Bizi Takip Edin

Lifestyle

En etkili doğal antidepresanlar nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

En etkili doğal antidepresanlar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Depresyon ve benzeri psikolojik hastalıklara iyi gelen antidepresanlara yönelik ilgi son yıllarda hızlı bir yükseliş ivmesi içinde. Antidepresan kullanımı arttığı gibi, kullanıcıların yaş ortalamasında da düşüş görülmekte. Antidepresanların birçoğunda kullanılan etken maddeler, zaman içinde bağımlılık yapabiliyor ve kişinin yaşam kalitesini düşürebiliyor. Oysa doğal antidepresanlar, bilinçli kullanıldığında hiçbir yan etkiye yol açmadığı gibi, daha uzun süre psikolojik rahatlama sağlıyor ve metabolizmanın düzene girmesine yardımcı oluyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, en etkili doğal antidepresanlar hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Antidepresan ilaç kullanıyorsanız, doğal antidepresanlardan nasıl yararlanabileceğinizi hekiminize danışabilirsiniz.

Sızma Zeytinyağı

Listemizin ilk sırasında sızma zeytinyağı var. Sızma zeytinyağıyla ilgili yapılan bilimsel araştırmalara göre düzenli olarak sızma zeytinyağı tüketimi, kişideki depresyon düzeyinin azalmasına büyük bir etki yapmakta. Sızma zeytinyağındaki oleik asit, polifenoller ve A, D, E, K vitaminleri kalp ve beyin sağlığını güçlendiriyor, kişideki anksiyete ve kaygı bozukluğuna iyi geliyor, hafıza ve öğrenme yeteneklerini geliştiriyor. Güçlü bir doğal antidepresan olan sızma zeytinyağı, şeker metabolizmasını düzene sokuyor, yoğun stres altında çalışan kişilerde artan kortizol miktarına bağlı olarak yükselen insülin düzeyinin dengede seyretmesine yardımcı oluyor. Bununla birlikte, sızma zeytinyağı fazla bekletilmeden tüketilmesi gereken bir besin. Bu nedenle, tüketim miktarınızın üzerinde sızma zeytinyağı almamanızı ve sızma zeytinyağını fazla bekletmeden tüketmenizi tavsiye ederiz.

Sarımsak

En etkili doğal antidepresanlar listemizin ikinci sırasında sarımsak var. Depresyon ve benzeri psikolojik hastalıklarla mücadelede kişide mutluluk hissi uyandıran dopamin ve serotonin hormonlarının etkisi büyük. Vücudumuzdaki dopaminin yarısını beynimiz, yarısını da bağırsaklarımız üretiyor. Serotoninin ise yüzde 70’i bağırsaklarımızda üretiliyor. Bağırsak sağlığı için son derece gerekli ve faydalı olan probiyotikler, bağırsaklarımızda yaşayan ve dopamin ile serotonin salgılanmasına yardımcı olan maddeleri ortaya çıkartan yararlı bakterilerdir. Prebiyotikler ise bu bakterilerin hem miktarını, hem de çalışma şeklini olumlu yönde etkileyen besin ögeleridir. Prebiyotik bakımından zengin gıdaların başında gelen sarımsak, bağırsak floramızı güçlendirir ve daha fazla dopamin ve serotonin salgılanmasına katkı sağlar.

Süt veya Süt Ürünleri

Listemizin üçüncü sırasına koyduğumuz süt veya süt ürünleri protein, demir, kalsiyum, magnezyum, bakır, çinko fosfor ile A, B12, D ve E vitaminleri açısından oldukça zengin kaynaklardır. Günde 1 bardak süt veya süt ürünleri tüketerek bağırsak floranızı güçlendirebilir, vücudunuzdaki probiyotik ve dolayısıyla serotonin ve dopamin miktarını arttırabilirsiniz. Özellikle de keçi veya inek sütünden özel bir maya kullanılarak hazırlanan kefir, yüksek probiyotik özelliği nedeniyle bağırsak sağlığı için çok faydalı bir besin. Depresyon ve benzeri bir psikolojik hastalığınız varsa en etkili doğal antidepresanlar içinde yer alan kefiri günde 1 bardak tüketerek kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. Kefir tüketmek istemiyorsanız, günde 1 kase ev yapımı yoğurt tüketebilirsiniz.

Kuruyemişler

Günlük olarak almamız gereken protein, vitamin ve mineralleri yeterince alamadığımızda, depresyon ve benzeri psikolojik hastalıklara daha kolay yakalanabiliyoruz. Oysa kuruyemişler bu gibi eksiklikleri gidermemiz için büyük fırsatlar sunuyor. Özellikle de omega-3 ve magnezyum bakımından zengin kuruyemişler, vücudumuzdaki serotonin miktarının yükselmesine büyük katkı sağlıyor. En etkili doğal antidepresanlar listemizde dördüncü sıraya koyduğumuz kuruyemişler içinde en çok ceviz, fındık ve badem, omega-3 ve magnezyum bakımından zengin kuruyemişlerdir. Bu bağlamda ayrıca kabak çekirdeği, ay çekirdeği ve kaju fıstığını da değerlendirebilirsiniz.

Kuru Baklagiller

Kuru baklagillerin en önemli özelliği, glisemik indekslerinin düşük olması ve buna karşın yüksek bir doyuruculuk özelliğine sahip olmalarıdır. Bu nedenle daha çok diyet dönemlerinde tüketilen kuru baklagiller, aslında vitamin ve mineraller bakımından da zengin besinlerdir. En etkili doğal antidepresanlar listemizde beşinci sıraya koyduğumuz kuru baklagiller içinde ülkemizde en çok kuru fasulye sevilmekte. Hatta kuru fasulye için “milli yemeğimiz” benzetmesi yapılmakta. Kuru fasulyenin yanı sıra kırmızı mercimek ve nohut da ülkemizde en çok sevilen kuru baklagiller içinde yer alıyor. Bu besinleri düzenli olarak tüketerek vücudunuzun daha fazla serotonin ve dopamin salgılamasını sağlayabilirsiniz.

Ispanak 

En etkili doğal antidepresanlar listemizin altıncı sırasında ıspanak var. Vücudumuzun serotonin üretmesi için gerekli bitkisel demir ve folik asit için iyi bir kaynak olan ıspanak, aynı zamanda kalsiyum, potasyum, magnezyum, A ve C vitaminleri ve lif bakımından da zengin bir besin. Sinir sistemi için en önemli minerallerden biri olan çinkonun emilimini arttıran ıspanak, kan dolaşımının düzene girmesine ve kötü kolesterolün düşmesine de katkı sağlıyor. Haftada 2-3 öğün ıspanak tüketerek vücudunuzun vitamin ve mineral ihtiyacını karşılayabilir, sinir ve kan hücrelerinizin ihtiyaç duyduğu maddeleri sağlayarak kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.

Pırasa

Ülkemizde daha çok zeytinyağlı olarak tüketilen pırasa, en etkili doğal antidepresanlar listemizin yedinci sırasında. Lif bakımından zengin bir besin olan pırasa A, C ve K vitaminleri ile kaempferol ve folat bakımından iyi bir kaynak. Bu maddeler sayesinde kanı temizliyor, damarları güçlendiriyor, metabolizmanın düzene girmesine katkı sağlıyor. Pırasa ayrıca, sinir sistemini olumsuz etkileyen ve psikolojik hastalıkların yanı sıra bazı kalp damar hastalıklarına da yol açabilen homosistein amino asidinin kandaki miktarının düşmesine yardımcı oluyor. Depresyon ve benzeri psikolojik hastalıklara bağlı olarak şişkinlik ve kabızlık gibi şikayetleriniz varsa, pırasa tüketiminizi arttırarak bu şikayetlerinizde rahatlama sağlayabilirsiniz.

Yeşil Çay

En etkili doğal antidepresanlar listemizin sekizinci sırasında yeşil çay var. Polifenol bileşikler yönünden zengin yeşil çay, içerdiği yüksek miktarda flavonoid ve kateşin nedeniyle hem antioksidandır, hem de vücuttaki antioksidanları aktive etmek gibi bir özelliğe sahiptir. Serbest radikallere karşı doğal bir koruma kalkanı oluşturan yeşil çay, limonla birleştiğinde daha güçlü hale gelmekte. Günlük düzenli olarak limonlu yeşil çay tüketerek vücudunuzda antioksidan miktarını ve demir emilimini arttırabilir, metabolizmanızın düzene girmesine katkı sağlayabilirsiniz. Fakat herhangi bir antidepresan ilaç kullanıyorsanız, ilacınızın yeşil çayla olumsuz bir etkileşime girip girmeyeceğini mutlaka hekiminize danışmalısınız.

Editörün Tavsiyesi: Doğadan Limon Aromalı Bardak Poşet Yeşil Çay

Poşet çaylar, özellikle de bitki çayları söz konusu olduğunda temel tüketim şeklimiz haline geldi. Dökme çaylardan farklı olarak poşet çaylar, sunduğu hızlı ve pratik çözümler sayesinde iş yükümüzü azaltıyor, çayı tüketmemizi kolaylaştırıyor. Limonlu yeşil çay için Doğadan limon aromalı bardak poşet çay iyi bir seçim olabilir. Türkiye’nin ilk poşet çay markası olan Doğadan, 40 yıldan uzun bir süredir siyah çay ile bitki ve meyve çayı tüketimimize olumlu bir katkı sağlıyor. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünlerle ofisinizde hızlı ve kolay bir şekilde lezzetli bir limonlu yeşil çay hazırlayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler