Bizi Takip Edin

Lifestyle

Çamaşır suyu nedir ve nasıl kullanılır?

Yayınlandı

tarihinde

Çamaşır suyu almadan önce Ofix Blog'u ziyaret edebilir, çamaşır suyu siparişlerinizi Ofix.com üzerinden verebilirsiniz.

Temizlik ve hijyen amaçlı kullanılan ürünler arasında çamaşır sularının ayrı bir yeri var. Güçlü kimyasal bileşiklere sahip çamaşır suları, temizlik ve hijyen konusunda hem kolay, hem de etkili çözümler sunuyor. Halihazırda devam eden koronavirüs salgını nedeniyle çamaşır sularına ilgi her geçen gün artıyor. Evlerde ve işyerlerinde kullanılan çamaşır suları sayesinde enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmalardan kurtulmak mümkün. Fakat bununla birlikte, çamaşır sularının güçlü kimyasal bileşiklere sahip olması, kullanım sırasında bazı konulara dikkat etmeyi zorunlu hale getiriyor. Çamaşır suyu kullanırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında farkındalıklarımız arttıkça, çamaşır sularının zararlı etkilerinden korunabilir, temizlik ve hijyen konusunda daha sağlıklı sonuçlar elde edebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, çamaşır suları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Çamaşır suyu nedir?

Çamaşır suyunu kısaca, beyaz çamaşırların temizliğinde ve bazı yüzeylerin dezenfekte edilmesinde kullanılan bir kimyasal olarak tanımlayabiliriz. Piyasada pek çok markanın farklı bileşiklere sahip çamaşır suyu çeşidini bulmak mümkün. Her birinin kimyasal içeriği farklı olmakla birlikte, yaklaşık yüzde 2 ile 10 oranında değişen sodyum çözeltisi içerdiğini söyleyebiliriz. Sodyum çözeltileri içinde en fazla tercih edilenler sodyum hipoklorit, sodyum perborat monohidrat, sodyum perborat tetrahidrat ve sodyum perkarbonat çözeltileridir. Sodyum çözeltilerinin yanı sıra çamaşır sularında hidrojen peroksit veya kalsiyum hipoklorit gibi farklı bileşikler de kullanılabilir. Çamaşır suyunun beyaz çamaşırları ağartma etkisi, beyazlatıcı olarak kullanılan bileşiklerin gücüyle yakından ilgilidir. Yüzey temizliğinde kullanılan çamaşır suları ise mikroorganizmaları yok etmek için farklı birtakım kimyasal bileşiklere sahiptir. 

Çamaşır suyunun içinde ne var, diye merak ediyorsanız, aslında farklı markaların ürünlerinde farklı kimyasal bileşikler kullanılır. Bununla birlikte, hemen hepsinin sodyum bileşikleri içerdiğini ve hijyen sağlamaya dönük kimyasal maddelerle güçlendirildiğini söyleyebiliriz. Çamaşır suyunun içeriği nedir, diye merak ediyorsanız, bu içeriğin genellikle sodyum bileşiklerinden oluştuğunu söyleyebiliriz. Beyaz çamaşırlara uygulanan çamaşır suları, çamaşırların beyazlamasını sağlar. Üzerindeki lekeleri çıkarır ve rengini açar. Çamaşır sularının bu etkisi, kimyasal bileşimlerinde bulunan maddelerin gerçekleştirdiği oksidizasyon yoluyla sağlanır. Ancak ürünleri çamaşırlara doğrudan uygulamaktan kaçınmak gerekir. Aksi durumda istenmeyen görüntüler oluşabilir.

Çamaşır suyu ne işe yarar?

Çamaşır sularıyla ilgili en çok merak edilen konulardan biri de çamaşır suyunun ne işe yaradığıdır. Bu konuda en çok, çamaşır suyu ne için kullanılır diye sorulur. Aynı şekilde, çamaşır suyu mikropları öldürür mü, sorusu da merak konusudur. Çamaşır suyu denildiğinde akla genellikle çamaşır beyazlatma gelse de günümüzde çamaşır sularının çamaşır temizliğinin yanı sıra yüzey temizliğinde de sıkça kullanıldığını görüyoruz. Hatta günümüzde renkli çamaşırlar için uygun özelliklere sahip farklı çamaşır suları olduğunu da görmekteyiz. Yüzey temizliğinde ise en çok banyo, tuvalet ve mutfak temizliğinde çamaşır sularının tercih edildiğini söyleyebiliriz. Bu ortamlarda temizlik ve hijyeni sağlamak güç olduğu için çamaşır suları kolay ve etkin çözümler sunmakta. Mikroplar ve mikroorganizmalar için çamaşır suları son derece güçlü bileşiklerdir. 

Çamaşır suyu çeşitleri nelerdir?

Çamaşır suyu çeşitlerinin genel olarak ikiye ayrıldığını söyleyebiliriz. Bunlardan ilki, klasik sıvı çamaşır sularıdır. Bu ürünler klasik çamaşır suyu olarak da bilinir. Diğeri ise kıvamlı çamaşır sularıdır. Bu ürünler aynı zamanda jel çamaşır suları olarak da bilinir. Gramaj bazında çamaşır suları, 750 gram ile 30 kg arasında değişen farklı çeşitlere sahiptir. Evlerde daha çok 750 ve 800 gram ile 1 kg’lık ürünlerin tercih edildiğini söyleyebiliriz. Ev dışı ortamlarda ise daha çok 5 kg ve üzeri ürünler tercih edilmekte. Çok kişinin çalıştığı kalabalık işyerlerinde ve sanayi tesislerinde ise 30 kg’lık çamaşır sularının tercih edildiğini görmekteyiz. Çamaşır suyu çeşitleri arasında bir diğer farklılık da ürünlerin taşıdığı parfümlerle ilgilidir. Piyasada en çok dağ esintisi, limon, okaliptüs, okyanus, çam, orman ve çiçek kokulu ürünlerin ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. 

Çamaşır suyu nasıl kullanılır?

Çamaşır suyu kullanımı hem temizlik ve hijyen kalitesi, hem de sağlık açısından son derece önemli bir konudur. Bu konuya ilişkin olarak, çamaşır suyu kaç dakika bekletilir, çamaşır suyu ne kadar kullanılır, çamaşır suyu mikropları kaç dakikada öldürür, gibi sorular sıkça sorulmaktadır. Her şeyden önce, bu sorulara ilişkin en doğru cevapları ürünlerin kullanım kılavuzunda bulabileceğinizi belirtelim. Nitekim, ürünlerde kullanılan kimyasal bileşiklerin niteliğine göre bekleme süreleri farklı olabilmekte. Bununla birlikte, banyo ve tuvaletlerde yüzey temizliğinde kullanılan çamaşır sularının bekleme süresinin 10 dakika ile yarım saat arasında değiştiğini söyleyebiliriz. Fayans, küvet, lavabo vb. yüzeyler için ortalama 15 dakikada iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Eğer klozet temizliği için kullanacaksanız, çamaşır suyunu yüzeyde yaklaşık yarım saat tutabilirsiniz. 

Çamaşır suyu kullanımında bir başka merak konusu da çamaşır suyu ne kadar sulandırılmalı, sorusudur. Bu sorunun cevabı da markadan markaya değişmekle birlikte, çamaşır sularının bol suyla seyreltilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Nitekim, bileşimlerinde bulunan etken maddeler son derece güçlü çözeltilerdir ve az miktarda bile etkin sonuçlar verirler. Ki bu durum, çamaşır temizliğinde kullanılan çamaşır sularını seyreltme konusunda çok daha önemlidir. Çünkü çamaşır suyunu çamaşıra doğrudan uygulamak yüzeyde istenmeyen görüntülerin oluşmasına yol açar. Çamaşır suyu lekesi nasıl çıkar, diye merak ediyorsanız, bu işlemin çoğu zaman etkin sonuçlar vermediğini söyleyebiliriz. Lekesini çıkarmak için kullanılan metil alkol, yüzeyde kısmi bir iyileşme sağlar, yüzeyi eski haline getirmez. 

Çamaşır suyu yüzeye nasıl uygulanır?

Hassas yüzeylere uygulamak için her şeyden önce, yüzeyin çamaşır suyu kullanımına uygun olup olmadığını mutlaka kontrol etmelisiniz. Özellikle mutfak temizliği söz konusu olduğunda başta inox yüzeyler olmak üzere birçok yüzey çamaşır suyuyla temizlik için uygun özelliklere sahip değildir. Bu gibi yüzeyleri temizlerken seyreltilmiş çamaşır suyu kullanımı bile yüzeylerde istenmeyen durumların oluşmasına yol açar. İnox yüzeyler gibi hassas yüzeyleri, sadece bu ürünlerin kullanım kılavuzunda temizlik bölümünde belirtilen temizlik malzemeleriyle temizlemelisiniz. Yüzey eğer çamaşır suyuyla temizlik için uygun özelliklere sahipse, hassas yüzeylere çamaşır suyunu doğrudan uygulamak yerine sünger veya temizlik beziyle ve seyrelterek uygulamalısınız. Hassas yüzeylere az miktarda bile olsa doğrudan uygulanacak çamaşır suları da yüzeyin zarar görmesine neden olabilir. 

Fayans, küvet, lavabo vb. yüzeylerin temizliğinde ise çamaşır suyunu çok gerekmedikçe doğrudan uygulamaktan kaçınmalısınız. Yüzeye doğrudan uygulanan çamaşır suları hem ürünün israfına yol açar, hem de durulama işlerini zorlaştırır. Bunun yerine bir kova içinde ürünü seyrelttikten sonra uygularsanız hem israftan kaçınmış olursunuz, hem de durulama işleriniz kolaylaşır. Klozet temizliği içinse çamaşır suyunu klozete doğrudan uygulayabilirsiniz. Bu noktada, çamaşır suyu kullandıktan sonra ne yapılmalı, diye merak ediyorsanız, bir süre beklemeniz gerekir. Bu süre değişmekle birlikte, ortalama 15 dakika kadardır. Klozet temizliğinde bekleme süresini yarım saate kadar çıkarabilirsiniz. Ne kadar suya ne kadar çamaşır suyu kullanacağınız ise temizleyeceğiniz yüzeyin durumuna göre değişir. Klozet temizliğinde örneğin, ürünü hiç seyreltmeden doğrudan uygulayabilirsiniz. Lavabo temizliği içinse çamaşır suyu miktarı, fayans temizliğine oranla bir miktar fazla olabilir. 

Çamaşır suyu zararlı mıdır?

Çamaşır suyu doğrudan zararlı olmamakla birlikte, yanlış kullanım sonucu bazı zararlı etkilere yol açabilir. Nitekim, çamaşır suyu zehirlenmesi gibi durumlar çamaşır sularının aşırı ve yanlış kullanılması halinde sıkça rastlanan durumlardır. Çamaşır suyu cilde değerse ne olur, diye merak ediyorsanız, az miktarda temas bile cilt üzerinde kızarıklık ve yanmaya yol açabilir. Miktar arttıkça bu şikayetlerde de artış oluşabilir. Çamaşır suyu öldürür mü, diye merak ediyorsanız, yoğun miktarda çamaşır suyuna maruz kalma durumunda hayati tehlikelerin oluştuğunu söyleyebiliriz. Eğer deterjan ve özellikle tuz ruhu gibi güçlü kimyasallarla birlikte kullanılırsa, benzer tehlikeler yine söz konusu olacaktır. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için çamaşır suyunu başka hiçbir temizlik maddesiyle karıştırmadan kullanmak gerekir. 

Ofix.com’da çamaşır suyu satışları ne durumda?

Online ofis marketiniz Ofix’te çamaşır suyu grubunda oldukça geniş bir ürün portföyümüz var. Ve koronavirüs salgınıyla birlikte talebi artan ürünler arasında çamaşır suları dikkat çekiyor. Nitekim, salgının henüz ilk ayında çamaşır suyu satışlarımız büyük bir artış göstermiş ve en çok sattığımız ürünler listesinde çamaşır suları 27. sıradan 5. sıraya yükselmişti. Aradan geçen 1 yılın ardından satışlarımızın artarak devam ettiğini görüyoruz. Son 1 yıl içinde çamaşır suyu satışlarımız 2019’a göre adet bazında %36.2 oranında artarken, ciro bazında artış oranı %42.7 olarak gerçekleşti. Litre bazında artış oranımız ise %29.7 oldu. Son 1 yılda klasik sıvı çamaşır sularının satışı azalırken kıvamlı çamaşır suyu satışlarımız %42.2 oranında arttı. Marka bazında baktığımızda, en yüksek satış başarısını Domestos yakaladı. En çok satan ürünümüz Domestos ultra yoğun çamaşır suyu dağ esintisi 750 g oldu.  

Ofix’te satışı devam eden tüm çamaşır suyu çeşitlerini inceleyebilirsiniz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler