Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dostu Atıştırmalıklar

Yayınlandı

tarihinde

Atıştırmalıklar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofiste çalışırken, mola anlarımızda veya toplantılarda kan şekerimiz düştüğünde kolay ve hızlı çözüm üretmek için atıştırmalıklar imdadımıza yetişiyor. Fazla tüketildiğinde kilo sorunlarına ve insülin direncinden diyabete kadar birçok hastalığa zemin hazırlayan atıştırmalıklar, dikkatli tüketildiği zaman bizi motive ediyor, yaptığımız işleri keyifli hale getirebiliyor. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofis dostu atıştırmalıklar hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Online ofis marketiniz Ofix’te atıştırmalıkları 5 alt kategoride kullanıcılarımıza sunuyoruz. Bu kategoriler tatlı atıştırmalıklar, diyet ürünler, kuruyemiş ve kuru meyveler, ikramlık ve şekerlemeler ile tuzlu atıştırmalıklar şeklinde sitemizde yer almakta. Ofis dostu atıştırmalıklar için önerilerimizi bu kategoriler içinde Ofix kullanıcılarının en çok sipariş verdiği ürünler arasından yapacağız.

Ülker Pötibör Bisküvi

Listemizin ilk sırasında, Ülker pötibör bisküvi var. Paket ağırlığı 175 gram olan bu ürünler, tatlı atıştırmalıklar kategorisinde kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği ürünümüz. İlk olarak 1944 yılında piyasaya sunulan ve o günden beri değişmeyen lezzetiyle çay ve kahve molalarında keyifle tüketilen bu ürünler, ofiste kan şekeriniz düştüğünde rahatlıkla tüketebileceğiniz ürünlerden biri. 

Ülker Hanımeller Çokodamla Bisküvi

Ofis dostu atıştırmalıklar listemizin ikinci sırasında, Ülker Hanımeller Çokodamla bisküvi var. Paket ağırlığı 82 gram olan bu ürünler, tatlı atıştırmalıklar kategorimizde kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği ikinci ürünümüz. Ülker markasının en beğenilen ürünlerinden biri olan bu ürünler, bisküvi ile damla çikolatayı bir araya getirmekte. 

Ülker Altınbaşak Light Yulaflı Kepekli Bisküvi

Listemizin üçüncü sırasında, Ülker Altınbaşak Light yulaflı kepekli bisküvi var. Paket ağırlığı 46 gram, koli içi miktarı 24 adet olan bu ürünler, diyet ürünler kategorisinde kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği ürünümüz. Kilosuna dikkat edenler ve diyet yapanlar için özel olarak üretilen bu ürünler, lifli yapısı sayesinde hazmı kolaylaştırıyor, doğanın enerjisini ve buğday tarlalarının sağlığını ofisinize getiriyor. 

Ülker Altınbaşak Grissini Kepekli

Ofis dostu atıştırmalıklar listemizin dördüncü sırasında, Ülker Altınbaşak grissini kepekli var. Paket ağırlığı 125 gram olan bu ürünlerin kalori, yağ ve tuzunun az olması, en önemli tercih nedenleri arasında yer almakta. Uzun süre tokluk hissi veren bu ürünleri ister çay veya kahvenizin yanında, isterseniz yemeklerde ekmek yerine tüketebilirsiniz. 

Tadım Güneşte Kurutulmuş Kayısı

Listemizin beşinci sırasında, Tadım güneşte kurutulmuş kayısı var. Paket ağırlığı 140 gram olan bu ürünler, kuruyemiş ve kuru meyveler kategorisinde kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği ürünümüz. Atıştırmalıklar için tercihiniz kuru meyvelerden yanaysa, bu ürünleri tercih edebilir ve hem sağlığınızı, hem de formunuzu koruyabilirsiniz. Ofiste ara öğün olarak da kullanabileceğiniz bu ürünler doğal ortamda kurutulmuş olup hiçbir katkı maddesi içermemekte.

Tadım Çifte Kavrulmuş Sarı Leblebi

Ofis dostu atıştırmalıklar listemizin altıncı sırasında, Tadım çifte kavrulmuş sarı leblebi var. Paket ağırlığı 180 gram olan bu ürünler, düşük yağ oranına sahip olduğu için midede yanma hissi uyandırmamakta. Yeni nesil ambalajları sayesinde uzun süre bayatlamadan muhafaza edebileceğiniz bu ürünler, kolesterol seviyenizi dengede tutmanıza yardımcı olabilir. 

Kent Topitop Şeker

Listemizin yedinci sırasında, Kent Topitop şeker var. Paket içi miktarı 8 adet olan bu ürünler, ikramlık ve şekerlemeler kategorisinde kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği ürünümüz. Limon, portakal, elma ve çilek aromalarına sahip bu ürünler, ofiste kan şekerinizi hızla yükseltecek ürünlerden biridir. Ferahlatıcı ve serinletici etkiye sahip bu ürünleri kuru ortamda ve paketleri kapalı şekilde saklamalısınız. 

Olips Mentol Aromalı Bonbon Şeker

Ofis dostu atıştırmalıklar listemizin sekizinci sırasında, Olips mentol aromalı bonbon şeker var. Paket ağırlığı 1 kg olan bu ürünler, ağızda eridikçe tokluk ve ferahlık hissi vermekte. Ofis çekmecenizin yanı sıra çanta veya arabanızda da bulundurabileceğiniz bu ürünler ağız kokusunu bastırmak için de kullanılabilir.

Ülker Krispi Peynirli Çubuk Kraker

Listemizin dokuzuncu sırasında, Ülker Krispi peynirli çubuk kraker var. Paket ağırlığı 54 gram, koli içi miktarı 15 adet olan bu ürünler, tuzlu atıştırmalıklar kategorisinde kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği ürünümüz. Ofiste çalışırken tüketebileceğiniz bu ürünler, ellerinizi kirletmeden ve etrafa kırıntı dökmeden açlığınızı giderebilir. 

Wasa Peynirli Kraker Sandviç

Ofis dostu atıştırmalıklar listemizin onuncu sırasında, Wasa peynirli kraker sandviç var. Paket ağırlığı 30 gram olan bu ürünler, tam tahıllı çavdar gevrek ekmeğin kullanışlı, cep formuna uygun hali olarak değerlendirilebilir. İki parçadan oluşan bu ürünlerin içinde peynirli özel bir karışım bulunmakta.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler