Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Robert Metcalfe: Etherneti yaratan mucit…

Yayınlandı

tarihinde

Robert Metcalfe ve ethernetin icadı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

1973 yılında Robert Metcalfe tarafından icat edilen ethernet, bilgisayar ağları tarihinde en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmekte. Aynı ağ üzerindeki tüm bilgisayarları tek bir kabloyla birbirine bağlamayı mümkün kılan ethernet, kablolama süreçlerini son derece basit hale getirdi ve ağ üzerindeki veri akışını hızlandırdı. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayelerine bu hafta, Robert Metcalfe ve ethernetin icadı ile devam ediyoruz. 

Kısaca Robert Metcalfe

Robert Metcalfe, 7 Nisan 1946 tarihinde ABD’nin New York kentine bağlı Brooklyn bölgesinde dünyaya geldi. Babası jiroskop test teknisyeni, annesi ev kadınıydı. 1968 yılında Bay Shore High School’dan mezun olan Robert Metcalfe, Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) elektrik mühendisliği ve endüstri yönetimi okudu. Lisansüstü eğitim için Harvard’a gitti ve yüksek lisansını uygulamalı matematik, doktorasını bilgisayar bilimi alanında yaptı.

1970’li yıllar, teknoloji alanında Ar-Ge çalışmalarının önem kazandığı ve teknoloji yatırımlarına büyük kaynaklar ayrılmaya başlandığı yıllardı. Soğuk Savaş koşulları altında teknolojik üstünlüğü ele geçirmek için ABD, Savunma Bakanlığı’na bağlı ARPA (Advanced Research Projects Agency, Gelişmiş Araştırma Projeleri Dairesi) aracılığıyla bu çalışmalara destek sağlıyordu. Dönemin en önemli çalışmalarından biri olan ARPAnet projesinde Harvard’ın çok önemli bir yeri vardı. Fakat Robert Metcalfe, doktorasını yaparken ARPAnet projesinde yer almak istemedi, lisans eğitimini tamamladığı MIT’nin Project MAC çalışmasına katıldı.

1963 yılında MIT’nin geliştirmeye başladığı Project MAC (Project Mathematics and Computation, Matematik ve Hesaplama Projesi), bilgisayarların çevrimiçi kullanımını sağlamaya ve geliştirmeye dönük bir mühendislik projesiydi. Gerek bireysel kullanıcıların, gerekse kurumsal yapıların birbirleriyle çevrimiçi iletişim kurmaları için yeni yöntemler geliştiren Project MAC, insanlar ile bilgisayarlar arasındaki etkileşimi arttırmayı ve her iki tarafın da yeteneklerini geliştirmeyi amaçlamıştı. Projede bireysel ihtiyaçlara karşılık vermenin yanı sıra, bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çok erişimli bir bilgisayar ağının evrimsel gelişiminin sağlanması temel hedeflerden biriydi.

Project MAC’ta Robert Metcalfe, MIT’nin mini bilgisayarlarının birbirine bağlanmasını sağlayacak donanımların geliştirilmesinden sorumluydu. Proje kapsamında MIT’nin bilgisayarlarını birbirine bağlamayı mümkün kılan donanım geliştirmeyi başaran Robert Metcalfe, bu çalışmasını doktora tezi haline getirdi. Ne var ki, tezi kabul edilmedi ve üzerinde çalışması istendi. Bunun üzerine, çalışmalarını dönemin en önemli Ar-Ge merkezlerinden biri olan Xerox PARC’ta (Palo Alto Research Centre, Palo Alto Araştırma Merkezi) sürdürmeye başladı.

Xerox PARC ve Robert Metcalfe

1973 yılında Robert Metcalfe, Xerox PARC’ta bir sorunla karşılaştı. Merkezde kullanılan bilgisayarların sayısı arttıkça MIT’de geliştirdiği donanım yetersiz kalıyordu. Üstelik bu donanım, uzak mesafedeki bilgisayarların birbirine veya herhangi bir donanıma bağlanmasını sağlayamıyordu. Nitekim Xerox firması, dünyanın ilk lazer yazıcısını 1971 yılında icat etmişti, ancak bu yazıcı Xerox PARC’ta koridorun sonundaki odada bulunuyor, çıktı almak için bu odada olmak gerekiyordu. Merkezdeki tüm bilgisayarlardan kablo çekilerek yazıcıya bağlanılması hem fiziksel açıdan, hem de maliyet bakımından oldukça güçtü. Kablo sistemindeki küçük bir arıza, tüm sistemin kopmasına yol açabiliyordu.

Bu sorun karşısında Robert Metcalfe, hem uzak mesafelerdeki bilgisayarların, hem de farklı donanımların birbirine bağlanmasını sağlayacak yeni bir yöntem arayışına girdi. Bu dönemde tanıştığı ALOHAnet radyo ağı, sorunu çözmesi için önemli bir ilham kaynağı oldu. Hawaii Üniversitesi tarafından geliştirilen ALOHAnet radyo ağı, yalnızca bir bilgisayarın bir başka bilgisayarla iletişim kurmasını sağlayan benzeri birçok ağdan farklı olarak, ağa giriş yapan tüm bilgisayarların birbirleriyle diledikleri zaman iletişim kurmalarını sağlamaktaydı. Üstelik, bir bilgisayarla aynı anda birden fazla bilgisayar iletişim kurmaya çalıştığında bilgisayarlar otomatik olarak iletişim kurmayı bırakıp kısa süre sonra tekrar deneyebiliyordu.

ALOHAnet radyo ağı, Robert Metcalfe için çok önemli bir sorunun çözümünü içinde barındırıyordu. Çünkü aynı özelliklere sahip bir kablolu ağ oluşturabilirse yalnızca uzak mesafedeki bilgisayarların değil, aynı zamanda donanımların da birbirine bağlanabilmesi mümkündü. Bu dönemde Xerox PARC’ta tanıştığı David Biggs’le birlikte kablolu ağ geliştirmeye dönük çalışmalarına hız veren Robert Metcalfe, aynı ağ üzerindeki tüm bilgisayarları tek bir kabloyla birbirine bağlamayı mümkün kılan etherneti icat etti.

Robert Metcalfe ve Ethernetin İcadı

Etherneti kısaca, yerel ağlar (Local Area Network, LAN) için kullanılan bir bilgisayar ağı teknolojisi olarak tanımlamak mümkün. Sözcüğün kökeni, Yunanca ether (aether) sözcüğünden gelmekte. Eski çağlardan beri maddenin özü olduğuna inanılan etherin tüm evreni doldurduğu düşünülmüş. Bu bağlamda ethernet, aynı ağ içindeki tüm bilgisayarların iletişim kurmasını sağlayan bir teknolojiyi ifade etmekte.

Robert Metcalfe’ın 22 Mayıs 1973 tarihinde icat ettiği ethernet, başlarda 3 Mbps gibi çok düşük bir hızla çalışıyordu. Fakat bununla birlikte, bilgisayar ağları ve internet teknolojilerinin gelişiminde çok önemli bir dönüm noktasıydı. Çünkü ethernet, aynı ağ üzerindeki tüm bilgisayarları tek bir kabloyla birbirine bağlamayı başarmış, kablolama sürecini son derece basit hale getirmişti. Ethernetle birlikte katılımcı istasyonlar veri paketlerini birbirlerine iletirken çarpışma yaşasalar da yeniden iletimlerle sorun çözülebiliyordu. Ethernetle kurulan yerel ağın ileride çok büyük fırsatlar sunabileceğini anlayan Xerox, 1975 yılında ethernetin patentini aldı ve bu teknolojiyi geliştirmek için Intel’le birlikte çalışmaya başladı. 1979 yılında Robert Metcalfe, Xerox’tan ayrılarak 3Com şirketini kurup ethernet teknolojisine dayalı yeni ürünler üzerinde çalışmaya başladı.

1980’li yıllarda ethernet, yeni bir endüstrinin doğmasını sağladı. 1980 yılında piyasaya sunulan Ethernet 1 bu gelişmelerin habercisiydi. 1983 yılında IEEE 802.3 olarak standart hale getirilen ethernet, daha uzak mesafelerdeki cihazları daha hızlı şekilde birbirine bağlayacak şekilde geliştirildi. 1990’lı yıllarda ethernetin elde ettiği başarılar, FDDI veya ARCNET gibi benzer kablolu ağların piyasa gücünü kaybetmesine yol açtı ve pazar üstünlüğü ethernete geçti. 1999 yılında 3Com’un değeri 5.7 milyar dolara çıktı. 2010 yılında şirket, HP tarafından satın alındı. Günümüzde internete bağlanma konusunda kablosuz ağlar daha fazla tercih edilse de özellikle yerel ağlar konusunda ethernet önemini korumaya devam ediyor.

Ofis dostu network ürünleri Ofix’te!

Robert Metcalfe ve ethernetin icadı konusunu ele aldığımız bu yazımızı bitirirken, online ofis marketiniz Ofix’te yer alan ürünlerimizi inceleminizi tavsiye ederiz. Bunun için modem ve network ürünleri kategorimize göz atabilirsiniz. Ayrıca sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyeliğimizi inceleyebilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler