Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ütüde tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Ütüde tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimi her hafta istikrarlı bir şekilde sürdürmeye devam ediyorum. Bu haftaki bölümde ütüde tasarruf yöntemleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağım. Eğer içinizde, “Yahu ütünün yaktığı elektrik ne ki, zaten yarım saat sürüyor” diyenler varsa çok yanlış düşündüklerini söyleyebilirim. Hangi markanın hangi model ütüsü olursa olsun, elektrikli aletler içinde ütünün enerji sarfiyatı hepsinden daha yüksek düzeyde. Haftada yarım saatlik bir ütü işiniz bile tasarruf yöntemlerine dikkat etmezseniz önemli sonuçlar yaratır. Kalabalık bir ailede yaşıyorsanız bu konu çok daha önemli hale gelir. Haftada iki-üç defa ütü yapıyorsanız tasarruf yöntemleri daha da önem kazanır. Eğer ütü hizmeti veren bir işte çalışıyorsanız, zaten bu yöntemleri uygulamazsanız işletmeniz büyük bir elektrik faturasıyla karşılaşır. Devir tasarruf devri arkadaşlar. Bulabildiğimiz her fırsatı değerlendirip faturalarımızı düşürmeye çalışmamız lazım. Hadi bakalım, blog dizimin bu haftaki bölümü olan ütüde tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

Çamaşır yıkarken yumuşatıcı kullanın.

Konuya öncelikle çamaşır yıkamadan başlayalım sevgili arkadaşlar. Belki birçoğunuz biliyordur, ama bilmeyenler için söyleyeyim. Çamaşır yıkarken yumuşatıcı kullanmak çamaşırlara birçok bakımdan fayda sağlar. Öncelikle çamaşır yıkarken liflerin hareketini kolaylaştırır. Bu sayede sürtünmeden kaynaklı elektriklenmeyi önler. Çamaşırlar birbirine değerken dokularda yıpranma oluşmaz. Çünkü yumuşatıcı sayesinde liflerin etrafında koruma gerçekleşir. Yumuşatıcı ayrıca çamaşırlara güzel bir koku verir ve ferahlık hissini arttırır. Çamaşır yıkarken yumuşatıcı kullanırsanız bir taraftan çamaşırlarınız daha iyi korunur. Bir taraftan da ütülenmesi kolaylaşır. Öyle ki düşük sıcaklıkta bile bu çamaşırlar çok daha iyi ütülenir. Üzerlerinde statik elektrik bulunmadığı için ütü kolayca hareket eder. Hem ütüyü düşük sıcaklıkta çalıştırmak çamaşırların da korunmasını sağlar. Yumuşatıcı kullanmazsanız çamaşırlarınız hem yıkama, hem de ütüleme sırasında daha fazla yıpranır. Aynı zamanda da ütü yaparken enerji sarfiyatı artar. Bu yüzden ütüde tasarruf yöntemleri içinde ilk olarak yumuşatıcının önemine dikkat çekmek isterim. 

Çamaşırlarınızı asarken fazla kırıştırmayın.

Eğer çamaşır kurutma makineniz varsa çamaşır asmak gibi bir derdiniz yok demektir. Fakat böyle bir imkanınız yoksa çamaşırları asarken dikkatli olmalısınız sevgili arkadaşlar. Çamaşırları nasıl asmak gerektiğini hepimiz annemizden görmüşüzdür. Eskiden çamaşır makineleri bu kadar yaygın değildi. Hatta ben hatırlıyorum, anneannemin evinde merdaneli çamaşır makinesi vardı. Adı çamaşır makinesiydi ama birçok işlemi elde yapmak gerekiyordu. Artık bunlar çok geride kaldı. Günümüzde çamaşır makineleri çamaşırları fazla kırıştırmadan yıkayabiliyor. Ancak tabii ki de ağzına kadar doldurmamak şartıyla. Sonuçta çamaşırlarınız en güzel şekilde yıkanıp kurumaya hazır halde makineden çıkacak. Bunları asarken özenli davranmazsanız fena halde kırışırlar. Bu da ütüleme işini zorlaştırır. Ütü kullanımı aslında basit bir iştir. Ama bu işi maalesef birçok nedenden dolayı bizler zorlaştırıyoruz. Bazı durumlarda kazanlı ütü kullanımı bile zor oluyor. Özellikle elde çamaşır yıkamak çamaşırları çok kırıştırıyor. Bunları bir de özensiz asarsanız ütü tasarrufunuz epeyce zorlaşır. 

Çamaşırlarınız hafif nemliyken ütüye başlayın.

Havalar ısındı sevgili arkadaşlar, ne güzel değil mi? Özlediğimiz yaz günleri hızla yaklaşıyor. Üstelik bu yıl pandemi önlemleri de yok. Dışarıda güzel güzel gezip tozacağız. Ve tabii kıyafetlerimiz kirlenecek, çamaşır makinesini çalıştıracağız. Eskiden evlerde sabit bir çamaşır yıkama ve ütü günü olurdu. Genellikle Cumartesi günü çamaşır yıkanır, Pazar günü ütü yapılırdı. Artık pek böyle değil. Haftada belki iki, belki üç defa çamaşır makinesi çalıştıran aileler var. Çamaşırların kuruması için de artık eskisi kadar pek vaktimiz yok. Modern hayat bizi hızlı olmaya zorluyor. Ütüde tasarruf yöntemleri bağlamında çamaşırları hafif nemliyken ütülemek faydalıdır. Bu şekilde bir taraftan çamaşırın kuruma süresi kısalır. Bir taraftan da ütünün harcayacağı enerji azalır. Çamaşırlarınız günlerce çamaşırlıkta kalıyorsa olduğundan çok daha sert hale gelir. Bu nedenle ütülemesi zorlaşır. En iyi kazanlı ütü kullanımı bile bu gibi durumlarda gereksiz sarfiyat yaratır. Ütüde tasarruf yöntemleri bağlamında nemli çamaşırların sunduğu fırsatlar yüksek. 

Buhar kapasitesi yüksek ütüler tasarrufta avantaj sağlar.

Günümüzde bütün ütüler zaten buharlı. Buharsız ütüleri artık dekorasyon amaçlı nostaljik bir obje olarak kullanıyoruz. Buharlı ütüler kırışıklıkları açmada büyük bir kolaylık sunuyor. Ancak her birinin buhar kapasitesi farklı. Otel ve restoran gibi ütüsü çok olan işletmelerde buhar kapasitesi yüksek ütüler tercih edilir. Çünkü aksi durumda maliyet artar. Ütüde tasarruf yöntemleri içinde ütünün buhar kapasitesinin yüksek olması faydalıdır. Buhar yoğunluğu arttıkça çamaşır yıkama sırasında oluşan kırışıklıklar o kadar kolay açılır. Ütüde tasarruf yöntemleri içinde bu da ütü kullanımını azaltır. Buharlı ütü kullanımı konusunda markalardan ziyade buhar kapasitesi önemlidir. Bu konuda en iyi seçim aslında buhar kazanlı ütülerdir. Çünkü bunlar dakikada ortalama 100 ile 120 gram arasında buhar üretirler. Bunların basınç kapasiteleri 4.5 ile 6.5 bar arasında değişir. Ütü işlerinin yoğun olduğu otellerde, tekstil atölyelerinde 5 bar ve üzeri buhar kazanlı ütüler daha yaygındır. Ütüde tasarruf yöntemleri konusunda bu ütüler daha avantajlıdır. 

Buhar kazanlı ütüler günümüzde evlerde henüz yeterince yaygın değil. Oysa bu ürünlerin en buruşuk kumaşları bile hızlı ve kolayca açmak gibi bir özelliği var. Ayrıca buhar türünü kumaş çeşidine göre ayarlama konusunda da imkanları daha geniş. Eğer imkanınız varsa buhar kazanlı ütülerle çok daha iyi bir tasarruf sağlarsınız. Bu ürünler ek bir buhar kazanına bağlı şekilde çalıştığı için buharlı ütülere oranla daha yüksek kapasitelere ulaşıyor. Böyle bir imkanınız yoksa buharlı ütü almadan önce su haznesine ve elektrik gücüne mutlaka dikkat edin. Genel olarak 1.5 litre su haznesine sahip ve 2000 W gücündeki ürünlerin buhar kapasitesi yüksektir. Ancak yine de bu ürünlerin buhar kazanlı ütülerin basınç kapasitesinin çok altında kaldığını unutmayın. En iyi şartlarda aradaki fark yüzde 50 ile 60 arasındadır. Ütüde tasarruf yöntemleri içinde buna da dikkat etmek lazım. Kırışıklıkları açmak için harcadığınız güç ne kadar artarsa enerji sarfiyatınız da o kadar artar. 

Tabanı çizilmeye dayanıklı ve ısı iletimi yüksek bir ütü kullanın.

Belki birçoğunuz bugüne kadar hiç dikkat etmemiştir ama ütü tabanları arasında bazı farklılıklar vardır sevgili arkadaşlar. Piyasada en yaygın ütü çeşitlerinde dört farklı tabandan biriyle karşılaşabilirsiniz. Bunlardan biri alüminyum tabandır. Bu ütülerin fiyatları düşüktür. Ancak yapışmaya karşı dirençleri de düşüktür. Hatta ütüledikçe kıyafetlerde kırışmaya neden olurlar. Yapışmaz tabanlı ütüler, yüzeyde yapışmaya imkan vermez ve kırışıklık oluşturmaz. Paslanmaz çelik tabanlı ütüler, kıyafetler üzerinde çok yumuşak hareketlere imkan sağlar. Üstelik ısıyı eşit şekilde dağıtırlar. Seramik taban da dayanıklı ve sağlamdır. Isıyı da güzel iletir. Bu çerçevede alüminyum tabanlı ütülerden uzak durmanızı tavsiye ederim. Yapışmaz tabanlı ütüler ise enerji tasarrufu konusunda yetersiz kalabilir. Paslanmaz çelik ve seramik tabanlı ütüler tasarruf konusunda iyi bir seçimdir. Bütçenize göre bunlar arasında tercih yapabilirsiniz. Eğer fermuarı ve düğmesi çok olan ütü işleriniz varsa seramik taban daha iyi bir seçim olabilir. Çünkü paslanmaz çelik tabanlı ütülerde de bazen çizik oluşur. 

Ütünüzün buhar ve sıcaklık derecesini kumaş türlerine göre ayarlamalısınız.

Aslında bunu söylemeye gerek var mı, bilmiyorum sevgili arkadaşlar. Ama ben yine de bilmeyenler için söyleyeyim. Buharlı ütü kullanımı birçok avantaja sahip. Bu avantajlardan biri, kumaş türüne uygun buhar ve ısı ayarına sahip olmalarıdır. Giysileri düzleştirmek için öteden beri pek çok farklı yöntem kullanıldı. Mesela bundan uzun zaman önce ütülerin içinde kor halinde kömür kullanılıyordu. Fakat kumaşın yanmaması için korun sıcaklığını takip etmek gerçekten çok zordu. Günümüzde artık her ütüde buhar ve sıcaklık ayarı mevcut. Özellikle hassas kumaşları yüksek buhar ve sıcaklık derecesinde ütülemeye çalışırsanız bir daha kullanılamaz hale gelmelerine yol açabilirsiniz. Kumaş türlerine göre buhar ve sıcaklık derecesi ayarı ütüde tasarruf yöntemleri konusunda önemli kazanımlar sağlar. Böylelikle ütünüz fazla enerji sarf etmez. Enerji tasarrufu için alacağınız küçük önlemler büyük farklar yaratır. Tasarruf konulu blog dizimde daha önce de bu noktayı birçok defa vurgulamıştım. 

Ütü masanız yetersiz kalıyorsa değiştirmeniz lazım.

Biliyor musunuz sevgili arkadaşlar, ütü masasını 19. yüzyılda ütü yapmaktan sıkılan bir köle buldu. Afro-Amerikalı Sarah Boone tüm zamanını ütü yaparak geçiriyordu. Üstelik bu yorucu işin ardından birçok hakarete maruz kalıyordu. Sonunda isyan etti ve ütü yapmayı kolaylaştırmak üzere ütü masasını icat etti. Zaten insanlık tarihinde ortaya çıkan hemen tüm icatların ardında böyle bir ihtiyaç vardır. Yani hiç kimse hiçbir şeyi durup dururken icat etmiyor. 19. yüzyıldan beri ütü masaları çok değişti. Böylelikle farklı fonksiyonlar kazandı, farklı kullanım seçeneklerine imkan oluştu. Fakat ütü yaparken kullandığınız ütü masası ihtiyaçlarınıza karşılık vermiyorsa enerji tasarrufu konusunda hayal kırıklığı yaratabilir. Piyasada birbirinden güzel ve pek çok amaca uygun ütü masaları var. Ütüde tasarruf yöntemleri içinde eğer iyi bir ütü masası kullanırsanız bu size avantaj sağlar. Aynı zamanda da ütü yaparken daha az efor sarf etmenizi sağlar. Dolayısıyla ütü yapma süreniz kısalınca kalan süreyi başka işlerde değerlendirebilirsiniz. 

Ütülediğiniz çamaşırı asmak için fazla vakit kaybetmeyin.

Ütüde tasarruf yöntemleri konusunda dikkat çekmek istediğim noktalardan biri de ütü yaparken boşa harcadığımız zaman dilimleridir sevgili arkadaşlar. Sizi bilmem ama ben ütüyü gardırobumun hemen yanında yapıyorum. Ütülediğim kıyafetimi hemen asıyor, böylelikle vakit kaybetmiyorum. Eğer oturma odasında veya başka bir yerde ütü yapmak gibi bir alışkanlığınız varsa bundan vazgeçin derim. Çünkü giysilerinizi asmak için harcayacağınız zaman enerji tasarrufu konusunda başarısız olmanıza neden olur. Buhar kazanlı ütü kullanımı bile tasarruf yöntemleri dikkate alınmadığında hayal kırıklığı yaratır. Arada geçen süre, ütünün su haznesindeki suyun buharlaşmasına yol açar. Ütü işiniz çoksa, hazneyi tekrar tekrar doldurmak zorunda kalırsınız. Perde ütülemek için de yine fazla oyalanmamalısınız. Perdeyi ütüledikten hemen sonra asmanız lazım. Ancak bu iş uzun süreceği için ütünün fişini mutlaka çekmelisiniz. Aksi durumda ütüde tasarruf yöntemleri yetersiz kalır. Hep söylediğim gibi, tasarruf yöntemleri bütünlüklü bir konudur. Birini yapıp diğerini yapmazsanız elde edeceğiniz kazanımlar uçar gider. 

Ütü yaparken başka bir işle ilgilenmeyin.

Şu yaşıma geldim, “Ütü yaparken çok keyif alıyorum, hiç bitmesin istiyorum,” diyen birilerine hiç rastlamadım sevgili arkadaşlar. Buna ben de dahil olmak üzere, ütü yapmayı herkes yorucu ve sıkıcı bir iş olarak görür. Bu yüzden ütü yapmayı kolaylaştıracak ve can sıkıntımızı azaltacak şeylere ihtiyaç duyarız. Örneğin birçok kişi ütü yaparken televizyonu açar. Bazıları da telefonla konuşur. Aşağıdaki görsele iyi bakın. Görseldeki abimiz, ütü yaparken kendisini telefona fena halde kaptırmış. Şimdi demeyin ki ütü yapmak erkek işi değil, buna şükret! Hayır arkadaşlar, böyle cinsiyetçi yaklaşımların hiçbirini kabul etmiyorum. Çünkü kadın işi, erkek işi diye bir şey yok. Hayatta herkes her işi bir dereceye kadar yapar. Fakat önemli olan, yaptığımız işleri güzel şekilde yapmaya çalışmak. Bu abi, iş başa düştüğü için olsa gerek, ütüsünü kendisi yapmak istemiş. Ama ütü yaptığını unutmuş. Yanda bir de çocuk var. Böyle bir ortamda ve bu şekilde ütü yapılmaz. 

Ütüleme bitmeden fişi çekip tabanda kalan ısıdan yararlanın.

Ütüde tasarruf yöntemleri içinde bu yöntemi eskiler çok iyi biliyordu sevgili arkadaşlar. Bizim ailede kimi ütü yaparken görmüşsem bu yöntemi kullandıklarını da görmüşümdür. Bilmeyenler için söyleyeyim. Hangi marka ütü olursa olsun, ütünün fişini çektiğinizde ütünüz hemen soğumaz. Soğumanın gerçekleşmesi için belli bir süreye ihtiyaç vardır. İşte bu süre kravat, atkı, bere, eldiven ütülemek için en uygun zamandır. Bunları ütülemeniz için ütünün fişte olmasına gerek yok. Ütüleme zamanına dikkat ederseniz tasarruf yöntemleri konusunda avantaj sağlarsınız. Hatta bazı durumlarda ütüyü dik şekilde tutup yüzeye buhar püskürtmek bile yeterlidir. Çünkü yün eldivenlerin veya bazı atkıların öyle aman aman bir ütüye ihtiyaçları yoktur. Ancak zamanlamaya dikkat etmelisiniz. Aksi durumda ne yazık ki tek parça kravat için ütüyü yeniden ısıtmanız gerekir. Bu da enerji sarfiyatını arttırır. Tüm bu yöntemleri uyguladığınızda ütüde tasarruf yöntemleri eminim çok işinize yarayacaktır. 

Ütüde tasarruf yöntemleri ile bu haftanın da sonuna geldik sevgili arkadaşlar. Haftaya başka bir konuda tasarruf yöntemleri ile buluşuncaya kadar kendinize iyi bakın.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler