Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste kağıt israfını önlemek için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste kağıt israfını önleme yolları Ofix Blog'da...

Malumunuz, kurdaki son dalgalanmalardan en fazla etkilenen ürünlerin başında kağıt ürünleri geliyor. Ofislerin en çok ihtiyaç duyduğu ürünlerden biri olan fotokopi kağıtları, aynı zamanda da ofislerde en fazla israf edilen ürünlerden biri. Ofis bütçesinde tasarruf yapmak ve ofis giderlerini azaltmak için işe ilk önce kağıt israfını önlemekten başlamak doğru bir adım olacaktır. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste kağıt israfını önleme yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Belgelerinizi dijitalleştirmelisiniz.

İçinde yaşadığımız teknoloji çağı, belge yönetimi konusunda pek çok alternatif sunuyor. Dijital dönüşüm sayesinde teknolojiye ayak uyduran işletmeler, gereksiz zaman ve emek kaybının önüne geçmekte ve işletme giderlerinde ciddi oranda tasarruf sağlamakta. Ofisinizde dijital dönüşüm sağlar ve dijital belge kullanımına gereken özeni gösterirseniz, hem kağıt tasarrufu konusunda, hem de istediğiniz belgelere hızlıca ulaşmak konusunda büyük başarılar kaydedebilirsiniz. Ofisinizde oluşturacağınız dijital arşivler ve bulut depolama servisleri, nerede olursanız olun bu belgelere online olarak ulaşmanızı sağlayacaktır. Bu nedenlerle, ofiste kağıt israfını önleme yolları listemizin ilk sırasına belgelerin dijitalleştirilmesini koyuyoruz.

Zorunlu olmadıkça çıktı almamalısınız.

Ofiste kağıt israfının en önemli nedenleri arasında gereksiz çıktılar ilk sıralarda yer alıyor. Çoğu zaman iş takibini kolaylaştırdığı düşüncesiyle alınan gereksiz çıktılar, ofis harcamaları içinde büyük masraflara yol açmakta. Ofiste yalnızca kağıt israfına değil, aynı zamanda kartuş ve toner israfına da yol açan gereksiz çıktılar, geri dönüşüme kazandırılmadığı zaman ülke ekonomisi açısından da büyük bir kayıp. Ofiste kağıt israfını önleme yolları içinde gereksiz çıktı almamak konusunda tüm çalışanların bilinçlendirilmesi çok önemli. Hatta işi sıkı tutup, şirket anayasanıza hangi durumlarda çıktı alınabileceğine dair maddeler ekleyebilir, konuyu takip etmesi için ilgili kişilere yetki verebilirsiniz. Ve tabii, dijital ortamlarda belge kullanımı ve yönetimi konusunda personel eğitimlerini de sıkı tutmalısınız. Bu gibi eğitimler, basit bir davranış tarzı değişikliğiyle büyük farklılıklar yaratabilmekte.

Fotokopi makinesi ve yazıcılara erişimi sınırlandırmalısınız.

Ofiste kağıt israfını önleme yolları içinde en etkili olanlarından biri de fotokopi makinesi ve yazıcıları kullanma yetkisinin yalnızca belli kişilerde olmasıdır. Eğer kalabalık bir ofisiniz varsa ve üstelik her odada ya da masada bir yazıcı varsa, kağıt israfının yanı sıra kartuş ve toner israfıyla da baş etmek hakikaten çok güç olacaktır. Bu gibi ortamlarda yalnızca iş için değil, aynı zamanda özel amaçlarla da çıktı almak maalesef sık rastlanan bir durum. Gün içinde gereksiz çıktılarla ilgili yapılan uyarılar çoğu zaman yetersiz kaldığı gibi, bazen tartışmalara da sebebiyet verebiliyor. Bu gibi durumların önüne geçmek için, ofiste bir baskı odası yaratmak ve fotokopi makinesi ile yazıcı kullanma yetkisini belli kişilere vermek etkin bir çözüm olacaktır.

Çıktı almadan önce belgenizi iyice kontrol etmelisiniz.

Ofislerde kağıt israfının en önemli nedenlerinden biri de çıktı alınması gereken belgelerin yeterince kontrol edilmeksizin yazıcıya gönderilmesi. Bu konuda özellikle de kağıt tüketimi fazla olan muhasebe, pazarlama, hukuk ve insan kaynakları departmanlarının çok daha dikkatli olması gerekmekte. Üstelik, belge üzerinde basit bir şerit düzeltici ile sağlanabilecek düzeltme için çıktının yeniden alınması gibi durumlar kağıt israfını arttırmakta. Oysa piyasada, kuruma süresi gerektirmeyen, mükemmel kapatıcılık özelliğine sahip ve tüm kağıt türlerinde kullanılabilecek birbirinden güzel şerit düzelticiler bulmak mümkün. Ofiste kağıt israfını önleme yolları içinde ilgili departmanları, çıktı almadan önce belgelerin tüm kontrollerini yapmaları ve basit hataları şerit düzelticilerle düzeltmeleri konusunda bilinçlendirebilirsiniz.

Çıktı alırken kağıdın iki tarafını da kullanmalısınız.

Ofisinizde iyi bir fotokopi makinesi veya yazıcı kullanıyorsanız, çift taraflı yazdırma özelliği mutlaka vardır. Tek taraflı çıktılar, ofiste hem kağıt israfını arttırır, hem de arşivlerde daha fazla yer tutar ve gereksiz bir ağırlık yaratır. Ofiste kağıt israfını önleme yolları içinde çıktı almanız gereken durumlarda, kağıdın mutlaka her iki tarafını da kullanmalısınız. Kağıt gramajı olarak en az 80 gram ve üzeri fotokopi kağıtları, çift taraflı kullanımlar için uygun özelliktedir. Daha düşük gramajda kağıt kullanmak, kağıdın arkasında istenmeyen görüntülerin oluşmasına ve toplamda daha fazla masraf çıkmasına yol açar. Çıktı alırken kağıdın her iki yüzünü de kullanırsanız, kağıt masrafınız yarı yarıya düşecektir. Çıktı aldığınız cihazın çift taraflı baskı özelliği yoksa, biraz zahmete katlanıp diğer yüze baskı yapmak için ellerinizi kullanabilirsiniz.

Tek taraflı çıktılarınızın diğer yüzünü tekrar kullanmalısınız.

Ofiste aldığımız çıktılar normal şartlar altında işle ilgili olup herhangi bir gizlilik taşımaz. İstisnai durumlar dışında, tek taraflı çıktı almışsanız işi biten belgelerin diğer yüzünü kullanmalı veya baskı odasında tekrar kullanıma kazandırmalısınız. Gelişmiş özelliklere sahip fotokopi makinelerinde normal kağıt koyma yerlerinin yanında, bypass denilen özel kısımlar bulunmakta. İşi biten tek taraflı çıktıları fotokopi makinenizin bypass ünitesine yerleştirirseniz tekrar kullanımını sağlayabilirsiniz. Bu tür bir farkındalık, ofiste kağıt masrafınızı azaltmanıza ciddi bir katkı sağlayacaktır.

Toplantı notlarınızı ve sunumlarınızı dijital olarak paylaşmalısınız.

Ofiste kağıt israfının en önemli nedenlerinden biri de toplantı notları ve sunumların dijital olarak paylaşılmamasıdır. İş hayatının ayrılmaz bir parçası olan toplantılara notebookunuzla girerseniz, not almak istediğinizde teknolojinin imkanlarından yararlanabilirsiniz. Toplantı sonuçları için de kağıt kullanmaya gerek yok aslında. Katılımcılardan biri, toplantı sonuçlarını ve alınan kararları diğer katılımcılara e-posta yoluyla gönderebilir. Aynı şekilde, hazırladığınız sunumların çıktısını alıp katılımcılara dağıtmak yerine, sunum dosyanızı PDF formatına dönüştürüp katılımcılara e-postayla yollayabilirsiniz. Bu gibi basit önlemler, ofiste kağıt israfını önleme yolları içinde hem çok basit, hem de oldukça etkili yöntemlerdir.

Ortak alanlara geri dönüşüm kutuları yerleştirmelisiniz.

Ofiste kağıt israfı yalnızca kağıt kullanımı sırasında değil, aynı zamanda işi biten belgelerin atılması sürecinde de yaşanmakta. Her iki yüzü de kullanılmış ve arşivlik değeri bulunmayan belgeleri çöpe atmak yerine geri dönüşüm kutuları sayesinde ayrıştırarak ülke ekonomisine kazandırabilirsiniz. Bu sayede pek çok ağacın hayatını kurtarabilir, daha temiz bir çevre için yapılan çalışmalara destek olabilirsiniz. Ofisinizi yeşil ofis haline getirecek bu gibi basit önlemler, ekolojik ayak izinin azaltılmasına büyük katkı sağlayacaktır. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Sıfır Atık Kutuları

    24 Kasım 2020 saat 16:04

    Sıfır atık projesi kapsamında sıfır atık geri dönüşüm kutuları hakkında web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler