Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dostu Tükenmez Kalemler

Yayınlandı

tarihinde

Tükenmez kalemler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofiste en sık kullandığımız yazı araç ve gereçlerinin başında şüphesiz ki tükenmez kalemler geliyor. Yazı, çizim ve işaretleme ihtiyaçlarımıza kolay ve ekonomik çözümler üreten kalem türleri arasında tükenmez kalemler, ofis masa ve çekmecelerimizin olmazsa olmazları arasında. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofis dostu tükenmez kalemleri tanıtacağız ve tükenmez kalem alışverişlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaşacağız.

Tükenmez kalemin bulunuş hikayesini biliyor musunuz?

Tükenmez kalemler, özel bir boru içindeki koyu kıvamlı mürekkebi bilye aracılığıyla yüzeye aktaran kalemlerdir. Çalışma prensibi, yüzeyde hareket eden bilyenin mürekkebi aktarmasına dayanır. Bu kalemlerin ortaya çıkışında ilk adım, 1888 yılında ABD’de deri tabakçısı John Loud tarafından hayvan derilerini işaretlemek için geliştirilen mürekkepli kalemlerle atıldı. Fakat bu kalemler, hayvan derilerinde başarılı sonuçlar verse de diğer yüzeylerde dağılma yapıyordu. İcadının patentini alan Loud, bu kalemlerin seri üretimini yapmayı düşünmedi.

19. yüzyılın sonlarında bu kalemleri geliştirmek için çok emek sarf edildi. Loud‘un kalemleri güzel bir buluş olsa da kullanışlı değildi. Çünkü bu kalemler, sürekli dolum gerektiriyor, sızdırma yapıyor ve elde oldukça hantal duruyordu. Yapılan çalışmalar, daha akışkan bir mürekkeple kullanılabilen, sızdırma yapmayan ve taşınabilir bir kalem üzerine yoğunlaşmıştı. Tükenmez kalemin tarihçesinde 1935 yılı, bu bağlamda çok önemli bir dönüm noktası oldu. Macaristan’da bir gazetede editör olan Ladislao Biro ve kardeşi Georg Biro, tükenmez kalemler ile ilgili çok başarılı bir çalışmaya imza attılar.

Ladislao Biro aslında, dolma kaleme alternatif olabilecek ucuz ve kullanışlı bir yazı aracı bulmak istiyordu. Çalıştığı gazetenin matbaasında, gazete basımı için kullanılan mürekkebin çabuk kuruduğunu gördü ve bunu dolma kalemlerde de kullanabileceğini düşündü. Kimyager kardeşi Georg Biro’yla birlikte, kalemin ucuna basit bir bilye koydular ve kağıt üzerinde oluşan hareketle bilyenin dönerek mürekkebi kontrollü bir şekilde kağıda aktardığını gördüler.

Biro Kardeşler‘in geliştirdiği bu kalemler, dolma kalemlere oranla ucuz ve kullanışlı bir yazı aracının doğuşunu sağladı. Üstelik, bu kalemlerle daha yumuşak bir yazı deneyimi mümkün olmaktaydı. Kalemlere “tükenmez” isminin konulmasının nedeni ise çizgi uzunluğunun yaklaşık 2 kilometreyi bulmasıydı. O günden bu güne bu kalemleri, tükenmez kalemler olarak adlandırıyoruz. 

İlk tükenmez kalem fabrikası Arjantin’de kuruldu.

Tükenmez kalemler için seri üretimin başlaması, 1941 yılında Biro Kardeşler’in Macaristan’daki Nazi katliamlarından kaçarak geldikleri Arjantin’de Devlet Başkanı Agustin Pedro Justo’nun desteğiyle gerçekleşti. Biro Kardeşler’in geliştirdiği kalemi çok beğenen Justo, ilk tükenmez kalem fabrikasının Arjantin’de kurulmasını sağladı. Biro Kardeşler tarafından Birome ismiyle patenti alınarak üretimi yapılan ve halka tanıtılan tükenmez kalemler, kısa sürede büyük bir ilgi gördü. Üstelik, ürünü daha da geliştirerek yağmur altında bile bu kalemlerin kullanılabileceğini gösterdiler.

1940’lı yıllarda tükenmez kalemler, Arjantin’den ABD pazarına yayılmaya başladı. Arjantin’de gördüğü ve çok beğendiği bu ürünleri ABD pazarına taşıyan kişi, Milton Reynolds isimli Chicagolu bir girişimci oldu. Bu dönemde tükenmez kalemler, Amerikan Hava Kuvvetleri’nin temel yazı aracı haline geldi. Çünkü, yerden 3 bin metre kadar yükseklikte diğer tüm mürekkepli kalemlerde sızıntı oluşuyor, tükenmez kalemler ise sızıntı yapmıyordu.

Bununla birlikte Biro Kardeşler, kısa sürede artan taleple baş edemedi ve Marcel Bich’e ait Fransız şirketi Bic‘e Birome tükenmez kalemlerinin imalat haklarını sattılar. Tükenmez kalem piyasasına Bic’in yaptığı en önemli katkılardan biri, kalemi sekiz parçaya ayırarak üretim maliyetini büyük oranda düşürmeyi başarmasıydı. Üstelik, kalem tutuşunu kolaylaştırdı ve mürekkep miktarını gösteren faset gövde kullandı. Günümüzde de faaliyetlerini sürdüren Bic, bugün dünyanın en büyük kalem üreticilerinden biri. Sektördeki en büyük rakipleri ise Faber-Castell ve Paper Mate.

Tükenmez kalemlerin kapaklarında niçin delik bulunur?

Mutlaka dikkatinizi çekmiştir, pek çok tükenmez kalem çeşidinin kapağında delik bulunmakta. Bu deliğin mürekkep basıncını korumak veya kapağı takıp çıkartmayı kolaylaştırmak için konulduğu düşünülse de esas neden bambaşka. Biro Kardeşler‘in fabrikasını satın alarak tükenmez kalem imalatını çok daha yüksek düzeye taşıyan Bic, ürünlerin kapaklarının yanlışlıkla yutulması sonucu oluşan boğulma riskini azaltmak için böyle bir çözüm geliştirdi. Tükenmez kalemlerin kapaklarındaki delik, yutma vakıalarında hava geçişinin kesilmemesi için düşünülmüş bir çözüm aslında. Günümüzde bile pek çok üretici firma, kapaklarında hava deliği bulundurmakta.

Tükenmez kalem alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Tükenmez kalemler, farklı renk ve uç kalınlıklarıyla birbirlerinden ayrılıyor. Nasıl bir tükenmez kalem alacağınıza karar verirken, öncelikle istediğiniz renk ve uç kalınlığını belirlemeniz gerekir. En sık tercih edilen renkler mavi, kırmızı ve siyah renkleri. Bu renklerdeki tükenmez kalemleri hemen her yazı deneyiminizde tercih edebilirsiniz. Diğer renklerdeki tükenmez kalemler ise özel veya kişisel notlar için daha uygun. Ofislerde en çok mavi, kırmızı ve siyah renkleri tercih edilirken, öğrenciler arasında tükenmez kalemler konusunda daha canlı ve parlak renklerin tercih edildiğini söyleyebiliriz.

Renklerde olduğu gibi, tükenmez kalemlerde uç kalınlığı konusunda da değişik alternatifler mevcut. Tükenmez kalemler için uç kalınlığı konusunda kararınızı verirken, bu ürünleri nerede hangi amaçla kullanmak istediğinizi netleştirmeniz gerekir. Eğer basit notlar içinse ve hızlı not almanız gerekiyorsa, fazla kalın uçlar tercih etmemelisiniz. Kalın uçlu tükenmez kalemler, yazının görüntüsünü daha dolgun kılsa da hızlı not almayı zorlaştırır. Ofiste kullanmak için 0.7 ile 1.0 mm arasındaki uç kalınlıkları idealdir.

Renk ve uç kalınlığına karar verdikten sonra, tükenmez kalemlerin mürekkep kalitesine de dikkat etmelisiniz. Yüzeylerde kesintisiz çizgi çizme özelliğine sahip olmayan mürekkepler, güzel bir yazı deneyimi sunmuyor. Kaliteli mürekkepler içinse kaliteli markaları tercih edebilirsiniz. Ofix.com‘da tükenmez kalemler için marka tercihlerinde ilk üçte Faber-Castell, Paper Mate ve Pensan var.

Ofis dostu tükenmez kalemler Ofix’te!

Başta da belirttiğimiz gibi tükenmez kalemler, ofiste en sık kullandığımız yazı araç ve gereçlerinin başında geliyor. Ucuz ve pratik oluşları, güzel bir yazı deneyimi sunmaları, masa ve çekmecelerde güzel bir görüntü oluşturmaları, fiziksel etkilere karşı dayanıklı olmaları gibi nedenlerden dolayı bu ürünler, en sık sipariş verilen ofis kırtasiye ürünleri arasında.

Yazımızın bu kısmında, online ofis marketiniz Ofix’in  verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği ilk beş tükenmez kalemi tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yaralanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Faber-Castell 1440 Tükenmez Kalemler

Listemizin ilk sırasında, Faber-Castell 1440 tükenmez kalemler var. Bir tükenmez kalem klasiği olan bu ürünleri hemen her ofiste görebilirsiniz. 250 yıldan uzun bir geçmişi olan Faber-Castell‘in dünya genelinde 23 ülkeye yayılan 14 üretim tesisinde imalatı yapılan bu ürünler, ülkemizde büyük ilgi görüyor. 0.8 mm uç kalınlığına ve nikel gümüş uca sahip bu tükenmez kalemler, ergonomik tutuş özellikleri sayesinde eli yormadan kolay yazım olanağı sunuyor. Yüksek kaliteli mürekkebi, kesintisiz yazı deneyimi sağlıyor. Ortalama yazım uzunluğu 3 kilometreyi bulmakta. Havalandırmalı kapak sistemi ise kalemin en güzel şekilde muhafazasını sağlıyor. 

Faber-Castell 1425 Tükenmez Kalemler

Yine bir Faber-Castell klasiği olan 1425 tükenmez kalemler, iğne uçlu tükenmez kalemler olarak da bilinmekte. 0.7 mm uç kalınlığına sahip bu tükenmez kalemler içindeki mürekkep de yine Faber-Castell kalitesine sahip. 

Paper Mate Inkjoy 100 Tükenmez Kalemler

Listemizin üçüncü sırasında, Paper Mate Inkjoy 100 tükenmez kalemleri var. Yazı araç ve gereçleri alanında dünya lideri Newell Rubbermaid grubunun bir markası olan Paper Mate, 70 yıldan uzun bir süredir sektördeki güçlü konumunu koruyor. Logosundaki iki küçük kalp, Paper ve Mate firmalarının birleşmesini temsil etmekte. Paper Mate denildiğinde akla çoğu zaman roller kalemler gelse de tükenmez kalemleri de oldukça başarılı. Dayanıklı uç yapısı, yumuşak yazım hissi veriyor ve yazılara dolgun bir görüntü kazandırıyor. Renk tercihinde ise mavi öne çıkmakta. 

Pensan Triball 1003 Tükenmez Kalemler

Listemizin dördüncü sırasında, bir Türk markası olan Pensan‘ın Triball 1003 tükenmez kalemleri var. 1994 yılında kurulan Pensan, Türkiye’de tükenmez kalem piyasasında yüzde 30’un üzerinde bir paya sahip. Aynı zamanda da 60’a yakın ülkeye ihracat yapan Pensan‘ın oldukça geniş bir ürün yelpazesi var. Sitemizde en fazla sipariş verilen tükenmez kalemler içinde dördüncü sırada olan Triball 1003 tükenmez kalemlerinin uç kalınlığı 1.0 mm. Bu ürünlerin de mürekkep kalitesi oldukça yüksek. Fakat diğerlerinden farklı olarak, üçgenimsi bir gövdesi var. Ve bu nedenle, daha farklı bir yazı deneyimi sunuyor.

Bic Round Stick Tükenmez Kalemler

Listemizin beşinci sırasında ise Bic Round Stick tükenmez kalemleri var. Paket içi miktarı 60 adet olan bu ürünler de 1.0 mm uç kalınlığına sahip. Fakat mürekkepleri su bazlı değil, yağ bazlı. Bu nedenle, yüzeylerde daha dolgun ve parlak bir görüntü yaratıyor. Ve tabii, herhangi bir dağılma ya da bulaşma yapmıyor. Gövdesi de diğerlerinden farklı. Gövdede mürekkep renginde mat selefon kullanılmış. 60 yıldan uzun bir süredir yazı araç ve gereçleri alanında dünya liderlerinden biri olan Bic tükenmez kalemler, Türkiye’de ilk olarak 2006 yılında satışa sunuldu. O günden bu yana Bic ürünleri, Türk kullanıcılar tarafından oldukça beğenilmekte.

Ofix.com‘da satışını yaptığımız diğer tükenmez kalemleri inceleyebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler