Bizi Takip Edin

Lifestyle

Muhteşem Üçlü: Bal, Limon ve Zencefil

Yayınlandı

tarihinde

Ballı limonlu zencefilin faydaları Ofix Blog'da...

Bahar kapımızı çaldı, soğuk kış günlerini geride bıraktık. Fakat yine de havalar pek sıcak sayılmaz. Gün içinde değişen hava sıcaklıkları vücut direncimizi düşürüyor ve hastalıklara davetiye çıkartıyor. Mevsim geçişlerinde vücut direncimizi yükseltmek için bitki çayları en doğru seçimlerden biri. Bitki çaylarını doğru karışımlarla tükettiğimizde, etki gücünü arttırıp geçiş dönemlerini daha sağlıklı bir şekilde geçirebiliriz. Bu karışımlar içinde bal, limon ve zencefil bu dönemde tüketebileceğimiz en etkili karışımlardan biri. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ballı limonlu zencefilin faydaları konusunu ele alacağız.

Neden ballı limonlu zencefil?

Doğru şekilde kullanıldığında sağlık için birçok faydası olan bal, limon ve zencefil, bir araya geldiğinde birbirlerinin etki gücünü arttırmakta. Geleneksel tıpta adeta bir iksir gibi kullanılan bu karışım, özellikle de mevsim geçişlerinde artan enfeksiyon risklerine karşı çok etkili. Balın değişik türleri ve bileşenleri olsa da genel olarak B kompleks vitaminleri ve C vitamini, kalsiyum, sodyum, fosfat, potasyum ve magnezyum bakımından zengin bir besin olduğunu söyleyebiliriz. Bu özellikleri sayesinde yüksek antibakteriyel ve antiseptik özelliklere sahiptir, zararlı mikroorganizmalara karşı vücudumuzun doğal savunma mekanizmalarını güçlendirir. 

Bala limon eklediğimizde, oluşan karışımda C vitamini oranı artar ve antioksidan etkisi güçlenir. C vitamini deposu olan limonda antioksidan etkiye sahip birçok flavonoit ve fenolik bileşen bulunur. Bu bileşenler limonun suyundan daha yoğun miktarda kabuk kısmındadır. Limon suyu eriyositrin ve hesperidin flavonoitleri bakımından zengindir, fakat kabuk kısmında bulunan naringin flavonoiti birçok vitaminin birlikte sağlayabileceği faydaları tek başına sağlayabilecek güçtedir. Ve maalesef, limonun çoğu zaman yalnızca suyundan yararlanıp kabuklarını atma yoluna gidebiliyoruz. Oysa, limon kabuklarını iyice yıkadıktan sonra 5 dakika kadar ılık suda bekletip içine 1 kaşık bal ve limon suyunu ekleyerek tükettiğimizde, ballı limon karışımıyla iyi bir antibakteriyel, antiseptik ve antioksidan elde edebiliriz.

Bu karışımın içine zencefil de eklendiğinde harika bir karışım elde ediyoruz. Geleneksel tıpta ve günümüz ilaç sanayisinde etkin bir şekilde kullanılan zencefil ister zencefil kökü, ister toz baharat olarak kullanılsın, her iki kullanım şeklinde de sağlık açısından birçok faydaya sahip. Zencefilde bol miktarda A, B6, C ve D vitamini, uçucu yağlar ve fenol bileşikler, kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum, demir, kobalamin, lif ve protein var. Bu bileşenlerden dolayı güçlü bir antioksidan olan zencefil, vücudumuzda oksitleri temizliyor, toksin atımına ve sindirime yardımcı oluyor, hazmı güçlendiriyor, bağırsakların çalışmasını hızlandırıyor, bağırsak floramızı güçlendirerek faydalı minerallerin emilimini arttırıyor.

Ballı limonlu zencefilin faydaları nelerdir?

Bal, limon ve zencefil bir araya geldiğinde harika bir karışım elde etmemizin esas nedenlerini işte bu şekilde kısaca özetleyebiliriz efendim. Ballı limonlu zencefilin faydaları konulu yazımızın bu kısmında, bu faydaları tek tek ele alacağız. Bununla birlikte, bitki çaylarının hastalıkları tedavi edici bir özelliğinin bulunmadığını, esas tedaviye destek olan ikincil bir yöntem olduğunu özellikle belirtmek istiyoruz. Burada bahsedeceğimiz sağlık sorunlarından birini veya birkaçını yaşamaktaysanız, vakit geçirmeden hekiminize başvurmalı, ballı limonlu zencefil karışımını tedavinize destek amacıyla hekiminizin gözetiminde tüketmelisiniz.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Ballı limonlu zencefilin faydaları konusunda ilk sıraya bağışıklık sistemini güçlendirme etkisini koyuyoruz. Ülkemizde enfeksiyonlarla ilgili yapılan en yaygın hatalardan biri, hekimden gereksiz yere antibiyotik talebinde bulunmaktır. Oysa, özellikle mevsim geçişlerinde yaşanan enfeksiyonların yüzde 90’a yakını viral enfeksiyondur ve bu vakıalarda antibiyotiklerin hiçbir faydası olmadığı gibi, bağırsak floramızda yol açtığı zararlar da yüksektir. Fakat ister viral enfeksiyonlar olsun, isterse diğer enfeksiyonlar veya hasta olmadan önce de bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için ballı limonlu zencefil tüketebiliriz. Virüslere karşı vücudumuzun doğal savunma mekanizmasını güçlendiren ballı limonlu zencefil enfeksiyonları daha kolay atlatmamıza büyük katkı sağlıyor.

Ülkemizde daha çok çay olarak tüketilen zencefil, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarına ve soğuk algınlığına iyi gelmekte. Gribal enfeksiyonların yanı sıra iltihap ve bakterilere karşı da vücut direncimizi arttıran zencefil, mukoza tabakası üzerinde onarıcı etkilere sahip olduğu için zararlı mikroorganizmalara karşı doğal savunma mekanizmalarımızı güçlendirmekte. Tek başına kullanıldığında bile güçlü bir doğal antibiyotik olan zencefili bal ve limonla birlikte tüketirseniz sağlığınıza kavuşma süreciniz hızlanacaktır.

Kansere karşı korur.

Ballı limonlu zencefilin faydaları konusunda listemizin ikinci sırasında kansere karşı koruyucu etkisi var. Bal, limon ve zencefildeki C vitamini ile flavonoit ve fenolik bileşenler bir araya geldiğinde kansere karşı çok güçlü bir silah ortaya çıkmakta. Üstelik bu karışım antioksidan olduğu gibi, farklı sebze ve meyvelerden alınan antioksidanları aktive etmek gibi de bir özelliğe sahip. Ballı limonlu zencefilin faydaları içinde kansere karşı koruyucu etkisi, serbest radikallere karşı doğal bir savunma kalkanı oluşturmasından geliyor. Tek başına kullanıldıklarında bile iyi birer antioksidan kaynağı olan bu besinler birlikte tüketildiğinde etki güçleri katlanarak artıyor.

Ballı limonlu zencefil kanserden koruduğu gibi, kanserli hücrelerin yok edilmesine de önemli bir katkı sağlıyor. Konuyla ilgili yapılan bilimsel çalışmalara göre limon ekstresi başta kolon, göğüs, prostat ve akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser tipinde kanser hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatarak yok edilmelerine önemli bir katkı sağlamakta. Güçlü bir C vitamini kaynağı olan limonu bal ve zencefille birlikte tükettiğinizde vücudunuzdaki antioksidan düzeyini arttırarak kansere karşı etkin bir mücadele verebilirsiniz. Fakat yine de ballı limonlu zencefilin bir tedavi şekli olmadığını, tedaviye yardımcı ikincil bir yöntem olduğunu hatırlatalım.

İltihap söktürür.

Ballı limonlu zencefilin faydaları konusunda listemizin üçüncü sırasına iltihap söktürücü etkisini koyuyoruz. Zencefilin mukoza tabakası üzerinde onarıcı etkilere sahip olduğunu yukarıda belirtmiştik. Bu etkinin esas nedeni, zencefilin içinde bulunan gingerol isimli maddedir. Batı dillerinde zencefilin karşılığı olarak kullanılan ginger sözcüğü bu maddeye göndermede bulunur. Gingerol bakımından zengin bir besin olan zencefil, iltihap kurutucu etkide bulunur, iltihap nedeniyle oluşan şişkinliklerin ve ağrıların azalmasına katkı sağlar. Bal ve limondaki vitaminler, flavonoitler ve fenolik bileşenler gingerol maddesinin etki gücünü arttırır ve iltihapların iyileşme sürecini hızlandırır. Özellikle de rahimdeki iltihaplar ve idrar yolu enfeksiyonlarına karşı ballı limonlu zencefilden etkin bir şekilde yararlanabilirsiniz.

Ateşi düşürür, terlemeyi azaltır.

Ballı limonlu zencefilin faydaları listemizin dördüncü sırasında ateşi düşürme ve terlemeyi azaltma etkisi var. Vücudumuzdaki toksinleri atmak için son derece faydalı bir besin olan zencefilin içindeki uçucu yağlar ve fenol bileşikler, bu etkinin esas nedenidir. Nitekim uçucu yağlar ve fenol bileşikler, ateşin semptomlarını kontrol etmede ve hafifletmede oldukça etkindir, vücuttan toksin atımını hızlandırır, vücutta yatıştırıcı etkiler gösterir. Zencefili bal ve limonla birlikte tükettiğinizde bu etkiler daha hızlı ve güçlü bir şekilde ortaya çıkacaktır. Zencefilden ateş düşürücü olarak yararlanırken dışarıdan kullanımlar için zencefil yağını tercih edebilirsiniz. Özellikle de çocuklarda ateşi düşürmek için zencefil yağı oldukça faydalı.

Sindirime yardımcı olur, hazmı kolaylaştırır.

Listemizin beşinci sırasında sindirime yardımcı olma, hazmı kolaylaştırma etkisi var. Ballı limonlu zencefilin içinde bulunan potasyum, magnezyum, sodyum, fosfat ve diğer faydalı mineraller ile organik asitler, sindirimi sağlayan mide sıvılarını güçlendiriyor, hazım süreçlerine katkı sağlıyor. Ballı limonlu zencefil çayının bu etkisini daha ilk yudumda hissedebilirsiniz. Örneğin, ofiste öğle yemeğini veya evde akşam yemeğini fazla kaçırdığınızda midenizi rahatlatmak için ballı limonlu zencefil çayını rahatlıkla hazırlayabilir, keyifle tüketebilirsiniz.

Cilt sağlığına iyi gelir.

Listemizin altıncı sırasında cilt sağlığına iyi gelme etkisi var. Vücudumuzdan toksinleri atmamıza büyük katkı sağlayan ballı limonlu zencefil, aynı zamanda da cildimizde biriken toksinleri de atmakta, yara ve lekelere iyi gelmekte, sivilceleri önlemekte. Cilde kan akışını hızlandıran bu karışım, cildin doğal güzelliğinin açığa çıkmasına yardımcı olmakta. Bileşimindeki faydalı mineral ve vitaminler cilt hücrelerinin metabolik faaliyetlerini destekliyor, ciltteki yaraların iyileşmesini hızlandırıyor, cilde canlı ve parlak bir görünüm kazandırıyor, cildin elastikiyetini arttırıyor. Serbest radikalleri ciltten uzaklaştırdığı için cilt kanserine karşı doğal bir koruma sağlıyor.

Ballı limonlu zencefilin faydaları hakkında ayrıca, B kompleks vitaminleri sayesinde beyin sağlığını koruduğunu ve hafızayı güçlendirdiğini, baş ağrıları ve sinir hastalıklarına iyi geldiğini, antioksidanlar sayesinde kalp sağlığını koruduğunu, yağ yakımını hızlandırdığını, içindeki bal sayesinde iyi bir enerji kaynağı olduğunu, spor öncesi kullanıldığında performansı arttırdığını söyleyebiliriz.

Editörün Tavsiyesi: Doğadan Limon Kabuğu Aromalı Zencefil Bardak Poşet Çay

Bitki çayları söz konusu olduğunda poşet çaylar büyük kolaylıklar sağlıyor. Özellikle de ofis ortamında ballı limonlu zencefil hazırlamak oldukça güç olabilir. Fakat poşet bitki çayları kullanarak bu sorunu kolayca çözmek mümkün. Bu bağlamda örneğin Doğadan limon kabuğu aromalı zencefil bardak poşet çay iyi bir seçim olabilir. İçine bir kaşık bal karıştırarak kullanabileceğiniz bu ürünler, ballı limonlu zencefilin faydalarından pratik bir şekilde yararlanmanızı sağlayabilir. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler