam ışık miktarını dikkate almalısınız. Abartılı özel ışık sistemleri, fotometrik açıdan hem sağlıksız, hem de çirkin görüntüler oluşturabilir. Üstelik, ışık yayan araçlar belli miktarda ısı da yaymakta. Toplantı odanızda kullanacağınız aydınlatma sistemi ortamın sıcaklığında aşırı bir artış yaratmamalı. Armatürler gözle doğrudan temas etmemeli, göz sağlığı açısından olumsuz bir durum yaratmamalı. Göze doğrudan gelen ışıklar, gözlerin kamaşmasına ve hatta kısa süreli görme sorunlarına yol açabilmekte.

Duvar dekorasyonu şirketinizi yansıtmalı.

Toplantı odasının duvar dekorasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler üzerinde oldukça önemli bir etki yaratır. Örneğin duvarda şirketinizin logosunun bulunması, duvar renklerinin şirketinizin kurumsal renklerini taşıması vb. uygulamalar, toplantı sırasında çalışanların grup bilincini arttırır, ziyaretçilerinizin şirketinizin kurumsallaşmaya önem verdiğini düşünmelerini sağlar. Toplantı odasına girer girmez mobilyalar kadar duvar dekorasyonu da ilk izlenimin oluşmasında etkili olur. Duvar dekorasyonunuz şirketinizi iyi bir şekilde yansıtırsa, odaya giren ziyaretçilerin şirketinizle ilgili daha olumlu düşünceler geliştirmelerini sağlayabilirsiniz.

Toplantı odanızın duvar rengi seçiminde şirketinizin kurumsal renklerinin yanı sıra renk uyumuna da dikkat etmelisiniz. Sıcak ve iç açıcı birkaç renkle toplantı odanızın duvar dekorasyonunda başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. Eğer bol camlı ve aydınlık bir ofise sahipseniz, özgün ve dikkat çeken renkler tercih edebilirsiniz. Ofisiniz ve toplantı odanız yeterince ışık almıyorsa, bu tür bir renk kullanımını tercih etmemenizi tavsiye ederiz. Toplantı odanızda renkleri ve ışığı doğru kullanmak için tablo ve ayna gibi yardımcı ögelerden yararlanabilirsiniz. Fakat bunlarda da aşırıya kaçmamalısınız. Gereğinden fazla tablo kullanırsanız, duvar dekorasyonunda şirket imajınızı yansıtmakta zorluk çekerseniz. Aynaları fazla kullanmak ise toplantı odasını olduğundan daha kalabalık gösterir ve dikkat dağıtır.

Duvar kağıtları ve taş dekorlardan yararlanabilirsiniz.

Ofis duvar dekorasyonunda en sık tercih edilen ürünler arasında duvar kağıtları ve taş dekorlar öne çıkıyor. Ofisinizin dekorasyon stiline renk ve içerik bakımından uygun duvar kağıtları ve taş dekorlarla toplantı odanızda çok şık bir görüntü yaratabilirsiniz. Duvar kağıtları, diğer dekorasyon materyallerine oranla hem daha ekonomik, hem de daha pratiktir. Üstelik, değişen trendlere göre yeni bir tasarım uygulamak istediğinizde hızlı çözümler sunar. Taş dekorlar ise çok daha güçlü dekoratif ürünlerdir. Ofisinizde özellikle toplantı odasında tercih edebilirsiniz.

Sunum araçlarına yer ayırmalısınız.

Ofis toplantıları sırasında sunum yapmak büyük önem taşır. İyi hazırlanan ve başarıyla gerçekleştirilen sunumlar, bilgilerin yayılması ve davranış tarzı değişikliğinin sağlanmasında büyük bir rol üstlenir. Toplantı odanızın dekorasyonunda sunum araç ve gereçleri için yeterince yer ayırırsanız, daha verimli sunumlar yapılmasına zemin hazırlayabilirsiniz. Toplantı odanızda, odanızın büyüklüğüyle orantılı bir yazı tahtası mutlaka olmalı. Sunum sırasında geniş bir alana ihtiyaç duymuyorsanız, teleskopik ayaklı orta boy yazı tahtası işinizi görebilir. Daha geniş alanlar için duvara monte yazı tahtaları doğru bir seçim olabilir.

Bilişim teknolojilerini ihmal etmemelisiniz.

Teknoloji her geçen gün ilerliyor ve ofis toplantıları sırasında multimedya paylaşımları giderek daha fazla yer tutuyor. Veri paylaşımını hızlı ve kolay hale getiren multimedya paylaşımları, ofiste tasarruf önlemleri konusunda büyük katkı sağlıyor, kartuş ve toner ile fotokopi kağıdı masraflarını azaltıyor. Toplantı odanızı dekore ederken bilişim teknolojilerine yeterince yer verirseniz hem veri paylaşımı, hem de tasarruf konusunda güzel sonuçlar elde edebilirsiniz. Toplantı odanızda bulunduracağınız teknolojik ürünlerin USB, VGA ve HDMI girişlerini kullanarak sunum veya video konferanslar yapabilir, dosyalarınızı ve toplantı notlarınızı ilgili kişilere e-postayla gönderebilirsiniz.

Editörün Tavsiyesi: İnterpano İNT-623 Teleskopik Ayaklı Yazı Tahtası

Toplantı odası dekorasyonunun püf noktalarını paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, İnterpano İNT-623 teleskopik ayaklı yazı tahtası ürünümüzü kısaca tanıtmak istiyoruz. 70 x 100 cm ölçüsündeki bu ürünler 0.5 mm kalınlıkta lamine yüzeye ve alüminyum çerçeveye sahip. Yüksekliğinin ayarlanabilir olması, farklı boydaki kullanıcıların yazı, çizim ve görselleştirme ihtiyaçlarını karşılamasını sağlıyor. Ofix kullanıcılarının en çok sipariş verdiği yazı tahtası olan bu ürünleri ofisinizde toplantı odanızda bulundurabilir, toplantı sırasında sunum yaparken kolayca kullanabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler