Bizi Takip Edin

Lifestyle

Edding tahta kalemlerini henüz denemediniz mi?

Yayınlandı

tarihinde

Edding tahta kalemleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofiste en sık kullandığımız yazı araç ve gereçleri içinde tahta kalemleri (board marker) özel bir öneme sahip. Toplantı veya sunumlarda herhangi bir konu hakkında görüş alışverişinde bulunurken, yazı tahtası üzerinde yazı yazmamız gerekebiliyor. Eğer iyi bir tahta kalemi kullanırsak, bu gibi durumlarda zorluk çekmeden ihtiyaçlarımızı karşılayabiliriz. Online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofis çalışanlarının en fazla sipariş verdiği tahta kalemleri arasında Edding tahta kalemleri üst sıralarda yer almakta. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, kullanıcılarımızın en fazla sipariş verdiği Edding tahta kalemleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Edding 260 Yuvarlak Uçlu Beyaz Tahta Kalemi 10 Adet – Siyah

Ofix kullanıcılarının en fazla sipariş verdiği Edding tahta kalemleri listemizin ilk sırasında, Edding 260 yuvarlak uçlu beyaz tahta kalemi 10 adet  siyah var. İnternet aramalarında bu ürünler, daha çok Edding 260 tahta kalemi şeklinde aranmakta. Edding’in en fazla talep gören ürünleri arasında yer almaları, kolay yazım imkanı sunmalarından kaynaklanıyor. Edding tahta kalemi 260 çeşitleri, yuvarlak uçlu olmalarından dolayı beyaz tahta kalemi kategorisinde en fazla tercih edilen ürünlerden biri. Yuvarlak uçları sayesinde kolay yazım imkanı sunan bu ürünler, ofiste yazı tahtası kalemi ihtiyaçlarına kaliteli ve ekonomik çözümler sunuyor. Edding 260 tahta kalemi çeşitleri, ofislerin yanı sıra okullarda da en fazla kullanılan yazı tahtası kalemleri arasında. Bu ürünlerle ilgili olarak en fazla sorulan soru ise “Edding 260 tahta kalemi doldurulabilir mi?” sorusudur. Bu ürünlerde maalesef, mürekkep doldurma özelliği bulunmamakta.  

Edding 260 yuvarlak uçlu beyaz tahta kalemi 10 adet – siyah ürünümüzün paket içi miktarı 10 adet. Ürünler siyah renkli olup ışığa dayanıklı ve çabuk kuruyan bir mürekkebe sahip. Ofiste toplantı veya sunum yaparken yazı tahtası üzerinde tek renk yazı tahtası kalemi kullanmak istiyorsanız, bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Siyah renkli yazı kalemleri yüzeyde daha farklı bir görünüm yaratıyor. Yazılanlara aynı zamanda da daha ciddi bir hava katıyor. Siyah renkli yazı tahtası kalemi kullanırsanız, dinleyicilerin dikkatinin dağılmasını önleyebilirsiniz. Çünkü siyah mürekkep beyaz tahta üzerinde güçlü bir kontrast oluşturduğu için, verilmek istenen mesajı daha güçlü bir biçimde iletir. Edding 260 doldurma özelliğine sahip olmasa da ofiste veya okulda yazı tahtası kalemi ihtiyaçlarınız için ilk sırada değerlendirebileceğiniz kalemler arasında yer almakta.  

Edding 360 XL Yuvarlak Uçlu Beyaz Tahta Kalemi – Siyah

Listemizin ikinci sırasında, Edding 360 XL yuvarlak uçlu beyaz tahta kalemi – siyah var. Eğer yazı tahtası kalemi ihtiyacınız fazla değilse bu ürünler iyi bir seçim olabilir. İnternet aramalarında tahta kalemi Edding 360 veya Edding kalem 360 XL şeklinde de aranan bu ürünlerin en önemli özelliği, mürekkep doldurma özelliğidir. İnternet kullanıcılarının yaptıkları aramalarda sordukları “Edding 260 360 farkı nedir?” sorusunun cevabı da budur. Edding 260 serisi kalemlerin mürekkep doldurma özelliği yoktur. 360 serisi kalemlerde ise mürekkep doldurma özelliği mevcuttur. Edding 360 XL tahta kalemi siyah ürünümüz, diğerlerine oranla daha geniş dolgulu yazılar yazmak için uygundur. Eğer beyaz yazı tahtası üzerinde yazdığınız yazılarda daha dolgun bir görüntü elde etmek istiyorsanız, bu ürünler iyi bir seçim olabilir. 

Edding’in en fazla tercih edilen ürünlerinden biri olan bu ürünler de yazı tahtası kalemi denildiğinde akla ilk gelen ürünlerden biridir. Alman markası Edding, faaliyete geçtiği 1960 yılından bu yana ürün çeşitliliğini sürekli arttırmakta. Ve pek çok yeniliğe öncülük yapmakta. Edding 360 XL yuvarlak uçlu beyaz tahta kalemi – siyah, yeniden doldurulma özelliğine sahip olduğu için yazı tahtası kalemi bütçesinde tasarruf sağlamakta. Yeniden doldurarak kullanabilir, bu sayede ofis bütçenizde tasarruf yapabilirsiniz. Edding 360 XL fiyat bakımından da bütçe dostudur. Kaleminizin mürekkebi bittiğinde, Edding BT30 tahta kalemi mürekkebiyle kalemlerinizi doldurabilirsiniz. Böylelikle, fazla sayıda kalem almaktansa tek kalemi defalarca kullanabilirsiniz.  

Edding 260 Yuvarlak Uçlu Beyaz Tahta Kalemi – Mavi

Ofix kullanıcılarının en fazla sipariş verdiği Edding tahta kalemleri listemizin üçüncü sırasında, Edding 260 yuvarlak uçlu beyaz tahta kalemi – mavi var. İyi bir mavi tahta kalemi arıyorsanız, bu ürünleri ilk sıralarda değerlendirebilirsiniz. Tahta kalemi renkli olması istendiğinde akla ilk gelen renk mavidir. Edding beyaz tahta kalemi çeşitlerinde siyah rengin yanı sıra mavi rengi de en fazla talep edilen renkler arasında yer almakta. Fakat bu ürünlerin de yine, Edding 260 serisi kalemleri gibi mürekkep doldurma özelliğinin olmadığını belirtelim. Su bazlı tahta kalemi çeşitleri arasında yer alan bu ürünler, bütil asetat içermemekte. Ortamda oluşturdukları hafif koku, kullanımın hemen ardından kaybolmakta. Tahta kalemi doldurma işiyle uğraşmak istemiyorsanız, bu kalemlerle yazı tahtası kalemi ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. 

Paket içi miktarı 1 adet olan bu ürünler, ışığa dayanıklı ve çabuk kuruyan bir mürekkebe sahip. Kapak konumunun değiştirilebilir olması, kullanım sırasında kolaylık sağlıyor. Kesik uçlu tahta kalemi çeşitlerine oranla yüzeye kolay uygulanan ve iz bırakmadan temizlenebilen bu ürünler, kuru bir bezle kolayca silinebilir. İnternet kullanıcılarının silinebilir yazı tahtası kalemi aramalarında ilk sıralarda değerlendirdikleri bu ürünler, renk kalitesiyle de dikkat çekiyor. Aynı zamanda da ince tahta kalemi çeşitleri arasında bu ürünler öne çıkıyor. En ucuz tahta kalemi çeşitleri arasında bu ürünler, Edding kalitesi nedeniyle daha fazla ilgi görüyor. Okul tahta kalemi aramalarında da yine bu ürünlere talep yüksek. 

Edding 360 XL Yuvarlak Uçlu Beyaz Tahta Kalemi 10 Adet – Mavi

Listemizin dördüncü sırasında, Edding 360 XL yuvarlak uçlu beyaz tahta kalemi 10 adet – mavi var. Ofiste eğer tahta kalemi ihtiyacınız yüksekse, paket içi miktarı 10 adet olan bu ürünleri değerlendirebilirsiniz. Ürünlerin doldurulabilir olması, alışverişinizi ekonomik hale getirebilir. Edding 360 XL doldurma işlemleri fazla zamanınızı almaz. Tahta kalemi fiyatı bakımından 10’lu paketler de yine bir diğer fiyat avantajıdır. Kalabalık bir ofiste çalışıyorsanız, Edding doldurulabilir tahta kalemi çeşitleri ofis bütçenizde tasarruf sağlar. Edding BT30 yazı tahtası kalemi mürekkebi, kaleminiz bittiğinde yeni bir kalem alma ihtiyacından kurtulmanızı sağlar. 

Board marker kalem çeşitleri içinde yumuşak uçlu olanları daha fazla ilgi görmekte. Kesik uçlu tahta kalemi çeşitlerine oranla yuvarlak uçlu kalemler de yine, board marker kalem çeşitleri içinde öne çıkıyor. Sert uçlu kalemleri beyaz tahta üzerinde kullanmak zordur. Kesik uçlu kalemler ise daha çok kaligrafi alanında ve süsleme için tercih edilir. Mürekkepli tahta kalemi çeşitlerinde Edding uzmanlığı, kullanıcılarının beyaz tahta üzerinde yazı yazma ihtiyaçlarına etkin çözümler sunuyor. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Edding ürünlerini inceleyebilirsiniz. Edding tahta kalemleri fiyat bilgilerini öğrenmek için de aynı linki tıklayabilirsiniz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler