Bizi Takip Edin

Lifestyle

Yazı stilinden karakter analizi nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Yazı stilinden karakter analizi hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Grafoloji olarak adlandırılan yazı bilimi, 3 bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve pek çok kültür ve medeniyette yüzlerce yıldır itibar gören bir bilim dalı. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de grafolojiyle ilgili çalışmalar büyük ilgi görüyor. Fakat bu ilginin esas nedeni, günümüzde pek çok şirketin işe almalarda yazı stilinden karakter analizi yapması. İş başvurusu için dijital ortamda CV gönderdiğiniz halde şirket yetkilisi eğer yazılı bir form doldurmanızı istemişse, yazı stilinizden karakterinizi analiz etmek istemiş olabilir. Peki, yazı stilinden karakter analizi nasıl yapılır? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, bu konuyu ele alacağız.

Grafoloji nedir?

Önce biraz grafolojiden bahsedelim efendim. Başta da belirttiğimiz gibi grafoloji, yazı bilimi anlamına geliyor ve 3 bin yıllık bir geçmişe dayanıyor. İlk olarak Çince üzerinden yapılan el yazısı incelemelerinin, zaman içinde diğer toplumlarda kendi alfabeleri için de geçerli olduğu anlaşıldı. Grafoloji bugün artık, herhangi bir kültür veya medeniyetten bağımsız olarak tüm yazı stilleri hakkında genel özellikleri saptayan ve bunlar üzerinden zihin okumaya çalışan evrensel bir bilim dalı olarak kabul edilmekte. 

Her insanın tıpkı parmak izi gibi yazı stili de birbirinden farklı. Nitekim yazı stiliniz, parmak kaslarınızla ilgili olmaktan çok, doğrudan doğruya beyninizle ilgili. Beyin tarafından belirlenen yazı stiliniz, karakterinizi ve buna bağlı olarak davranış şekillerinizi yansıtıyor. Başka deyişle, yazı stilinizin aslında “beyin yazısı” olduğunu söyleyebiliriz. Yazı stilleri hakkında farkındalığınız arttıkça, sadece iş başvuruları için değil, hem günlük hayatınızda, hem de iş hayatınızda ilişki kurduğunuz insanların karakterleriyle ilgili çok önemli ipuçlarına sahip olabilirsiniz. Grafoloji ayrıca, bazı psikolojik hastalıkların teşhisinde de kullanılıyor; manik-depresif veya şizofren kişilerin bu hastalıkları, yazı stillerindeki biçimsel bozukluklara açıkça yansımakta.

Yönetici pozisyonu için yapılan iş başvurularında yazı stilinden karakter analizi yapmak, büyük şirketlerin ihmal etmediği konulardan biri. Çünkü, eğer iş planlamasından ekip yönetimine kadar iş hayatının en kritik aşamalarında görev yapacaksanız, karakterinizin en kolay ve en doğru şekilde analiz edilmesi büyük önem taşıyor. Dahası, başta Fransa olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde büyük küçük tüm şirketlerde, yalnızca yönetici pozisyonu için değil, hemen tüm pozisyonlar için yazı stilinden karakter analizi yapılmakta. Konuyla ilgili çalışmalara göre dünya genelinde ilk 500’de yer alan şirketlerin yüzde 80’inin insan kaynakları departmanlarında grafologlar çalışmakta.

Yazı stilinden karakter analizi nasıl yapılır?

Yazı stilinden karakter analizi yazının eğimi, büyüklüğü, baskı gücü, kuyruklu harfleri yazış şekli, noktalama işaretleri ve sayfa yüzeyini kullanım şekli üzerinden yapılmakta. Bununla birlikte, burada paylaşacağımız bilgilerin işe alınma süreçlerinizde ve kariyerinizdeki yükselişinizde size mutlak bir başarı kazandıracağını söylememiz mümkün değil. Bu bilgiler ne kadar objektif olursa olsun, sonuçta birer genelleme içermekte. Burada önemli olan esas nokta, grafolojinin iş hayatında önemli bir konu olduğu ve kariyer yönetimi için büyük bir farkındalık yarattığıdır.

Grafolojinin ortaya koyduğu veriler eşliğinde, kendiniz ve iş arkadaşlarınız hakkında farkındalıklarınızı yükseltebilir, yazı stilinizi vermek istediğiniz mesajlara uygun bir şekilde geliştirebilirsiniz. Kariyerinizde yükselmek istiyorsanız, grafoloji size yardımcı olacak unsurlardan yalnızca biridir. Kariyerinizi yükseltmek için yazı stilinizi geliştirmenin yanı sıra bilgi, donanım, iletişim yeteneği, sorun çözme becerisi gibi konularda da kendinizi geliştirmelisiniz.

Eğimli Yazı Stilinden Karakter Analizi

Eğimli yazılar, sağa veya sola doğru eğimli olabilir. Grafolojide bu iki yazı stilinin farklı anlamları mevcut. Yazınızda eğim yoksa ve dik yazı stiline sahipseniz, bu sizin bağımsız bir kişiliğe sahip olduğunuz ve bir parça kural tanımaz olduğunuz anlamına gelmekte. Bu tür bir yazı stilini hafif sağa eğimli şekilde değiştirmeyi deneyebilirsiniz.

Sağa Eğik Yazı Stili

Grafolojiye göre sağa eğik yazanlar, güçlü bir iletişim yeteneğine sahiptir. Bu kişiler ayrıca, kontrolü ellerinde tutmayı ve ilişkilerinde öne çıkmayı severler. Genel olarak akıl ve duyguları arasında dengeli oldukları da söylenebilir. Fakat, sağa eğik yazma düzeyi arttıkça, karar alma süreçlerinde duygularının başat hale geldiği değerlendirilmekte. İş hayatı açısından baktığımızda, sağa eğik yazanların satış pazarlama ve müşteri ilişkileri alanlarında daha başarılı oldukları söylenebilir. 

Sola Eğik Yazı Stili

Sola eğik yazmak, kişinin detaylara önem verdiğini, her ayrıntıyı düşündüğünü ve teyit etmek istediğini gösteriyor. Üstelik, solak olmadığı halde kişinin sola eğik yazabilmesi, estetik beğenilerinin yüksek olduğunu ve yaptığı işleri hep daha güzel şekilde yapmak istediğini yansıtıyor. Fakat bu kimseler, yaptıkları işleri içten bir sahiplenme duygusuyla en iyi şekilde yapmak istiyor. Eğer yaptıkları işlere müdahale ettiğinizi düşünürlerse, bundan hiç mi hiç hoşlanmıyorlar ve cevaplayamayacağınız sorular sorarak müdahaleci yaklaşımları engellemeye çalışıyorlar.

Sola eğik yazmak ayrıca, içe kapanık bir kişiliğin işareti olarak değerlendirilmekte. İş arkadaşınız eğer böyle bir yazı stiline sahipse, onunla pek sık iletişim kurmaya çalışmayın. O isterse sizinle iletişim kuracaktır. İş arkadaşınızı olduğu gibi kabul etmeli, onu değiştirmeye çalışmamalısınız.

Büyüklüğe Göre Yazı Stilinden Karakter Analizi

Yazınızın büyüklüğü de yine, grafolojiye göre karakterinizi yansıtan önemli bir ipucu olarak değerlendirilmekte. Gerek iş hayatınızda, gerekse özel yazışmalarınızda ne fazla büyük, ne de fazla küçük harfler kullanmalısınız. Orta büyüklükte yazılar hem kişisel, hem de iş imajınızı olumlu yönde geliştirmenize katkı sağlayacaktır.

Büyük Yazı Stili

Büyük yazı stiline sahip olanların dışa dönük, dost canlısı ve samimi insanlar olduğu kabul edilmekte. Bu kişiler, ego içermeyen yüksek bir özgüvene sahiptir. Kurdukları ilişkilerde bilgi ve donanım zenginliklerini kibre kapılmaksızın yansıtırlar ve özgüvenleri yüksek olduğu için başkalarına karşı kıskançlık beslemezler. Sosyal açıdan doğrulanmış ya da genel kabul görmüş normlara karşı kayıtsızdırlar. Karar alma süreçlerinde daha çok vicdani değerlendirmeleri esastır. Toplumun büyük bir bölümünün doğru olarak kabul etmediği bir konuda eğer vicdanları doğru hükmünü vermişse, kimin ne düşüneceğine bakmadan inandıkları şeyleri yaparlar.

Küçük Yazı Stili

Küçük yazı stili, kişinin akıl ve mantıkla hareket ettiğinin, duygularını kontrol etmeye özen gösterdiğinin bir yansıması olarak kabul edilmekte. Bu kişilerin akademik ve entelektüel yetenekleri oldukça yüksektir. Parlak bir zihne sahip oldukları için, yeteneklerini yüksek bir yaratıcılık gerektiren işlerde sergilemekten büyük keyif alırlar. Beğenilmek ya da öne çıkmak gibi bir beklentileri yoktur. Yaratıcılıklarını özgürce sergilemek ve yaptıkları işlerden keyif almak isterler.

Ne var ki, yaratıcılıklarını engelleyen veya baskılamaya çalışan kişilere karşı biraz acımasız olabilmekteler. İş hayatında üstleriyle bir anlaşmazlığa düşerlerse, akıl ve mantık silahını kullanarak kendi düşünce ve görüşlerini kabul ettirinceye kadar mücadele ederler. Küçük yazı stilinden karakter analizi, yüksek bir yaratıcılık yeteneği gerektiren işlerde personel alımı için isabetli sonuçlar doğurabilir. Fakat, bu kişilerin yaptıkları işlere pek müdahale etmemenizi tavsiye ederiz.

Baskı Gücüne Göre Yazı Stilinden Karakter Analizi

Baskı gücüne göre yazı stilinden karakter analizi yaparken grafolojide iki konuya dikkat edilmekte. Bunlardan ilki, harfleri koyu ve kalın yazmak. Diğeri ise harfleri ince ve silik yazmak. Bu iki yazı stili de iş hayatı için olumlu bir imaj vermemekte. Yazı yazarken kalem türleri üzerinde ne fazla baskı uygulamalı, ne de zayıf kalınmalı. Fakat, kalemi tutuş şekliniz parmak kaslarınızdan çok beyninizle ilgili olduğu için, bu konularda iyileşme sağlamak için önce benliğinize odaklanmanız gerekiyor. 

Harfleri Koyu ve Kalın Yazmak

Kalemi yüzeye fazla bastırarak harfleri koyu bir şekilde yazmayı tercih ediyorsanız, bu sizin biraz gergin ve alıngan bir karaktere sahip olduğunuz mesajını vermekte. Etrafınızda olup bitenlere hızlı bir şekilde tepki verip istediğiniz şekilde hareket etmeyen insanlara çok kolay kızıyorsanız, iş hayatında türlü sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Özellikle de verilen sözler yerine getirilmediğinde çok kızıyor ve ilişkiyi kesmeye kadar giden duygusal tepkiler veriyorsanız, iş ilişkilerinizi uzun süre korumanız kesinlikle mümkün olmayacaktır.

Böyle bir karaktere sahipseniz, yazı stilinizi değiştirmenin yanı sıra, karakterinizi de iş hayatıyla uyumlu hale getirmelisiniz. Şunu unutmayın ki işler yapmakla, sorunlar tartışmakla bitmez. İşinizi aşırı sahiplenmeye ve önemli önemsiz her şeye alınganlık göstermenize hiç gerek yok. Siz üzerinize düşen görevleri yerine getirin, gerisini bırakın üstleriniz düşünsün.

Harfleri İnce ve Silik Yazmak

Yazı stiliniz eğer ince ve silik şekildeyse, karakter analizi bakımından bu sizin zarif ve kırılgan bir kişi olduğunuz anlamına gelebilir. Fakat, bu karakter özelliğinizden etkin bir şekilde yararlanabilmeniz için empati yeteneğinizi güçlendirmeli, duygusal zekanızı yükseltmelisiniz. İş ilişkilerinizde aşırı zarif ve kırılgan davranırsanız, karşı taraf üzerinde etkinlik gücünüzü yitirebilirsiniz. 

Kuyruklu Harflere Göre Yazı Stilinden Karakter Analizi

Kuyruklu harflere göre yazı stilinden karakter analizi yaparken g, p ve y harfleri ile h, l ve t harflerinin ne şekilde yazıldığına bakılmakta. Yazı stiliniz konusunda olumlu bir imaj vermek için bu harflerin kuyruklarını pek uzatmamaya dikkat etmelisiniz.

G, P ve Y Harflerini Uzatmak

G, p ve y harflerinin kuyruklarını eğer basık bir şekilde yuvarlıyorsanız, saldırgan bir karaktere sahip olduğunuz imajını verebilirsiniz. Bu harfleri eğer yuvarlamak yerine kanca şeklinde yazıyorsanız, kişisel güvenliğe özen gösteren ve risk almayı pek sevmeyen bir karaktere sahip olduğunuz imajını verebilirsiniz.

H, L ve T Harflerini Uzatmak

H, l ve t harflerinin üst kısımlarını olması gerekenden uzun tutmanız, kendinize yüksek hedefler koyduğunuz ve iktidar hırsına sahip olduğunuz anlamına gelebilir. Hatta bu kısımları çok daha abartarak yazıyorsanız, gerçek dışı hedef ve amaçlar peşinde koşan ve hayalperest bir karaktere sahip olduğunuz imajını verebilirsiniz. Oysa bu kısımları olması gerektiği şekilde yazarsanız, bu sizin için olumlu bir imaj yaratır ve her konu üzerinde etraflıca düşünüp doğru kararlar alan bir insan olduğunuz düşüncesini uyandırır. 

Noktalama İşaretlerine Göre Karakter Analizi

Noktalama işaretlerini ne şekilde kullandığınız da yine yazı stilinden karakter analizi konusunda önemli ipuçları vermekte. Noktalama işaretlerini baskın bir şekilde ve sıkça kullanıyorsanız, bu sizin titiz ve kuralcı bir insan olduğunuzu düşündürür. Bu işaretleri eğer belirsiz bir şekilde ve seyrek kullanıyorsanız, pek titiz olmadığınız ve yeterince analitik düşünmediğiniz mesajını verebilir.

Sayfa Yüzeyini Kullanım Şekline Göre Karakter Analizi

Grafolojide sayfa yüzeyini kullanım şekliniz de yine, karakteriniz konusunda birer ipucu olarak değerlendirilmekte. Burada şu üç konuya dikkat etmelisiniz; kağıt kenarlarındaki boşluklar, sözcükler arasındaki boşluklar ve satırlar arasındaki boşluklar.

Sayfa Kenarlarındaki Boşluklar

Sayfa kenarlarındaki boşluklar, kendinizi hayatın içinde nasıl konumlandırdığınızı yansıtmakta. Sayfanın eğer sol tarafında geniş bir boşluk bırakıyorsanız, bu durum canlı bir kişiliğe sahip olduğunuz ve oturmayı pek sevmediğiniz anlamına gelmekte. Eğer yeterince boşluk bırakmıyorsanız, bu sizin temkinli bir insan olduğunuz ve her şeyden etkin bir şekilde yararlanmak istediğiniz anlamına gelir.

Sayfanın sağ kenarında fazla boşluk bırakmak, bilinmeyene karşı duyulan korkunun bir yansıması. Eğer sağ kenarda yeterince boşluk bırakmıyorsanız, bu ise biraz sabırsız olduğunuzu düşündürür. Sayfayı sonuna kadar kullanmak ise mekanı kullanım şeklinizde akıl ve mantığı zorladığınız mesajını verir. 

Sözcükler Arasındaki Boşluklar

Sözcükler arasında fazla boşluk bırakmak, özgürlük ve bağımsızlığa çok değer vermek anlamına geliyor. Bu tür kişiler bir sorunla karşılaştıklarında, sorunun kaynağını tespit edip çözüm üretmek için fazla beklemeye gerek duymazlar. Fakat, sözcükleri birbirine çok yakın bir şekilde yazıyorsanız, bu sizin birlik ve beraberlik duygunuzun yüksek olduğunu gösterir. Ve iş hayatı için bu durum olumlu bir özellik gibi görünse de iş ortamında zaman zaman oluşan gereksiz kalabalıklara baktığımızda, bu özelliğin her zaman iyi ve olumlu bir özellik olduğunu söyleyemeyiz.

Satırlar Arasındaki Boşluklar

Satırlar arasında fazla boşluk bırakmak, olaylara sakin bir pencereden ve serinkanlılıkla bakabiliyor olma mesajını vermekte. Fakat, satırlar arasında yeterince boşluk bırakmıyorsanız, enerji dolu bir insan olduğunuz ve oturmaktan pek keyif almadığınız düşünülebilir. Satırları aşağıya doğru kaydırıyorsanız, bu da üzgün veya yorgun olduğunuzu düşündürür. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Çağrı Özüpek

    9 Ağustos 2019 saat 22:43

    Harika bir derleme olmuş, aslında bu konuda öğretmenler çok şanslı ellerin de çok fazla miktarda done var 🙂

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler