Bizi Takip Edin

Lifestyle

İyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

İyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları Ofix Blog'da...

Nescafenin aslında köpüklü bir içecek olduğunu söylesek, belki birçoğunuz şaka yapıyoruz zanneder. Oysa hakikat budur efendim, nescafe köpüklü bir içecektir. Nescafe hazırlarken çoğu zaman gereken özen gösterilmediği için bu köpükler oluşmuyor. Nescafe hazırlamak belki birçok kişi için nescafe ile sıcak suyu karıştırmaktan ibaret olsa da iyi bir nescafe hazırlamanın bazı püf noktaları var. Bunlara uygun şekilde hazırlayacağınız nescafeler, kahve keyfinizi arttıracaktır. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, iyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Önce suyu değil, nescafeyi koymalısınız.

Nescafe hazırlarken yapılan hataların başında, bardağa önce su koyup ardından nescafeyi eklemek geliyor. Oysa önce suyu değil de nescafeyi koyar ve suyla iyi karıştırırsanız, nescafe daha iyi çözünür. Sıcak suyun üzerine koyacağınız nescafeyi ne kadar fazla karıştırırsanız karıştırın, nescafenin tam olarak çözünmesini sağlayamazsınız. Çözünmeden kalacak kahve parçacıkları bardağın üzerine çıkıp kahve keyfinizi bozacaktır. Bu nedenle, iyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları içinde bardağınıza önce suyu değil, nescafeyi koymaya dikkat etmelisiniz.

Nescafe miktarını doğru ayarlamalısınız.

Nescafenin hangi miktarlarda tüketileceği damak zevkiyle yakından ilişkili. Fakat, bir bardak için 2 çay kaşığı veya 1 tatlı kaşığının üzerindeki kullanımlardan kaçınmanızda yarar var. Özellikle de uykusuzluk veya yorgunluk şikayeti olan kullanıcılar, yoğun ve fazla miktarda nescafe tüketerek kendilerini daha enerjik hissedebilmekte. Ne var ki, nescafenin bu şekilde tüketilmesi nescafeden tat almayı zorlaştırıyor. Ve metabolizmayı gereğinden fazla hızlandırarak tansiyon, çarpıntı gibi şikayetlere yol açabiliyor. Bu yüzden, iyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları içinde nescafe miktarını doğru ayarlamalısınız.

Musluk suyu değil, içme suyu kullanmalısınız.

Musluk sularının her ne kadar sağlıklı ve içime uygun olduğu söylense de içme suları, özellikle de doğal kaynak suları her zaman için ilk önceliğiniz olmalı. Nitekim, musluk sularının temizliğinde kullanılan maddeler suyun kokusunu ve lezzetini bozmakta. Bol klorlu ve kireçli musluk suyu kullanarak lezzetli bir nescafe hazırlayamazsınız. Dolayısıyla, iyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları içinde nescafenizde musluk suyu değil, içme suyu kullanmalısınız. Doğal kaynak suları içinse, tüketim miktarınıza uygun ölçüde sipariş vermenizi ve suları fazla bekletmeden tüketmenizi tavsiye ederiz.

Suyun sıcaklığına dikkat etmelisiniz.

Nescafe hazırlarken en sık yapılan hatalardan biri de kaynar suyu nescafenin üzerine boca etmektir. Nescafenin tadını bozan bu durum, bardak veya fincanlarda çatlamalara da yol açabiliyor. İyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları içinde nescafenizi kaynar suyla değil, kaynayıp biraz bekleyen suyla yapmanızı tavsiye ederiz. Kaynayan suyu nescafe için ideal sıcaklık olan 80-90 derece aralığına getirmek için 1 dakika kadar bekletmeniz yeterli. Bu sıcaklıktaki sularda kahve parçacıkları daha iyi çözünür ve kahvenizde acımsı bir tat oluşmaz.

Sıcak suyu bardağa yavaşça dökmelisiniz.

İyi bir nescafe için suyun doğru sıcaklıkta olması yeterli değil. Suyu yavaşça ve nescafeyle iyice karıştırarak dökmelisiniz. Karıştırma hızınız ne çok yavaş, ne de çok hızlı olmalı. Doğru hızı deneme yanılma yöntemiyle bulabilirsiniz. Nescafeyi iyi karıştırırsanız, daha iyi çözünmesini ve kahve keyfinizi arttıracak köpüklerin oluşmasını sağlayabilirsiniz.

Coffee-Mate miktarını abartmamalısınız.

Nescafe severlerin yakından tanıdığı Coffee-Mate, kahvesini sütlü olarak içmeyi tercih edenlerin aynı tadı yakalamak için kullandığı pratik bir ürün. Fakat sanılanın aksine, Coffee-Mate süt tozu değildir, bitkisel içerikli bir kremadır. Coffee-Mate miktarını abartırsanız, sütlü nescafe tadı almaktan çok kremalı çikolata tadı alırsınız. Coffee-Mate’le iyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları için ideal ölçü, 1 tatlı kaşığı nescafeye karşı 2 tatlı kaşığı Coffee-Mate şeklindedir. Nescafenizi eğer tatlandırmak istiyorsanız, Coffee-Mate miktarını arttırmak yerine şeker kullanabilirsiniz. Fakat şeker miktarı için de abartıya kaçmamanızı tavsiye ederiz.

Coffee-Mate’i sıcak suyun ardından eklemelisiniz.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Coffee-Mate süt tozu değil, özel bir kahve kremasıdır. Coffee-Mate’i eğer nescafenizle birlikte bardağa koyup ardından sıcak su eklerseniz, kremanın aroması kahvenizin aromasını bastıracaktır. Nescafenin çözünmesi için iyi karıştırılması gerekirken, Coffee-Mate için bu durum geçerli değil. Coffee-Mate’i sıcak suyun ardından ekleyip birkaç kez karıştırmanız yeterli. Bu sayede nescafenin aroması ile kremanın aroması birbirini bastırmadan lezzetli bir kahve hazırlayabilirsiniz.

Süt için ölçünüz yarı yarıya olmalı.

Kahve severler bazen kahve kreması yerine süt kullanmayı tercih edebiliyorlar. Eğer kahve kreması yerine süt kullanacaksanız, ölçünüz yarım bardak su ile yarım bardak süt şeklinde olmalı. Süt miktarını fazla tutarsanız, nescafenin tadını alamazsınız. Sütün sıcaklığı ve kullanım şekli için de yine, suda olduğu gibi dikkatli olmalısınız. Sütünüz eğer soğuk, suyunuz sıcak olursa lezzetli bir nescafe elde edemezsiniz. Sütlü nescafe severler için sütün ve suyun aynı sıcaklıkta olması, iyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları arasındadır. Fakat önce sütü mü yoksa suyu mu koyacağınızın önemi yok. Önemli olan, lezzetli bir karışım elde edebilmek için her şeyi ölçüsünde ve doğru şekilde kullanabilmek.

Ofis dostu Nescafe ürünleri Ofix’te!

İyi bir nescafe hazırlamanın püf noktaları hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre içinde üç ürünü kısaca tanıtacağız. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Nescafe Gold

Listemizin ilk sırasında, Nescafe Gold kahve poşet 200 gram var. 1 tatlı kaşığı yalnızca 2 kalori. Bu miktarın içinde 0.1 mg karbonhidrat ve 0.2 mg protein var. Fakat bu ürünler, normal hazır kahveye oranla daha yüksek düzeyde kafein içermekte. 

Nescafe Classic

Listemizin ikinci sırasında, Nescafe Classic kahve poşet 200 gram var. Çekilmiş kahve çekirdeklerinin suyun yardımıyla filtre edilmesiyle demlenen bu ürünlerde, hiçbir katkı maddesi yok. Dilediğiniz her ortamda bu ürünleri hızlı ve kolay bir şekilde içime hazır hale getirebilir, keyifle yudumlayabilirsiniz. 

Nescafe 2’si 1 Arada

Listemizin üçüncü sırasında ise Nescafe 2’si 1 arada 11 gram var. Paket içi miktarı 48 adet olan bu ürünler, ofiste lezzetli bir kahvenin en kolay ve pratik yolunu sunuyor. Üstelik, içinde şeker barındırmaması da şeker kullanmayı tercih etmeyen tüketiciler için önemli bir nokta. 48’li ekonomik paketle bu ürünleri uygun fiyat avantajıyla sipariş verebilir, ofiste kendiniz ve misafirleriniz için güzel bir kahve keyfi yaşayabilirsiniz. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Nescafe ürünlerini  inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Elif Ak

    26 Ağustos 2023 saat 05:40

    Yazın buzlu ve soğuk nescafenin yerini hiç birşey tutmaz

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler