Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Ursula Burns: Stajyerlikten CEO’luğa bir başarı hikayesi…

Yayınlandı

tarihinde

Ursula Burns ve Xerox hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

1980 yılında stajyer olarak girdiği dünyaca ünlü baskı teknolojileri şirketi Xerox‘un 2009 yılında CEO’luğunu, 2010 yılında başkanlığını üstlenen Ursula Burns, 2017 yılına kadar bu görevlerini başarıyla sürdürdü. 2014 yılında Forbes dergisi tarafından dünyanın en güçlü 22. kadını seçilen ve listeye girmeyi başaran ilk Afro-Amerikan kadın unvanını elde eden Ursula Burns döneminde Xerox, küresel fotokopi pazarında gücüne güç kattı ve sektöre pek çok yeniliği kazandırdı. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Ursula Burns’ün hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız.

Kısaca Ursula Burns

Ursula Burns, 20 Eylül 1958 tarihinde New York’ta dünyaya geldi. Ailesi Panama’dan göç ederek New York’ta yoksul kesimlerin yaşadığı Baruch bölgesine yerleşmişti. Para kazanmak için ütü ve temizlik işleri yapan bekar bir annenin üç çocuğundan ikincisi olarak dünyaya gelen küçük Ursula, Manhattan’da çok zor bir çocukluk dönemi geçirdi. Lise eğitimini Cathedral High School’da tamamladıktan sonra, 1980 yılında Brooklyn Polytechnic Institute’den (günümüzde New York University Tandon School of Engineering) makine mühendisliği alanında lisans derecesini aldı. 1981 yılında Columbia Üniversitesi’nde makine mühendisliği alanında yüksek lisansını tamamladı.

1980 yılında lisans eğitimi sırasında genç Ursula, Xerox şirketinde stajyer olarak çalışmaya başladı. 1981 yılında yüksek lisans derecesini aldıktan sonra, Xerox’ta makine mühendisi olarak işe başladı. Bu dönemde Xerox, küresel fotokopi pazarında üstünlüğü yakalamış, fakat pazarda rekabet de artmaya başlamıştı. Şirketin rakipleri karşısında öne geçmesi için Ar-Ge çalışmalarına büyük önem vermesi gerekiyordu. Genç Ursula bu dönemde, şirketin ürün geliştirme ve stratejik planlama birimlerinde çeşitli görevlerde bulundu.

Xerox’taki ilk yıllarında zamanının çoğunu araştırma laboratuvarında geçiren Ursula Burns’ün yetenekleri ve çalışkanlığı, çevresindekilerin dikkatini çekti. İş planlaması alanında çok ciddi birtakım sorunlar yaşayan Xerox’ta farklı ülkelerde faaliyet gösteren birimler arasında koordinasyonu sağlamak çok zor oluyordu. Mühendislik alanındaki yeteneklerinin yanı sıra iş planlaması ve koordinasyon konusunda da başarılı olduğunu gösteren Ursula Burns, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren şirketin idari mekanizmalarında bazı görevler almaya başladı.

Ursula Burns ve Xerox

1980’li yıllar, Xerox’un dünya pazarında liderlik yarışında hızlı bir ivme yakaladığı yıllardı. Baskı teknolojilerinde Chester Floyd Carlson ile birlikte yarattığı devrimleri yazıcılar ve dijital baskı sistemlerine başarıyla uygulayan şirket, bilgisayar donanımları için gerekli sistem desteğini sağlayarak dünya pazarında büyük bir güç elde etti. 1977 yılında piyasaya sunulan ilk lazer yazıcılar, Xerox’u baskı teknolojilerinde çok ileri bir noktaya taşımıştı. 1979 yılında bir ofis iletişim ağı olan Ethernet’in icadı ise Xerox tarihinin yanı sıra bilgi teknolojileri tarihinde de çok önemli bir dönüm noktasıydı.

1980’lerin sonlarına doğru Xerox, aşırı büyüme sonucu hemen tüm küresel şirketlerin bir şekilde yaşamak zorunda kaldığı yönetim sorunlarıyla karşılaştı. Bu dönemde geliştirilen dijital fotokopi makineleri, Xerox ürünlerine yönelik küresel talebi arttırmış ve şirketin tek merkezden yönetimini ciddi ölçüde zorlaştırmıştı. Ursula Burns, Xerox’taki kariyerinde çok önemli bir dönüm noktasını bu dönemde yaşadı. Şirketin o tarihte genel müdür yardımcılığını yapmakta olan Wayland Hicks, iş planlaması ve koordinasyon konusunda başarılarıyla dikkat çeken Ursula Burns’ü yönetici asistanlığına getirdi. Bu görevde 1 yıl bulunduktan sonra Burns, şirketin genel müdürü Paul Allaire tarafından yönetici yardımcılığına atandı.

1990’lı yıllarda Ursula Burns, şirketin küresel iş planlarının oluşturulması ve kontrolünün sağlanmasında üst düzey görevlerde bulundu. Ursula Burns tarafından geliştirilen stratejik büyüme vizyonu doğrultusunda Xerox, ürün yelpazesini fotokopi çekme, çıktı alma ve tarama yapma özelliğine sahip çok fonksiyonlu yazıcılarla genişletmeye başladı. Küresel yatırımlar konusunda ise Ursula Burns, şirketin yeni yatırımlar yapmasındansa satın almalar yoluyla büyümesi gerektiğine inandı. Bu vizyon doğrultusunda Xerox, 1998 yılında XL Connect Solutions Inc. şirketini, 2000 yılında ise Tektronix Inc. şirketini satın alarak renkli baskı ve görüntüleme alanındaki yatırımlarını güçlendirdi.

Xerox’un Zirvesindeki Kadın

1999 yılında Ursula Burns, küresel üretimden sorumlu başkan yardımcılığı görevine atandı. Bu dönemde Xerox’un pazar gücü yeni ürünlerle artmaya devam etti. 1 yıl sonra Burns, kurumsal stratejik hizmetler biriminde başkan yardımcılığı görevine getirildi ve şirketin CEO’su Anne Mulcahy ile yakın çalışmaya başladı. Anne Mulcahy yönetiminde ve Ursula Burns koordinasyonunda Xerox, 2002-2003 döneminde tam 38 farklı ürünü piyasaya sundu ve rakiplerinin pazar gücünü zorladı. Bu başarının ardından Ursula Burns, iş grubu operasyonları başkanı görevine getirildi.

2009 yılında Ursula Burns, Xerox’un CEO’su oldu ve bir yıl sonra şirketin başkanlığını üstlendi. CEO’luk döneminde Burns, dünyaca ünlü bilgi teknolojileri şirketi ACS’nin (Affiliated Computer Services) satın alınmasına öncülük yaptı. Burns’ün bu konudaki stratejik vizyonu, Xerox’un yalnızca ürün gruplarında değil, aynı zamanda hizmetler grubunda da büyümesini sağlamaktı. 2010 yılında gerçekleşen bu satın alma, Xerox’un ileride bilgi teknolojileri alanında sunacağı hizmetler için çok önemli bir dönüm noktası oldu.

Bu dönemde yaşanan bir diğer önemli gelişme de Ursula Burns’ün ABD Başkanı Barack Obama tarafından Beyaz Saray Ulusal STEM Programı’nın başkanlığına atanmasıydı. Bu görevi Burns, 2016 yılına kadar sürdürecekti. 2010 yılında Burns, yine Obama tarafından başkan yardımcılığına getirildi ve Xerox’taki görevlerinin yanı sıra İhracat Konseyi’ne liderlik yaptı. 2016 yılında Xerox, Xerox Corporation ve Conduent Incorporated şeklinde iki bağımsız şirkete ayrıldı. Bu süreçte Ursula Burns, Xerox’un başkanı ve CEO’su olarak görev yapmayı sürdürdü. 2017 yılında ise görevlerinden ayrıldı. Xerox Corporation günümüzde, yıllık 23 milyar dolar cirosuyla baskı teknolojileri ve belge yönetiminde dünyanın en büyük şirketlerinden biri olmaya devam ediyor.

Ofis dostu Xerox ürünleri Ofix’te!

Ursula Burns’ün başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirirken siz de kaliteli Xerox ürünlerini online satış sitemiz Ofix’te bulabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler