Bizi Takip Edin

Lifestyle

Avukatlar Günü’nüz Kutlu Olsun!

Yayınlandı

tarihinde

Avukatlar Günü için özel fırsatlar Ofix.com'da...

Bugün günlerden 5 Nisan Avukatlar Günü. Öncelikle tüm avukatların bu değerli ve anlamlı gününü tüm Ofix ekibi olarak kutluyoruz. Temel insan haklarından biri olan savunma hakkının en doğru şekilde kullanılabilmesi için avukatlık mesleğine büyük sorumluluklar düşüyor. Görevlerini yerine getirirken avukatların karşılaştıkları sorunlar, savunma hakkının gereğince kullanılmasına ve adaletin tesis edilmesine zarar veriyor.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 5 Nisan Avukatlar Günü, hukukun korunması ve adaletin tesis edilmesi için avukatların ne kadar önemli bir görevi yerine getirdiklerinin anlaşılmasına vesile olacak. Bu değerli ve anlamlı günde, adaletin yapı taşlarından biri olan avukatlar için Ofix ekibi olarak biz de bir şeyler yapalım istedik. Hazırladığımız Avukatlar Günü’ne Özel Kaçırılmayacak Fırsatlar! kampanyamızda, avukatlık bürolarında en sık kullanılan masaüstü gereçler, dosyalama ve arşivleme ürünleri, gıda ve temizlik ürünleri, kağıt ürünleri, teknolojik ürünler ile mobilya ve dekorasyon ürünlerinde % 35’e varan indirim fırsatları sunuyoruz.

Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, hem Avukatlar Günü’ne ve avukatlık mesleğinin önemine kısaca dikkat çekeceğiz, hem de kampanyamız kapsamında bazı ürünleri tanıtacağız.

Avukatlar Günü nasıl ortaya çıktı?

Önce biraz Avukatlar Günü‘nden bahsedelim efendim. 5 Nisan 1923 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, Ankara Barosu’nun açılışını gerçekleştirdi. Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk defa 3 Ocak 1934 tarihinde düzenlenen Türkiye Avukatlar Birliği toplantısında bu günün anısına 5 Nisan, Avukatlar Günü olarak adlandırıldı. Bu toplantıda ayrıca, Türkiye genelinde faaliyet gösteren tüm baroların tek bir çatı altında toplanması görüşü dile getirildi ve konuya ilişkin çeşitli öneriler sunuldu.

24 yıl sonra, 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir Ticaret Odası’nda yapılan toplantıda, Barolar Birliği’nin kuruluş çalışmalarına başlandı. Yapılan araştırmalar sırasında, ülkemizde ilk olarak İstanbul Barosu’nun 70 yıl önce yine 5 Nisan tarihinde kurulduğu anlaşıldı. Ve aynı güne isabet eden bu tarihsel olayları anmak için, 5 Nisan’ın Avukatlar Günü olması kararlaştırıldı.

Avukatlık mesleği niçin önemlidir?

Hukukun korunması ve adaletin tesis edilmesi için avukatlık mesleğinin gereği ve önemi son derece büyük. Nitekim avukatlık, gerek bireyler arasında, gerekse birey ile devlet arasında yaşanan sorunların yasalara ve hukuka uygun bir şekilde çözülmesini sağlayan çok değerli bir meslektir. Öyle ki, tarih boyunca tüm toplumlarda en saygın mesleklerden biri olarak kabul edilmiştir. Avukatlarına değer vermeyen bir toplumda hukukun korunması ve adaletin tesis edilmesi mümkün değildir.

Ofix’ten Avukatlar Günü’ne Özel Fırsatlar!

Ülkemizde her yıl binlerce avukat görevine başlıyor. Henüz staj dönemlerinde kullanmaya başladıkları avukatlık bürolarının hem şık, hem de kullanışlı olması çok önemli. Avukatlık bürosunu yeni kurmak isteyen veya bürosunda değişiklik yapmak isteyen avukatlar, ofis mobilyalarından ofis sarf malzemelerine varıncaya kadar tüm alışverişlerinde büyük bir titizlikle hareket ediyor. Yazımızın bu kısmında, online ofis marketiniz Ofix’te yeni başlayan Avukatlar Günü’ne Özel Kaçırılmayacak Fırsatlar! kampanyamız kapsamında bazı ürünlerden kısaca bahsedeceğiz.

STD Arşiv Tipi Delgeç

Avukatlık bürolarında çok sayıda belgenin dosyalanması için büyük bir özen gösterilmekte. Bu işler için masa tipi delgeçlerden farklı olarak arşiv tipi delgeçler daha uygun. Bu ürünlerle arşivleme işlemleriniz sırasında iş yükünüz büyük oranda azalacaktır. 6 mm kalınlığa kadar kağıt delme kapasitesine sahip STD arşiv tipi delgeçler, döküm metalden üretilmekte. Bu ürünlerle aynı anda 75 ile 100 sayfa arasında kağıdı delebilirsiniz.

Lüks Mahkeme Dosyası

Avukatlık bürolarında en sık kullanılan ürünlerden biri olan mahkeme dosyaları, tüm dava süreçlerinin takibi için özel olarak tasarlanmış ürünlerden biri. Ön yüzeyindeki açıklama kısımları, iş yükünü hafifletmek için oldukça kullanışlı. 1. sınıf hamurdan elde edilen bu ürünlerin paket içi miktarı 25 adet.

A4 Fotokopi Kağıdı

Çıktı almak ve fotokopi çekmek, avukatlık bürolarında en sık yapılan işlerden biri. Kağıt tasarrufu sağlamak için fotokopi kağıdının iki yüzünü kullanmak gerek. Bu iş için 80 gramlık fotokopi kağıtları daha uygun.

Canon Pixma Renkli Yazıcı

Görüntü teknolojilerinde devrim yaratan Canon markasının yazıcı ve baskı çözümleri, ofislerin en sık sipariş verdiği ürünler arasında. Ofisimizde her ne kadar dijital dönüşüm yapıp çıktılarımızın sayısını azaltmak istesek de avukatlık bürolarında her gün çok sayıda çıktı almak gerekebiliyor. Canon Pixma renkli yazıcı, dakikada 8.8 sayfa çıktı vermekte. Kartuş verimliliği ise 6-7 bin sayfayı buluyor.

Rulopak Tuvalet Kağıdı

Hijyen ve konforu bir araya getiren Rulopak markası, ofiste hijyen konusunda etkin ve pratik çözümler sunuyor. Tuvalet hijyeninin en önemli unsurlarından biri olan tuvalet kağıtları, 120 x 96 mm ölçüsünde ve tümüyle selülozdan üretilmekte.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler