Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofisiniz yeterince güvenli mi?

Yayınlandı

tarihinde

Ofisinizi daha güvenli hale getiren 10 ürün hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizde çeşitli nedenlerle iş kazası risklerine maruz kalabiliyoruz. Bu riskleri ortadan kaldırmak ve ofisimizi daha güvenli hale getirmek için iş güvenliği ve sağlık gereçleri büyük kolaylık sağlıyor. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofisinizi daha güvenli hale getiren 10 ürünü kısaca tanıtacağız.

Ceyhanlar Kaygan Zemin Levhası

Listemizin ilk sırasında, Ceyhanlar kaygan zemin levhası var. Islak ve kaymaya müsait ortamlarda çalışanları ve diğer kişileri korumak için üretilen bu ürünler, tüm kaygan zemin ve merdiven ağızlarında kullanılabilir özellikte. 24 x 61 cm ölçüsündeki bu ürünlerin renginin sarı olması, işaret levhalarıyla ilgili teknik standart ve yönetmeliklerin gereği. Kolay taşınabilir, katlanabilir ve kullanımı pratik bu ürünleri sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Çakır Yangın Tüpü

Ofisinizi daha güvenli hale getiren 10 ürün listemizin ikinci sırasında, Çakır yangın tüpü var. İş güvenliği alanında en önemli ihtiyaçlardan biri olan yangın tüpleri, ofiste yangın ile baş etmede büyük avantaj sağlıyor. 6 kg ağırlığındaki bu ürünler A, B ve C sınıfı yangınlarda kullanılabilmekte. Kuru kimyevi tozlu, pirinç tetik vana tertibata sahip ve 18 bar çalışma basınçlı bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

İş Koruma E19 İş Eldiveni

Listemizin üçüncü sırasında, İş Koruma E19 iş eldiveni var. 89/686/EEC direktiflerine uygun ve EN 388 sertifikasına sahip bu ürünler yüksek dirençli olup elleri mekanik risklere karşı korumakta. Islak ve kuru koşullarda dahi kusursuz performans sergileyen bu ürünleri ofiste ellerinizi mekanik risklere karşı korumak için kullanabilirsiniz. Kırmızı polyester astar üzerine siyah lateks kaplı bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Viola 400 Valente Koruyucu Gözlük

Ofisinizi daha güvenli hale getiren 10 ürün listemizin dördüncü sırasında, Viola 400 Valente koruyucu gözlük var. Kırılma ve çizilmeye karşı dirençli polikarbonat şeffaf lense sahip bu ürünlerde alın ve kenar koruması mevcut. 86/686/EEC direktiflerine uygun, EN 166 ve EN 170 sertifikasına sahip bu ürünleri ofiste gözlerinizi zerrecik ve sıçramalara karşı korumak için kullanabilirsiniz. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Teo 205V Ventilli Toz Maskesi

Listemizin beşinci sırasında, Teo 205V ventilli toz maskesi var. Sıcak ve nemli ortamlarda tozdan korunmak için tasarlanan bu ürünlerdeki polipropilen dış tabakalar, yumuşak bir hat oluşturarak lif kaybını önlüyor ve dayanıklılığı arttırıyor. Kullanılmadığı zamanlarda boyunda asılı kalabilen bu ürünler gözlük veya kulaklıkla da kullanılabilmekte. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Ar-An 192995 Kulak Tıkacı

Ofisinizi daha güvenli hale getiren 10 ürün listemizin altıncı sırasında, Ar-An 192995 kulak tıkacı var. Ofiste çalışırken yüksek sese maruz kalıyorsanız, kulaklarınızı bu ürünlerle koruyabilirsiniz. Yarı çapı 12 mm olan bu ürünlerin ses sınırı 37 db. Paket içi miktarı 200 adet olan bu ürünleri sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Ar-An 840079 İşyeri İlk Yardım Seti

Listemizin yedinci sırasında, Ar-An 840079 işyeri ilk yardım seti var. İşyerlerinde ilk yardım çantası bulundurma zorunluluğunu karşılamak için bu ürünler iyi bir seçim olabilir. 59 parçadan oluşan bu setin içinde soğuk kompres, sargı bezi, steril gaz kompres, antiseptik solüsyon, flaster, çengelli iğne gibi temel ilk yardım malzemeleri var. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Braun Solüsyonlu Göz Duşu

Ofisinizi daha güvenli hale getiren 10 ürün listemizin sekizinci sırasında, Braun solüsyonlu göz duşu var. 500 ml hacmindeki bu ürünler, göze giren yabancı maddelerin dışarı atılmasını sağlamakta. Gözü kir, toz, metal veya tahta parçacıklarından koruyan bu ürünleri sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Essafe GE 1536 Baret

Listemizin dokuzuncu sırasında, Essafe GE 1536 baret var. İşyerlerinde başı koruma amacıyla kullanılan ürünlerin başında gelen baretler, iş güvenliği açısından büyük önem taşımakta. Eğer başınızı vurma veya başınıza bir şeyler düşme riskine sahip bir iş yapıyorsanız, bu ürünlerle kendinizi iş kazalarına karşı koruyabilirsiniz. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Pars HSC 110 S2 İş Ayakkabısı

Ofisinizi daha güvenli hale getiren 10 ürün listemizin onuncu sırasında, Pars HSC 110 S2 iş ayakkabısı var. Çelik burunlu ve suni deri bu ürünler, iş güvenliğinin sıkı bir şekilde uygulanması gereken alanlarda çalışanlar için iyi bir seçim olabilir. Suya ve yağa karşı dayanıklı bu ürünlerde kaymayı önleyen özel bir taban mevcut. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer iş güvenliği ve sağlık gereçlerini buradan inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler